Pir
17
Cümlenizin bir yolu, hepinizin bir PİR’i vardır.
Ne şaşılır, ne kaçılır.

1 Ekim-1
Hiç bir PİR, göçünden sonra üzerine söz almaz,
ALLAH’ım izin vermez.
‘Neden?’ dendi.
Çünkü VELİ, dünyadan göçmeden;
kumunu elediğini, HİKMETİ’ne erdiğini gösterir,
kula bildirir, ondan sonra göçer.
O zamana kadar, her kul gibi görünen deli,
VELİ’liğini otaya koyar.
Bilinen VELİ’nin arkasından söz edilmez.
Söz edildi ise, o VELİ değildir.

2
Daha önce dedim;
MEVLÂNA’nın ahfadındanım diyen,
güne kadar övünen kullardan;
MEVLÂNA bir daha yetişmedi.
Neden?
Sırtını MEVLÂNA’ya dayadığından.
Tarikat ehli de öyledir.
Bir yol tutar, bir PİR’e uyar, ona dayanır gider.
Her tarikatın PİR’i, tarikat ehli değildir.
Ancak onunla ve ondan sonra tarikat kurulur.
Bu şu demektir.
PEYGAMBERİMİZ’den
ve ALLAH’ımın EMRİ’nden değildir.
Ancak o PİR’e duyulan saygıya-sevgiye hürmettir
gönül yolundan alınan selamettir.
Olay budur.
Kul sükuneti o PİR’in yolunda gidende bulur.
Elbet zararlı değildir.

25
Büyük ateş, küçük ateş yok, hepsi bir.
Her ateş veren PİR.

5
mucize, olağanüstü hallerde olur,
PEYGAMBERLER’den gelir.
Bizlerden ancak keramet görülür.
Keramet her kuldan gelmez,
PİR kuldan gelir.

13
Her kul, yolunu bir yönden bulur.
Her PİR kuluna gücünce ziyafet verir.
Kiminin kuzu kızartması,
kiminin fasulye kaynatması.
Yanlış anlaşılmasın dediğim.
Her PİR’in veriş gücüdür.
 Buradaki zenginlik manadandır.
Verenin ölçüsü, ne senden ne benden.

17
Suyun arıtmadığı dünya kiri var mıdır?
Açık vergide, kapalı görgü olmaz;
PİR olan, gayrısını bilmez;
PİR olmadan, dünyayı silmez.

4
O’nun olanı bulman için, O’na varman gerekir.
O’nu bulursan, O’ndan olanı görürsün.
O’nu bilmeden, O’na varmadan;
O’ndan olanı bilemezsin.
PİRLER, O’nu buldukları için,
O’ndan geleni, O’ndan olanı bildiler.
Hepsi aynı.
Uymayan olmaz.
Söz HAK’tan ise, şahit istemez.

2 mart
YUNUS'um sözü aldı:
"Her dala bülbül gelmez,
her gülün rengi bir olmaz,
 her biliyorum diyen, PİR sayılmaz.
Rengini, dengini, ahengini bilmeli,
'Dünyayı; geldiğim, gördüğüm,
olduğum gibi bırakacağım.' demeli."

19
Ana baba bir değil,
bilmeyen kul PİR değil
VEYSEL

24
“Güneş ilimde var,
Güneş zulümde var,
Güneş kalemde var.
Yol sorarsan ABDAL’a;
‘Gölgede kalma!’ der,
‘Güneşe yat!’ demez.
Her yolun verdiği BİR’edir,
sanmayın PİR’in verdiği zoradır;
‘Zor!’ diyen, kulu Güneş’e yatırandır.
Müymin olan, akıl mantık cevherini kullansın,
desin ki; ‘Ağaç var, gölgesine girerim,
Güneş’i öyle seyrederim’
Aldığım RESULÜ’nden olsun,
beni bende bulsun!”
dedi, PİR SULTAN ABDAL selamladı.