Omar

18
  Amade olun EMRİ’ne, O'nun yolunuza gönderdiğine.
ALLAH, yumuşak kulu sever, ona LÜTFEDER.
Yumağındaki düğümü, YARDIMCI gönderir çözer.
Omar

2 temmuz
Geldim yoldan, duydum kuldan, duman sözden.
Gönül kırma, günü gayeni karatma, adaletten ayrılma.
Omar
 
10 ağustos
Yumak sararken, yolu ararken;
HAK SÖZÜ’nü bilesin, doğru yolda olasın.
Geldiğini bilirsen, YUNUS’un dediğine gelesin.
ALLAH'tan geldik, O'na gideriz;
SÖZÜ’nü bildik, O'na uyarız.
Bilmeyene şaşarız, görmeyene bakarız.
Görülmedik ne var ki?
ALLAH'a döneceğiz, O'na varmayı gönülden dileyeceğiz.
Murat dilediğine olur.
Omar

6 eylül
Olumunu seçtik, gülleri derdik,
güllerin en güzelini sunduk, aramıza aldık;
‘Ne mutlu.’ dedik, yuvasına yol yaptık,
GARİB’i bulduk. Eğitiriz, öğretiriz.
Yuvasının-yapısının-duasının,
anında koruyucusu-alıcısıyız.
Duasını alırız, yerine iletiriz.
Olumu ordan, gelimi burdan,
alimi bizden, verimi sizden.
Omar

21
ALLAH'tan geleni bilen, huzuru bulur;
ağıza alınan, gönülden gelir.
Omar

26
Anasının duasını almış mı,
dünyada hoşnut etmiş mi;
bin kulun duası yetmez,
ananın duasını alan, komşu kapıya gitmez.
Omar

3 ekim
Meclis kurula, yürekler yunula, mümin yola girile.
Olanı gördük.

Omar

3 ekim
Verdim dünya kuluna, havale ettim ALLAH’ıma.
ALLAH’ımın verdiğini, O'nun YOLU’nda harcadım.
‘Gine verir, kulunu görür.’ dedim,
şüphe etmedim, aç kalmadım.
Omar

4 kasım
Dimağını işleten, doğru yolu kat eden;
düşünmesin kötüyü, koymasın duman.
ALLAH yardım ettirir,
kul gönlüne münasip yol verdirir, imtihanı bildirir.
ALLAH’tan dileyin şaşırtmasın, kötüye uydurmasın.
Omar

11
CEMALİ’ni gördük, gönülden yandık-yandık, deryalara daldık;
yanmamış, CEMALİ’yle aydınlanmamış kullara da el verdik.
Danışanı çevirdik, ‘YA ALLAH.’ dedik,
RASAMAZAN ayına girdik.
Girdiğimiz gibi çıkalım, yeni yıla bakalım.
Omar

3 aralık
Yolunu ALLAH çizer, kul geleni seçer.
Düşünmek boş, ‘Hangisi hoş?’
ALLAH münasip olanı nasip eder.
Almak-vermek, sözü yermek, yanlış düşünmek kul işi.
Doğru yolun gidişi, ALLAH'ın kaderi çizişi.
Kulun aklı ermez, olacağı bilmez.
Omar

6
ALLAH'ım her işi hesaplamış,
kulun düşünmesini kolaylamış, bütün yükü üstüne almış.
Ne mutlu o kula ki, ALLAH’ın KATI’nda vazife almış.
ALLAH’ımın işini değil, kulun yolunu kolaylarız.
Vazifemiz, kulları için.
Omar

7
‘Yaratılan.’ densin ayrılmasın,
ömürde olan gönülden geçen konuşulmasın.
Omar

7
Her kul gönle göre yol bulur, YUVA öyle kurulur.
Yolu yola uydurmak,
kula gönül koydurmaktır makbul olan.
Omar

7
SELAM, ALLAH KELAMI.
Alandan-verenden,
getiren-götürenden ALLAH'ım RAZI osun,
dünyada gülsün, ahireti bilsin,
duacı olsun, katımıza gelsin.
Omar

