(tarihsiz-02-) 1969
Konuşan yavrunun alışını verdik
Ne var ki,
Cümle kulun oluşu ile bağladık
Çok akım yüklü ananın yüklü bebeği
Aldığını verdi
05 ocak 1970
(Resim verilir)
Meydan kulu
MERYEM OĞLU
07 ocak 1970
MERYEM var. Hz. MERYEM
MERYEM’le Oniki Havarisi
Gelir giderler
Yuva’yı yoklarlar
Yuva’yı uğrak yapan
Niyeti nurunu vermek olan Ululardandır
01 şubat 1970
MERYEM nuruyla gelir
Münasip olanı söyler
Allah’ım sözü bana
Müjdeyi sana nasip etti der
Selamlar gider
Nasipten söz eder
Nazım Yuva’ya
Nurum olaya ışık verir
Öğrenmek aramakla olur
Desem;
Hazır beklersin
Aramaktan kaçarsın
Güzellik aramakla görülür
Yumak saranların dileği
Hazır olanı söyleyenden öğrenmek
Güdüm günde gerilik olur
İleriye gitmek varken
Allah’ım hazır ver demek olmaz
Ben lafa dalmam
MERYEM geldi
Söz benden
Müjde senden dedi gitti
Sabır da sana düştü
Yaratanım öyle ister
Dileğim, kuluna tez göster
Meclisimiz şen olsun
MERYEM Yuva’ya gelsin denildi
Dilendi anıldı
Geldim söze
Durdum düze
Baktım yüze
Benzer diyene hak tanıdım
MERYEM adım
İSA’nın anası
Hıristiyan Ulu’su denirim
Cümle kulları severim
Yerimi yatışımı sorana
Gelip ziyaret edene;
Ya ben gitmez miyim?
Yerde değil gönüldeyim
Dünya evim pek küçük gerçi
Gönlüm cümleye yeter
Kendini seç,
Alnını aç
Yalandan kaç
Bu üçünü yaptığın an
Nasihate ne hacet?
MERYEM denildi
Piçi doğurdu
Sana demedim
Günde diyene
Günümde kötüden kaçtım
Gönlümü Allah’ıma açtım
Ya MERYEM,
Nurum verdim sana
Duanı et bana
Kuldan korkun olmasın
Dünya seni sarmasın
Evlat ettiğin
Hayat verdiğim
İSA’nın doğuşu
MERYEM’in kurtuluşu
Hıristiyanlığın kuruluşu
Müslümanlık kuruldu
En yüce din denildi
Elbet Allah’ımın
Sevgili Habibi oldu
Müslümanlığın kurucusu
MERYEM kullardan kaçtı
Neden? demeyin
Fani olunca icapları görülür
Allah korurdu kaçmasaydı derseniz
Allah’ım;
Benim korumam elbet vardır
Ama önce kul sakınmalı der
Ateşe gidersen
Allah beni korur dersen, yanılırsın
Mucize, bir maksat üzere olur
Gösteriye yol vermez
27 nisan 1970
MERYEM adım
Geldiğim ilk değil
Yuva’ya uydum, havaya vurdum
Cümle yaratılan
Allah’ımın yoluna canını kanını adar
Ömür denince
Ölmüş bir can
Verirse bir cana kuvvet
Ne kıymeti var der
Nedir? diye sorana deyim
Bir canın gidişi
Öbür canlara kuvvet verirse
Gitmek için durmak niye?
MERYEM adım
Yuva’na tadın versin Tanrı’m
Suyum; içene gelene şifa versin
Adım anılsın, yardım denilsin
Gelen gülsün, sevinç bulsun
Gündüz gelsen, yolum alsan
Suyum içsen, ne hoş desen
Tatlı su akar
Ağaçta bülbül öter
Olduğum taşta seherde bir gül açar
Görene sözüm, orası yerim
Gülden geçilmez
Duygu ölçülmez
Aşk şarabından içen
Bir daha ayılmaz
Gül fidanı görende
On iki yolcu bilende
Fidanın yanında
Söğüt dalında
On iki fidan, söğüt fidanı
Büyüyen midir?
Yürüyen midir?
Hep öyle midir?
Yolumuz Allah’ıma
Yolcumuz Allah’ımdan
Mevlâna dedi;
Bana düşmez
Müjdeyi sen ver
Yoldan geleni göster
Kulları müsterih olsunlar
04 ekim 1970
Unutmayın,
MERYEM namaz ile Allah’ıma varmadı
Yalnız niyazı bin namaza bedeldi
Hep Allah’ımdan geldiğini söyledi
01 kasım 1970
MERYEM niyet mi etti?
Doğmuş yavrusunu
Kuyuya mı attı?
Nasibine yolu kattı
Danıştı, söyleşti
Yüce’den kuvvet aldı, almayı bildi
17 şubat 1971
MERYEM Hazretleri
Allah’ını bildi, O'na uydu
Kaderine Allah’ı adına razı oldu
16 mayıs 1971
(Resim verilir: Hz.Adem, Hz.MERYEM, Hz.Omar, Hz.EBbubekir)
Adem’den Ömür
MERYEM’den Sabır
Omar’dan Adalet
EBbubekir’den Sahavet dileyin
25 temmuz 1971
İman, elbet ağlayıp
Diz bükmek ile değil
Aşkına düşmek iledir
Hz.MERYEM namaz ile mi vardı?
Hz.Adem gözü ile mi gördü?
Öğreten mi oldu?
