Osman

6
OSMAN’ın dumanı gününde tüttü,
gönlünü gününde GÜL’üne verdi;
AŞK’ına düşünce dumanı arkaya attı,
olumuna büyük sevaplar kattı.
osman

25
Kandan alandan kork, CAN’dan sevenden değil.
Kanınla kanı bir olmuş, CAN’ını ayırmışsa;
sana ne der, gönülden ne verir?
Verdiği dumandır.
El olsa geçersin, ‘EYVALLAH’ dersin;
amma kanına karışık.
ALLAH’ına duacı ol ki, onu da ıslah etsin.
Sözünle değil, ALLAH’ın KUVVETİ ile.
osman

13
Nerden geldiğimizden çok,
nereye varacağımızdır mühim olan.
Geliş, nasılsa ALLAH’ımdan.
Ne var ki, gayene uymayana gönül koyarsan,
gidişe yol bulamazsın.
Anlatayım, hızın kesilir.
Ne kadar hafif olursan,
o kadar yükselirsin.
osman

28
Müstesna yol alanın, gönül ile uyanın yardımındayız.
Saz-söz, kula verilen dengeyi gösterir.
Kulunun sözünden, niyeti bilinir.
Selamet bulasınız, dünyadan kopasınız.
osman

4
Ne eldeki koza, ne sürüdeki kaza güvenme.
Koz harcanır, kaz harcatır.
‘ALLAH’ım!’ dediğinden beri, kuldan bekleme.
Ne var ki, ne olsa gönül kırma.

osman

23
Dağın yerini, ovada arama;
ovanın verimini, dağda bekleme.
Ovayı verimine, dağı da görümüne göre düşün.
Masanın, küçüğünü elde gezdirirsin, büyüğünü dile verisin.
Dağı da ‘Ulaşamam.’ der, öyle görürsün.
Onun için gözünde büyütürsün.
Dedim daha önce, dağı görünüşüne göre,
ovayı verimine göre seversin.
Ovaya girersin, toprağı kazarsın, onunla beraber olursun.
Sen topraktan, toprak senden alır.
Samimiyetin toprakla olduğu için, onu verimi ile ararsın.
Dağın görünümüne bakansın.
Ne var ki, karışılmadığı için, resmiyet duyarsın.
Toprak ile deniz ile, daima haşır neşirsin.
osman

22-1
Oymaya eğme gelmez, çorba el ile içilmez.
Kaşığı eğmelersen,
‘Düzgün dursun.’ dersen, düz kaşık olmaz.
Kulun hatası kulu eğitir, eğitmeyen hata öğütür.
Kulu ufalar.
Yanlış vermeye değil, yolunuzu aydınlatmaya geliriz.
Sağlık size, varlık bize.
Gelen her kulun, dönüşü dilemediği görülür.
Her ne kadar mertebesi yüksek olmasa da,
ALLAH’ımı idrak eder.
osman

25
Yemeği değil geçmeği düşün ki, geçen, yemeği de bulur.
Kalanın yediği midesine oturur.

osman

14
Emir kuldan kula olursa, sevgiyi sınırlar.
Sunduğum onun için sınırsız denir,
çünkü sevgim sınırsızdır.
AŞK’ınıza sınır çekmeyin, çerçeve içine almayın.
‘Tuğsuz sultan olmaz.’ diyene de ki:
‘Tuğun NUR’dan olsun,
başına YÜCE’nin MELEKLERİ koysun,
gönül yolunda olsun.’
Görmeye çalışmak yersiz.
Varmak için niyaz edin, görmek için değil.
OSMAN’ın üzümünü sepete doldurursun,
dileğince dağıtırsın.
Bağ senin, sormaya ne hacet?
Aynadan baktın mı, baktığın yerden dışarı çıkarsın.
Aynadan kendini görmezsen, etrafı görürsün.
Gönlünün yoluna tuttuğun müddetçe, güldüğün görülür.
Suyun akışına el alan,
‘Yoluna koyayım.’ diye çalışandan da ALLAH’ım RAZI olsun.
Yoluna koymayı deneyene de yardımcı olacağız.
 
osman

5
Yerinde gelenin, serine ay tutulmaz;
‘ALLAH’ım.’ diyen kulun, aşına tuz katılmaz.
Ayyaş olana, şeker verilmez.
osman

14-1
NURU’ndan aldığımdan, günüm bildiğimden;
kalede gözüm olmaz, kimseye sözüm varmaz.
OSMAN’ın kalesine, yerinmek denmez;
gönlüne olgunluk alandan, dünya mülkü sorulmaz.
Kaleye bayrak asanın, gözünde geniş yaylalar olur.
Açık olanın, tefsire meyli olmaz.
Dünya malına göz koyan, kaleye bayrak dikendir.
Kaleden bakarsan ne görürsün? Elbet ‘Hepsi benim.’ dersin.
Halbuki, senin olabilen sadece AŞK’ındır.
Ona sahip olamadı isen, kulluğundan yerinmen gerek.
Yerinmekten maksat, ALLAH’ımın verişini şikayet değil;
kendi alamayışına hayıflanmak gerek.
Zembile koyduğun, alabildiğin kadardır.
osman

15-2
'Doğduğum gibi kalayım,
kaldığım gibi varayım.’ diye duacı olunsun.
ALLAH’ımın NURU’nu harcamadan bulalım.
Dünyanın güzelliğini öylece görelim.
osman

