Resulü

4 haziran
Her kulu bilsin ki; RABB’im, her yaratılanın RABB’idir,
RESULÜ, her yaratılanın gönlündedir, usunda olmasa bile.


6
DOST KAPISI’na girelim diyelim ki:
‘Her açık kapı, RESULÜ ile bilinir, gönül ile bulunur,...'

Yunus

10
MEYDAN açıktır gelene, sofra açıktır bilene.
‘ALLAH! ALLAH!’ deyip gülene, selam olsun.

Her adımda anılansın, aşkınla yanılansın, gönüllere konulansın;
senden benden geçtiğiniz gün, bizim ile bir olansın.
Güzel günler geldi çattı, ANILANLAR nasib attı.
Nefisteki gölgeler, O’nun ADI ile gizlendi saklandı yattı.
O’nun ile BİR’deyiz, O’nun ile GÜL’deyiz, O’nun ile yoldayız!

Karda ayak izi var, kulda HAKK’ın SÖZÜ var.
AŞK ile oluştuk, cümlenizde RESULÜ’nün gözü var.

RESULÜ’nün üç öğüdü:

"Rehberiniz KUR’AN, gönlünüzde her an.

Yolunuz kumda, sildiğiniz kinde.

Ocağınız her birinizin açık, gönülleriniz de açık kalsın,
öylece her gelen açık gelsin!"
Ali

10
Her öğüt RESULÜ’ndendir, komşuya versen bile!
Senin dilinde oluşan, cümlenin gönlünde buluşan;
RESULÜ’n ile tamamlanır.
Rabia

15
Gönül gönüle açılır, HAK YOLU’na öyle geçilir.
Erliğe talib isen, kulluğundan seçilir.

Var olduk ‘SEN’den!’ dedik, kor olduk kulluğa döndük.
Göze gelecek sandık, ‘Ne aldık, ne bulduk?’ diye hayıflandık.
Bir yolda, bir kumda el ele verdik.
Gün-gün oynadık, RESULÜ ile gönülden kaynadık,
her sözünden HAK KELAMI olduğunu anladık.
Selam olsun o’ndan sizlere, selam olsun sizden o’na.
Yaprak yerde çiçek serde, ne kırda ne korda,
gönlü her an YAR’da.
Hamza Dost

17
‘Hazırım!’ demek için;
her zerrende nefis kırıntısını silmen,
kendin ile kainattaki her zerreyi bilmen gereklidir.
MİRAC’ında RESULÜ’ne, hazırlığı hakkında sorulduğunda;
‘Gayretteyim ALLAH’ım!’ denilmiştir.
Hayrete gelmeden, gayret olmaz!

RESULÜ’nün halinden bulmanızı niyaz ...
Ali

21-1
Dört elma aldım ele, sordum hangisi GÜL’e?
Denildi ki, ‘Her zerreden sorumludur,
cümleniz ile BİR olmaya zorunludur,
yaratılmışlığın hikmetidir!'

Hamza Dost

5 temmuz
AŞK ile geldik söze, duralım dedik dize.
Sözümüz cümlenindir, gönlümüz HAK ile, yolumuz halk ile.
Kanmadan yürüdük geldik, yanmadan arayıp bulduk,
RESULÜ ile konuya girdik.


Girdiğimiz her konuda, kulunun sözü vardır.
ALLAH ADI anıldıkta, RESULÜ’nün gözü vardır.
Cümle ile, cümlede BİR’liğe durur.
Cümle için, HAK HUZURU’nda gönlünü açar.
Her zerresinde, tek-tek kulunun hizmetini seçer.
O’na O’nun ile vardığını,
O’na O’ndan gelen ile oluştuğunu gösterir.

