Ebu Hanefi

24
NUMAN YUNUS’a der ki: “Odun taşırken miyarını verdin. YUNUS miyarı, kümbet diyarı. Simmi olsan, yoldan gelsen; deryada buluşmak nasibimiz.”

18-2
VEREN’i bilmezsen, ‘Şükür.’ demezsen, NUMAN’dan geleni nasıl bilirsin? (NUMAN HAZRETLERİ, Hanefi mezhebini kuran ULU.) Anlaşılmadı. ALLAH’ım her ömür kulunun, ALLAH YOLU’nun başına, bir ULU koymuş. O ULU, yolundan sorumlu olmuş. Kulun yolu, NUMAN’ın elinden geçer.

25
“Nasibin verilişi kulu yanıltmasın, ‘Ne olacak?’ demesin; olacağın gelişi, şüpheyi atan kişi tarafından görülür.
MEYDAN kulun, kul yolun, yol ALLAH’ımın.”

12
“Aşına su katana, sen de bir kepçe ayır; bereketi olsun.” 

7-4
“Aynayı aldığın elin ise, baktığın yüzündür. Gül de bak ki; aydın gelsin, gönül açsın.”

20
“Dağın verdiği, kulun gördüğü kadardır; toprağın verdiği, kulun doyduğu kadardır. Cümle dünya kullarının nasibini verir.” NUMAN der ki: “Yol, yozanla değil, bozanla dolmasın. Yozan, kendinedir kahrı; bozan, yoladır zararı. Yolu bozan, kazma ile kazan; gelenin yolunu da kapar.”

4
“Yol, yol içinde olmaz; kul, kul içine girmez. Sevilen kula söz edilmez, sevilişi ULU’sundan da olsa. ALLAH’ım ona, o sevgiyi layık gördü ki, o vesileyi sebep kıldı.”

15
“Ham olan denmesin, hamlık gönüle yakıştırılmasın, bedende olana gönülden ölçü vurulmasın.” 

6
“Geçmişi silmezsen, geleceği açamazsın; köprüyü kurmazsan, öbür yakaya geçemezsin. ‘Usanmadık dünyadan.’ derseniz; usanmaya gelmediniz ki, kuyuyu yolunuza örnek almadınız ki. Gemiye her dileyen yolcu biner, gideceği yeri kaptana sorar. Ondan öteye yolu düşünmez. Sadece gemideki yolcularla hoş geçinmesi gerekir. 

1 aralık
“Dinde aranan, gönle konulandır. Çevreye uymayı, elbet bilmeli; sözde arananı, gönülden demeli. ‘CAN’ım.’ dedikte; CANAN’a uymalı, bedeni silmeli, dünyayı bölmeli.” 

12
“Dikilen her perde, açılan pencereyedir. Olmayan, olanın sözünü geçirir. Her tartışma, kulunu geçene götürür. Verdiğimiz dedik, selamı ile geldik. Var isem varlıktan, yok isem darlıktan. Meyve yiyen dalını kırdı ise, nadanlıktan. Yemedi verdi ise nazanlıktan.” 

24
EYVALLAH diyelim, sözü NUMAN’a verelim. “Buyruk bayraktan mıdır, yoksa aylaktan mıdır? Buyruk hayrattandır. Veren, YARATAN’dır. Nigarında görülen, seherinde örülür. Her yağan kar güzellikle karılır. Görgü ile varılır. Amade olduk, ‘ALLAH’ım!’ dedik, cümlede bulduk. ‘DOĞAN’ın verenine uydursun.’ dedik, niyaza vardık. Gelişte aranan, gidişte bulunur. Geldiği gibi soyunulur. Elbet giydiğini bırakırsın.” dedi, NUMAN yürüdü.

30
“Arpa tanesi yere düştü ise, gelene nasip verdiğindendir. Yerden toplanan senin, toplanmayan onundur.” 