Gönül gözü açık olan
Aklına koyduğunu silen
Dünya dediğinden çözülür
Diyeceğim şudur;
Ne yolun imtihanı kula
Ne kulun imtihanı bana düşer
Her kul Allah’ım der coşar
Coştuğu kadar koşar
28 temmuz 1971
MERYEM çekildi
Nafakası kucağına verildi
Ömür yolunu öyle harcadı
03 ocak 1972
Hz.MERYEM der ki;
Ananın verdiği
Yavrunun kardığıdır
Ananın verdiğine su katılmasın
Helvayı karan
Yağını da, suyunu da ölçer koyar
Ayrıca su katan
Helvanın tadını bozar
Terbiyenin imanın temeli olduğu bilinmeli
Mayayı yoğuran
Ekmeğin şeklini veren
Kulunu yerinde yaratan Allah’ım
Özelliği, güzelliği anaya verir
Babayı yuvaya temel eder
Temeli sağlam olan yuvanın
Duvarları da sağlam olur
Yat yere diyebilen
Yere şilte serebilmeli
Yatmazsa hatalı olur
Duvarlar olmadan
Temel değerini bulmaz
Canım cananımın
Cümle cananımdan olduğu için
Sevgilimdir
Her hatun el açar
Allah’ım yardımcı ol der
Erkek gücü kendinde bulur
Ermesi onun için güçtür
31 ocak 1972
MERYEM Hazretleri der ki;
Kuşun ötüşüne ses veren
Kulağım senindir Allah’ım diyendir
YM. dedi
Kulunun yardımına vazifeliyim
Kanımıza söz gelmez
Özümüz Hak’tandır
Oğlumun sözüne kulak veren
Hak’tan gelene uyandır
Huyuma uymaz deme
Sen de MERYEM gibi yumuşa
Sert taş vurduğu yeri de kırar
Kendi de kırılır
Kendim kırılsam iyi mi deme
Her kırılan ufalana ufalana kum olur
Ondan ötesi ne kırar ne kırılır
Adını gönlüme yakıştırdığına dedim
05 mart 1972
Beden ile çıktı denilen
Dünya gününde
Ölmeden öldüğünü
Ruh ile vardığını bildirir
Daha önce verdim;
Her kul anda gider döner
Hz.MERYEM ile Hz.İsa
Vardığını bilebilen
Perdenin dışında kalabilen oldukları için
Bunu etraftan bilenler
Beden ile çıktıklarını zannedenlerdir
Aslında beden çıkmaz elbet
Onlarda beden o kadar hafif ki
Gözden dahi uzak kalabilir
Elbet
Sorulan kuş ile at misali
19 temmuz 1972
Hz.MERYEM der ki;
Onsekizbin alemin ötesine vardım
Dünyayı kâse misali gördüm
Dersiniz ki hepimize nasıl yetersiniz?
10 ağustos 1972
Hz.MERYEM der ki;
Güllerimizi elde bulduk
Allah’ım dedik duacı olduk
Has gülün kokusundan
Musa ile İsa‘mın yapısından
Gönüllerimize sevgi aldık
Birliğe inandık
Gül demeti misali hep bir olduk
Gül yapı olarak bir çeşittir, gerisi aşı
04 eylül 1972
MERYEM Hazretleri der ki;
Katkıda bulunayım diyen
Güğümü görmeyendir
Ömrünü düğüm ile bağlayandır
Kundak aldım
Bebeğim sardım
Adını sordum;
İSA dediler
Adını melekler koydular
Kaderini alnında okudular
Kucağıma öyle verdiler
Sesi ile sözü bir geldi
Seste bebek
Sözde melek hitabı duyuldu
Ana oğul yola koyuldu
Suyun aktığı yerde
Gönülleri yaktığı yerde duruldu
Kuldan kula söz edildi
Doğanın söz ettiği söylendi
Dileyen inandı
Dileyen döndü
Yuvamız olmadı
Güne bağlı kalmadı
Güne bağlandı
Gönül dağlandı
Yazılan görüldü
Düğümler çözüldü
Dert denen gün örtüldü
Geçen unutulur
Çünkü üzerine gece örtülür
Cümleye zümreye sözümüz geçti
Olan olmayan O’ndan
O’ndan gelen hayırdan
Hoşnutum deyin
Huzuru öyle bilin
Selameti ordan bulun
01 ekim 1972
(Resim verildi: Hz. MERYEM ve Hz. İsa)
Hz.MERYEM’in hediyesi; Bebeği ile
29 ekim 1972
Hz.MERYEM der ki;
Tepsiye konan
Kulun eline gelen nasibidir
Dilerse buğdayı aşı
Dilerse derya taşı kor
Burada kulun gayreti şudur;
Taşı yiyemezsin
Ezersin döversin
Emeğini katarsın
02 nisan 1973
Hz.MERYEM der ki;
Üç denen yerden bir al
İkisinin arkandan geleceğini unutma
Daima bol yapraklı ağaca dayan
Su akarken durana değil
Akana uy
26 mayıs 1973
Hz.MERYEM der ki;
Hazine yükünden dolayı kıymetlidir
Kainat Halik’inden
Hazine her an boşalabilir
Kainat Halik’i
Var ol dediği müddetçe vardır
Kulun her öğrendiği kârdır
Her öğrendiğin kelime
O’nun ilmidir
Sanmayın niyete uymayan olaylar zulümdür
Kul bunu bildi ise
Güzelden güzeldir
Bildiğini zannedersen
Affına sığın
Bilmediğin bildiğine gölge vermez
Bildiğin sana kötü gelmez
Celbine hükmedilen sanık
Hataya düşmemiş ise
Allah’ımın adaletine sığınsın
Olan görür
Niyaz eden bilir
Cümlenin hayrında
Niyazın edildiği vakıadır
Allah’ıma emanet olasınız
Karşılıksız bulasınız
Allah’ım bekleyeni görür
Bekleyenden önce verir
Allah’ım cümlenizden razı olsun
Kainat huzuru
Kulları ile dolsun
06 haziran 1973
Her halleri ile hallenelim
Karınca kararınca nasiplenelim
Analarını bacılarını örnek alalım
Onların halleri ile hallenelim
Hallerini alırken
Özelliklerini dedik
Hz. Hatice’nin analığını
Hz. Fatma’nın kadınlığı
Hz. Ayişe’nin düzeni
Hz. MERYEM’in tutumu
Tutumundan maksat
Muayyen günden uzak kalması
Hurmayı kendine meyan bilmesi
Olan olayı Allah’ım ile paylaşması
O’nun ile dertleşmesi
Derdime derman Allah’ım dedi
O’ndan bekledi
Kulunun ona veremeyeceğini bildi
Hz. ASİYE’nin cömertliği
Vergisinin O’ndan geldiği
O’nun yoluna dağıtıldığı bilinsin
20 haziran 1973
Daha önce verdim
Ateş dahi sudur dedim
İspatı? derseniz, meydandadır
Yanan ateşten çıkan duman nedir?
Nereye gider?
Nasıl döner?
Kul ateşlenince nasıl terler?
