![]() ALLAH kimseye ağız tatsızlığı vermez, insanlar kendi derdini kendi arttırır. Düşünüp dert etme, her gördüğünü mesut bilme. Derdin çeşidi olur. Kulun gönlü etrafıyla açılır. Niyetler verilir, ALLAH’a şükredilir. Dertler gelince isyana yol vermek, ALLAH'ın kullarına yaraşmaz. ![]() ‘Öyle mi, böyle mi?’ deyip korku almayın, dünya derdine alev koymayın. Ne olsa geçer, MEVLÂ’m suyundan içeni seçer. ![]() OMAR der ki: “İyilik hastalık, ALLAH’tan. Şifa derde deva ALLAH’tan.” Dünya derdi bir yöne, kulun merdi bir yöne gelse; yumak yolunda olur, kul da huzuru bulur. ‘Olay’ dersiniz, dünya gailesini dert edinirsiniz. ‘Dert yok mu?’ demeyin, elbet var. Dert için sabır da var, dert için deva da var. Yeter ki yönelmeli, her yönde ALLAH’ı aramalı. Dünya derdine düşme, dünkü derdi deşme. Dünya derdi, karanlığı kollar; gönülü karartanın, arkasını kovalar. OMAR ![]() Dünya gailesini dert etme, kendini bu alemin günlük olayına katma. Gün güne uymaz, dert gelir gitmez. Derde kucak açma. Dertten maksat, beden yoksunluğu. Hasta olan yeri var mı sayarsın? Altından köşkün olsa, gümüşten tasın olsa, dertli bir başın olsa mı iyidir? Sende kalmayana ‘Dert’ deme. ‘Dert’ deyip büzülme, bedenle süzülme. Almış yolun doğrusunu, bilmiş olayın eğrisini. Elini eline ver, derdinin üzerine kumunu ser. ‘Ne demektir?’ dersen; derdinin çaresini, gömersen bulursun. Yani silkip at Yumağını feraha sar. Dünya işi düzelir, kula sevinci verir. ‘Derdi olmasa?’ deme. Dertsiz olsa, sevincini bilemezsin ...kulun derdine dert katmayın. Dünya yükü yüklenmeyin, derdi sarıp tükenmeyin, yolun dumanına gözle bakmayın. Cama perde koy, perdeyi iyi kapa, dumanı görmezsin. Dertsiz olsa bu dünya; kulun yönü bir olur, yalnız güzellik görür. Güzelin güzel olduğu bilinir, ama çirkinliği ile görülen güzelliktir asıl olan. Dönüp dolaşır, aynı dertle halleşir kullar. ‘Dert’ dersin, her olaya bakarsın. Bakma, dön. Gönlün için değil. Gönül miyarını aldı, ömrün için. OMAR der ki: “Yumak, saranın; dert edenindir, derdi yüklenenindir.” ![]() Dertlere ‘Dert’ demem, onun için üzülmem. Olmuşsa gözün yaşı, almışsın derdi. Dert dünyanın, dünya bedenin, gözyaşı bedenle. ![]() ALLAH’ımın verdiği, kulun ‘Dert’ dediği; ALLAH’ımın kuluna olan sevgisindendir. Derdi olmayan kul, ALLAH’ımı unutur. Dert, ALLAH’ımı daha çok andırır. ‘Neden?’ denir. ALLAH’ımın ULU kulu dertli olur, dünya bağı çözülür. Dert alan, nasıl dünyaya bağlanır? Halbuki dünya gelip geçicidir. ![]() Derdini demek için, mekan arama, kul önüne durma. Derdini DERECEK, gönlünü GÖRECEK, düğümü ÇÖZECEK; sadece ALLAH’ımdır. Kaygu diye getirseler, önümüze gazap serseler; ‘Dert’ demeyiz, onu da dünyanın çiçeği deriz. Dert ALLAH’ımdan değil, kulun kuruntusundandır. YUNUS Hangi kulunu KENDİ’nden uzak görürse; kuluna kulluğunu bildirmek, kendini buldurmak için; devasız gibi görünen derde düşürür, ‘OL’ dediğini oldurur. ![]() ‘ALLAH’ım nerdesin, derdimi görmez misin?’ dediğin anda; seni kucaklar, “ BEN BURADAYIM, SEN KENDİNİ BUL!” der. YUNUS ![]() ‘Derdim çok’ deme. Dert, yolunu bilmeyenindir. ![]() Darda olan gönül, derdi ortak alır. Dert dediğinin dahi sahibi ALLAH’ımdır. ‘ALLAH’ım, dert diye edindiğim, olmazsa diye döndüğüm kendi hatamdır. Bana verdiğin, gönlümü açıyorsa mükafat olur’ Kul dert dediği ile, kendini bulur. Hazır olan, huzura varır. ![]() YUNUS’um “Söz alsam.” der, dert diyene derman diler: “Derdini satsana, alan yoksa atsana, gönlüne huzur katsana. ‘Ne atabilirim, ne satabilirim’ dersen; gözünü kainata açsana, yerini arayıp bulsana. Her kulun yeri vardır; arayan bulur, danışan yürür. ![]() ‘Dert verdi’ dedi isek, dermanını verecek bilelim. Bilene uymak; olana dert diye bakmamak. 'Dert nedir?' denir. Dünyanın dönüşünü beğenmeyendedir. Düşenin derdi kendinde, düştüğü yerde değil. ![]() 'Derde deva soralım, nerden arayıp bulalım?' diyene de ki: Derdi verenden ara, soran yardan yol ara. 'Aradım bulamadım' derse, dert odur işte. YAR sende, sen nerde? 'Ver!' diye düştük derde. Verir, her dileyene. Ne var ki, verdiğine dert demeyene. Dert, derdin aynasıdır, şifa derdin oynaşıdır. ![]() ...kulu 'Dert!' diye-diye kendini dertli görür. Dert ile derdi bölenin alacağı, sevaptır. 'Ne demek?' dendi. Dertliye deva, derdindir. "...'Dert...' denilen, eğitendir!" dedi, ALİ 'Dert' diyenle derdi silen, beraberdir. Derdi silen kim?' dendi: Elbet YÜCE ALLAH'ım Aşayım dersen aşarsın, bakayım dersen şaşarsın, şüpheye düşersen derdine dert katarsın. Gam, yolumuz değil! Dert ağacı olaydı, yaprağı kara olurdu. RABİA ‘Derde deva?’ diyenler, her kalemde şifa arayanlar; günlük avuntuya düşerler, olmadık dertleri deşerler. ALLAH’ıma niyaz ediniz, her günde yaprak dolu bir dalı tutunuz, ağacın gölgesinde kalınız, O’nun ile dertleşiniz; göreceksiniz rahatlayacaksınız. Çünkü, ağaç size destek olacak ![]() "...‘Derdim var!’ diyenle, derdi sepete koyana sorsalar, kaderi YAZAN’ı bilseler; ne ‘Dert!’ denir, ne sepete konurdu." dedi, YUNUS’um Dert kapısı kapalıdır, açmazsan HACI BAYRAM "...Dertler bağlı değildir, salarsan gider; ‘Gücüm yetmez?’ denirse, bölersen gider." dedi, SARI ANA |