![]() Açtık sofrayı suyumuzu içtik, el açıp ALLAH’ıma şükrettik, çekildik kenara bekleştik. Saki sundu şarabı, MEYDAN aldı sarhoşu. Aldığına dahil olalım, DERYASI’na sahil olalım, dalgalarla boğuşalım. ![]() Oymayı tahtadan görün, iğneyi oyada görün, kulu deryada bulun. Deryanın, varış olduğu bilinsin. Derya; kulun sevgiyle varışı, varışta buluşu. ![]() Derya dedik, gökyüzünden söz ettik. Aslında ne deryada, ne de gökyüzünde renk vardır. Deryadan bir avuç su al, rengini bulabilir misin? Gökyüzüne çık çıkabildiğin kadar, maviye girebilir misin? Gökyüzünün de deryanın da rengi sana görüntüdür. Dünya kaidesi sana yaşantıdır. İstersen uyma, cemiyeti duyma. ![]() Deryada gördüğün, yosundur dediğin; deryanın meyvesidir. ‘Toprağa vermez, kulu beslemez’ denirse de yanlıştır. Hayır. Balığa yem olur, kulu dolayısı ile besler. Elbet deryadan alandansın, deryayı sorandansın. Kainatı YARATAN’ın VERDİĞİ, deryada kulun erdiği bilinmez mi? Ne var ki; deryada olan, ‘Ne derya’ diye AŞK’a düşen kul; deryayı nerde bulduğunu bilmez. Gemisinde dolaşır, derinine inmez. Deryanın derinine ancak göçende varılır. Dünya gününde ancak gemisinde gezilir. Gemide değil misiniz? Evet. Dedim ya; gemi benden, yelkenleri sizden, rüzgar ile derya ALLAH’ımdan. ![]() ‘Deryada kaybolayım’ diyen, kainatı gönlüne doldurmayı bilendir. Kainatı sevmeden, deryada kaybolamazsın. ‘Deryada kaybolmak nedir?’ diyene, derya ile hemhal olmak. Deryaya girenin, maddeden sıyrılanın; manaya gönül açtığı an, kaybolduğu andır. Yaratılan her kul, o deryadan bir zerre değil midir? Rahmeti ile düşen her damla yağmur, deryada kaybolmaz mı? Deryaya giren yağmur tanesini, ayırabilir misin? Ne var ki toprağa düşen yağmur tanesi de, toprağa can verir. Toprak madde, derya mana. Her gelen O’ndandır, şüpheniz olmasın. Her YARATTIĞI. Gönlünüz mahzun kalmasın. ![]() deryayı gönüllerde arayalım. YUNUS ![]() Olmadan oldum diyen, ağacın köküne düşendir. Bulmadan buldum diyen, deryayı bardakta bilendir. YUNUS ![]() Deryada olan, deryadan çıkandan elbet şanslıdır. Aymayı bilmek için, oltaya gelmek gerektir. 'ALLAH'ım oltaya gelmeden buldursun, güzeli öylece bildirsin!' deyiniz. ALİ ![]() Kuyu sana, senin sesini verir. Deryaya seslen ki, kainata sesin yayılsın. RABİA ![]() Attığımız her adımda AŞK nefesi alırdık, her nefeste İLAHİ GÜZELLİĞİ bulurduk. Her damlada KEVSER diye yaklaşır, AŞKI ile paklaşırdık. ‘Deryalar bizden SANA, gerçekler SEN’den bize ALLAH’ım’ der; yana-yana, döne-döne sehere geçerdik; şirki siler, katlanan her bilgide uyumsuzluğu silerdik. ‘Deryalar nedir?’ denildi: Her kulun gönlünü deryadan saydık, ne bedende uymayana, ne güdende duymayana aklı yormadık; taş olan yerde durmadık, İZİN ile yürüdük, ayağı vurmadık. |