![]() Kul, RUH’unu ayara alırsa, günahı olmaz. ![]() ‘ALLAH!’ dersen, CAN’dan yanarsan; bir hatmin sevabı olur. ![]() Günahın oluşu nedir bilir misiniz? Nasibini kuldan beklemek, yolunu kula eklemek. ![]() Doğru bilinen, vicdanına yük olmayan hiçbir iş günah değildir. ![]() Adına hastalık çekmek günahtan sayılırsa, EYÜP HAZRETLERİ’nin neler çektiği unutulmasın. PEYGAMBERİ’ne ALLAH’ım günahını mı ödetti? ![]() Denmesin ‘Günahım affedilmez’ ALLAH’ımın YOLU’nu kendine yön eden, aftan şüphe etmesin. ![]() ‘Bayram’ dedik, sevindik. Neden mi? Kullarını dünyaya vazife ile gönderen ALLAH’ıma, şükran günü yaşadıklarından, sevaplara alıştıklarından. Çünkü Ramazan, en az mümin olan kulu bile günah işlemekten uzak tutar. ![]() Yırtık yamanırsa, ayıp da örtülür. Söylenirse günahtır. ![]() Kamanın batışında kan kimden akar? Kime batarsa ondan. Günah da sevap da işleyenindir. ![]() Günahı kısadan çevirmek de sevabı getirir. NUMAN ![]() Günah olan, hak yenilendir. Yemediğin haktan sorumlu değilsin. ![]() İnandığın bir şeyi yapmak, neden günah olsun? ![]() Sizler bana sevap kapısı açtınız. ALLAH’ım için yapılan her şey, sevap kapısıdır. ![]() Sahibi olduğun CAN’ındır, gideceğin yer CANAN’ındır, götürecek olan sevabındır. ![]() Kula hata bulmakla yükünden sıyrılamazsın. ‘Sebep oldu’ demekle, günahını atamazsın. Sebep oldu ise, o da günahını çeker’ ![]() Kul her sözün ardına, günahı koyarsa, sırtını ona dayarsa; sevabı asla bulamaz, çünkü iyi olanı bilemez. Dağa bağ diksen, dallanmaz; bağa yalnız gitsen, toplanmaz; üzümü sergiye koysan, ballanmaz. Kulu, ‘Eğiteyim’ diye korkuya koyarsan, güzelliği görmez, korku ona yer vermez. ![]() Sevabını ara, günahını değil. ![]() ‘Maymun’ denilir, taklit edilir, adı hakarete uydurulur. Maymun, mümin olana; ‘Benden örneğini al, dünyada günahsız ol’ der. Sana öyle temennide olanı, hakaretle anmak günah değil mi? ![]() ALLAH’ımın kullarının ölçüleri hepsi bir olmaz. ALLAH’ım kuluna sevap kapısı açar, ne var ki o kul o kapıdan geçerse. ![]() ALLAH’ım öyle YÜCE ki; terazin bir geldi mi, sevabını kaydeder. ‘Sevabım çok olsun’ dersen; gönülden sevmeyi dene, gönül kırmaktan kaçın, yolunu gönül kırıntısı ile kapama. ![]() Kuru aş yiyenin, kuru ekmek isteyenin; suali edilmez, ‘Günahını çeker’ denmez. Günaha-sevaba, ALLAH’ım nokta koyar. ![]() Saffetini koruyan, gönülcüğüne altın kaplayandır. ‘Aldandım’ diyen yanılmasın, ‘Aldattım’ diyen sevinmesin. Kulun aldanması kolay, gönlünü bilmem. Ne var ki, ALLAH’ım hak yiyene, sevap yazmaz; kazanç ile kayıp, orada belli olur. ![]() Günaha müstait olan, erkektir. ![]() ‘Hatalıyım’ dediğin an, sevabına sevap eklersin. Hatalı gördüğün an, sevabını silmiş olursun. Hele hata sende olduğunu bildiğin halde, başkasına yüklediğin an; ‘ALLAH’ım seni AFFETSİN’ derim. ![]() MUHİDDİN-İ ARABİ HAZRETLERİ der ki: "ALLAH’ım ne