HZ.MUHAMMED (RESULÜ-1)

tarihsiz-7 1969
Alacağım dersen uymaya çalış
Haliyle halleş
(Resulü’nün hali ile)
O geldi, o verdi
Kendini o'nun ile bildirdi
Sözüne uyulsun
Haline gidilsin
Kainat Onun ile sevilsin denildi

07 ocak 1969
Allah'ın kelamı
Peygamberin selamı
Allah Allah Allah
Şefaat Ya Resulullah
Ulu’dan şevk
Peygamberden şefaat

11 şubat 1969
Allah'a,
MUHAMMED MUSTAFA’ya
Gönül bağladım
Yolumu aradım
Onunla buldum
Aşkıma deryada yol bulup aktım
Onun adı yolun adı bir olsun
Gönlüm eğirsin
Yolumdan ayırmasın
Allah adıyla başladık
Allah adıyla bitirelim
Allah Allah Allah
Şefaat ya Resulullah

04 kasım 1969
Gül mü güzel, yol mu güzel?
Gidene yol güzel
Gülle süslenen yolda gitmek daha güzel
Gülden maksat,
Yolun Gülleri
Allah'ın Peygamberleri
Güllerin en güzeli
MUHAMMED s.a.v Efendimiz

07 aralık 1969
(Resim verildi: Hz
.M.sav ve kızı Hz.Fatıma)

00 ocak 1970
Duanın başına sonuna
Peygamberinin şefaatine sığın
Sunduğum cümleye
Şefaat, Ümmet-i Muhammed’e
Zümreye değil

18 ocak 1970
Gelişin görüşü var
Allah’ı bilişi var
Cennetin şarabından
Mümin kulların içişi var
Bilensiniz bunları
Kur’an’dan yazıları
Daha öte diyemem
Günden sözü veremem
Bilinenden ötesi
Söylenmek gerekseydi
Allah’ım bildirirdi
Sözü Hz. MUHAMMED’e verirdi

06 nisan1970
Gülün danesi
Gönlün dürdanesi
Dünyanın bir tanesi
MUHAMMED MUSTAFA’sı
Olduğun gibi tanı
Bildiğin gibi sev
Sevgini alır, söze ne hacet kalır
Sevdiğin senden büyük
Büyüklüğü yumağın ölçüsüne sığmaz

17 mayıs 1970
MUHAMMED MUSTAFA
Aleyhisselam efendimizin
Şefaati’ne sığındık
Yardımını diledik cümle için
Onun dileği de
Cümle yaratılmışlar için
Yarattın Allah’ım, şaşırtma

11 haziran 1970
(Kur’an için)
Açıklanmaktan maksadın nedir?
Doğru yolun önderi
Allah’ımın rehberi
Sözünün tek sahibi (Resulü)
Açıklamak gücüne eremez
Öyle bir kul gelemez
Bir geldi, bir kaldı

08 temmuz 1970(1)
Cemiyetin baskısını
Peygamber dahi bastıramamış
Yaptığını, Allah’ımın emri demiş
Meydana çıkmış
Korkuyu gönüle koymamış


24 eylül 1970
Ne var ki niyaz
Gönülden geldiği gibi edilir
Anda gönülden ne geçirirsen
O duayı coşarak okursun
Allah Allah Allah
Şefaat Ya Resulullah diyesin
Allah’ımın Yüceliğine
Niyaz ile varasın


tarihsiz-7 1971
Elbet her kul
Yunus’tur Mevlâna’dır
Yaratılışta eksiklik olmaz
Kul nefsi ile o vergiyi harcarsa
Elbet uzak kalır
Yoksa, RESULÜ’nden ve
Peygamberleri’nden başka
Kullarında özellik olamaz
Harcayan ile harcamayanın yolu
Aynı kalmaz

11 Ocak 1971
Meydan’da meclis kuruldu
Cümlesi geldi, selamı verdi
Kalemi ALİ aldı:
Gelişim gönüllere
Selam geldi sizlere, gönüldeki güllere
Gül'den geldi, selam getirdim
Cümle mümin kullara sunduğumu bilsinler
Selamımı alsınlar
Şad olsunlar dualarına
Kulluk etsinler Allah’larına
Hepsiyle beraberim
Ümmetimin yanındayım
Dilediler, andılar
Şükür Allah’ıma gönüllerindeyim
Almışsam duaları cümlesine veririm
Yanlış yoldan döneni Allah’ımın emri ile görürüm
Şefaatçisi olurum
Tasa edilmesin, korkuya düşülmesin
Ne cehennem ateşi, ne zebani sopası
Kulunu korkutmasın
Kulunun kolu harama katılmasın
Kulun kuldan korkusu dünyada görülmesin