Kainatın özü sudur
Taşı ile toprağı, ateşi ile
Muayyen gün geldikte
Taşı toprağı su oldukta
Kulları O’nu buldukta
Doğuşu bilecekler
Varlığı o zaman idrak edecekler, dedi
Hz. MERYEM söze girdi:
Muayyen günün olduğu
Cümleye güldüğü gün
Görülecek elbet
Günümüzün hasreti
O günde çözülecek
Allah’ıma emanet olasınız
02 temmuz 1973
Hz. MERYEM der ki;
Annem yemediği meyvede
Yaprağı kıt demedi
Meyvesiz ağaca
Lüzumsuz diye bakmadı
Yumağını saranın
Yerini bilmesi güzeldir elbet
13 temmuz 1973
Allah’ıma emanet olasınız
Ummadığınız olaydan
Uzak kalasınız
Ummanda hâlkedeni bulasınız
Yahya Efendi’nin selamına uyasınız
MERYEM yuvanın uydusu olsun
YM dedik
Sözü Mansur’a verdik
20 temmuz 1973
Mümin sadece “Yaratan’ım” diyendir
Verdiğine uyandır
Musa da mümin
İsa da, MERYEM de
Cümle yaratılan da
Mümin kul vardır
Müslim kul değil
02 ağustos 1973
Aynaya bakandan
Suya akandan
Yolunu alırsan
Şaşırmazsın dedi
MERYEM söze girdi
Gönlünü her gönülde buldu:
Allah aşkı mutluluktur dedi
Cümlesinin selamına
Mevlâna sözcü oldu:
Olmuşu alırız
Olmamışı sileriz
Geçmişi böleriz
Kuşağı dileyene sararız
29 nisan 1974
Meyrem der ki;
MERYEM yerini almaz
Meyrem meyden gelir
Mey arkadaşı demektir derken
Sözü adına bağladık
24 mart 1975
Mümin yolunu bile
Salmam balığı göle
Deryaya dalasılar
Öylece olasılar
Gemiyi donatsalar
Yorumsuz kalasılar dedi
Söze MERYEM girdi:
Ananın varlığına
Gönül darlığı verme
Vuranın zorluğuna
Kulunu kul tutma
Ayağıma almadım
Kulağıma koymadım
Perdeyi aralayıp
Göreyim demedim
Açanın gücünden
Şüpheye düşmedim
Taşı duvarda gördüm
Ömrüme perde gerdim
Senden Allah' ım dedim
Niyaza vardım
Senden denilene uydular
Söz misali sepete koydular
Pazara çıkarıp sattık dediler
Yavruyu değil sözümü
Senden Allah'ım deyişimi
Yeniyi almazlar
Eskiyi silmezler
Öyle oldukta
Gerçeği görmezler dedi
Sözü güne bağladı
Günün akışı
Güneşin yakışına denge kurar
Gedik açılır
Selamet sizlere olsun
MERYEM gönlünü salsın
Cümleye bağlasın dedi yürüdü13 mayıs 1975
16 haziran 1975
(Resim çizdirildi: MERYEM ANA)
Yerini arasınlar
Gül dibinde bulsunlar desem
Dört yöne bağlasam
Yönüme dönsünler
Hak deyip ansınlar dedi
MERYEM yerini yönüne bağladı
07 mayıs 1977
Bağlıyım ezelden
Gördüğüm güzelden
Bildiğim eserden
Sırrı ile sırlandım
Dünya günümde horlandım
Kucağa gelenle
Kainatı bilenle yaşadım
Gemiye uyanla
Yoluna düşenle oluştum
Aranızda buluştum dedi
MERYEM sözü aldı:
Dağ ile ovaya bakarsan
Düz ile boz görülür
Yola çıkarsan toz görülür
Kadere uyarsan düz örülür
MERYEM uydu diye sevilir
09 eylül 1977
(Resim verilir)
Yerden gökten bilene
Yazdın Allah’ım diyene
Elden dilden verilir
İzin geldikte görülür
Pir Sultan Abdal’ın dediği
Hz. MERYEM’in bildiği
Saint Michel’in gördüğü
Ne yolsuzluk, ne kayıtsızlıktır
Kayıtsızlık bilenin bilmeyene verdiği ise
Bilmeyenin çözdüğü olsun
Her yoldan gelen
Bir arayışta olduğuna inansın
Bağlayan gönülde birlik vardır
23 eylül 1977
Pir Sultan Abdal’ın
MERYEM’in
Saint Michel’in
Resmi gelene çizildi
Üç kanalın suyu açıldı
Kuracağız dedik
Duracağız demedik
Yazacağız dedik
Kalacağız demedik
Yazımız açılacak
Bütün verilecek
Ne var ki
Kesin karar almayacak
Görgüde hataya düşmeyelim
30 eylül 1977
Kucak dolusu sevgi ile geldi
MERYEM söze girdi:
Sepet olmasa
Dua dolmasa
Sergiye varılmaz
Elma sorulmaz
Sevgili aranmazsa bulunmaz
Arayan ile geldik
Yuvasında kaldığımız
Sevgi ile andığımız günde
Geceyi paylaştık
Durak olmadı
Hata bilmedi
Sevdi
Gününe doymadı
Sohbette aldığına
Yorumda kaldığına
Gönlümüz ile katıldık
Allah’ım razı olsun
Sevenler arayana el versin dedik
Dost ile postu
Diz dize serdik
Dizde güç bizde haç diyene
Elde olana değil
Gönle dolana dayandık
Öylece birliğe geldik
Birlikte erliği bulduk dedi
MERYEM sevgilileri kucakladı
Sohbetim oluşacak
Her sohbette
MERYEM sizlerle buluşacak dedi, yürüdü
01 ekim 1977
Yol aldım göle geldim
Sevgili hale uydum dedi
MERYEM sözü aldı:
Aşamazsam demeyelim
Dayanan kuldan olalım
Hurmanın meyvesinden
Nasibimizi bilelim
Dileyen maddeye
Dileyen manaya yorar
Her kulu helvayı
Bildiğince karar
Kurulu düzen bozulur demeyelim
Olaylarda kayguya düşmeyelim
Dost dedik geldik
Elimiz verdik
Anacağın biliriz dedik
Daha önce verdik
Var olanın
Darlıktan sözü olmasın
Sorgusu durukta kalmasın
Yoğurt yedim yetmedi
Çiçek diktim bitmedi diyenin şikayeti
Doğaya olsa da
Sözünü ortada atmasın dedi
MERYEM yürüdü
04 ekim 1977
Adadım ödeyim
MERYEM’den alayım dersin
Sohbete geleceğim
Düzende hayır göreceğim dedi
MERYEM geldi:
Yumuşak gönlünde
Oluşturduğun güzelliği
Halinde de uygula
MERYEM denir anılırım
Anam dediğini bilirim
Anan ile halleşiriz
Görgüde birleşiriz
Gelişim duyguda oluşumuzdandır
Sevgi ile buluşuruz
Kaleden kaleye söyleşiriz
Sevgin ile oluşalım
Anıldıkta buluşalım
Nerden?
