
 YUŞA ALEYHİSSELAM,
NUH ALEYHİSSELAM’ın oğludur.

NUH'un niyeti, kulun diyetidir.
 NUH HAZRETLERİ.
Kendi havasına
girdi duasına daldı,
ALLAH’ından emanetlerini diledi,
ALLAH’ına duası oldu.
Tufanın
felaketinden ALLAH’ına sığındı,
ALLAH’ı ona emanetlerini verdi, koruyucu
oldu.
 MEYMUYAN, ULULAR’ın ULU’su.
Testiyi dolduran, yumuşak yol verir,
mümin kulu eğitir.
Sedef kakmalı masayı bulsa, kendini ALLAH’ın YÜCELİĞİ’ne
bırakır.
Sedefin diyeti, ULU’nun niyetini bozmaz.
Çünkü alıcı gözle bakmaz, niyazını
sedef için yapmaz.
Niyetini kendinden ziyade, dünyalı kula verir.
 Yumuşak yolun, MEYMUYAN
ULU’sudur.
ULULAR’ın ULU’su, HAZRETİ NUH ALEYHİSSELAM.
 Karada, aklı suda, sudan gelende.
Balığı görürü, karada
düşünür,
“Elimi uzatsam, tutabilsem.” der dua eder.
 Yağ yayıkta, HAZRETİ NUH kayıkta.
Yuvarladı götürdü, sel
getirdi bitirdi.
Yağan rahmet, kulu zahmetten korudu.
‘Ne demektir?’
denilir, sözün özü sorulur.
Kulun zahmeti nedir? Taşıdığı yük.
Taşıdığı
yük nedir? (Kulun hata ve
günahları)
Sel; hataları günahları götürdü, sevapları getirdi.
Selamım ALLAH
ADINA olsun,
cümlenizi HAKK’ın MURADI sarsın,
KABE gönülleriniz olsun.

 Oymayı eline alan, tahtayı
biçimine koyan,
sesten-sözden geçip, hal ile uyan.
Olmuyor denileni,
oldurmaya
çalışan.
Yaptığını, cümle için bölüşen NUH ALEYHİSSELAM
 Yerin-yerlisi, kulun derlisi sevilir.
Dumana yol veren; beşikte olsa da, olanı olmayana katar. Gelen-gelmeyeni
sormaz, sormazsa gelmeyenin halini bilmez;
su kainatı sarsa, haberi olmaz.

 “Ayağında bulmadığın, elini
sürmediğin;
senin olmasa da, olan kulunundur.”
NUH’un sözünde görülen, kaderine
örülendir.
Kaderi, kendisi ile olanlara bölünendir.
(KUR’AN-I KERİM mealinde,
HAZRETİ NUH’un bin yıl yaşadığı
yazılı olduğu bilinir?)
Yılın uzununa değil, ömrün uzununa
bakınız.
Yerini öyle bilesin; o’nun misali, paylaştıklarında göresin.
 Gedik açtı, dağdan geçti,
gemide her aranılanı seçti.

 Gemi dosta, NUH posta yer bulur
Eşyanın dili, kulunun hali ile
eşittir.
Dost, dediğin, dost, sevdiğin gibidir

 'Gemiyi aşmaya, deryayı dolaşmaya.'
dedi,
kainatta cümleyi dağdan geldiğine inandırdı.
'Dağdan gelen
nedir?' denir. Gemiden söz edilir.
“Selden adım anılır." dedi, NUH
cümlenizi selamladı.
 NUH’un verdiğini, MUSA’nın
gördüğünü,
İSA’nın gerdiğini bilendeniz,
İBRAHİM ile
YAKUP’a verendeniz,
cümle alem ile BİR’liği kurandanız.

 ‘ ‘Nehirler taşmasın, bendini aşmasın!’ dendiği günde;
yalnızlık, sana mesken olsun!’ dediler,
adına MEYDAN KARARI aldılar. ‘Ne derlerse desinler,
RABB’im ile arama girmesinler!’ dedim,
aldığım
EMRE uydum, ben yeniden doğdum,
dağdan dağa geldim.
Onun için,
RAB ADI’na attığınız her adımda
sadece EMRE uyunuz,
kim ne derse desin
kayguyu siliniz!
Biliniz ki, RAB, kulunun her gününde vardır,
her yönünde
vardır.
Kuldan kula kötü gelmez,
yoldan yola sevgisini bilen yorumu bölmez!
‘Bu
gün varım, yarın da olacağım!’ deyiniz!

|