17
Ömür bir gün, kahır on gün.
Olsa sabır; kulu oldurur, onu bire indirir.
Her kul uysa bu söze, kıymet verse her ÖZ’e,
‘Senden-benden.’ demese; olay yol bulmaz.
Omar

2
İyilik hastalık, ALLAH’tan. Şifa derde deva ALLAH’tan.
omar

12
Sevmek, kulun gönlünün açık olduğunu gösterir.
Seven kulun dileğini, ALLAH’ıma açarız.
ALLAH’ın DEDİĞİ olur, olan görülür.

omar

7
Yolumu buldurana,
ömrümü harcadım yoluma koydurana.
ALLAH’ım, YOLUN’u niyazlarımla süslerim.
YOLU’na kulu kim koydurur? ALLAH’ım!
Yağın rengi yeşili, dağın rengi yeşiline benzemez.
Yeşil çok, yeşilden çeşit çok.
Gönül yolu uyanlar, Mürşit olup duyanlar,
kulla niyaz edenler; dünyanın ağacıdır.
Hepsi bir, yalnız yeşili değişir, aynı maksada erişir.
Yolun sonu, tek.
omar

11
Nidanın oluşu, göğe giden TANRI kuşu.
Nidalara ses verir.
omar

18
ALLAH’ım niyaz eden kulunu görür, dileğini duyar,
uygun olanı, kula hayır geleni verir.
Sebebini kula sorsa,
kulun dediği gibi yapsa; dünya karışır.
ALLAH’ımın VERİŞİ, hiç yanılmaz görüşü.
Yudumunu arttıran, ‘ALLAH’ımdan gelir.’
diyen; sabır ile yoğrulan kuldur.
‘Olsun da görelim, ALLAH versin bilelim.’
diyen, dünyasına küsendir.
Dünyasına küsmese, etrafına bir baksa;
ALLAH’ımın VERDİĞİ’ni görür, gördüğüne kapılır.
ALLAH’ının VARLIĞI’na, sorduğunun darlığına erer;
ALLAH’ından af diler.
Gönül madde ile ölçülmez,
madde kula her zaman saadet vermez.
Rahatlık demedim.
Adının YUVA’da anılışı duaya sebep ise,
mesut kulsun, ALLAH’ının sevgili kulusun.
omar

20
YARATAN’ı bilene yol bildirmek,
gayesini yoluna koymak;
dünyayı da burayı da sevindirir.
omar

22
Yuyulunca kulun dilekleri özleşir.
ÖZ’den dileği olan, tez vakitte kavuşur.
Dileğin oluşuna, yuvanın suyunun akışına uyarsan,
elini açıp şükür edersen;
yenisini dilemeye yüzün olur,
dileğin yuvana hayır getirir.
omar

25
Yolun niyazını kulun niyazına bağladın,
gücünü öyle harcadın.
Ne mutlu ki, yobazlara baş, YUYAN’a kardaş olmadın.
Suyunu, dileği ALLAH’tan olana verdin;
sözünü, yalnız ‘ALLAH.’ diyene söyledin.
Yobaza kulak açma, okunu ona atma;
bırak ALLAH’ım düşünür.

omar

28
Ağızdan olsa borcun, aldığın yazı harcın.
‘Ödeyemem’ diye dönen, ALLAH’ından dileyen bulur;
gününde öder, borcunu dünyada siler.
omar

4
Sen adaleti yolundan ayırma,
‘Adaletsiz.’ diye kahır edinme.
Er geç yerini bulur.
ALLAH’ımın ADALETİ şaşmaz.
omar

12
Adaleti vicdanında ara, korku verirse kaç.
Kul korkusu değil ALLAH korkusu.
Sığındığın ALLAH’ın seni korur.
omar

14
Hak kula destek, haksızlık kazık.
Mümin olmuşa, yolunun yolunu yürümüşe uyanlar,
sözümden hisse alanlar; münasip yolcudur.
Seviniriz cümlemiz, yumuşak gönüllere uyarız.
omar