Yüce’nin emrindeyiz
Sevenin gönlündeyiz
Ver dediğini vereyim
Sen de uy dediğime uyarsan
Gönülden hoşnut olurum
Yoğun söyleşiye girdik
Emanetinizi makama ilettik
Ya Allah Ya Allah Ya Allah
Dünyada huzur ver Allah deyiniz
Duacı olunuz
Allah’ım dileyeni görür
Dilediğini verir dedi
MERYEM yürüdü
06 ekim 1977
Derdest olalım
Sohbetleri gün gün kuralım
Kuran ile bir olalım
Birlikte suyun akışını görelim dedi(Yunus)
Sözü MERYEM’e verdi:
Dağdan dağa aşamayan
Taş üstünden düşemeyen
Ne dağın güzelini bulur
Ne taşın düzeninde durur
Gerçek yapraktan aransa da
Kökünden bilinir
Her anda vakit sorulur
Vakitte doğuş vardır
Doğuşta oluş vardır
Yerim ne kadar dardır diyenin sözünde
Yerden maksat dünya düzeni ise
Gönülden uzak kalma diyelim
Gönlünü dolaştıran
Kainat ile oluşturan
Elbet yeri dar görür dedi
Yedilerden selam getirdi
Selam olsun
15 ekim 1977
Yumuşak olduğuna
Yolunu bildiğine
Gelişe uyduğuna
Selam olsun dedi
MERYEM söze girdi:
Şahit istemez
Güzel silinmez
Ne olurum dersen
Bilinmez diyene de ki;
Yazan bilir
Okuyan ancak
İzin olursa verir
Sorun yersiz değil
Geçit senindir
Oruç dediğinde
Suyun, aktığı yola ulaştığın görülür
Elele verilir
Görgüye demeyin nasıl girilir
Seven seveni bulur
Olduğu yerde durur
Her halde yardımcı gelir
Gayrıya yer yok
Sevgide gönül tok
Sevgimiz yayılır
Sevgimiz ile bir olur
18 ekim 1977
Gelen aldığını bilsin
Bestede yazıyı sevsin
Denizde dalgaya gülsün
Sorusuz kalsın dedi
MERYEM söze girdi:
Dal ile halde güzelin
Yol ile dağda özelin yasası okunur
Tezgahta kilim dokunur
Kul nerden kimden sakınır
Yüce dağa çıktıkta
Güzel diye bakınır dedi, selamladı
21 ekim 1977
MERYEM’in yenide yeri vardır
Elden ele daima verir
Denizde, karada, havada
Hep seninledir
10 kasım 1977
Daha önce dedik;
Düşünde verilir
Güzel öyle görülür
Dünyanın gündeki oluşumu
Kuluna gününe göre buldurur
Mevlâna misali
Şems’i arayım dersen
Sahrada kalmış bülbüle benzersin
(Soru: Neden Mevlâna, MERYEM de başkası değil?)
Gaye birliğinden
Mevlâna, MERYEM
Gaye birliği ile bağlıdır
09 aralık 1977
Ayak küçük götürmez
Dağlar yüce aşırmaz dediler
MERYEM’i güçsüz bildiler
Ayak küçük
Gayret büyük
Dağları aşıverdim
Dilenen yola ulaşıverdim dedi
MERYEM sözü aldı:
Gelen gidene kapı açar
Açılan kapıdan seçilen geçer
Uğrağı değil
Durağı aradık
Yuvayı öylece kurduk
Şahit aramadık
Şahinden sormadık
Gönülden naklettik
Rüzgardan selam bekledik
Her gelen selamı
Birbirine ekledik
Doğan güneşte
Yakan ateşte
Hep O’nu gördük
O’ndan geleni bildik
Aynayı yolsuza verdik
Yolunu bulsun diye
O da bulduğu yerde devretsin diye
Elden ele dolaştı
Sevgi birbirine ulaştı
Günde cümlemiz
Sizlerle buluştu
Selam diyelim
Her selamda
Yüce’nin sesini bulalım
Yüce’nin sesi selamda mıdır? diyene sözüm;
Yüce’nin sesi her anda her yandadır
Ancak kul;
Selam ile buluşur
Selam ile halleşir
Selam sözün kapısıdır
Sohbetin yapısıdır
Cümleyi bildik
Her günü saydık
Allah’ım yarattı dedik
Öze öz ile baktık
23 aralık 1977
Cevher açılan yoldadır
MERYEM dilenen koldadır
Selam dedi geldi
Sahifede yoruma girdi:
Ayran içtik serince
Mola verdik köyde şirince
Yumurta aldık tavuktan
Tavuğu dedik Halik’ten
Katrede söndük
Kahırda sunduk
Döndük her olayda
Umduğumuzu aradık
Gördük ki umduğumuz değil
Yazılanmış güzel
Yumuşak yolun yolcusu
Her hal ile verir hancısı
Selam olsun
Yoldan beraber geldik, bilinsin
MERYEM yerini verse
Cümleye gönlünü serse denilir
Sergimiz cümlenizedir
Elbet yerimiz açılır
Ne var ki önce
Toktay seçilir
Kimdir? denildi
Hak adını doğuştan anan
Anam suçsuzdur diyen oğlumdur
Er olsa, geç kalsa denilmesin
Adım üç harf ile bölünmesin
Geldim vereceğim
Vazifemi göreceğim
And ile değil
Aşk ile açtım
Seherde seferi seçtim
Soğuk ile sıcakta
Yağış ile güneşte
Aldığınız gibi olun
Olduğunuz gibi verin
Allah’ım sizlerle
Sizler de Allah’ım ile olun
Allah adı dillerde
Yorum gönüllerde olsun dedi
Oğlum selamladı
(Soru: Kim nakletti?)
Oğlum açık geldi
Açık verdi
Sergide anamın sözü kalsın dedi
Her sahifeye adını koydu
Ne demek dendi
Her sahifede adına işaret vardır
Selam olsun
Hak adı dillerde kalsın dedi
MERYEM selamladı
ocak 1978
MERYEM der ki;
Dört gün evvel duyduğunu
Benden bilsin
Andığı gün
Yanında bulsun
Güzellik aldığıdır
Özellik bildiğidir
MERYEM adına desin
Niyaza Allah’ım diye başlasın
Yardımına çağırsın
Gününü aydın bulacak
Kayguları duman misali dağılacak
En güzeli
Hak yoluna gülecek
Sözü verdim alan yok
Halim dedim soran yok
Derde düştüm gören yok dedin
Unutma!
