Zahmet
9
‘RAHMETİ bol olsun.’ dersen,
zahmetine katlandın mı?

22
YUYAN’ın aldığı;
RAHMETİ’ni dilediğidir,
zahmetine şikayetsiz katlandığıdır.

1 aralık
Her kul, alıştığını diler.
Ne var ki; alıştığını değil,
bölüştüğünü bulur.
Zahmeti değil, RAHMET’i dileyin.
Zahmetin verdiğine katlanamayacaksan,
yumuşak olmayı dile.
Olumunu ALLAH’ım bilir.
Katlanamayacak kulunu zahmete koymaz.
Kulunun olmasın diye yalvardığını
kuluna vermez.

19
Dumansız gök ararsan,
rahmetine yüz çevirmiş olursun.
Zahmetin sefası, büyük olur,
 zulmetin cefasını zulmeden görür.

7
 Hiç bir zahmet, rahmetsiz kalmaz
YUNUS

5 ocak
Her şeyden elini çekmek, zahmet;
ağacın gölgesinden almak, rahmet.

23
RAHMET HAK'tan, zahmet kulundandır.
 Elbet her zahmet değerini bulur,
değeri kadar RAHMETE nail olur.
HACI BEKTAŞ


6 haziran
Dost zahmete 'Rahmet.' der.
KAYGUSUZ


8
Her ânı bin RAHMET’tir,
   kul bilmezse zahmettir.

7
“Atı yola süreceğim,
buğday tarlasına gireceğim,
sahibine soracağım;
‘RAHMET mi, zahmet mi?’
RAHMET olmasa zahmete gerek kalmazdı,
zahmet rahmetsiz bilinmezdi.
Öyleyse O verecek, ben bileceğim;
O görecek, ben soracağım,
böylece kulluğum ile övüneceğim.”
 dedi, YUNUS’um

24
“...gördüğün her zahmette
‘Kötü!’ diye yorma!”
dedi, EYYÜB’üm

14
ne sağırda, ne körde, zahmet görmeyiniz.
ALLAH’ım her zahmete RAHMET’ini ekler;
kulundan, kulluk hizmetini bekler

4 ekim
“...Sarılalım RABB’imin nasib ettiği RAHMET’e,
geçelim getirdiği zahmete.
Zahmette HİKMET vardır,
gölgeni dağıtır, gönlünü eğitir,
BÜTÜN’de yerini bildirir.”
dedi, HACI BAYRAM

19
“Değdiğim her çalıda,
heybenin tozu kaldı;
yerden göğe baktım da,
aklımda RESULÜ’nün sözü kaldı.
Dileyin de RABB’inizden RAHMET’ini,
görürsünüz kaldırır üzerinden zahmetini.”
dedi, EYYÜB’üm