Resulü

16-2
... bahçede GÜL’de gördük.
   Adı’nı soranlara,

‘Seven, Saran’ dır dedik.

30
"Dayanan yerde ise, ağacı yüce olur;
dayanan YAR’da ise, kainat güçte gelir." Dedi,
gecenin ÖZ’ünü üç söz ile verdi.
"Gönül açık kalsın,
kulu kendinden başka her kulunu hoş görsün,
hatası ne olursa olsun affetsin.
Senin benim değil cümlenin hayrına geleni söylesin.
Unutulmasın, her sohbet bizden verilir,
kulun isteğinden değil.
Kula isteği veren
(Sizlersiniz değil mi?) EYVALLAH."
Dedi RESULÜ,
"Sevenin sayanın,
yerden göğe hoş görenin sayısı çoğalsın."
Dedi, niyazını cümlenize iletti.
"Gördüm ÖZ’e gideni, gördüm ÖZ’den geleni,
gördüm ÖZ’e yol vereni." dedi,
RESULÜ gecede, gecenin özünü verdi.
"Selam olsun ümmetime.
Selam olsun kainatın her zerresine.
Selam olsun deryanın katresine."
Dedi, cümleyi selamladı.
"Dört duvar yeterlidir, bilse bilmese;
dört hali geçerlidir, görse görmese;
dört yolu tutarlıdır, sorsa sormasa." Dedi.
Kulun kula sorgusunu, kulun kula yargısını
"HAKK’ın EMRİ’nden değil!" Dedi,
hataya düşenlere niyaz etti.
"ALLAH’ıma sığınsınlar, AFFI büyüktür;
ER’liğe soyunsunlar, gerçek açıktır.
Cümlenize Selam olsun." Dedi,
RESULÜ gerçek kapısında cümleniz için niyaza durdu.

(MİRAC için yeni bilgiler verir mi Sevgili PEYGAMBER’imiz?)
"Göklerin açıldığı,
aymayı bilenlerin her kapıda
kendini araması gerektiği gecedir."
RESULÜ gecenin özünü verdi.
Resulü

2 temmuz
"Gecenin her anı hayırdır
hayır verecektir, geçeni silecektir.
Bilelim O’nu, bilelim O’ndan geleni,
bilelim O’nun ile O’na gideni.
Selam cümleye, selam cümleden." dedi,
Şefaati’ne sığınan her kulu selamladı.

Resulü

7
MUHAMMET Adı'na, yerden göğü VARETTİ.

10
(...bir tebliğde 'AMİN' kelimesinin
ALLAH, MUHAMMED, İnsan, NUR
manalarını ifade ettiğini söylemiştiniz.
Bu dört kelimenin birbirleri ile ilgisi
ve taşıdıkları hikmet nedir?
)
ALLAH; MUHAMMED ile insanı BİR'ledi.
ALLAH; MUHAMMED ile insanı NUR'ladı.

('Ya MUHAMMED Sen olmasaydın felekleri yaratmazdım.'
mealindeki ayeti kerimedeki hitap,
HAZRETİ MUHAMMMED vasıtasıyla insana mı oluyor?)

ALLAH kuluna doğrudan kendisi vermiyor enerjiyi.
Nur-u MUHAMMED kanalıyla insanlara veriyor.
En baştan ADEM'e de o'nun kanalı ile verdi.
(Şu anda mevzu edilen MUHAMMED
bedenli olan MUHAMMED mi?
)
İnsanın o'nu bilmesi gerekti.
O yüzden, bir devre bedenlendirildi.

(O bedenlenince, insanlara Nur'u kim verdi?)
Mirac'a kim gitti? (O gitti...) TANRI'nın GÜCÜ herşeye yeter.
(Burada bir sır var amma?)
Sır!..
O'nun dahi kendini bilmesi için bedenlenmesi gerekti.
En büyük santral HAZRETİ MUHAMMED.
O kadar büyük bir enerji ki YÜCE TANRI...

(Yani 'Santral' değil de,
'Voltajı düşüren bir 'Trafo' diyebilir miyiz?)

Enerjiyi tanzim eden... (Yani 'Regülatör'?)
Fakat YÜCE TANRI'ya varmak için
herkesin muhakkak o kanaldan
(yani HAZRETİ MUHAMMED'den) geçmesi lazım.
'Herkes müslüman olacaktır.' sözünün manası budur.