06 ocak 1978
Güzel diye verdik
Her kulunu özüne çağırdık
MERYEM'in sözü ile günde açtık
Görgüyü selamet diye seçtik
Geldim buldum
Vazifede nefer oldum
Her nefeste hayat
Her heveste hayal var dedim
Her gelenden sordum;
Güne kadar aldığın nedir?
Soran kim? dendi
Adım MERYEM
Aldım dediğine uydun mu?
Uydum dediğin kadar oldun mu?
Verilecek vazifeye talip olana sordum;
Her hal ile uyar mısın?
Eyvallah diyen her kulu
Halince hallenir
......
Yar diyen her kula
MERYEM'in sorusu gelir
Aç ile aç mısın?
Çıplak ile üşür müsün?
Günün yargısına düşenler
Fakir ile üşüyenler
Dolaplarını açtıklarında
Utansa idiler
Ne aç ne çıplak kalırdı.
Sözüm cümle içindir
Zümre için değil
Bir yaraya yüz kişi eğilirse
Yüz kişi giyinir
Yüz dilim somun bölünürse
Yüz aç doyurulur
Birbirinize nakledeceğiniz önce bu olsun
Yarışma, yardımcı olabilmede yapılsın.
Gönülden alırım
Gönülden severim, denende
Hakikat nerden nereye kadardır?
Elbet her kulun nasibi bir yazılmaz
Kimi az kimi çoktur
Çok olan az olana
Yeterince yardımcı olursa
Sevgisi katıksızdır
Cumayı bekledik
Hayrımıza hayır ekledik, derseniz
Gerçeği silmiş olursunuz
Çünkü, hayır her gündedir
Her yöndedir
13 ocak 1978
Düzene uyalım
Yazanı bilelim
Kul isek
Kulluğun gereğine girelim
Yerimiz bellidir
Dağ taş ile doludur dedi
MERYEM sözü aldı:
Gerçek günü bilelim
Yönümüzü bulalım
Her olayda
Kendimize verilenden
Hisse alalım
Elele verilirse
Kulları görülürse
Yaralar sarılır
Gönüller bir olur
Sözünü bağladı
İsa’nın verdiğini söyledi
17 ocak 1978
Derdim diyen
Halini sorana
Selamın aldık
Allah’ım razı olsun dedik
Sözü MERYEM’e verdik:
Düz duvarda mesnet
Her kulunda haslet vardır
Kendine dönesin
Kendinde olanı göresin
Çözdüğün düğüm
Göreceğin düğümdür
Değişen yaşantı
El eline verdiğin yerine geldi
Allah’ım razı olsun
Hayır, hediyesini.
Her düzen bilendedir
Bilmeyenin verdiği
Cümleye uyduğudur
Danışılan yönde
Hayır günde gelişe uysun
Elde olanı işinde bulsun
Bölmeyi denemesin
Kazanda kaynamasın
Yoğurt yedim tasında
Yolu buldum taşında desin
Niyazım onunladır bilsin
Dert diyenle derdi silen beraberdir
Derdi silen kim? dendi
Elbet Yüce Allah’ım
Mevlâna’yı yardımcı gönderir
Yoluna taş koyanı durdurur
MERYEM dedim anıldım
Her düzene konuldum
Güzelden bildim
Sevdim sevildim
Allah’ıma emanet olasın
Hediyen gibi yerini bulasın
Geçici söz ile
Çarpıcı saz ile dövünme
Elden eli bulurum diye övünme
Gemiye gittikte
Yerine baktıkta
Düzene uyacaksın
Dumanı kovacaksın
Gidene taş konamaz
Yerini bilene dur denemez
Her olay bir düğümü çözer
Kulun kaderini çizer
Allah’ıma emanet olasın
Mevlâna’dan alacağını bilesin
20 ocak 1978
Dost dedik
Cümleye dost diye güldük
Sorguya her verenin
Sevgisini bulduk
Gölde balık yayılır
Kainatta Halik bilinir
Her bilenin bilgisi elenir dedi
MERYEM söze girdi:
Kaş ile göz arasında
Birbirine vergi vardır
Denmesin yeri dardır
Yapıya girdiği
Duvarı ördüğü
Kainatta adını
İSA diye verdiği günden
Gelişe kadar değişen
Sadece görgüdür denirse de
Genişlik bilgidedir
Bilenin gördüğü
Genişliğe götürdüğüdür
Elele verdik mi?
Sorun deyip paylaştık mı?
İletilenin yeri
Yumuşak yoldadır dedi
MERYEM selamını iletti
27 ocak 1978
Geçitte aldığımızı
Gerçekte bulduk
MERYEM’i gönül gözünde verdik dedi
İSA sözü verdi:
Dağ ile ovada
Dolanıp durdum
Çobana elim ile
Hırka giydirdim
Postundan başına
Yastık oturttum
Verdiğin aydın
Gördüğüm nur olsun dedim
Yeniyi verdiğimiz
Yayılana sergi açtığımız gerçektir
Gün ile güneş misali
Güzellik bende değil O’ndandır
Yoğun çalışmaya girende
Eline kalem alıp verende
Allah’ım rızasını
Cümlenize sersin
Saygı her kula
Birbirinden yayılsın
Adım ile GARİB’in adı anılsın
Cümlenize elimden gelen verilsin
Alacağız vereceğiz
Birbirimizi elbet göreceğiz
Selam olsun dedi
MERYEM yürüdü
03 şubat 1978
Andan zamanı soranlar
Her olayı dileğince yoranlar
Bekledik bulmadık
Aradık görmedik demesinler dedi
MERYEM sözü aldı:
Kuyu suya dar gelir
Her olay kula var gelir
Verelim dedik
Cümlenizle paylaştık
Gölgeyi aştık
Güneşte buluştuk
Nakleden elbet bilinir
Gönderilen selamlara
Selamımız eklenir
Nakleden kim denildi
Kalemi eline alan
Gördüğünü size aktaran
(Garib mi?)
Eyvallah
Keramet denilmesin
Selamete kapıdır bilinsin
Görüldüğüm yerdeyim
Okuduğum sayfadayım
Ayak ile gelenin
Göz ile görenin yardımındayım
(Kimi kastediyorsunuz?)
Seyrini bulan
Yerini bilen
(Hanna Gosch mu?)