O YEMEN’dedir, hizmet eri değildir!
O YEMEN’dedir, himmet kârı değildir!
O YEMEN’dedir, kulu ile tek tek sözleşmeye girmez!
O YEMEN’dedir!
Her var edilen, sorumlusunu bulur!
YEMEN’de görevlerin, ALLAH’ımın EMRİ ile
RESULÜ’nün Mührü ile görevliler vasıtası ile,
seçilmiş olan kullarına iletilir.
(RESULÜ, YEMEN’in genelkurmay başkanı mıdır?)
ALLAH’ımın RESULÜ, makamının ölçüsü yoktur!
YEMEN’den alınan görev, talib olma ile değil,
oradan gelen talep ile verilir.
(‘Ora’ neresidir?)
Asmayı dikersen, üzüm alacağını bilirsin;
o, senin talip olduğun görevdir.
YEMEN’den gelen talepte, dilediğini değil sadece verileni alırsın.
Öyle oldukta, her an, seçilmiş olmanın hizmeti ile
himmetine nail olursun.
Hizmetine her katılan, himmetten nasip alır.
Gönüllerde yapıcı görev alalım, SAHİBİ’nden gelen EMRE uyalım!
‘Talib olursak, hata mı?’ denildi.
Kulu, sadece seçilme hakkına sahiptir, seçmeye değil!
‘Aldığım her EMRE uydum!’ diyenler,
himmetinden nasip alırlar.
YEMEN’den gelen EMRE uyarak,
HAK YOLU’nda adım-adım
RESULÜ’nün Şefaati’ne yaklaşırlar.
Kulu için en büyük mutluluk budur!

Elbet verilen EMİR’de RESULÜ’nün Mührü vardır.
Ali

11
Oluştuğum günde, buluştuğumuz,
hal ile söyleştiğimiz yolda,
YEMEN’den gelen EMİR vardır!
(Yeni bir EMİR mi?)
Geçen günden gelen güne kadar,
GARİB için verilen EMİR’dir!
AMİR olan RESULÜ’dür!
‘LAİLAHE İLLALLAH’ dedik,
HAK’tan AMİR kılınan RESULÜ’nü,
‘MUHAMMED’in RESÛLULLAH’ diye niyaza durduk.
EMİR odur ki, GARİB YEMEN’den seçilmiştir!


ağustos
Yer gök RESULÜMÜZ ile bellidir,
her kulu o’nun ile doludur.

Rabia

18
Mümin yolun gelişinde, konuk diye verişinde;
aldığını bilecek, her adımına gölgesini düşürecek.
MUSA gelse yoluna, İSA girse koluna;
MUHAMMED ile bilecek, kendinde olana dönecek.


11
RESULÜ’nün üç öğüdü sizlere, yol versin gören gözlere:
Alınız, aldığınız kadar veriniz!
Görünüz, gördüğünüz kadar seviniz!
Doyunuz, doyduğunuz kadar doyurunuz!
Ali

23
KUR’AN; RESULÜ ile verilir, sözü ile varılır,
çevresinde değil ÖZ’ünde sarılır.


2 şubat
  Aşamam demeyiniz, aşmaya niyet kurunuz.
 Resulü

30
Ağacı, besleyen süsleyen diyebilirsin.
Oysa ağaç, telefondur telsizdir.
(Tefekkür?) EYVALLAH.
Ağacın gerçeği odur.
RESULÜ, her nefeste ağacın vergisine uymuş,
vereceğini ondan sormuştur.
(Ağaçla mı konuşuyor?) EYVALLAH.
(Zikirde?) EYVALLAH.


17
YEMEN’den ulaşan, cümlenizde dolaşan,
MEVLÂNA YUNUS diye söyleşen her BİLGE;
o’ndan alır, o’ndan verir.
Tek nokta, tek satır, verginin dışında değildir;
ÖZ ile söz ile,
cümle için verilen yazı.