günah işlesem, SENİN AFFIN’dan büyük değildir. Hiçbir kul SEN’den başkasına sığınamaz. O’na sığındığın an, günahlarından sıyrılmış olursun. MUHİDDİN kendini o kadar hakir gördü ki, dünyanın bütün günahlarını üzerinde buldu. Ve hatta ‘Cümlenin günahı üzerime olsun, cümle ile AFFI’na sığınılsın’ dedi, paylaşmak diledi..." ![]() Kuzuyu neden seversiniz, huzursuzluk vermez diye; keçiden neden kaçarsınız, huzurunuz bozulur diye. Onun için gönüle huzur koyun. Hem kendinize, hem etrafınıza huzur dağıtınız. En büyük sevap, kulunu huzur ile aramak. Hiçbir günah, ALLAH’ımın AFFEDİCİLİK SIFATI’ndan büyük olamaz. ![]() Sevabın ne kadar çok ise, yükseliş o kadar çabuk olur. ![]() Kumunu elediğin toprakta, taş var ise; yol üstüne atma, başka kulun ayağına takma. Unutma, senin elinden ayağı takılır ise, senin günahına kaydedilir. ![]() Zulmün getirdiğini, sevap götürmez; sevabın getirdiğini, zulüm silmez. Kahilde günah ile sevap aranmaz. Meyanında, kendini arıya çıkaran, çevresini arıtan. Kumun taştan arınmış hali, aymayı biliş hali. Kendini bilenin; günaha düştüğü, sevaptan kaçtığı görülmez de, onun için aranmaz. ![]() Uğraşın, kulun hayrına olsun ki, sana sevap kapısı açsın. ![]() Niyazın; ne yeteri, ne biteri vardır; ne az gelir, ne de çok gelir. ALLAH’ım kuluna en hayır olanı verir. Kulunun niyazı, sevabına yazılır. ![]() Bilmeyerek işlenen sevabın büyüklüğü, bilerek işlenen sevaptan yüz defa büyüktür. ![]() ‘Yandım!’ denende; ‘Yakan ateşin sönmesin’ derim, ceylanı gözünden tanırım. Yaratılmış her kulun yolunu, ‘O’na doğrudur’ derim. Ne halde olursa olsun, kulun gözünde isterse günahkar bilinsin. Eğer günahsız kul görelim dersek, en büyük hataya düşmüş oluruz. Çünkü hatasızlık ALLAH’ıma mahsustur. ![]() Mermer duvar, selin getirdiğine set olandır. ‘Ne demek?’ dendi. Sevabı. Öyle sevaplar vardır ki, cümle hataların affını getirir. Öyle hatalar vardır ki, cümle sevabı götürür. Mermer duvarı olan kuluna ne mutlu. Mutlu olanın yanına, elbet mutlu kulu verilir. Sevaplar; yolun açılışıdır, gönlünün seçilişidir diyelim, gönlünüzden dumanı atalım. ![]() ‘Şeytan madem suçuna ortaktır, neden sevabını da paylaşmazsın?’ Hatan oldu mu; şeytana uydum dersin, sevabını kendine mal edersin. Suç da sevap da, kulun sadece kendinindir. Ne alınır, ne satılır, ne de paylaşılır. OMAR ![]() Oymayı ancak, ustası yapar. Saz çalarsa kim duyar? Elbet seven, oynamasını bilen. Ne oynayan günahkar, ne oynamayan. Günaha-sevaba siz ölçü vurmayın, kulu kuldan ayırmayın. Günahkar bildiğine, elini ver ki; sevabına sevgi duyar, belki senin haline uyar. ![]() ‘Günahımı sevabım ile örteyim’ diyen yanılır. ‘Günahımı af dileyim, sevabımı sevdiğim için yapayım’ diyen kazanır. ![]() Yolunun ayıklanan taşına, sevabın sebeptir. ![]() Günahın varlığı, kulun darlığıdır. OSMAN ![]() Aşınmadık kapının eşiğinde sevap