Selam cümleye
Hayırlı buluşmaya
Amin dedim duacı oldum
İlettim diye sevince düştüm
Sevincim büyüktür
Verdiğim müjdem kadar

l6 Ocak 1971
Kur'an açılsın
Sahife okunsun dendi
Allah’ımın adından RESULÜ ayrıldı
Ha bir ayırdın ha bin ayırdın
Ölçüyle mi olur?
Zaten ayıramazsın ki

12 şubat 1971
Mavi inandırır, yeşil kandırır
Gönülden doymak
Ahiret sevgisini yeşilde bulmak
Mavi inandırır neden?
Çünkü iki âlemi bağlar
Pembe dinlendirir Gül’üne vardırır
MUHAMMED ümmeti olduğunu bildirir
Mor, yükseği gösterir

06 mayıs 1971
Gelen ayaklar
Gülen dudaklar
Neşeden uzak kalmasın
Adımınız eksilmesin
Ne demektir bilir misiniz?
Ayağınız dert almasın
Adımı eksilmesin;
MUHAMMED Ümmeti öksüz kalmasın

26 Haziran 1971
(Muhammeden Resulullah mı, yoksa Muhammedür Resululah mı?)
Duamız soruldu,
Yanlışlık denildi
Yanlışlık, bilinmeyende
Muhammeden Resulullah;
Allah’ımdan, Resulünden dileğinde söylenir.
Muhammedür Resulullah;
Allah’ımın Resulüdür, demektir
Yani sizde;
den ve-dan, -dur ve–dir.

25 temmuz 1971
Ya Allah, Ya MUHAMMED dedik
Kainatı yaratana duacı olduk
Her yarattığını ‘Biz’ dedik
Bizi Allah’a bağladık
Bizden seni ayırmadık
Duanı aldık, duacı olduk
Duanı alandan
Meryem deyip gelenden
Şefaat MUHAMMED’den

10 ekim 1971
Eğer canın istedi
Allah’ım yasak etti diye içmezsen
İçmişe sayılırsın
Yasak, Allah’ımdan değildir
RESULÜ'ndendir
RESULÜ'nden gelen, günündendir
Güne bağlamak da vazifemiz
Ne var ki,
Günün esasından çıkmak yersiz
O günkü şartlar o gün için yazılır
Bu günkü şart ifrattan kaçılır
Yolumuz açık derken yanılma
Daha önce dedim
Aşırı olan her şey haram edilmiştir,
Hatta aş bile

11 Ekim 1971
Hangi nehirde olursa olsun
Yeter ki aynı deryaya varılsın
Gamdan uzak kalalım
Gönüllerle gönül kazanalım der RESULÜ'müz
......
Amade olduk
RESULÜ'nden gelene Eyvallah dedik
"Gönüller Sultanı" önünde Selam verdik
Selamı, Şefaati cümleye olsun
Dünya ve ahirette
Gölgesi üzerimizden eksik kalmasın, Amin

19 Ekim 1971
GÜL müdür dünyayı bezetir?
Her kulu gözetir?
Yumağın o'nunla olsun
Onun şefaati cümleyi sarsın
O'nun Varlığı,
YM olan her kulun varlığını kapsar
Her kul nasibini alır

22 Ekim 1971
GÜL'ümüz çağıranda
Ümmetim deyip bağıranda
Yönümüz o'na olsun
Gecemiz güne dönsün
Salih olan sevinsin
Salih;
Allah’ımın yolunu Şüphesiz yürüyen
Aşk ile yolu birleştirenler


02 Kasım 1971
Hepsi yerinde
Güzel gönül derinde
Güzel veren seri’nde
Güzel verenin seri nedir?
Kâinatı veren kim? Allah’ım
Ser'i nerede? Kâinatta
Kendini kâinat ile bildirmez mi?
FAHR-İ ALEM dedik
Güllerin en güzelini sevdik
Çünkü o’nda kâinatın sözcülüğünü bulduk
FAHR-İ ALEM ne demektir?
ALEMİN GÖNÜL SÖZCÜSÜ
Gönül sözcüsü ne demektir?
Kulun gönlünü, yolunu Allah’ıma bağlamak
Bu vazife de yalnız
Fahr-i Alem Efendimize verilmiştir
Her Peygamber bir yolu gösterir
Fahr-i Alem Efendimiz
Bütün yolları bağlar
Bütün yollar, aynı deryayı bulur
Her Peygamber
Kendi ümmetini peşine alır
Hz.MUHAMMED Aleyhisselam
Efendimizin huzurunda yerini alır
Onun 'Ümmetim' dediği odur
(Efendimiz, bütün insanlık alemi için mi ‘Ümmetim.’ diyor?)
Elbet.
Düşünseniz ya ondan evvel gelenlerin günahı ne?
Ve benim sözüm odur;
Kim olursa, ne olursa gelsin onu bulsun
Çünkü o, ne senin, ne benim
Fahr-i Alem’in
Her kul gönlü ile bulur
Ne yazık bulduğunu kaybedenlere
Verilen nuru harcayanlara
Allah’ımdan öksüz kalanlara

