Keramet
19-2
Aymayı bilen, kendini bulsun;
bulamadı ise, yaratılana baksın.
Kâmil olan bilir, bilmeyene verir.
Ne var ki, verenin verdiğini bilmesi,
HAK YOLU’nda olması gerekir.
HAK YOLU’nda olana, kuldan şahit aranmaz.
Kâmil olan kuluna, ALLAH’ım keramet verir,
onu kula tanıtır.
Kerameti görülenin şahite ihtiyacı yoktur.
Dünya ile ahireti ayıran çoktur.
Ne var ki, dünya ile ahireti beraber yürütmek,
kerametin en yüksek mertebesini bulmaktır.
Bulduk, verdik.

5
mucize, olağanüstü hallerde olur,
PEYGAMBERLER’den gelir.
Bizlerden ancak keramet görülür.
Keramet her kuldan gelmez, PİR kuldan gelir.

26-1
‘MÜRŞİT-İ KAMİL’im’ diyebilen,
keramet- maharet sahibi olabilendir.
Kerameti ile kulu bulabilendir,
mahareti ile yolunu verebilendir.

13
Keramet beklenmesin,
‘Kuluna mahsustur’ denmesin.
Kainatın yaratılışı, her olayın dürülüşü;
kerametten uzak mıdır?
Kendi doğuşunu düşünsen,
kerametin içinde olduğunu görürsün.
YUNUS

22
Marifeti dilersen, ehlinden ol;
kerameti dilersen, men edilenden uzak kal.
Men edilen, sorguya düşülmeyendir.

28
Hiçbir olayda keramet aramamalı.
Her olay yerli yerinde, sadece görenin gözündedir.

3
Kesafet, kuşun uçtuğu yerde değildir;
keramet, kulun düştüğü yerde değildir.
Eğer YARATAN’ın VERDİĞİ’ne,
‘Keramet’ dersen;
sen de kerametin kendisisin.
Keramet; kulun eremeyeceğidir,
kulun kula veremeyeceğidir.
Sen seni yapabilir misin?
Bir bedene CAN verebilir misin?

5
Sabırda selamet vardır,
selamette keramet vardır.

21
Kainatta yaratılan her şeyde,
kerameti bulursun

17
Olağan görülmeyen her olaya 'Keramet!' dersen,
yapının kapısını çok ararsın!
YUNUS

17
"...Keramet arayana de ki:
‘Yaratılmış olmak, selamettir;
kendini bulmak, keramet.’  "
dedi, HACI BAYRAM