(HAZRETİ MUHAMMED insanın temsilcisi.)
Geliş ve dönüş aynı kanaldan.
Sudan geldik, su ile döneceğiz.
Her şey bir damlanın içinde!


28-2
Kemerde düğüm olmasın.
Herkes bilsin ki, RESULÜ;
kamerden değil, güneşten aldı, güneşten verdi.
Has kullarına ALLAH'ımın, "Görevin O'ndan!" dedi.
Yer verdi, sır verdi, ser verenle yolunu paylaştı.
Dedi ki: "O'ndan sana." Dedi ki; "Bizden söze, sizden bize."
Akacak çekecek, her bilen toprağa diz çökecek.
Onun için günde, o'nun kurduğu düzene bakalım.
Ali

1 ekim
RESULÜ ile hemhal olunuz.
Biliniz ki,
Ahlakı en güzelden güzeldi;
biliniz ki
Sohbeti dinleyene misaldi.
Ali

19-2
MUSA'da sen,
İSA'da ben,
MUHAMMED'de biz varız!

23-2
MUSA tohum;
İSA toprak,
MUHAMMED eken...
'Yeni';
MUHAMMED'in ektiği,
bizlerin biçeceğidir.
Verdiğini herkes biçebilir mi?..
Kimi biçecek,
kimi harmanlayacak,

kimi değirmene götürecek.


6
Oluşa örnek veren, ahlakta kendini bulan,
'RESULÜ'yüm!' dedikte şahitsiz inandıran.
'ALLAH'ım;
SEN'den  geldik, SEN'inle olduk, SEN'den geleni bulduk.'
dediğimizde;
RESULÜ'ne uymuş oluruz,
gaflette kaldı isek uyanmış oluruz.

Yunus

20-1
'Hayır da hayırlıdır.' diyene de ki:
'RESULÜ 'Hayır.' demeden 'Hayırlısı.' diyendendir,
her olaya gülendendir, her var olanı sevendendir,
O'ndan ona, O'ndan sana nakledendendir.'
Kapı O'na açılır, kapıdan O'na geçilir,
önce kapıda RESULÜ seçilir.
Aydın günde aydın yolunuz açılsın,
açılan kapıdan RESULÜ ile geçilsin.


Selam! Selam! Selam!
Diledik geldik, EMRİ'ne uyduk.
'YA ALLAH!' diye-diye cümlenizin gönlüne AŞKI'nı koyduk.
Ali

13
(YEMEN'in konutu neresi?)
RESULÜ'nün Makamı.
(RESULÜ'nün Makamı neresi?
Maddi bir konutu var mı herhangi bir gezende?)

Gölgelerin bittiği Güneşlerin yettiği yerde.
(Bizim anlayacağımız manada değil bu söylediğiniz.
Maddi bir gezegende mi, yoksa uzayda herhangi bir yerde mi?
Daha açık anlatır mısınız?)

Kainat, RESULÜ'nün elinde tesbihtir!
(Yani o'nun maddi bir konuta ihtiyacı yok?)
EYVALLAH!
(RESULÜ çok önemli o zaman.
KUR'AN'da 'Biz yaptık...' diyen hitapta
O'ndan başka RESULÜ mü var acaba?)

LAİLAHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH!
(Bu cümlede, bizim anladığımız manadan
başka bir mana daha var mı?)

Her kulu O'nun ile geldi, ER kulu 'O'ndan!..' dedi bildi,
RESULÜ'nde HAKK'ın RIZASI'nı gördü.
YÜCE ALLAH, RESULÜ'ne "ADIM İLE ANILASIN!" dedi,
MÜHRÜ'nü verdi.
MÜHRÜ o'ndadır, o'nda kalacak,
kıyamet gününde her kulu, belgesini o'ndan alacak!


22
"... ALLAH’ım O’ndan vereni hataya düşürmez." dedi,
ALİ sizlere RESULÜ’nün üç öğüdünü getirdi:

“Ayağından başına gerçeksin, şüpheyi sil;
suyun aktığı yerin gerçek olduğunu bil;
nerden ararsan ara, gine de dön kendinde bul.
Arama orda burda,
‘ALLAH’ım gönül yapımda, açarsam kapımda.’ de. ..."