kıttır. ![]() Himmet yerini bulur, hizmet sevabını alır. Her kul sevabı kadar görür. ![]() Ne sevabın harabı olur, ne günahın serabı. Sadece dünyada huzura ölçü vurulur. Günah işleyen ile işlemeyen kulun huzuru elbet bir olmaz. ![]() OMAR der ki: “Bir sevap, bin günahı götürür, kulu aydın getirir.” Niyazımız ÖZ’den ise, bin yılı dahi ayırır. Cümle kulunu kayırır. ![]() Sadaka verdiğin, senin olmayandır. ‘Verdim’ diye gerinme! Sadaka aldı isen senindir, ‘Neden?’ diye yerinme. Günah işledi isen, AFFI’na sığın, başkasının sevabına sarınma. ![]() kuluna niyaz sevabı yazar. YUNUS ![]() Sadaka alan mı veren mi sevaptadır? Suçu işleyen mi işleten mi günahtadır? Sevabın, alana da verene de yazıldığı bilinsin! Günahı işleyen işleten günahtadır! Bildi ise, tövbekar oldu ise; AFFI'nın yüceliği, kulunun yerini buldurur. 'Adak yerinde midir?' denir. Sevindirdiğin kullar kadar. EBUBEKİR ![]() 'Kendim sevabımı yapayım, açık olan her kapıyı kapayım.' dersen, ben'de kalırsın. Onun için, sevabında cümleyi gönlüne al ki, yolun açılsın. 'Benim sevabıma, neden başkası ortak gelsin?' demeyin! Çünkü sevap, paylaşıldığı kadar büyür. ![]() Günahı sevabı kulun kendinindir. YUNUS ![]() Serçeye lokma versen, sevabına serçeyi ortak alırsın; öyle oldukta, sevabını nasıl küçük görürsün? ![]() Sevabın ortağı çoktur, günahın üstlenen yoktur. ![]() GÜL'den sevap dileyelim. ![]() Gökten çağıran O'dur. ALLAH'ım affedicidir. Her günahın elbet bedeli vardır. ![]() günahına ortak ol, böl! Bil ki bölünen günah dağılır! Dağıldığı anda, bilmeyen kul, gördüğü halde eğilir. ‘Günahın sevabı olur mu?’ diyene de ki: ‘Sevabın sahibi sen misin ki, günahı başkasına yükledin, kendini başkasının günahı arkasına sakladın?’ ![]() Bir öğüt, bin sevabı getirir; bir fit, bin sevabı götürür! ŞEMS ![]() deriden deriye zaman verilir, her günahın kat-kat sırtına vurulur, sonra da tek-tek sırtından alınır. ![]() Selam olsun, her kulu sevabını kendi gönlünde bulsun. ![]() Asmalara su gitse, gelen suyu bilen itse, her emekçi emeğinden katsa; yollar yolcu ile dolar, RABB’im bir sevaba bin birini katar, bilen ile bilmeyenin elinden tutar. KAYGUSUZ ![]() ALLAH’ıma emanet olunuz, umduğunuz güzeli HAK SÖZÜ’nde bulunuz; sevabına niyet kurduk, günahları siliniz. ‘Günahı silmek kulun elinde mi?’ denilir. HAKK’a yöneldi isen, tövbeni bildi isen, günahını kendin silmiş olursun. RAHİM ve RAHMAN olan ALLAH’ım, O’nun ile olanın, O’nu her an ananın, gönül ile, dil ile, elindeki GÜL ile günahını siler, sevabı ile günahını örter. ‘DOST oldum, DOST bildim’ diyen her kuluna. ![]() "...Her eylemin, bir boylamı vardır; attığın her adıma yazılan, sevabı-günahı vardır." dedi, BEHLÜL’üm “Hayra attığın adımda; sevabını yazar, günahını örtersin, eldeki sahanda emeğini tartarsın. Değişen her günün yorumu, senden değil RABB’indendir.” dedi, BEHLÜL’üm |