![]() ALLAH’ım PEYGAMBERLER’i EVLİYALAR’ı niye gönderdi? Kötüyü uyarmak için. ![]() ENBİYA nerde mi? ALLAH’ımın HUZURU’nda. Yerine değil, RUH’una duacı olun. RUH’unu yardımcı alın. ![]() elbet her kul, YUNUS’tur MEVLÂNA’dır. Yaratılışta eksiklik olmaz. Kul nefsi ile o VERGİ’yi harcarsa, elbet uzak kalır. Yoksa, RESULÜ’nden ve PEYGAMBERLERİ’nden başka, kullarında özellik olamaz. Harcayan ile harcamayanın yolu, aynı kalmaz. ![]() ‘RUH gelmez’ diyene de ki; ‘RUH gelmezse, ALLAH’ım göndermez mi?’ Kim gelir, PEYGAMBERLER’e kim iletir? ALLAH’ımın gönderdiği, çok YÜCE RUHLAR vasıtasıyla. Niyazları, kitapları ne verir? ![]() Koyun olsa, yolu verse, gider misin? Yolunu versin, karınca olsun. Koyun sürüsünü güder misin? Güdenden olmak için, VEREN’den kaftan almak gereklidir. Koyun sürüsü dedim, kuzu sürüsü değil. Kuzuya koyun gerek, koyuna çoban gerek. Ben koyun, siz kuzularım. Çoban ALLAH’ımdan fistan alan, kaftan giyen PEYGAMBERLER. Koyunun postunu giyenler, ‘ALLAH’ım VERDİ’ diyenler, VERDİĞİ’ni bilenler. Postun manası, koyun oluşundan. Otur posta, selam ver DOST’a. ![]() Her kul PİR olsa, her gönül NUR olsa; PEYGAMBER’e, EVLİYA’ya ne hacet kalırdı? ![]() ‘FAHR-İ ALEM’ dedik, güllerin en güzelini sevdik, çünkü o’nda kâinatın sözcülüğünü bulduk. FAHR-İ ALEM ne demektir? Alemin gönül sözcüsü. Gönül sözcüsü ne demektir? Kulun gönlünü, yolunu ALLAH’ıma bağlamak. Bu vazife de yalnız FAHR-İ ALEM EFENDİMİZ’e verilmiştir. Her PEYGAMBER bir yolu gösterir; FAHR-İ ALEM EFENDİMİZ, bütün yolları bağlar. Bütün yollar, aynı deryayı bulur. Her PEYGAMBER kendi ümmetini peşine alır, HAZRETİ MUHAMMED ALEYHİSSELAM EFENDİMİZ’in huzurunda yerini alır. O'nun “Ümmetim.” dediği odur. (EFENDİMİZ, bütün insanlık alemi için mi ‘Ümmetim’ diyor?) Elbet. Düşünseniz ya o’ndan evvel gelenlerin günahı ne? Ve benim sözüm odur; kim olursa, ne olursa gelsin, o’nu bulsun. Çünkü o, ne senin, ne benim, FAHR-İ ALEM’in. Her kul, gönlü ile bulur. Ne yazık bulduğunu kaybedenlere, verilen NUR’u harcayanlara, ALLAH’ımdan öksüz kalanlara. ![]() mucize, olağanüstü hallerde olur, PEYGAMBERLER’den gelir. ![]() ALLAH’ım her yarattığının gönlüne, KENDİ’nden verir. KUR’AN’ı kulağına üfler. Ne var ki perdeli kullarına, PEYGAMBERLER’i EVLİYALAR’ı gönderir. ‘Nasıl?’ dersiniz. PEYGAMBERLER’e biat edenler de kuldur, isyan edenler de. Biri perdeli, biri perdesiz. ‘ALLAH’ımdan mıdır?’ derseniz asla. Kula dünya uygun gelirse, perdesini kapar. ![]() ‘Hata’ dendi. Hatayı PEYGAMBERLER dahi yaptı, çünkü onlar da kul idi. ![]() Numune veren ALLAH’ım, ‘YOLUMUN REHBERİ’ DER, PEYGAMBERLER’e İZİN AÇAR. ALLAH’ımın YOLU’nda olmayan, PEYGAMBERLER’den kaçar. ![]() Dünyanın vergisi neden olmasın, kul dilerse neden bulmasın? Kayıp da kazanç da mevcuttur. Kazanç olmayacak ise, PEYGAMBERLER gelmezdi, EVLİYALAR demezdi. ![]() BEZM-İ EZEL’de kulun kaderi yazılıdır, AŞK’ı değil. AŞK’ı oradan yazılaydı; ne HAZRETİ MUHAMMED mağaralarda olur, ne İSA çarmıhta görülür, ne MUSA Tur dağına varırdı. ‘AŞK O’ndan, meşk O’ndan’ der otururdu. Halbuki hepsi O’nun AŞKI’nı aradı. En son aradığını gönlünde buldu. Mademki her kul O’nun NURU ile gelmiş, aynı şartlarla bezenmiştir. PEYGAMBERLER elbet bunun üstündedir. Çünkü onlar da kulları için vazifelendirilmiştir. Oradan yazılı gelse; ne PEYGAMBERLER’e, ne EVLİYALAR’a gerek görülmezdi. ![]() VELİLERİ verir, PEYGAMBERLERİ ile gönderir, yolun aslını gösterir. ![]() 'Gedik açıldıkta, TOKTAY verildikte, düzende görülen değişik.' dendi. Değişen, düzen değil verilendir. MEVLANA, YUNUS, cümlesi verileni gönlünce yazar, gönlünce çözer. PEYGAMBERLER kesin söz getirirler. Verilenin değişeni ondandır. ![]() Her varolan, O'ndandır; ne MUSA, ne İSA, ne MUHAMMET'tendir. PEYGAMBERLER düzendendir, cümlesi YAZAN'dandır. İSA ![]() MUHAMMED ümmeti, geldiği günün değerini bilse, kendinden kendini koruyanı görse; eğriye asla dönmezdi, RESULÜ’nün Adı’nı bir an silmezdi! Her gelen PEYGAMBER kendi ümmetini sayar, sadece o bilgi ile soyar. RESULÜ, SALLALLAHÜ ALEYHİ VESSELEM EFENDİMİZ, ‘FAHRİ ALEM’ oldu. Kainat için aldı, kainat için verdi, kainatta her var olanı ümmeti bildi; ‘Ümmetim!’ Dedi, kainat için DİVAN’a durdu. YÜCE ALLAH, RESULÜ’ne her verdiğini, kainat için verdi. ![]() SEN bilirsin ALLAH’ım, SEN görürsün ALLAH’ım. Ağaçlar olmasaydı, güneşinde yanardık; güneşin olmasaydı, soğuğunda donardık; ELÇİLERİN olmasa, gelen gidene kanardık. HACI BEKTAŞ ![]() “NUH’un verdiğini, MUSA’nın gördüğünü, İSA’nın gerdiğini bilendeniz, İBRAHİM ile YAKUP’a verendeniz, cümle alem ile BİR’liği kurandanız.” dedi, ADEM |