Ali

9
MUHAMMED ümmeti,
geldiği günün değerini bilse,
kendinden kendini koruyanı görse;
eğriye asla dönmezdi, RESULÜ’nün Adı’nı bir an silmezdi!
Her gelen PEYGAMBER kendi ümmetini sayar,
sadece o bilgi ile soyar.
RESULÜ, SALLALLAHÜ ALEYHİ VESSELEM EFENDİMİZ,
‘FAHRİ ALEM’ oldu.
Kainat için aldı, kainat için verdi,
kainatta her var olanı ümmeti bildi;
‘Ümmetim!’ Dedi, kainat için DİVAN’a durdu.
YÜCE ALLAH, RESULÜ’ne her verdiğini kainat için verdi.

Ali

  9
RESULÜ’nün Selam’ı ile geldik.
‘Hayır ola’ diyene, “Hayır ALLAH’ta” Dedi.
Bizden yardım bekleyene, ALLAH’ım “HAZIR OLUN!” dedi,
SELAMI’nı iletti!
“Dileyen her kulu, dilediğince yardım alır.
Dilenen cümle için ise elbet cümlemiz hazır olur.” Dedi,
RESULÜ cümlenizi Selamladı.
Ali

2 nisan-1
O senden, sen O’ndan, yapı ayrıda değil.
‘O senden ne demek?’ dendi.
RESULÜ, ADINI cümleniz ile BİR’ledi,
‘Alacağım, her kulun ile olsun ALLAH’ım.’ dedi,
her zerresi cümleniz ile kaynaştı.
Öyle oldukta;
HAK ile HAKK’ı bulmuş, RESULÜ ile HAKK’a kavuşmuş oluruz.
Kapımız 'o' yapımız 'o'.
' 'o'ndan maksat nedir?’ denilir.
RESULÜ.

Ali

2 nisan-1
RESULÜ’nün Selamı'nı gönüllere yazalım.
Her sözü, noktayı bildirir.
Alalım sevinelim, üç öğüdü ile günlüğümüz dolduralım.
"Saracağın her yara, kendinde olduğu zannı versin.
Soracağın her soru, kainatı ilgilendirsin.
Sadece tevazu, edep,
hoşgörü belleğini her zerresi ile zapt etsin."

Ali

30-1
ALLAH’ım PEYGAMBERLERİ ile, yarattığı her kuluna;
KENDİNDEN var ettiği,
PEYGAMBERLERİ ile yer ettiği ocak ve koru
-yani ALLAH BİLGİSİ’ni- RESULLERİ’ni kab ederek sizlere bildirir. RESULÜ, elbet ocağın tamamıdır.
Her biri orda bütünleşir, her kulu ordan aldığı ile sakinleşir.
Aldığımız verdiğimiz o ocaktandır!


23
Yeri göğü YARATAN, cümle halkı GÖZETEN,
Görücü'yü KENDİ seçer.
(Görücü kim?) RESULÜ!
“YERLERİ GÖKLERİ O’NUN İLE OLUŞTURDUM!
CÜMLE YARATILMIŞI, O’NUN İLE BULUŞTURDUM!”
DİYEN ALLAH’ım,
ADI ile Adı’nı birleyen ALLAH’ım,
“GÖZÜM O’NUN İLE, SÖZÜM O’NUN İLE
CÜMLENİZİ BİR’LER!” DEDİ.
(Nuru’ndan oluşumuzu mu?) EYVALLAH!

23
Ne YUNUS ne MEVLANA,
ne İSA ne YUŞA birbirine eklenmez,
her biri ayrı kapıdan beklenmez;
ne var ki, RESULÜ ile denklenmez!
‘BİR’sin ALLAH’ım!’ diyelim,
BİR’liğini bildiren ile BİR’liğimizi bulalım.
RESULÜ’nün Nefesi’nden verdiğini, nefesimiz ile alalım!
‘Nefesinden verdiği nedir?’ denilir.
Günün her anı, nefesin olduğu halde yaşar;
nefes yettiği anda, dünya seni boşar.
Nefes, geldiği gibi, RESULÜ’nün Nefesi’ne katılır!
Onun için seçilmiştir RESULÜ!
‘Doğduk SANA ELHAMDÜLİLLAH,
doyduk buna ELHAMDÜLİLLAH!
-Bu, dünyadır-.
DOST aradık, DOST olduk; geldik SANA ELHAMDÜLİLLAH!’
Dört duvarı BİR’ledi, HAKK’ı için terledi, halkı için gürledi;
almayı bildiği kadar, verdi, verdi.
“O!” dedi!
O’nun yüzü güneşe benzer, o’nun huyu nefese benzer.