Evet
Selamı ordan aldık ya
Konuyu derdest edelim
Koğuş misali değil
Dergah misali
Her hale uyalım
Üç duyalım
Bir diyelim
Kitabı öylece dürelim
Üç elden üç dilden geçsin
Dağınık olan toplansın
Çevreye uyanın
Devreyi bulanın
Her kul yanında olsun
Ne demek? dendi
Bilene uymak
Bilmediğini öğrenmektir
Dem ayrı zem ayrı yerdedir
Dergah demdedir
Uymak senden dedi
MERYEM sözü
Yunus’uma verdi
10 şubat 1978
MERYEM yolun başında
Her kulun düşünde olsun dedi
Selam ile geldi:
Rengine kanayım mı?
Şartına gönül koyayım mı?
Her çağıran ile döneyim mi?
Genellik toprağı gözler
Zanneder ki el ile besler
Alış veriş Yücedendir
Yapıcı gelen nicedendir
Korku aldım diyene
Yaprak buldum diyeni
Örnek verirsek
Korkusu silinir
Şems’in verdiğini
Mevlâna sarınır
Her kulu Hakk’ın sırlarına barınır
Geyik misali yapısına
Yeşil örtü aranır
Görgü neden, neredendir?
Sanılmasın zordandır
Arıyı bilene sor
Gönlünü arıtanı gör
Halde sevgi
Kumda sergi görüldükte
Elbet yargı silinir
Şems’in verdiği nedir?
Mevlâna’nın gördüğü kimdir?
Hepsi aynı gün, aynı yöndür dedi
MERYEM sözü Toktay’a verdi
10 mart 1978
Sözümüz denizden öteye bağlansa
Her yamaçta durulsa
Elbet bitmez
Sorarsanız,
MERYEM’in kainatta aşkına
Ölçü yetmez
MERYEM sözü aldı
Sohbete gelen her dost için
Niyaza daldı:
Konuk bizden
Biz sevgiden yanayız
Yaprak, ağaç, her yaşayan ile
Bir bünyeyiz
Taşta geçeni görürüz
Her dalda yeniyi okuruz
Doyumun olduğu yerde
Selam der
Sevgisine saygı ile eğiliriz
13 mart 1978
MERYEM yuvaya geldi
Yerimiz yunduğumuz yerdedir dedi
Yelden selden uzak kaldık
Yer ile göğü söz ile böldük
Dert diyene şifa diledik
Doğan güneşe
Yeniyi müjdeledik
Niyazımız yerinde mi? diye sorulur
Olaylara çözüm değil
Uyum arayalım
Yanan her mumun
Eriyip söneceğini bilelim
Mevlâna daha önce verdi;
Uyuyan ruhlar dedi
Uyuyan ruh
Yakılmayan mum misalidir
Meyveyi yiyen bilir
Selamet dileyen
Kendini bulur
Keyyam deneyen
Kayyum denenendir
Keyyamdan maksat
Yerden göğe bilinip
Ele gelmeyen
Hava güneş sevgi gibi
17 mart 1978
Ayağa çorap giysen
Derdine deva bulsan
Demde dağılan değil
Eğilen vardır dedi
MERYEM sözü aldı:
Damarda akan kanda
Candan gelen görülür
Sevgi gönül ile örülür
(Gönülden ne anlamamız gerekir?)
Gönül; Aldığın sevginin
Verdiğinden ötesini
Kendine mal eden
Kendi bünyesinde
Kendini besleyen
Verdikçe büyüyen
Dağıtıldıkça çoğalan
Bünyede nasıl var olur? dersen
Ruhun yapısına mal edilmiştir
Hak’tan aldığın
Halka verdiğin kadar genişler
Nasıl? denildi
Verdiğin nedir?
Hak’tan aldığın değil mi?
(Hak’tan aldığımız nedir?)
Sevgi
Aldığın seni yüceltir denilen odur
Daha önce verildi
Nurunu harcama denildi
Ruhun sevgi ile beslenir
Sevgi ile beslenmeyen ruh
Akim kalır
Öylece her yaratılan
Vardığı gün
Olduğu yerde kendini bulur
Akım sevgi yüklüdür denmişti
Sevgiyi veren
Verdiğinin ötesinde yüklenir
Yalnız sevgi ağırlık değil
Ruhu hafifletir
Her elini tuttuğumuz kuluna
Sevgi akımı verelim
Öylece sevgiyi
Birbirimize aktaralım
Gelişen olaylarda
Yağışta kesin öğüt vardır
Yağış nedir?
Hakk’ın rahmeti
Her düzeyde somut örnekler gelir
Ve görülecek olan gerçek
Dağınık görülen örneklerin
Birbirine ekleneceği
Ve hayırlı günün bekleneceğidir
24 mart 1978
Konuşulan her konuda
Alışılan her kanıda
Yapıcı olanı bulalım
Akıcı olandan şevk alalım
Her yapıya
Gerektiği için temel atılır
Temelden dört duvara bakılır dedi
MERYEM söze girdi:
Daire sorumsuzu verir
Orada her olay
Olduğu gibi alınır
Binayı ölçü alırsak
Her köşeyi
Ayrı ayrı yoruma almayalım
Bütünde bulalım
Tavanda tabanda
Ölçünün değişmeyeceğine inanalım
Saydığım yönden değil
Aldığınız her tebliğin
Birbirini tamamladığı
Yapıyı meydana getirdiği açıktır
Öyle oldukta dağınık düzen
Satırlar arasında kalır dedi
MERYEM selamladı
07 nisan 1978
MERYEM’den alındığı yerde
Toktay’ın sözü vardır
Dar olanı değil
Ölçüye gireni verir
Yerden tozu
Güneşten yazı bilir dedi
MERYEM sözü aldı:
Alamam dersen arayanı bul
Bilmem dersen bilene uy
Bilenin yanında bildiğini söyleme
Alacağına uy
Her bilen bilmeyendendir
Her bilenin bildiği bir konu vardır
Deryanın görüntüsü
Bilmeyenin özentisidir
Sazı söz ile bağlarsak
Değeri ölçüdedir
Duvarı alçı ile sıvarsak
Yapanı yargıda tutmayalım
Gelenin sevgisine
Bilenin saygısı vardır dedi
Sevgisi ile kucakladı
14 nisan 1978
Her kulu gönlünce saray kurar
Kimse kimsenin sarayını yıkmasın
Kimse kimsenin hatasına bakmasın dedi
MERYEM sözü aldı:
Dereden aldığın su
Dağdan mı gelir?
