Seyir
10
Serden almadık,
gönülden silmedik,
kulundan bilmedik.
‘O’ndandır’ dedik,
seyrine daldık.

8
Seyrini bilenin yargısı,
'ALLAH'ım!' diyenin kaygusu olmaz.

12
Demde EMİR O’ndandır,
seyir benden.

16
  Her görevi mukaddes bilelim,
‘Senden benden’ demeden seyri görelim.
Seyirden maksat oluşum,
yıldızların bulduğu düzen misali.
Seyir ile görmek, aynı değildir.
Seyir, gelip geçen.

7
Seyran, kulun gönlündedir.

12
“...Seyran, gönlünü açan ile güzeldir,
seyrettiğine doymaz.”
dedi, HACI BAYRAM

18
  “...Darlığa özenmedik,
olumsuza bezenmedik,
verse vermese gücenmedik.
Seyri gönül ile oluşturduk,
gönlü cümle alem buluşturduk.”
dedi, YUNUS’um

28-1
Seyre geldik düzeni,
gölgesiz bulduk yazanı,
duvarsız yorduk kozanı.
Kendimi eğittiğim,
benliğimi öğüttüğüm belge

24
“Dağlarda çiçeklerle,
dallarda böceklerle güzeli bulacağız,
cümlemiz hayır olanı seyre geleceğiz;
elinden tutacak, yolda olan taşı atacağız.”
dedi, SARI ANA her biri adına selamladı.

25-1
“Bahçeye girdim, çiçekler boy-boy;
kapıya geldim, haneye girdim, kulları huy-huy;
yerden göğe baktım, DOST elini tuttum,
dedim ki ‘HAY! HAY!’.
Seyre daldım verdiğini,
seyirde buldum VARLIĞI’nı.”
dedi, PİR SULTAN ABDAL
yerden aldığı ile yoldan gelene güldüğünü,
cümlenin gününü selamladığını bildirdi.

4
“Bayrama ‘Gel’ dedik,
‘Ramazan girdi, seyranda kal’ dedik.
Pamuk çıktı kozadan.
HAY ALLAH’ım HAY,
elinde tutsa kulu yay;
dilediği hedefe atacak,
hevesine avını tutacak.
Gerçekten ayrı kalmayalım,
seyri dağılanda bulmayalım.”
dedi, BEHLÜL’üm

28
VARETTİĞİN bizleriz RABB’im,
VARLIĞIN’da gözleriz

30
“Tad aldım, mercan gördüm,
dört duvara kilim ördüm,
örtüyü sırtıma serdim.
Kar da gelse, buz da olsa,
üşüyenden değilim.
Seyrettiğim her olayda,
el koyduğum zor dolayda;
bilgim ile, sevgim ile,
elden ele DOST’um ile kayguyu sildim.”
dedi, RABİA selamladı.

21
Gören bilen, seyirdedir.
HAMZA DOST

2 ocak
“Seyran, bekleneni;
devran, saklananı verir.”
dedi, PİR SULTAN ABDAL

13
“Doğru-eğri YAZAN bilir,
duysak duymasak düzeninde yürür,
seyre gelen her kulu güzel olanı görür.”
dedi, YUNUS’um

18
Dar kapı; seyirde olanı etkilemez
BEHLÜL