
"Doğuş,
cümlenin niyazına ek;
buluş, cümlenin niyetine denk olsun."
Dedi,
RESULÜ Selamı'nı iletti.

DÖRT'ten
birine yol sorsan ayrıdan vermez,
bildikleri RESULÜ'nden ayrı kalmaz.


OSMAN'ın sargısı, olmadı yargısı.
ALLAH yazdı, RESULÜ aldı bize
iletti.
Dağda bağda, suda çölde ADI'nı anasın,
dayandığını bilesin,
kayguları öyle silesin!
Sahipsiz değilsin! Günün yorumu budur.
Ayak
gidenin, sürü güdenindir.
Gidiş; kendini biliş değil, kulunun
halini halleniştir.
(HAZRETİ
MUHAMMED'in miracı)
RESULÜ'nün gidişi, HAK ile buluşuşu.
Gidenin kendine değil, ümmetinin yerinedir,
ümmetinin yönünedir.
Gidenin,
yeri yönü belli. Her kulu olunca o'nunla halli...


Sebepler yaratan,
yarattığını sebepler gölgesine oturtan,
hakikati
sebeplerle bulduran;
elbet YARATAN'dır, GÖZETEN'dir,
PEYGAMBERLER'i ile
KENDİ'ni dileten, dile söyletendir.

Elim üzerinizde,
AŞK’ınızı vasıtasız
sununuz.

Kaybolanı cemde buldum,
cahilde sildim, alimde
böldüm,
güneşe serdim, hepsini BİR gördüm.

 YA ALLAH, LAİLAHE İLLALLAH
MUHAMMEDÜR RESULULLAH.
Yerden gökten
söz bilen, AŞKI'nda ÖZ'ü bulan;
RABB’ine KALEM, ümmetine KUR'AN
olan.

Elbet alınan RESULÜ'ndendir.
Selam
ve gelen her kelam.
 CAN CANAN ile, CAN cümle
ile oldu;
"Selam!" diye-diye geldi: "YA ALLAH! YA
ALLAH! Adımız RESULULLAH!
AK DEVE ile geldik, YUVA'da selam selamet gördük.
Her
gelen, her alana YAZAN'ı verdiğimiz gün bildirdik;
HATİCE
analığı dedik, doğuştan elimiz verdik.
'Çok.' diyene adını;
'Az.' diyene, yolunu gösterdik.
AKDEVE'yi bilenler, SAHİBİ'ne
uyanlar,
gönlü zengin bulanlar;
hal ile uyanı, yol diye geleni açık aldılar,
FATIMA'nın sevgisine adını verdiler.
ALLAH'a emanet olunuz, doğuştan
alanı biliniz. Kuvvet elden değil,
gönüldendir.
Şahadet sözden değil, izdendir!
Her kulu bizdendir,
bizden olsunlar.
'Gelmez.' diyenler, yarını beklesinler.
'Geçici yolu
değil, seçici kulu deneriz.'
diyene O'nun sözüdür:
'SEÇEN BEN'İM
SEÇİLEN SEN!
GÖREN BEN'İM GÖRÜLEN SEN!'
'YAZIYI YAZ!' denildi, aldım
sizlere verdim;
YAZIYI YAZAN'a devrettim!
Dağıtanı aradım, eğiteni sordum,
bilmeyene
'Şefaat BİZ'den!' dedim,
YAZIYI VEREN'e gününde ilettim!
Hayırdır,
hayır olacak, hayır günü bilecek,
cümleniz YAZANI YAZDIRANI tanıyacak.
ALLAH'ım
sizlerle, ALLAH'ım yolunda olanlarla,
ALLAH'ım cümleyle BİR'liği
kuranlarla!
'SELAM! SELAM! SELAM!' diyelim,
hep bir gönülden TEKBİR
getirelim!"

 Görgüde; demir
misali güçlü,
su misali akıcı, güneş misali yakıcı,
ne var
ki pamuk gibi yumuşak olsunlar!

Her alış, O'nun verdiğindendir.
RESULÜ ile
verdiği, cümleye gönderdiği açıktır.
Aşamadığımız yerde;
ALLAH'ıma sığınır,
RESULÜ'nden yardım dileriz, o'nun Şefaati’ne niyaz
ederiz.
GÜL'den maksat sorulur.
GÜL'den GÜL'e cümle PEYGAMBERLER anılır.
'RESULÜ tek fidan.' denilir.
Cümlemiz o'nun çiçekleriyiz.

'GÜL!'
diyelim, GÜL'den sevap dileyelim.

RESULÜ!
Katreyi bilen O'dur,
katrede bulan
O'dur, seyrine doyan O'dur.
'Yolluya yol veren, hallenip yol gösteren,
seyrinden gönüllere aktaran,
güne kadar her bilene dokutan, bilmeyene aratan.
'ALLAH!
ALLAH!' diyerek, RESULÜ'ne dönerek;
Sen bizde, biz Sen'in ile
olalım,
yolumuz HAKK'adır, Sen'inle bulalım.

'ona
SEVGİLİ'den vereceğiz.' MUHAMMED'in Sözü'dür.
'o'nun ile
Dilediğine yardımcı olacağız!' YÜCE'nin EMRİ'dir.

|