![]() OMAR der ki: “Yüzü gülene, ALLAH’ım NURU’ndan verir, daha çok aydın olur.” ![]() Gülmek kendine olunca hoş, yeter ki yek diğerine olmasın, günaha yazılmasın. ![]() Mümin kulun kaderi dünyada olmuş. ‘Yüzü gülmüş mü?’ dersen; elbet güler, çünkü olaya sırtını döner. Güleni ‘Tasasız’ demeyin, tasasızlığına gülmeyin ![]() Almayı değil, gülmeyi düşünsünler. ![]() Dağdaki çiçeğin kokusu, buruk olur; ovada olan çiçeğin rengi, soluk kalır. Bahçeye diktiğin, el ile bıraktığın; rengi de kokusu da dağılır, el ile derilir. Ne dağdaki çirkindir, ne ovadaki yoz. Usanmadan açan gül, oymasını yerden değil kendi değerinden alır. Her çiçek derilir, ne var ki en çok gül sevilir; hoşnut olduğunuz gün, yuvanıza güller serilir. Aynaya bakalım, yakamıza gül takalım. Güzel amma, biz de gülmeye bakalım. Gülmeyenin yakasındaki gül de ağlar. Her kulun ULU’sunu. ‘Yakamda gül var’ demek yetmez. Onu da güldürmek, sevindirmek gerek. ![]() Her yaratılan yerindedir. Kulun sayılan günü, gülüncedir ![]() ‘O’nu tez bulayım’ diyen, dünyaya gülendir. Derim size, gülenden olunuz. ![]() Manayı bilmeyen uymaz, almayan duymaz, silmeyen dünyayı gülmez. ![]() ‘AŞKI’na ağladım’ dersen; ‘Neden?’ derim sana, gülmen gerekmez mi? ![]() Yemeyenin aşı, gülmeyenin taşı çok olur. YUNUS ![]() Sunduk gelince, gördük gülünce. ![]() Her olaya gülmesini bilesin. Gülmenin yolunu bulasın. ![]() Selam verdik alana, adımızı bilene, her olaya gülene, ‘Güzel’ deyip sevgi ile dolana. YUNUS ![]() Gülmekte ferah vardır, bilmekte selâh. ![]() Gelen soran, ‘Yolumuz O’nadır’ diyen, güzellikte kendini bilenlere, YUNUS misali olaylara gülenlere, ‘Yol münasip’ diyelim. ![]() Aynayı eline alsan, güldüğün an baksan; elbet hoşnut olursun. Öyle oldukta, niye her an her olaya gülmezsin? 'Ağlayanın yanında gülünür mü?' dersin. Ağlayanın elini tutmayı vazife bildikte; yeniyi bilmiş olmaz mısın? Öyle oldukta gülene gülmez misin? YUNUS ![]() Gülenden ol ki, güleni göresin, ÖZ'ünü öyle bulasın. ![]() her var olan güler. ![]() Elden yoldan bilenin, her olaya gülenin yanında gönüllü vardır. PİR SULTAN ABDAL ![]() Olmayı her dileyen gülmeyi bilmeli, gülen ile beraber olmalı! Ağlayana mendil değil, elini uzatmalı ki; kendinde olanı nakletsin, DOST halini akletsin. ![]() “Atı otta bıraktım, nalbant yanında çıraktım, bilene sorarsan ben çoraktım, sevene sorarsan cümle ile varaktım. Elden geldiği gibi, dilden verdiği kadar söyledim. Bilen değil, gülen aldı; uyan değil, sınayan soldu” dedi, BEHLÜL’üm ![]() Gülmezsen olaya, nasıl girersin kolaya? BEHLÜL ![]() ‘Gülmek sanat mıdır, yoksa kanaat mıdır? Mercan avına çıksam, midyeyi alsam dönsem; gülenin yanın da mı olurum, yoksa uzak mı kalırım?’ Gülmek de, ağlamak da, insan yaradılışının uygulama bilimidir. Olumsuza gülene ‘Deli’ derler, yerini bilene ‘VELİ’ derler. Kumdan bir avuç alsan, ‘Nasib…’ diye zembiline koysan; nasip mi, değil mi? RABB’im bilir, bilmeyen ‘Deli’ diye güler. NASRETTİN ![]() Doğmayı bildiysek gülmeye çalışalım, eski ile yeniyi bir görmeye alışalım ![]() “ADI‘n ile girdik söze, ‘RABB’im!’ dedik baktık her yüzdeki göze. ‘Gel!’ dedik güzele, ‘Oturalım düze. Seyre dalalım, hayra yoralım; gelmeyi bildik, gülmeyi deneyelim’ ” dedi, YUNUS’um ![]() ALLAH'ıma emanet olunuz, geliş-gidişe inancınızı bağlayınız, umutsuz kalmayınız! Umutsuzluk, inkardandır! O'nun KAPISI her kuluna açıktır! Kimi er gelir, kimi geç kalır, her var edilen er-geç O'nu bulur. Varlığınız BİRLİĞİ’ndendir, sevginiz gürlüğünden olsun; her kapı açıldıkta, yüzünüze gülsün. O; zenginden güler, fakirden güler, hastadan güler, ustadan güler. O'nun güldüğünü bilelim, ‘O'ndan!’ diye her adımda güzele gelelim! |