Gönlüne gelen sevgi
Yoldan mı verir? dedi
......
Sözü MERYEM’e sunduk
Yaprak denilen
Ömürleri yazılan
Kullarına yoğun çalışma dedik
Daha önce söylendi
Elele bağlandık mı?
Yerden ayağı aldık mı?
Yüze düzü verelim
Zahmette rahmet bilelim dedi
MERYEM sevgi dolu gönlünü
Sizlere sundu
21 nisan 1978
Duman yoruma girmez
Her yolu taşlı olmaz
Ne var ki
Aşı temizlemek sendendir
Düzene uymandandır
Derde düştüm diyenin
Kendini deştiği açıktır
Aydan aldık yıldıza döndük
Her hali ile
Gündüzde güneşi bildik dedi
MERYEM söze girdi:
Güneş günün
Güneş gecenin vericisidir
Her ne kadar geceyi
Ay aydınlatıyor ise de
Güneşten aldığını iletir
Yamayı düzene koyalım
Elele verelim
Düzende yanlışta olana
Sevgimizi iletelim
Kul yanlışa sadece
Sevgi noksanlığından düşer
Sevgi, sevgiliye elbet
Ne var ki
Sevgiliden sevgiliye de elbet iletilir
Sevgiliden sevgiliye nasıl? dendi
Sevgili Yüce Allah’ım
Sevgilisi kullarıdır
Öyle oldukta
Kulda hata gördükte
Suçlamaktan uzak kalalım
Ne halde olursa olsun
Sevmeye çalışalım
Asla yanılmayız
Dünya yapısı kulu yanıltabilir
Gelişimiz;
Yolda görülen taşları
Beraber alalım, kenara koyalım
Gelene geçene yardımcı olalım diyedir
Ağacın kökünde görülen
Gövdesinde çözülen nedir?
Dallar ne yöndedir?
Ne yönde olursa olsun
Aynı köktendir
Gönüller birbirine bağlansın
Ayaklar taşlardan uzak kalsın dedi
MERYEM selamladı
24 nisan 1978
Hoşnut olduğumuz
Gelen ile bulduğumuz
Hal ile kaldığımız
Kal denileni bildiğiniz
Gelişten bağlanır
Sözümüz MERYEM’e verilir:
Yağışta rahmet
Yarışta zahmet vardır
Yarışa hazır olalım
Zahmetten yılmayalım
Himmetine gelenin
Gözlerini açanın
Yolunu bildiğimiz gerçektir
Suyun yolu açıktır
Dağda bulut var ise
Ovada bekleyen sevinir
Doğuda açılan
Sudan dağları geçen
Yoldan ayağını uzak değil
Kuşak bele
Kaşık ele
Sanılmasın hizmet eden köle
Geçici olanı daha önce verdik
Yastığı baş altına koyduk dedi
MERYEM yürüdü
28 nisan 1978
Yapının güzelliği
Cümlenin güzelliğindendir
Güzelliği bildiğindendir
Sözümüz gelenlerle
Yuvamız dolanlarla yerini bulur
Sözümüz MERYEM alır:
Aşkın verdiği
Kulun erdiğidir
Doğuşun gerçeği
Oluşun gereğidir
Dağınık olan toplanır
Yanlışa götüren örtülür
Her kulu birbirine katılır
Elele her güzele, her cümleye
Ele aldığına
Kucağa verdiğine
Şahit arama
Yaratan bilir
Bilene verir
Demir yapıyı
Odun kapıyı tutar
Demette hizmet vardır
Duman verenden
Uzak kalınız dedi
MERYEM cümleyi selamladı
19 mayıs 1978
(Resim verilir: Hz. MERYEM)
Selam ile geldi MERYEM
Dileyene resmini verdi
Almayı dileyeni gördük
Selamın aldık
Selam ile geldik
Selamımız iletilsin
Allah’a ısmarladık
05 temmuz 1978
MERYEM der ki;
Ne zerre benden ayrı
Ne ben zerreden
Orman ağaç topluluğu ise
Değerini topluluğundan alıyor ise
İnsan topluluğu
Birliği buldukta
Tek isim alır
Olumda kendini bulur
Değişik ağaç dahi olsa
İsim tektir, orman
Güçlük ayrı görende
Ayrı verdi diyendedir
Sevgi toplumun adı olmalı
Orman ağaç topluluğu adını alıyor ise
İnsan topluluğu da
Sevgi adını almalı
Değişen yok
20 temmuz 1978
Demdeki yer nedir? denildi
Kulunu olumuna hizmeti olan hal
Yuvadaki kuşun bekleyişi olabilir
Akan suyun birbirine ekleyişi olabilir
O anda kulun hali
Demdeki yeridir
Sözü aldık cümleye güldük dedi
MERYEM selamladı
25 temmuz 1978
Yolunuz açılana
Haliniz seçilene örnektir
MERYEM sözü aldı:
Vereni aldığımız
Halini gördüğümüz söylenir
Dolaşan her sözde
Gerçek sorulur
Yeriniz bellidir
Güne açılır
Doğudan açılana müjdelenir
Ne aç kalsın
Ne yolsuz
Ne çirkin olsun
Ne halsiz denilir
Cümlemiz aynı niyaz ile
Niyaza katılır
Kaynak bilindiği gibi
Yaprak açılır
Doğuda açılacak olan görülür
Eyvallah
Doğunun vereceği
Cümlenin göreceğidir
Siyah su beyaza dönüşür
Daha önce verdik
Kara ile beyazı örtmeyiniz dedik
Büyük gölün güneyinde
(Soru: Büyük göl hangisidir?)
Gölün olduğu yer
(Hangi göl?)
Yerini söyledik
Doğuda dedik
(Hindistan’daki mi?)
Anadolu
Yerinden söylenen
Yıllardır beklenendi dedi
MERYEM yürüdü
07 ağustos 1978
Var olduğum yerde
Elbet yok denilmem
Verdiğim hiçbir sözde
Yanılmam dedi
MERYEM sözü aldı:
Dağ yolunu aşanlar
Aşk yolunda koşanlar
Bende olana şaşanlar
Kaldığın yerde değil
Güldüğüm yerde bulacaklar
Danışılan yerde değil
Dağdan inildikte
Dağa çıkıldıkta
Düzden yerini sorduğun
Yastık misali temelde aranır
Yıkık olanda değil
Kapalı kalanda
Yıkık olan aşıldı
Kapalı olandan geçildi
Olmadık yer deşildi
Dağdan düzü arayalım
Olduğum yerde
Kırmızı gül fidanı vardır
MERYEM yerini verdi
Doğuya döndükte
(Soru: “Yedi Uyurlar”ın orda mı?)
