'YA ALLAH! Amman' diyenin koruyucusu,
ferman yazanın haddini bildiricisi.
ALLAH’ım, dileyen kuluna verir.
SEVGİSİ’ni zorla kabul ettirmez, ettirene yol vermez. Sevgi zorla olmaz, ALLAH’ım zor kullanmaz.
‘Ceza?’ derseniz, kula eziyet etmeyen kuluna dokunmaz. Her verilen bir cürmün eşitidir.
ALLAH’ım, verdiğini ceza olsun diye değil,
hayır olduğu için verir.
Hata ile kul cezalanmaz.
Yeter ki hatasını bilsin,
‘ALLAH’ım affet’ desin.
‘Her olay, ALLAH’ımdan cezadır.’ denilmez.
Ceza dahi olsa, senin hayrın için verilir.
Nasıl ki ana baba,
çocuğunun terbiyesi için hatasında cezalandırırsa, ALLAH’ım da kulunun taşlı yolunu düzeltsin diye
önüne maniler koyar.
Kulun gönlü açık ise, olana uyar.
O’ndan ceza beklemeyin.
AF EDİCİ oluşu ADI iledir.
Hiçbir kul, ALLAH’ıma isyan ettiği için
mertebesinden düşmez.
Af dilemesi yeter.
Sadece kula ettiğinin cezasını görür.
Kul hakkını düşünelim,
sadece para ile ölçmeyelim.
Kulun dünyada yaptığı, dünya cezası ile çekilir.
ALLAH’ım görür, her kula layık olanı verir.
Yanılmayın.
‘Gördüğüm cezaya layık mıyım?’ demeyin,
olayları ceza diye görmeyin.
Kulun kum misali olması gerekir.
Taş oldukta, taşı kuma vurursan eritemezsin.
Taşı taş ile erittiğinde, kendini kum ettiğinde;
'Ceza' dediğin sana sefadır.
Yol ehline ceza mı gerekir?
Hal ehline, eza mı yaraşır?
Eğer eza ceza dersek,
adımıza kulluk mu yaraşır?
BEHLÜL’üm
cümlenizi kendinden kendine yargıya çağırdı.
"Sakın yargının sonunda
kendinizi cezalandırmayın,
mükafatlandırın..."
|