Sarı Saltuk

1 aralık
SARI SALTUK der ki: “Sözün kesin olsun, HAK dilinden gelsin. ‘Denmedi, söz dönmedi.’ diyene; ‘HAK DİLİ’nden gelen, dönüş bulmaz.’ densin.” dedi, selamladı. (Resim verildi: SARI SALTUK) Konuğun aldığı hediyesidir. SARI SALTUK geldi, elini verdi, “Selamım olsun, gönlünde bulsun, eli elde bilsin.” 

1 nisan
(Resim verildi: SARI SALTUK) Ekin dedi yürüdü, yastık diye uyudu. Gönlünü saldı, SARI SALTUK’u buldu. HAK ERENLER, BİR oldu. EYVALLAH. “El-elde olsun, gönül darda kalmasın.” dedi, hediyesini verdi.

16
"Kaşık elde geleyim, aşı nerde bulayım, taşa atı bağlayım." dedi, SARI SALTUK selamladı. " 'Dur.' diyene gülmedim, HAK ADI'na vermeyenden almadım. Hakkım SEN'den gelendir, nasibim anlıma yazılandır." dedi, SARI SALTUK yürüdü.

9
"Dövmedin ezeni, bilmedin sezeni, sormadın susanı. Elden alır, GÜL'den bilir, cümlede rahmeti görür." dedi, sözü HAMZA DOST'a verdi:

13  
“Bağdan geldim ovaya, ‘Güzel.’ dedim havaya. Aktı nehrin suları, tuttum attan yuları. ‘Sefer.’ dedim, seheri bekledim” dedi, SARI SALTUK geldi: “Her dağda adımız var, her yolda gönlümüz var. Ne var ki ömrümüz dar.” dedi, yürüdü. 

30
“Gamda güne bakmadım, kanda aykırı görmedim, düzde savaş vermedim” dedi, SARI SALTUK sözü aldı: “Akyazı’ya uğradım, selam aldım getirdim. ÖZ’ü sözü bağladım, ‘Hayır ALLAH’ım.’ dedim. Çeşmeler akar durur, ocaklar yakar durur; nasip geldi YÜCE’den, kucağa döker durur” dedi, SARI SALTUK yürüdü. (Ak yazıdan murat ne DEDE’ciğim?) ERENLER’in durağı. 

2 temmuz
“Kapı açık yerden göğe, kapı açık doğudan batıya, kapı açık hem yumuşak hem katıya” dedi, SARI SALTUK sözden aldı, söze verdi. YEMEN’den gelenlere, ‘KABE’ye selam!.’ diyenlere ‘Selam sizlere!’” dedi, sözü HACI BEKTAŞ’a verdi:

16
"Kement attım, atı tuttum." dedi, SARI SALTUK söze girdi: "Kartal yuvası aradım, yavrusunu kolladım. Ele alamadım, sözü bilemedim. Yavru geyik ele geldi, dizi dize vurdu. Anladım ki ulaşılan ulaşılamayan varmış, bilene dünya darmış, bilmese bileceği karmış. Alacağım vereceğim, sizler ile sevginin temelini göreceğim." dedi, SARI SALTUK yürüdü.

15
“Konuk geldi söz ile, suyu geçti saz ile, güzele gönül verdi, yapısından haz ile. Kardık kar ile pekmezi, sorduk hal ile çekmezi. Dediler, ‘Kar soğuk, pekmez tatlı; alacak bilen kulunu dilenen atlı.’  ‘Almayı diledi mi?’ dediler, yardımcı olana sordular. YAZAN izin verdiyse, kulu ‘ALLAH!’ dediyse; elbet at ile gelişiriz, dilenen yolda buluşuruz. Adımı sorana vereyim, SARI SALTUK. Her tepeden bakındım, hatalardan sakındım. Gelse gelmese, Güneş ışık vermese; aydan yıldızdan sordum, yine de her zerrede, seveni sevileni sardım.” dedi, SALTUK yürüdü.

1 mart
“ALLAH’ıma emanet olunuz. Selamette bilginizce kalınız, uyumda güzelliği bulunuz. Gezmeyi dilerseniz, her adımda O’nu anınız. Dağılan öylece toplanır, her zerreniz bilim ile katlanır, her anımız ilim ile beslenir.” dedi, SARI SALTUK selamını sizler ile paylaştı.