16
Yüzü gülene, ALLAH’ım NURU’ndan verir,
daha çok aydın olur.

omar

23
Mendil alan, gaye güden, hak dileyen,
YUVA’ya beni çağıran kuldan hoşnut oldum,
ALLAH’ım da olsun.
Geldim HAK’tan kullar bilsin.
Adalete uyan, SIĞINDIĞI’na şüphesiz dilesin,
‘MEVLÂ’m.’ desin;
‘Doğruya inandım, YOLUN’dan çıkmadım,
nefsime söz geçirmek,
SEN’in EMRİN’le adım atmak diledim, duacı oldum.
Adalet yolunda yardımcı diledim,
şükürler olsun yuvamda buldum, korkumu sildim.’
Olandan korkma, adalet yolundan çıkma;
yanında bil, dilediğin an çağır.
Verdiğim adım, OMAR dendim.
YUVA’da denedim, sözleri dinledim;
olayı tatlıya bağlayan,
gününü olumundan ayırmayana yardımcı oldum.
omar

6-2
Kadın yuvasında, erkek havasında olsun.
Yuvanın havasına uysun.
Uygun havayı, yuvaya erkek getirir.
omar

24
ALLAH’ım bana, benden sana kuvvet.
ALİ’den bana, benden sana cesaret.
OMAR’dan sana, senden cümleye adalet.
mevlana

18
Elden alma, elden de olma.
Elindeki ile kanaat et, elinde olanın kıymetini bil.
omar

10
Olmuşun sözü, olacağın gözü olmaz, sözü edilmez.
Anlaşılmayan nedir? Söz açıktır.
Olmuşun sözünü etmek boş,
‘Olacağı göreyim.’ demek boş.
omar

21
Yolcu, hancıdan yer, yumuşak şilte dilerse,
hancı, yolcuya sert şilte verirse;
yolcu değil hancı zararlı çıkar.
Çünkü ALLAH’ım onu başka yönden sıkar.
omar

24
Olayı yaratan, o günü aratan;
selamet bulsun, günahını ALLAH’ım affetsin.
Galip oldun, suyuna sahip oldun.
Düşünme, dert etme.
‘ALLAH’ım!’ dedim, yola çıktım.
YUVA’ya geldim, damı gördüm, sevindim.
Dünya bağlasa, AŞK’ın dağlasa;
korkma gafilden, suyun ALLAH’tan.
Gününün gecesi de aydın geçer.
Dertler seni terk eder.
Dünya derdi, karanlığı kollar;
gönülü karartanın, arkasını kovalar.
omar

7
Havayı bozanın, bir kul değil iki kul olması gerek.
Düzene koyanın da. Neticesi aynı.
Gülün söyleyin, huzuru arayın;
aşmak dilerseniz, kulunu severseniz,
‘ALLAH’ım.’ derseniz, sorudan kaçarsanız.
Elbet ALLAH’ımın sorusundan.
omar

11
Kalabalığa giren, gönlünü koruyan;
makbul kuldur.
omar

13
Paslanmaya-küflenmeye bırakma,
nafakan senden davacı olur.
Ağaca daya, aşını ye, başını daya,
saati gelende işine başla.

omar

26-2
Suali YÜCE’ye değil kendine sor.
Hatayı ara bul ki, bir daha işlemeyesiniz.
omar

28
Dünyanın kulu, mihnetli yolu.
Adalet dilerse, doğruyu ararsa, kendinden feda etsin.
Yanmazsa sana el atsın. Denen açık.
‘Yarısı sana, yarısı bana.’ demek güzel.
Bölünmeyeni kendinden ayırırsan daha güzel.
Ayağını uzatırken dikkatli ol.
Yanındaki küçük adım atarsa,
sana uymaya bakarsa yorulur.
Kendini yanındakine uydur.
omar

11
ALLAH’ıma şüphe ile bakan,
kendini penceresiz odaya mahpus edendir.
ALLAH’ıma şüphesiz inanın ki;
pencereyi göresiniz, oradan ışık alasınız.
omar