17
Mümin olan bilir;
RESULÜ, HAK ile yaratılan arasındaki TEK KAYNAK’tır.
Meyanı, beyanını noktalar.
Beyanı ile tanınır, hakikat ile yerini doldurur.
GERÇEĞİ bildiği, doğudan batıya verdiği ile,
her zerrede mevcuttur.
RESULÜ’nün HAKİKATI budur.
(‘Her zerrede mevcut…’ olan, nedir?)
NUR’aniyeti…
RUH’aniyeti, HAK ile bağı;
NUR’aniyeti, kul ile ağıdır.
Açacağın her kapıda o mevcuttur;
o, RESULÜ’dür.


17
Dağları, ovaları, ağaçları, suları,
benim için, senin için YARATAN;
RESULÜ’nü yarattığı, o’nun için kainatı bütünlediği,
GERÇEĞİN İLAHİ KARARI’dır.
Her olayın, bir dolayı vardır.
Kainatın yaratılışı da RESULÜ’ne;
RESULÜ ile kaim…
Olacağı gerçeği, yazışı ile verilmiştir.
(‘YAZI’dan murat KUR’AN mı?)
EYVALLAH.
RESULÜ KUR’AN’ı yazdı kaim oldu ve RUH’u bedenlendi.
Doğruyu bildiği, gönülden her yönü açtığı, açıktır.
Ve okudu, ‘Sen de oku.’ diye belletti.
Yunus

17
‘O, O’nun, O’ndan;
O, O’nun ile O’na.’
diziye verdiğimiz;
YÜCE, RESULÜ, cümle kulları

Hamza Dost

19
RESULÜ’nün, kulluğu tarifi şöyledir;
meyveyi aşsız yemeyen bilmez,
bulguru taşsız arayan bulmaz.
Kul ile kulluğunu bilirsin,
gönlünde olan ile gerçeğini bulursun.


13
FAHRİ seyrana daldı, seyirde BİR’liğe güldü.
(‘FAHRİ ALEM’, RESULÜ?)
EYVALLAH.
(BİR’liğin her an devamı?) EYVALLAH!
“Ağlayandan gülenden, dökülen yaprağı sevenden,
her yaşta, her başta olanı sayandan ALLAH’ım RAZI olsun,
RIZASI cümlenizi bulsun!” dedi,
RESULÜ cümlenizi DOST KAPISI’na çağırdı.


15
RESULÜ’nün ÖZ’ünde sözünde,
her zerresinde PEYGAMBERLİK MÜHRÜ mevcuttur!
Kulluğu; kula, kendini bulması, kulluğunu bilmesi örneğidir.
Hali ile birlenelim, hatamızda zorlanalım,
günümüzde bilmediysek öğrenelim!
BAĞIŞLAYAN RABB’imin ADI ile,
her zerremizi birbirine DOST edelim!
(RESULÜ’nün halini mi öğrenelim EFENDİM?)
Öğrenmediysen, EYVALLAH;
öğrendiysen, HAY ALLAH.
Yunus

14
Seyre daldım güzeli, düşündüğüm ezeli.
Senden benden geçtim de,
gördüğüm düşte RESULÜ’nü seçtim de,
dağlar kadar yüceldim.
Yahya

12
RESULÜ’nün Yolu’na, cümlemiz girdik koluna.
Sorduk; ‘Müslüm olan ile misin, müslümü bilen ile mi?’
“Meyus olma ya ALİ.” dedi.
“Gelmiş geçmiş gelecek, cümlesi ümmetimdir;
gönlümde olan sevgim, Güneş misali ziynetimdir.
Nasıl Güneş, her yaratılmış ile oluşur buluşur;
YA ALİ, O GÜN’de oluşacak her zerre ile buluşacağız."
Ali