9
KABE her dileyende, her dileyen KABE’de;
benim gönlüm de, cümlenizde.
osman

14
Sevmesini bilenle, bilmeyen vardır.
Sevmeyen olmaz, olamaz.
ALLAH’ım yarattığından uzak kalmaz.
Şüphen mi var?
Elbet O’nun verişi diye severiz,
her yarattığında O’nu görürüz,
O’nun AŞKI ile ölmeden ölürüz,
göçtükte O’nu buluruz;
‘Biz SENİ, dünyadan da bilmiştik.’ deriz.
osman

21-1
Gayretten değil, hayretten buldum.
osman

27
Rüyam ile gördüğüm gecede,
günün müjdesi, bedende gönül kâşanesi idi.
Kaşane saray benzetimi.
osman

1 mart
Defteri dürmeye değil, yazmaya geliriz.
Her defteri muska misali, kulun boynuna asarız.
osman

13
Meyveyi yiyen ile, dalında bilen sever;
ağacı yetiştiren, kökünü sular.
osman

17
Öğretici verir, bir daha verir.
Kul alır, bir daha alır. Almazsa sınıfta kalır.
osman

29
Meydan aldığınca değil, dolduğunca değil; geldiğincedir.
Kim gelirse gelsin; ne dolar, ne taşar.
Neden? Kul yapısı değil de ondan.
osman

1 ekim-1
Yemediğin aşta, gönlün kalmasın;
dökülen sudan, yolun çamur olmasın.
Gitmediğin yolda, deme ‘Sözüm edilmesin.’ Eden etsin.
osman

29
Göçte elem edilmez,
gönül ile bulana olmayan sorulmaz.
Konuk olan her kul, gidişe uymalı,
gelene EYVALLAH demeli.
Gamdan bakma, CAN’dan geçme,
CANAN’ın VERGİSİ’nden kaçma.
Çünkü kaçmak yersiz.
Oyalanmadık düzende, yersizlik görülmez.

osman

31
Ağacı yola diken, güneşin yaktığı kula gölge verendir.
osman

22
Esmeyen rüzgar, yaprağa yol vermez;
yola gidecek yaprak, rüzgarı beklemez;
günü gelen yaprağı, dal kendine eklemez.
Sana. Saz çalana, şarkı söyle dersen;
‘Ney mi üfleyim, söz mü edeyim?’ der.
Üflediğim ney O’ndan, dediğim söz benden.
Elbet O’ndan olan sözü derim.
Ne var ki, mantığına uyanı derim.
osman

26
Yakında olanı gördüm, uzakta olanı sordum,
cana yakın geleni sardım,
O’ndandır diye cümleyi sevdim.
Seveni sevdim, bileni sevdim,
kahrında kainata yumruk sıkanı sevdim.
Verenden değil, verdiğine kahreden,
verenin vasıta kıldığı.
Aslında vuranı değil, vurduranı düşünürsen;
varlığında O’nu bulurdun.
‘Müstesna kul olayım.’ diyen,
kulluğunu hiç için harcayandır.
Müstesna kulunu, ALLAH’ım seçer;
kulu HAK ADI’na, tövbe-istiğfar çeker.
Kendini HAKK’a karşı hatalı gören kul,
nasıl müstesna olmayı bekler?
Beklemekle değil bulmaktır,
huyun en güzeli uymaktır.
YUNUS’umun ÖZ’ünün havası vardır.
Gayretin verdiği nedir? Ümit.
Ümit gayreti besler.
osman

27
Ayyaş olanın soydaşı, sarhoş olur.
Suyunu alanın ‘Susuzum.’ dediği görülür mü?
Taşın toprağın olmadığı yerde, duvar örülür mü?

osman

6
OSMAN’ın halifeliği,
OMAR’ın halifeliğinden üstün mü?
Birinin adaleti, öbürünün celadeti,
HAZRETİ ALİ’nin kuvveti,
HAZRETİ EBUBEKİR’in sahaveti.
ALLAH’ımın, kendilerine LÜTFETTİĞİ SIFATLARI’ndandır.
Her halleri ile hallenelim,
karınca kararınca nasiplenelim.
Analarını, bacılarını örnek alalım,
onların halleri ile hallenelim.
Hallerini alırken, özelliklerini dedik.


8
Meylini yukarı doğru ver ki;
adım-adım gidesin, her adımı bilesin.
Yolun ortası sonu yok, her adım başlangıçtır,
her an yeniye bakıştır.
Ayyaş kime danışır? Meyhaneciye niye danışsın?
Danışacağı önce CAN’ı, sonra kesesidir.
Mustarip olan kime danışır?
Doktorun olmadığı yerde, elbet ALLAH’ıma.
Demek ki umudun bittiği yerde, kul somutlaşır.
Buradaki somut anlamı, gerçeği bulmadır.
Mümin kul umutsuzluğa düşmeyendir.
Hasta da O’nun, usta da.
Yapan da O, yıkan da O.
Yaktı ise hayra, yıktı ise yine hayradır.

Her hayır sevgili kullarına.
Beni SEVEN’i, ben nasıl sevmem?
Beni YARATAN’a, ben nasıl gönül vermem?
osman

15
Dost cömert olandır, gönlünü seninle paylaşandır.
Maddeyi herkes paylaşır.
Sevgini paylaşabiliyor musun,
‘Al canım.’ diyebiliyor musun;
sen O’ndansın.

osman