15-1
Diyarından gelene, işinden söz edene sözümüz açık. Karşımızda olana. Kapattığını değil, açacağını düşünsün, asmaya su götürse, dalından alacağını düşünsün. Evet. Alandan olalım, VEREN'i bilelim, olduğumuz gibi kalalım. Çanak çömlek DOST KAPISI açtırır, aç olana niyazını ettirir, komşu komşuya sırat köprüsünü geçirtir. 'Sırat köprüsü var mıdır?' diyene de ki: 'Sırları attığında, köprüyü geçtiğini görürsün.' Unutulmasın, aç sofrayı açtırır, doyurduğun köprüden geçirir. Ağacın gölgesine duralım, DOST KAPISI'nı niyaz ile vuralım. 'SEN'den gelene EYVALLAH dedik, SEN'den geleni niyaz ile yedik.' diyelim, şafakta yerden göğe yükselen sese kulak verelim, niyaz ile biz de o seslere katılalım. Güneş'ten gelenin, cümleye verenin vergisine talib olalım. Niyazının gölgesiz olduğunu bilesin. Gelenin kementsiz olacağı billinsin. Danışılan, duanın direğidir, dünyanın gereğidir. Oyuna gelir, sevgisi çok olur. NUMAN sözünü verdi, dünyada sıkıntıya perde gerdi. “Kumun doğruyu verdiği, kulu dilenene götürdüğü söylenir. Danışalım gelelim, sohbete getirelim.” dedi, NUMAN söze girdi: (HANEFİ HAZRETLERİ mi,  HACI BAYRAM HAZRETLERİ mi?) Evet. (EBU HANEFİ HAZRETLERİ) “Yol münasip denilene, yolum açık verilene. HACI BAYRAM anılır, dost elinden verilir. Ayna senden yol benden. Güzel gördüm hal cümleden olsun.” dedi, NUMAN sözü bağladı.

1 mart
“Her öğüt, yazılanın açığıdır. ‘Nerden, nasıl?’ demeden katılır isek, aldığımızı biliriz. ‘NUMAN ile söyleşelim, bir bahçede bekleşelim.’ dersin, her öğünde HAK lokması yersin. Aldığın kadar bulacak, günü geldiğinde niyaz ile buluşacaksın.” dedi, yolu dilenen güne bağladı, selamladı yürüdü. 

8
“Çok anılan söz verir, bildiği kadar güzeli görür. ‘Aldım, verdim…’ diyene, NUMAN selamın iletir… ‘Ulaşılamayacak kadar uzak…’ dediğin her var olana, niyet kurar adım atarsan, ulaşırsın. Gözün verdiği, sadece kainatın sergilediği… Açılan her kapıda O vardır. O’na talib olursan, elbet doğduğun an giydiğin artık sana dardır”

22
“Her renk güzeldir, ÖZ’ünü bilirsen, yollar güzeldir, düzünü bulursan. YUNUS’um ile sözüne gelirsen, yaprak-yaprak dolarsın, HAK ADI’na belenirsin, ezelden öyle bilinirsin. Dağlar taşlar buluşur, kum deryaya gelişir, her zerresi bilişir, MEVLÂNA AŞK diye söyleşir. Adımız NUMAN’dır, kaydımız YEMEN’dir, bilmediğimiz kula amandır. ALLAH dedik AŞK ile, DOST’a döndük meşk ile. Danışılan her sözde, danışanın kaygusu olmasa, övününüz gönlünüzdeki köşk ile.” dedi, NUMAN selamladı 

ağustos
“Elmayı soya-soya değil, saya-saya yiyesin, şifa olur diyesin. Adım NUMAN diye bilinir. Askıya koyduğun her sebze nefesini daraltır. Kuru. Tazesini bulasın, her aşına sarımsak ilave edesin. Taze de aşa da. Eğmeyi dilersen başını, yeter demeden bırakma aşını. ‘Kemer daralsın!’ diyene de ki: kemeri belde tutarım, boş mide ile nasıl yatarım? Yemeği yemeden bir bardak süt içersin.” dedi, NUMAN cümlenizi selamladı yürüdü

29
“Ayağından ezilmez karınca, gölgeyi bildiğin kararınca. Ne ayırırsın, ne de ayrı geleni kayırırsın. ALLAH’ım RAZI olsun, yolunuzda, gönlünüzde.” dedi, NUMAN selamladı yürüdü.