26
(‘Makamı Mahmut’ nedir?)
Her varolan makamın olayı vardır,
her makamın değişik dolayı vardır.
Makamlar, belli sınırlardadır.
Makamı Mahmut; sınırı olmayan, O’ndan başka bilmeyen,
dayanan her kuluna RAHMETİ’ni ileten,
her makama O makamdan ulaşan, O’nun ile dolaşan…
ADI ile bilirsin, her makamda O’ndan bulursun,
ama O’na ancak RESULÜ ile bakabilirsin,
O’ndan ancak RESULÜ’nün eşiğinden,
AŞK’ının beşiğinden, gönlünde olanı dökebilirsin.
Her makamda o vardır, o’nun Nuraniyeti elbet!
EYYÜB’üm; RESULÜ’nün hoşnutluğunu,
sonsuz sevgisini kendine yer etmiş,
emrini ER’lik ile yerine getirmiş,
her makama onun rızasını alarak yükselmiş…
(RESULÜ’nün rızası mı?)
EYVALLAH!
RESULÜ’nün rızası olmadığı halde, kul makam geçemez!


31
Dört duvar bir mekandır,
dört hal de bir makamdır, dört GÜL de bir zamandır,
MUHAMMED hem evvel hem son zamandır,
DOST’luğa misal değirmende akan sulardır.
Bir-bir aşırır, akan suda taşırır;
mayasını bilenin, gönlünde RABB’ini bulanın,
eşiğine getirir, beşiğinde bitirir.
Hamza Dost

31
Dört hal:
O’ndan geldiğini bilmek.
O’nun ile olmak.
O’nun ile dolmak.
O’na gideceğini bilmek.


2 kasım
Güneş’e çıplak gözle bakamazsın, ateşi elinle tutamazsın.
RABB’in RESULÜ’ne muhabbeti,
RESULÜ’nün RABB’ine merbutiyeti
ezelden ebede kadar olduğu halde,
gine de O’na bakabilmesi için
gözüne yeşil perdeyi örtmesi gereklidir.


15
Mağaraya her girişte RESULÜ ile söyleşen,
doğruyu bilgisine yerleştiren, RABB’im değil mi?
Dünden bugüne, günden yarına söyleten, O değil mi?
O’nun DİLİ, O’nun ELİ, O’ndan dilenen hali,
RESULÜ’nde değil mi?
Öyle ise, bedenli halde gören de RESULÜ’dür!
Beden, elbet RESULÜ’nün bedeni.

26
‘Her ocağın sohbeti ayrıda.’ denilirse de,
RABB’imin ADI TEK’tir, dumanı silen çoktur.
Varsın dilediği dilden söylesin,
yeter ki ‘RESULÜ’nden şefaat!’ desin,
DOST ADI’na DOST imzasını atsın.
Kaygusuz

2 ocak
YEMEN’den gelen her sözde
RABBÜLALEMİN HİTABI vardır!
Gömülü olan ile değil, gönülde gerçeği hakikat kılana güleriz.
Sevgili, sevenlerindir; RAB, bilenlerindir!


3 nisan
Dağlara selam verdik, akan sulara sorduk;
‘Her bilgi sende mevcut mudur?’
Dediler ki;
‘EYYÜB’üm ile YAHYA,
MEVLANA ile YUNUS,
HACI BAYRAM ile YESEVİ ve
bilcümlesi birer halka olmuşlar,
RESULÜ’nün bilgisine birlikte sahip çıkmışlar.
Öyle ise, her bir yaratılmış,
sadece kendi bilgisi ile mevcuttur.’
Eyyüb    Yahya  

12
(DÖRT HALİFE, DÖRT KUTUP mu idi?)
Hayır, değil!
HALİFELER’in görevi başka idi.
HAZRETİ MUHAMMED’in zamanında,
DÖRT HALİFE ve SAHABELER’in kabları
YÜCE tarafından genişletildi.
Yoksa onlar, HAZRETİ MUHAMMED’in
o NUR’una dayanamazlardı.


2 eylül
Ana; RESULÜ'nden verilendir, RESULLER'le bildirilendir.
Ananın analığı, kadının eşliğine denktir;
ana olup eşliğe ayak atan, yuvaya ahenktir.
Yunus

              

       1      2     3