![]() Sabır ettin, dumanı dağıttın, Buldun, mümin kul oldun, SAMANYOLU’ndan nasip aldın. Yıldızlar kümesi, mümin kulun hazinesi. ![]() Olmak dilenir, YUNUS’un yolu öyle bilinir. Yolum kullara SAMANYOLU ile bağlanır. YUNUS ![]() SAMANYOLU kümeli. Kümenin yükü meyyal olur ele gelir. SAMANYOLU bilmez misiniz? Dünyaya hayır verene meyyaldir ![]() SAMANYOLU, buluşma dili. ![]() SAMANYOLU sana da görünür. ![]() SAMANYOLU, ALLAH’ımın ULU kulu. Buluşmak muradımız, kavuşmak niyazımız. ![]() Havadan sudan değil, gönül yolundan geldik, yer ile göğü birbirine bağladık. Dönmeyene, ağladık-yandık; sevmeyene, ‘Yolu gösterelim.’ dedik. SAMANYOLU’na karıştık, ‘Gelen’ diye bakıştık. ![]() Samanyolu, ULU dolu. ![]() ULULAR’ın yolu neden yumuşak olur, SAMANYOLU’na bağlanır? ULULAR, imtihanlarını da sualsiz verir de ondan. Hiçbir olaya ‘Neden?’ demezler, HİKMETİ’nden sual etmezler de ondan onlara sual kapısı açılmaz. ![]() NURU ile her kulu NUR’lansın, her kuluna ALLAH’ım SAMANYOLU’nu nasib etsin. ![]() O’nu bulduğum, SAMANYOLU’ndan vardığımdandır. YUNUS ![]() Yılmadan dönen, döndükçe uyanın nedir? Yıldızdan maksat, cümle kullarıdır. Cümle kulların gönül NUR’larıdır. Yumuşak yolun yıldızları, SAMANYOLU topluluğundadır. ![]() Yerini bulanlar, dumansız gelenler, SAMANYOLU’nda buluşanlar. SAMANYOLU; sorgusuz varanların yoludur, dünyada sorgusuz kalanların yoludur. ![]() sohbetimizden soluk alan, 'Yavrumdan haber.' diyen anaya seslendik. Gönülden müsterih olsun. SAMANYOLU'nda karşılaştık bilsin. Doğuşu gibi geldi, geldiği gibi buldu. ![]() (SAMANYOLU'nu anlatır mısınız?) SAMANYOLU, ULULAR'ın konutudur. Her olay vardır. Ne var ki, katıksız, çıplak gözle görülen. Sadece yorumdasınız. Dünya haline uymayanı versek, dilimiz yetmez! Dünyada kulağımızın alamadığı güzellikte sesler, burnumuzun alamadığı kokular, gözümüzün görmediği renkleri görmek anlatıma sığmaz. Köre renkleri anlatabilir misin? Hayır! Her seven sevdiği iledir. Yerini yerden bilen, kendini YÜCE'den bilenden üstün müdür? Her var olan dedik. Daha önce verdik. Doğar, yaşar ve göçer. Göçtüğü anda gideceği yer; dünya gününde aldığı verdiği, gördüğü bildiği ve uyduğu kadar gideceği yeri kendine konut seçer. (Gidenlerin, 'Yerim neresi?' diye sorduğunu, bazı tebliğlerinizde verdiniz. Ne demektir?) 'Yerim neresi?' dedikte, hangi konutta kalacağını sorar, yani hangi gezegende olacağını öğrenmek ister. (Ölüm de bir ışınlanma yani yer değiştirmek midir?) EYVALLAH! Ne var ki, kiminin bekleyiş müddeti vardır, kimi anında yerini alır. Onun için denilir; her göçenin arkasından niyaz ediniz, hatalarını affediniz. Çünkü hiç bir gezegen başka gezegende olanın bağlantısı ile göçeni almaz. ![]() ‘Aldık bildik, ne kadar olduk?’ diyelim. ‘Yukarda, en yukarda, SAMANYOLU’nda olalım’ dersek; olduğumuzu bildiğimizi, nerde dolduğumuzu, nerede bulduğumuzu bilelim. Vardığımız yerde, renklerin en güzeli ile olalım. Atmosferin dışındaki renklere, elbet kul gözü ile bakmaya imkan yoktur. (Yani, bizim gözümüzle?) EYVALLAH! Her merhalede, renkler daha berraklaşır. SAMANYOLU en güzeldir. ![]() Daha önce dedik, ‘Cennet-Cehennem kulun kendindedir.’ Güneşe alış ki, her an Güneş’le olabilesin. Gölge, kavuşmayı geciktirir. O’ndan gelen her söz ÖZ’edir. Güneşin vergisinden söz edene de ki: ‘Dünyada O’nun ile oldu isen, kavuşmada SAMANYOLU’ndasın, Cennet halindesin. Dünyada O’nun ile değil isen, vardığında dayanamazsın. İşte Cehennem odur. O’nun ile olmak, amma dayanamamak.’ |