![]() KEVSER’in verildiği, ‘RESULÜN’ denildiği gün; MİRAÇ günü idi. O gün RESULÜ’ne sunuldu. KEVSER’i okuyan, RESULÜ’ne tabi olandır, ALLAH’ımın VERDİĞİ’ni, RESULÜ’nden dileyendir. Niyazında bulacaksın, içmiş kadar olacaksın. Gökyüzü yedi kat, kainat onsekizbin perde. Her kulun gücünde o’nu bilelim. Onda ALLAH’ımın TECELLİSİ’ni görelim. KEVSER SURESİ’nin elden ele değil, doğrudan RESULÜ’ne sunulduğu bilinsin. Her verilen, MELEĞİ eli ile geldi. KEVSER SURESİ doğrusuna verdi. ![]() "...DOST SOFRASI kuracağız, nefiste olan her zoru kıracağız; aşımız bellidir, KEVSER ŞARABI sunacağız." dedi, VEYSEL’im ![]() ‘Yaprağı sayacağım, sevgim ile sevgiliye doyacağım.’ dediğin her günde içtiğin her yudum su, KEVSER ŞARABI olur. ![]() “Destimde dolu olan, bana halimi bulduran, AŞK’ı ile gönlümü dolduran, KEVSER ŞARABI oldu, adım ayyaşa kaldı, HAYYAM gönlünü kainata saldı. Ne derlerse desinler, cümlesi HAYYAM’ı dost bilsinler.” ![]() KEVSER ŞARABI’nı içtik, ‘DOST!’ dedik en güzelini seçtik; görgüde sevgide, dar geleni sildik. Selam olsun, aldığımız selamlara cümlesi ADI’nı versin. (KEVSER ŞARABI’ndan murat nedir?) KEVSER; boyundaki damardan doğruya getiren, AŞK’ına düşenin sözünü bitiren, gönlündeki dumanı silip AŞK’ına düşüren. (Daha açık veremez misiniz?) Bir damlası, bir hamleye bedeldir. Bağdan toplamazsın, dilden katlamazsın; gönülden aldığın ile, kainata saldığına ilhamdır. Maddeyi sildiğin güne, manaya güldüğün güne; KEVSER, duyanın olur, var olmanın bilincine uyanın olur. “Doğruyu bildim geldim, en güzel güne doldum geldim, destiye KEVSER ŞARABI koydum geldim.” dedi, YUNUS’um sözü aldı: “RESULÜ’nün himmetidir. MİRAC’ında aldığı, RABB’inin kendisine sunduğu; Güneş’ten parlak, kardan ak, bal misali tatlı, kainata yetecek katlı. ‘Ümmetim ile paylaşayım, sunduğum her damlada onlarla halleşeyim.’ dedi de RESULÜ, aldığı KEVSER ŞARABI’nı onun ile olanlara payladı, ‘Daha gelene’ dedi, peyledi. Yerden göğe niyazımız BÜTÜN’edir. Dağlar taşlar, kurtlar kuşlar hep eğilirler, ‘Bir damla alalım’ derler; aldıklarına öğünürler, alamayanlar için dövünürler. (Alabilmek için, nasıl olmalı?) KEVSER, RABB’imin sadece RESULÜ’ne sunduğudur; RESULÜ ümmeti ile paylaşır. DOST olalım, DOST kalalım, DOST’u gönülde bulalım, KATI’na öyle talib olalım. Bir damlası bir ümmete çok gelir, -(Şah damarı ile ne ilgisi var?)- her zerrede alan kulu çok görür. Bu gün, her zerremde göz vardır, söz vardır. Doymayı diliyorsak, bu günde uymaya dönelim. Çünkü; MEVLANA’yım; açık. Her zerre birbiri ile DOST olmuştur, -(KADİR GECESİ’nin özelliği mi?) EYVALLAH.- her zerre birbirine DOST selamı vermiş, kim olursa olsun her yaratılmışın zerresi, -(KEVSER’in dağılışı mı bu gece?)- hücresinden çıkmıştır. EYVALLAH. (KEVSER’in bu gece dağıtıldığı gece mi oluyor?) EYVALLAH. ![]() “Zaman; seni sana bildirir, beni sana buldurur, AŞK bağına girdikte bardağına KEVSER ŞARABI doldurur.” dedi, HAMZA DOST ![]() “KEVSER ŞARABI dersen, doymayı bilmelisin, her zerreni AŞK ateşinde görmelisin; akıl mantık gönül birliğini, komşu ile, arkadaş ile, dost ile, post ile kurmalısın!” dedi, YUNUS’um ![]() " 'KABE’ye varayım, bilgine sorayım' dedim, RABB’ime niyaz ettim. Düşümde RESULÜ’nü gördüm; ‘KABE sendedir, sen KABE’de. Duyandan olursan, söz sendedir, saz sende.’ dedi, gönlüme KEVSER ŞARABI’nı sundu..." SARI ANA ![]() "...KEVSER, yerini bilenlerin ŞARABI’dır!" dedi, YUNUS’um ![]() Kendi kendimize gerçeğin aynasını tuttuk, RABB’imin EMRİ ile KEVSER ŞARABI’nı tattık, gönülden gönüle sular gibi aktık. ![]() Gönüller bağı evini bulduysa, damla-damla KEVSER ŞARABI’nı aldıysa; uzayan güne değil, aradığı yöne ulaşır. ![]() “Her varolan, yaratılmışlığın yorumunu bilir; ne var ki, örtülü perdeyle oturur. Açalım-geçelim, BİR’lik kabından KEVSER ŞARABI’nı içelim.” dedi, KAYGUSUZ |