Gün (O gün)
9
Cümlenizin adına,
göğün yerle birleştiği,
cümlenin kucaklaştığı günün gelişine duacıyım.

27
Yumuşak yol alınız dediğimizde, 'o gün' vardır.
'O gün' kula dünya dardır.
'O gün' nedir?
Kulun kendini bildiği,
YÜCE'nin AFFI' ile sildiği gün,
kul için 'o gün'dür.
'Nasıl bilelim, nerde duralım?' demeyin.
Her güne 'o gün' diye bakalım.

25
Çocukları düşününüz.
Önce okula gider öğrenirler,
sonra çalışmaya başlarlar.
Önce merhale, sonra mertebe.
Çalışmayı bileceğiz, öğrendiğimizi vereceğiz.
Verdikçe alacağız, aldıkça olacağız.
Orman misali olduk.
Rahmeti geldikçe yayılacağız.
O zaman, esen yel akan sel,
bize zarar değil yarar verecek.
Çünkü bizi etrafa daha çok yayacak.
Köklü ağacı sel götürmez,
güçlü ağacı yel yatırmaz.
Sahife-sahife bugüne geldik,
satır-satır okunduk, bez misali dokunduk.
Kimi 'Fistan olur' dedi, kimi paçavra diye savurdu. ALLAH'ım cümlesinden RAZI olsun.

7
'Kayalar eriyecek, denizler durulacak' dedikte,
kayıttan okunan verilir, düzende dokunan söylenir.

10
ER’lik olana adım atmak, kendinde olanı tutmaktır. Yakındır, kement yerden de gelir.
MEVLÂNA’nın YUNUS’un okuduğu, ayrı değil.
Ayrı ağaca baksan, yoldan geleni beklesen,
kumda oluşanı bilmezsin.
O GÜN; kuma adım atan, kendinde olanı tutandır.

2 temmuz
Konuk denilenden güzeli bulduk, ‘O GÜN’e geldik.
Selam olsun, her bilen bilmeyenle bulsun.

Kayıtta olan okunmuştur,
gün yazıya göre dokunmuştur.
HACI BEKTAŞ

6
'O gün geldi!’ dediysek,
O günden sır verdiysek;
kendini bilenlere, yolunu bulanlara,
an içinde durduğunu,
Yeni’ye döndüğünü bildirmekti.

8-1
‘Ayaktayız, ayakta olunuz!’ dedik.
O GÜN’ün hürmetidir.
SEYYİT OMAR

25
(Olacak olayın tarihini verecek misiniz?)
Gelende açıklık sergide alır,
sergide kendi kendine olur.

9
Her biriniz bir ağacın altında oturunuz,
SALAVAT getiriniz,
o’ndan-RESULÜ’nden- şefaat dileyiniz!
Göreceksiniz kapılar açılacak, öbek-öbek geçilecek. Ummak değil bulmak gönlünüzü hoş edecek.
Taşan dereler önünüzde sükuna erecek,
kopan kayalar gözünüzde kum tanesi olacak,
düze öyle serilecek,
ve sükunette, her ocakta hayırlar yapılacak.
O gün topluca olalım, sükunette kalalım.
(Hangi gün?) Kement atılan günde.
(Bize ‘O gün’ bildirilecek mi?) EYVALLAH!
Kaynasın kazanlar oynasın kızanlar, ağlasın yozanlar! Ayağımız tozlu olsa, sileceğiz geleceğiz,
cümlemiz BİRLİK’te kalacağız.
RESULÜ’nün Selam’ı ile geldik.
‘Hayır ola’ diyene,
“Hayır ALLAH’ta” dedi.
Bizden yardım bekleyene,
ALLAH’ım “HAZIR OLUN!” dedi,
SELAMI’nı iletti!
“Dileyen her kulu, dilediğince yardım alır.
Dilenen cümle için ise elbet cümlemiz hazır olur.”
dedi, RESULÜ cümlenizi Selamladı.
Ayaktayız asla oturmadık!
Cümle ile BİR olacağız,
‘Kement atılan günde’
gelenlerle birlikte kalacağız.
Şahit olunuz ki, ‘Silenden’ diyene,
‘Gün, kaydolandandır’ dedik,
soğuk suyu geçen günde verdik”
dedi ALİ yürüdü.

“Ayağım dondu ise,
soğuyan sudandır,
eriyen kardandır.
Gönlüm kor oldu ise,
KORUYAN ALLAH’ımdandır”
dedi, YUNUS’um

19
Sayılan günler gelmiştir;
 ‘Hazırız!’ diyelim, yumuşak yerde kaygusuz kalalım.

2 nisan-1
Çağrı olay değildir, düzendir.

9-1
Gel dedik, gör verdik, gerçeği bildirdik.
Altı yol arasan, altı asır tarasan,
‘O gün’ gelişir, bilenler çalışır, bilmezse çatışır.
Eşikteyiz çalışalım, hepimiz BİR’liğe alışalım,
çok ile buluşalım.
Hep verdik, HAK olanı gösterdik.
ALİ

O gün yakındır yakınlaşalım,
sahip olduğumuz cevher ile sakinleşelim.

12
Gökler yere inecek, ERLER ata binecek,
serdar yola düşecek.
SARI SALTUK

28
“O gün, niyazını bu günden alır.
O gün, her kulu niyazı ile gelir.
Yerden gökten, cümlemiz sevinç bulur.”
dedi, ALİ

26
“HAK ile geliriz elbet, ayrıda mıyız?
Halk ile buluruz elbet, gayrıda mıyız?
Sohbet ile oluşuruz, selam ile buluşuruz,
katık verir karışırız.
Kimden kime alacak, kimi kime soracak?
Beni ben ile yargılayacak, senden seni soracak,
cümlenize TEKLİK’te Selam verecek,
O gün RESULÜ cümlemiz ile olacak.”
dedi, PİR SULTAN ABDAL

6 mart
"...Dilediğince yarattın RABB’im,
Sevgiliye gerçeği yaşattın.
Cümlemiz Sevgili’den olalım,
‘o gün’e sevgimiz ile varalım!"
dedi, VELED’im