27
Niyazımız odur ki,
MUHAMMED ile oluşalım, O’nun ile buluşalım.


3
Adın ile RESULÜ’ne ilettik.
Denildi ki: "Her günün gecesi, Adım'a gelsin.
Adım ile anacak,  HAK ADI’na bulacak.
O zaman, her satır YAR’dan olacak.
Günleri, zoru silecek.
Ömrün, O'na hizmet diye buğday tarlasını sürecek.
Hizmeti elbet genişler.
Buğday değirmene gidecek, unu fırında hallolacak.
Her kulu, dilese dilemese,
karnım doysun diye nasıl ekmek alırsa;
senden aldığı ile, gönlü doyacak.
Verdik ölçüsünü, biten bitecek.
Ne var ki, onun bittiği yerde, yenisi başlayacak.
Kayguya yer yok.
Huzur, bundan sonra başlayacak." 
"EYVALLAH!"  dedi, RESULÜ cümle aleme Selamı’nı iletti.


3
RESULÜ HAK ADI’na hizmettedir.
Hizmette olanlar ile irtibatını hiç kesmez.
O seninledir, senin de o’nun ile olmanı diler.


4
(HAZRETİ MUHAMMED’den
yazı ile tebliğler aldıklarını söyleyen canlar var.)
RESULÜ kaleme gelmez,
çünkü o kendi KAL’EM sahibidir.


6
(HAZRETİ MEVLANA da KAL’EM sahibi değil mi?)
MUHAMMED TANRI’nın YAZILARI’nı yazıyor;
MEVLÂNA, TANRI’dan yazıyor.

12 aralık
(HAZRETİ ADEM ile HAZRETİ HAVVA’nın nikahını kim kıydı?)
HAZRETİ MUHAMMED.
(O zaman HAZRETİ MUHAMMED yoktu ki?)
O, her zaman vardır.
(HAZRETİ MUHAMMED’in hakikati hakkında
bize bilgi verirler mi acaba?)

Mayası AŞK,
harcı sevgi,
bilgisi KUR’AN,
görgüsü NUR’dan.
Yapısıyla verdi, bilgisiyle derdi,
Nuru'yla yaydı, cümlede BİR’liği kurdu.
O’ndan O’nu bildirdi, O’nun ile O’na döndürdü.
Geldiniz, bileceksiniz, O’na döneceksiniz.
AŞKI ile verdiğini, Sevgisi ile yaydı;
Sevgisi ile yaydığını, NURU’yla yordu;
BİLGİSİ’nde kainatı BİR’ledi.
Ne terledi ne zorladı.
RESULÜ ile oluşmak, HAK ile buluşmaktır.


13
(Yüce KUR’AN’da ‘Biz’ şeklinde hitaplar vardır;
bunun hikmetini açar mısınız?)

RESULÜ’nü NUR’dan yarattı.
Kainatın her zerresini o’nun ile yazdı.

(Yani o NUR ile mi?)
EYVALLAH.
(‘Ya MUHAMMED, Biz sana kal’em’i verdik.’
ayet-i kerimesini açar mısınız?)

“KAL’EMİ AL, YAZ.” DEDİ;
yazdı, yazdı, yazdı.
KUR’AN yazıldıktan sonra kainat yaratıldı.

(KUR’AN ne zaman verildi?)
RESULÜ doğduğu anda, peygamberliği geldiğinde değil.
Peygamberliği geldiğinde,
yazılan okundu, okunsun diye sunuldu.

(“İKRA.” deniyor.)
O’nu yarattı, KUR’AN’I o’na yazdırdı.
‘Kuran odur.’ denildi, daha önce verildi.
(Kurmaktan Kuran) Her zerrede, o’nun imzası vardır.

(Söz konusu o’lardan kasıt HAZRETİ MUHAMMED mi?)
Yazan o. EYVALLAH.
(RAB da HAZRETİ MUHAMMED değil mi?)
RAB, YARATAN;
MUHAMMED yaratılan.
YARATAN, yarattığını dilediğince yarattı.
Kainatı, yarattığı ile diledi, yarattı.
Biz’den murad odur.


              

           1       2