29
“Hepimiz bir-bir geldik, hepimiz sırda kaldık. Açalım perdeleri, dürtelim zorbaları. Kama ile ok ile değil elbet, DOST diye-diye.” dedi, SARI SALTUK söze geldi: “Kement attığın olaya, düzen vereni düşün! Yoğun gelişen olayda, ağır çalışana söz etme! Karşımızda olana! Kendinde aradığın, yorumda katıldığındır. Bahçendeki çiçek misali, yolundakine de su ver!” MERYEM söze girdi, SALTUK ile sözü birledi: “Eğilene, VARLIK’tan; dikilene zorluktan gerçeği buldur, ham meyveyi Güneşte oldur, gidemem diyeni durdur. Zorlarsan yorulursun, kahır ile karılırsın. Sözünü, ocakta susuz tencereye döktüğün su gibi söyleme, beklet öyle söyle! ‘Karşımdaki?’ dersin; karşındaki kızgın tencere ise, ani su dökme! Ocağı yakacağız, tencereyi su ile bırakacağız. Tencereyi ocağa susuz bırakırsan, elbet kızar.” dedi, SARI SALTUK selamladı. (Resim verilir: SARI SALTUK) SARI SALTUK selam ile verdi.

12
“Gökler yere inecek, ERLER ata binecek, serdar yola düşecek. Manaya açılan kapılar, yolunu konuktan bildirecek.” dedi, SARI SALTUK söze geldi: “Bağladık yazanı, bekledik yozanı. Altın yerini bulur, gümüş elinde kalır. Her olaya savaş diye bakarsan, her zerreyi tuzlu diye yıkarsan; dolu destiyi döker, gine çeşmeye dönersin. ERLİK’te terlemek vardır gürlemek değil, gayret vardır, zorlamak değil! Attığın her adımda naz ile yürürsün, haz ile bulursun.” dedi, SARI SALTUK selamladı.

24
Kemer örülür, köprü kurulur, bilen bilmeyen sorulur, SARI SALTUK denilir. “Otağ kursan ovaya, yerden aldığın kadar dönsen havaya; olumunu bulacak, sen kendinde kalacaksın.” dedi, SALTUK selamladı yürüdü. (Kime?) ‘Ayağımda ağrı var, yüreğimde çağrı var.’ diyene. 

26
“Mayayı bekledik, hamuru çokladık, elinizi pakladık. ALLAH’ım yerden göğe razı olsun. Oyanın yeri belli, ipliği telli olsun, yerden göğe her kulu cümleye selam versin.” dedi, yerden göğe yolunu alan, YEMEN’de kendini bulan SARI SALTUK selama cümleniz ile gelsin. “‘Sen mi aldın, ben mi verdim, yoksa gönüllerde mi BİR’ledim?’ diyelim, her olaya cümleniz gülelim.” dedi, SARI SALTUK selamladı. 

9
“At üstüne eğer vurdum, ayak attım sefer sordum. ‘Yolunuz açık.’ dediler, SARI SALTUK ile sohbete geldiler. Karıncaya iz veren, her bir kuşa söz veren, gidiş gelişe hayırdan soran; elbet güzeli bulacak, aldığı verdiği ile ÖZ’ünde kalacak.” dedi, SARI SALTUK adın bilen ile dostluğunu kuranlara selamın iletti.

31
“Her yiğit, güçlüğe göğüs verir. Her yiğit, güçlüğü yendik te müjdesini alır.” dedi, SARI SALTUK gözden sözden hazdan bulduğu ile sevgisini dağıttı, bilgisini eğitti. “Beklersen gelecek, yaprak olup saracak, birbirine örecek.” dedi, selamladı. 

14
“Bayrak açalım güne, rüzgarda geçelim yöne.” dedi, SARI SALTUK sözü aldı: “Bin defa andığım günde, SEN’sin; bin defa yandığım günde, SEN’sin; gönülden gönüle aktığım, SEN’sin ALLAH’ım.” dedi, SARI SALTUK; her nefese bir niyazını ekledi, selamladı. 

24
“ ‘DOST’a selam.’ diyelim, akan suya destimizi koyalım, aldığınca dolduralım, gücümüzce kaldıralım, dileyene verelim, yeniden doldururuz.” dedi, ayağından başına yol örtüsüne bürünen SARI SALTUK sözü aldı: “Bindiğin at getirir, bildiğim söz bitirir; handa dursam hancı aşımı getirir; duman gelse, gözüm toprakta kalsa, günün yorumu kayguları gönüllerden uzaklaştırır.” dedi, SARI SALTUK selamladı

6
“SARI SALTUK geldi söze, dedi oturduk sohbet ile dize. Bayram; seyranı bilenlerin günüdür, komşuyu komşuda bulanların günüdür. Dumanını sildi isen, ateşinde yandı isen; güzelleri bildiğin gündür.” dedi, SARI SALTUK selamladı.

