![]() Yıldızların her birinde kainatın sırrı gizlidir. Dünyanın serinden, düşündüğün güne kadar, ALLAH’ımın İZNİ ile, birer-birer yıldızlar sırlarını dökerler. Oraya, yıldızlara varanda olsa, her kul EVLİYA olur ![]() kulunun gönlünde Güneş doğması gerekir. Güneş ile ay misali, Güneş’ten olan yıldızlar misali. Kulunun gecesini yıldızlar- ay süsler. Gündüzde sormaya ne hacet? Gönlünde Güneş var ise, ayından aldığını bilirsin, ‘Güneş’ten gelir.’ dersin. Yıldızları taklit eden, sokakta yanan lambaya benzer. Yıldızlar EVLİYALAR’dır. Yumağın demeti, Güneş, PEYGAMBER EFENDİMİZ, alemlerin PEYGAMBER’i; yeri değişmez. Aydan gelen, ALİ’ye uyandır; yıldızdan gelen, VELİ’ye uyandır. ‘ALİ’ye gücendim, VELİ’ye uydum.’ dersen; yıldızın parlağını göstersem, ben mi yanılırım, sen mi? Gönül en parlağını seçer, bize ne söz düşer. Bana parlak gelen, sana gelmezse; ben mi hatalıyım, sen mi? Hayır, ne sen ne ben. Her kulun yıldızı, kendine parlak gelir. ![]() Kandildik ışık verdik, yıldız olduk gökyüzüne serildik. Gören ile, bilen ile, anan ile beraber olduk. ‘Yolumuz.’ dedik yolumuzun içine kainatı aldık. ![]() Güneşin olmadığı vakitte, aydan ışık beklersin; aydan gelmediğinde, yıldızlara bakarsın. Vakti ondan sorarsın, yönünde önüne katarsın. Güneş’in vergisi, yıldızlarda müşahede edilir. Sen aslında yıldızda Güneş’i gördüğün için ona uyarsın. Hiçbir yıldız, Güneş’ten başka bir yerden ışık almaz. YUNUS ![]() Görmediğin yıldızda, neyin gizli olduğu bilinmez. ‘Yıldızı gördüm, adını sordum, sırrını aldım.’ dersen; taklide düşmüş olursun. EVLİYA’nın sırrını soramazsın, elinden alamazsın. Sadece NUR’u ile NUR’lanırsın, AŞK’ı ile beslenirsin. Mendil olsa, eline verse; terini silinirsin. ![]() (Yıldızlar hakkındaki sorulara karşılık) Mümin olan bilir, yıldızları gezenlerde görür. Aldığın ışık az mı? Meylinin götürdüğü yer, hayalin değil midir? Çünkü hayalin, içinde bulunduğun hali yansıtır. Halbuki aslın, hayalin ötesindedir. ‘RUHLAR yıldızlarda mı yaşar?’ derseniz; yıldız senin görgüne serilmiştir, bedenine hizmete girmiştir. Kainatta boşuna yaratılmış hiçbir varlık yoktur demiştik. Yörüngede olan her yıldız, vergi ile yüklüdür. Hiç birinin vergisi, öbürüne uymaz. Dünyada aldığın, depo dediğin gaz; oraya götürüldükte, sadece yayılır. Yıldızdan sorduğun, ‘Canlı var mı?’ dediğin, daha önce cevaplandı. Beden arama. Kainat, hayat demektir, canlı ve diridir. Fakat senin sorduğun manada canlı yoktur. CANLI ve DİRİ OLAN, kainatın YARATICI’sı, kainatın RABB’i. ![]() ‘Aya mı gideyim, yıldızlarda mı arayım?’ diyene de ki; gönlünü aç, yıldızları orda seç. Kainatı öyle görürsün, verilene EYVALLAH dersin. ![]() Ayda adem, yıldızda yudum arayana MUHİDDİN der ki: “Şerh ile şirki karıştırmayalım, ‘Artışta eritir’ demeyelim. Ay ile yıldızı birbirine katmayalım. Rengine söz etmeyelim.” dedi ![]() Dünya, kainat değildir. Kainatta varolan gerçeği apaçık görenler vardır. Dünya ilk merhaledir. Yıldızlar dediğin mekana bağladığındır. YARATAN'ın güzellik felsefesine ermiş kullarında çözüme getirdikleri, 'Lâ mekan' olanlardır. ('Lâ mekan.' nedir?) Mekansız demektir. ![]() Dağdan öte ararsan, yıldızlara sorarsan; sadece dünyadan söz eder. Aldığını değil, bildiğini nakleder. Her yıldızın verdiği tek enerjidir. Yanılmayın, yıldız tek enerji yüklü değildir; dünyaya tek enerji vermekle görevlidir. Renklerden oluşan, yedi renk ile buluşan; yıldızlardan alınandır. (Daha açık olsun DEDE’ciğim.) Her yıldız, ayrı renk enerji nakleder. ![]() Göğün gidişine değil, verişine bakalım. Her yıldızdan kainatın aldığını bilelim. ![]() Yıldız-yıldız oluşan, SAMANYOLU'na çalışan, günden güne alışan her kulu gönüldedir, sevenler gönüllerde. ![]() her yıldıza sorarsın, ‘Nerden geldin, nereye verdin?’ diye. Her yıldız senden alır, sendeki, sana kalır. |