17
Müzmin olandan sakın, yalnız vicdana bakın.
En büyük adalet, sana yük vermeyen,
uykunu kaçırmayan kararındır.
Yuvana gir, kapını kapa, sesini kendin duy,
başka ses alma, kula kul olma.
Geldik kul olduk, vardık NUR olduk.
Kula kul olan, HAKK’a NUR olmaz,
ALLAH’ımdan NUR almaz.
omar

18-2
Kul nasibi kulda olsa, kulun elinden alınsa;
yalnız kuvvetli olanın nasibi bol olurdu.
Kulun nasibi, ALLAH’ımın takdirindedir;
kulun hatası, ALLAH’ımın tekdirindedir.
ALLAH’ıma eş koşan, ‘Nasip elimde, kılıç belimde.’ diyen;
görün ki belindeki kılıç, kendini vurur.
omar

25
Ne sırrını aradım, ‘Yarını bileyim.’ dedim;
ne geleceğe şüphe ile baktım.
Yarım ekmek, yudum çorba, su dolu kırba.
Neden yetmesin? Mideye ne atsan, alır.
DOYURAN’a şükür etmeli, yedikten sonra.
Fakirin de, zenginin de midesi birdir.
Sefertası kaç göz olsa, o kadar aş alır.
Ne yumurta sarısı yumağı sarsar,
ne baklavanın yapısı kulu sarsar.
Yumurta sarısı yersin, ekmekle doyarsın;
baklava yersin, gine doyarsın.
Amma her gün yiyemezsin, midene ağır yük vuramazsın.
Vurursan, gün gelir yumurta sarısına da hasret kalırsın.
Her yer, yerli yerince.
Minder oturmaya, yatak yatmaya hazırlanır.
Minderde yatarsan, sızlanırsın;
yatakta oturursan bezlenirsin.
Genişlik güzel, koyuvermezsen;
darlık güzel değil, kendini toplamazsan.
omar

1 kasım
Yavruna verebildiğinle iftihar etmelisin,
alabildiğinle değil.
omar

23
Dünyaya geldim, ALLAH’ımın kulu olduğumu bildim,
ALLAH’ımın kulunu eş aldım.
Sözü bana, sözüm ona yumuşak olmalı ki,
ALLAH’ımın YOLU’nda olayım.
Mevsimin yazında, ‘Kış olsun.’ dersem,
kuluna eziyet verirsem;
ALLAH’ımın YOLU’nda mı olurum,
gidişte yanına mı varırım?
Haktan-adaletten çıkma,
kendinden almadığını başkasından isteme.
omar

28
‘Sahibim.’ dediğine, ALLAH’ın İZNİ ile sahip çık.
Yoksa sahipliğin, yetersiz kalır.
Şu demektir:
Her yaratılanın TEK SAHİBİ ALLAH’ımdır.
Sen O'nun YARATTIĞI’na,
elbet O'nun İZNİ ile sahip olabilirsin.
Elini dahi kaldırırken, ‘ALLAH’ım İZNİ ile.’ dersen;
elinin indiğini görürsün, anda ASIL SAHİBİ’nden korkarsın.
Hatırlamak yeter.
Gamını söker, olayı sakin gönülle çözer.

omar

12
Sabır, nehirden denize kadar uzanır.
Denizi bulduğu yerde kalır.

omar

30
Kırk yıl namaz kılanla,
kırk yıl niyaz edeni gördüm;
sayelerinde yolumu öğrendim.
Dedim ki; ‘Namaz ayrı, niyaz ayrı;
nasıl ikisi bir yol aldı?’
HİKMETİ’nden sual edilmez,
ALLAH’ıma AŞK’tan başka bir şey ile varılmaz.
AŞK’sız kıldığın bin namaz,
AŞK’la kıldığın bir namaza eşit olamaz.
Elbet olamaz.
Benim AŞK’la kıldığım bir namaz, beni YÜCE’ye götürdü.
Onun kıldığı AŞK’sız bin namaz, olduğu yerde bırakır.
Yalnız AŞK’ınıza siz ölçü vurmayın,
‘Ben senden aşığım.’ demeyin.
Ölçü ne sende ne bende, yalnız YÜCE’de.

omar

              

Resim