12
SARI SALTUK; ‘YAR.’ diyenle sallandı, ‘Gel.’ diyenle bellendi, ‘Kal.’ diyenle beklendi, selamladı.

10
SARI SALTUK dört yanda bekleyenlere sordu: “Mayayı her birinize somun misali verdik, fırınınız dedik sunduk. (Günü beklerken ve gözlerken, nasıl niyaz edelim?) ‘ALLAH. ALLAH. LAİLAHE İLLALLAH.’ deyiniz, her güne öyle başlayınız; destiye dolan suyu her dileyene sununuz amma, destiyi asla vermeyiniz. Siz her damlayı bilirsiniz; bilmeyen, testideki suyu döker de, ne kendine, ne bendine yarar…” “Gelmeyi diledim geldim, HAMZA DOST’a selam eyledim geldim, PİR SULTAN ABDAL ile söyleştim, LALELİ’ye uymayı denedim. BAĞIŞLAYAN RABB’im , RAHMAN ADI’nı bildirdi, cümlesine buldurdu.” dedi, selamını iletti, SARI SALTUK dört yanda bekleyenlere sordu: YUŞA dedi ki: ‘Bayrağın desteklidir, düşmanın kösteklidir.’ TELLİ dedi ki: ‘Duvarı örüldü, dost yüzü görüldü.’ YAHYA dedi ki: ‘Her anında, RESULÜ yanında…’ MERKEZ’im dedi ki: ‘Doğmayan doğurulmayan, silmeyen silinmeyen, bölmeyen bölünmeyen BİRLİK’e talib olduk, sevgimiz ile galip geldik, verdiğin bilgin ile ALLAH’ım SEN’i bulduk. Unutturma, nefsimize barındırma.’

31
“Kavgayı, dağdan taştan gelen bilir; taşlar ile, çalılar ile savaşı olur, güzeli seyirde bulur.” dedi, SARI SALTUK sözü aldı: “İğde dalı verimlidir, çiçeğinde güzellik sorunludur; ‘Miyyar var mı?’ diyene sözümüz, kendi kendini bulmakla zorunludur! İğdenin çiçeğini tütsü yapıp yaksınlar, kuyuya söz edenler dönüp deryaya baksınlar! YEMEN’den sözü aldık, YAR ADI’na size verdik.” dedi, SARI SALTUK selamladı. (İğde çiçeğinin tütsüsü, neyin şifası olarak verildi?) Bunalım giderir, bol iğde yersen baş dönmesini giderir. Günümüz sayıyadır, gönlümüz konuyadır. Yumuşak geldik yola, RABİA ile girdik kola.

19
SARI SALTUK der ki: “Girdiğin her savaşın bil ki sonu barıştır, dünya geldiğin halde gidişi ile bir karıştır, aldığın bilgi verdiğine yarıştır.”

26
“Her bayrak sahibinindir, ele alan bilir, varlığın temelinde gerçeği bulur; hem toprakta gelişir, hem dalında olur; -(Dernek olayıyla mı ilgili?)- ; saraylar taş ile topraktandır, bir tekmeye yıkılır; SAHİBİ’ne güvenen, DOST diye-diye bakılır; yoğun gelen her olayda, HAK AŞKI ile yorumsuz çıkılır.” dedi, SARI SALTUK cümlenizi selamladı. 

27
“SARI SALTUK selama durdu, RABİA sofrayı kurdu. ‘Gel.’ dediler, sofraya gülleri serdiler, her birinize tek-tek sordular; ‘Aldığın mı, bildiğin mi güzel?’  ‘Almazsam, bilemem; bilmezsem, bulamam; bulmazsam, sevemem.’ dediler, her birinizden öyle cevap aldılar.

3 nisan
“SARI SALTUK at ile gelse, dört duvarda adını okusa; her bir adımında cümlenizin sevgisini taşırdı, geçilmeyen duvardan aşardı, ‘Gelmem.’ diyene şaşardı. Soframızda, ‘Gelmem.’ diyen olamaz; HAK yolundan, seven gönül kalamaz!” dedi, SARI SALTUK sözü LALELİ’ye verdi

              

Resim