Orda değil
Deşilen yerde değil dedik
Geçilen yerde
Ayağına taş bağlayan
Taşa bakıp ağlayan
Dostu düşün
Gördüğü rüyada
Dağda oluşanı söylemişti
Babtist ile buluşanı söylememişti
Onun ile buluştuğu yerdedir
Dağın bitti denilen yerinde
Daha önce dedik
Suyu içtik serince
Dost ile buluştuk şirince
Dağın bittiği yer dedik
Doruğuna varmadan
Kapısında durmadan geçilmez
Demet aldık
Elden verdik
Soruyu niyaz ile sorana ilettik
Soran kim? denildi
Saydığı her dilde
Sevdiği her kulda O’nu gören
Hak ile hakkı bulan
Sorusunu benden alır
Her sorgusuna cevap bulur dedi
Jean Babtiste
Doktorun sorusunu cevapladı
Elbet soru MERYEM’e yöneltildi
Ne var ki soranın sorgusu
Cümle için ise cevabını alır
Aldığın verdiğin
O’ndan O’nun için
O’ndan cümle için
Allah’ım razı olsun dedi
MERYEM selamladı
14 ağustos 1978
Genişlik gönüldedir
Konuk gelenin yolundadır
Konuk yerini bilse
Kendini birde bulsa
Sözünü çevirmezdi dedi
MERYEM sözü aldı:
Gelenin yerini
Sevgili diye bildik
Geldiğine sevindik
Daha önce verdik
Konuktan söz ettik
Dört yönü bağlayacağız
Dört alemde birliğe çağıracağız
Davet sözdendir
Sevgi özdendir
Allah’ım der ki;
Cümle bizdendir
......
Doğuşunu bileceksin
Bugün doğdum diyeceksin
Şarkı söylediğin yerde
Derde deva bulacaksın
Doğudan batıya
Selamımızı ileteceksin dedi
MERYEM selamladı
18 ağustos 1978
Gemiye adım attık
Deryadan balık tuttuk
Aşa cümleyi kattık dedi
MERYEM sözü aldı:
Alay yerini buldu
Günde birliğe uydu
Kaş ile gözü birbirinden ayırdı
(Hikmeti nedir?)
Elbet ayıramazsın
Ayırdığın anda
Birliği bozmuş olursun
Kainat birdir
Birlikte oluşur
Her kulu birdir
Birlikte buluşur
Birde ayrı olamazsın
Oldu isen bulamazsın
Dört kitabı bilelim
Bir alemdir diyelim
Dört mevsimde bulalım
Her hale öylece uyalım
(Kaş ve göz, kainat ve insan mı?)
Kaş göz her kulun
Kendi aleminin parçasıdır
Yaratılan her varlık
Kendi çapında bir alemdir
Kaşı gözü ayırırsan
Görgünü katkını silmiş olursun
Bütünde verim nazdır
Bölündükte kulun alemi dardır
Dört kitabın verdiği
Kainatı bir bütünde kardığı açıktır
Kainatta iki unsur birbirini destekler
Kaynayan, kaynatan
Yaklaşım yanan ile oluşur
Yakan ile buluşur
Oluş buluştur
Katkıda olayım
Yerimi bileyim diyenin hizmeti
Himmet görür
Dost ile buluştuk
Selam diye geliştik
Dosttan selam getirdik
Selamı aldık götürdük
Katılanın sevgisi
Tez gelir yankısı dedi
MERYEM cümleyi selamladı
31 ağustos 1978
Gerçeği aldık bildik
Gerçeği gördük sevdik dedi
MERYEM söze girdi:
Dağda ağaç dolaydı
Dalı ele geleydi
Sözümüz yerini bulurdu diyene de ki;
Dağda ağaç doludur
Dalı dostun elidir
Dost cümlenin yaridir
Sevdik geldik
Geldik gördük
Her sohbette
Sözümüz verdik
Gedik açıldığı gün
Yerini bulduğu an
Rengin önemi vardır
Güneş kainatta
Yerini elbet değiştirmez
Ne var ki
Renginde özelliği görülecek
Her gönülde birliğin
Resmi örülecek
22 eylül 1978
Onda biri bulduk mu?
İki nerde sorduk mu? dedi
MERYEM sözü aldı:
Her adımı sayılı
Yerde yaprak dökülü
Kumda bostan ekili
Aldık verdik anarak
Hak dostunu severek
Geldik sevgi bularak
Seven seveni bilir
Her hal sevgide gelir
Verdiğimiz yazıda
Yumuşak kulun halini sevdik
Seviniz dedik
Sevgisini cümlenize sunduk
Ayrıya düşmeyiniz
Doğrudan şaşmayınız
Birdir, birliği bulduk
Birliği cümlenize sunduk
Alın gelin bileni
Verin bizden soranı
Dost dedik
Dost sohbetine katıldık
Katılana eyvallah dersek
Çağırana yol açmış oluruz
Öylece kendimizi mutlu sayarız
Mutluluk birliktedir dedi
MERYEM selamladı
13 ekim 1978
Saçım uzun örülsün
Derde deva görülsün
Çevre sevgi ile sarılsın dedi
MERYEM sözü aldı:
Bildik geldik
Şark ile Garp’ta birliğe çağırdık
Olasıya alında
Kulu değersiz bölündü
Allah’ım birdir
Geldik O’ndanız
Biz bizi bulmazsak
Sevgi ile dolmazsak
O’na nasıl döneriz?
Dönüşte nasıl yanarız?Senden benden aldığını
Cümle paylaştığını
Bildiğiniz açıktır
Doğuş deste misali verilir
Her peygamberi ile kullarına
Aydın yol gösterilir
İnkar hatadır
Affına sığınalım
Resulünü tanıyalım dedi, selamladı
28 kasım 1978
MERYEM der ki;
Gönlüne darlık verme
Ömrüne kement germe
Yalnız değilsin, kalmayacaksın
Gönlün kapalı olmayacaksın
Yerden toprak alanın
Dost diye bizi saranın yardımındayız
(?) Küçük oğula deriz
Oyundan değil
Boyundan bulacak
Ser'inden değer alacakduman veren her olayı siliniz
elele kendinizi bulursunuz
Allah’ıma emanet olunuz
devamı
MERYEM(-2-)