4 Kasım 1971
Güneş; Peygamber Efendimiz
Alemlerin Peygamberi

08 kasım 1971
Yar’dan aldık, RESULÜ'ne uyduk
Ali’ye 'Yol mu verdin?’ dedik
Ali’nin yolunu Veli'den alan
RESULÜ'ne uyandır
RESULÜ'ne uyan
Allah’ıma diyendir
Allah’ım desin
İsterse Kıpti olsun
Tadını baldan alır
Rengini halden verir
Dengini gönüle düşürür

15 Kasım 1971
Selam dedi GÜL’ümüz
Dünyadaki yolumuz
Ahirette umudumuz
Duaların edildiği an geldi.
(Neden haber verilmedi?)
Heyecan büyük olurdu
Sofraları açık olsun
Sohbetten Allah’ım  mahrum bırakmasın
Ümmetimin şüphesi bütün olsun
Kolumuz cümlesindedir dedi
Selamladı, yürüdü
Hepinizin sırtını okşadı
Allah’ıma emanet olsunlar, dedi
Göçünüz umduğunuz gibi olsun
Okşanan sırtlarınız taşa gelmesin
Mutlu gecemiz kutlu olsun
Allah’ım kainatı nur ile boğsun
Amin diyelim
GÜL’ümüze Fatiha okuyalım
Tevazuun en büyük örneğini
Bu gece gördünüz
Fatiha’yı önce cümleye okuttu
Sonra kendine sunulanı cümleye dağıttı
Onun elinden dağılan, cümlenin.
Cümle Ümmet-i Muhammed
Kullarının ruhunu
Kat be kat şad etti. Cümlenin

14 ocak 1972
Kararın verdiği ne senden ne bendendir
Yüce'nin divanındandır
MUHAMMED'in kalemindendir
Ali'nin kılıcındandır
Omar'ın adaleti Allah'ımın selamet kapısıdır

25 şubat 1972
Cemiyet günün yaşantısını verir
Sorulan İslamiyet’in şartları Kuran’dadır
RESULÜ'müz onu da verdi
Kuran’da verilenin gününe uymasını
Her mümin kuldan istedi
Zamana kendini uydur dedi
......
Unutulmasın RESULÜ'müz
Hatunlarını örtmedi
Cemiyetten uzak tutmadı
Daha önce verdim ya
Edep örtüsü dedim ya

11 Mart 1972
Yürüdüm, Anda GÜL'ümü gördüm
Gelenden hoşnuduz getirdikleri ile dedi
Nur ile kucakladı
Hak ile bir olduk
Hakk’ı dileyene günde sunduk

21 mart 1972
Eğer yol gösteren gerekmese idi
Evliyalar gönderilmezdi
Evliyalar niye gönderildi?
Ayrıca kitap mı yazdılar?
Yol mu çizdiler?
Sadece RESULÜ'nün yolunu gösterdiler
Kuluna o yolda örnek oldular
Olay budur

25 Mart 1972

RESULÜ'müz der ki;
Gününe uy, cemiyet ne derse onu duy
Uymazsan seni ezer geçer
Ne senden bir şey alır ne sana verir
Dünyada yaşamak
Cemiyete bir şeyler verebilmektir

12 nisan 1972
Mevlâna’yım denilende
Garib’e ilk görünen Hz. MUHAMMED olmadı mı?
Şeytanı bildim diyen
Şeytanın tevhit çekemediğini bilmez mi?

17 nisan 1972
Allah’ım kaderi
Kuluna bildirseydi
Sevgili RESUL'üne bildirirdi
Resulümüz kaderini bileydi
Çevirmeye gücü yeteydi
Sevgili Fatıma’sına
"Evlat edinme, derdine yanma" derdi
Allah’ım sadece güzellik yarattı
Çünkü yarattığına kendinden verdi
Kulunda en güzel şekilde ifade etti

23 nisan 1972
O’nun adına geldik
Ya Allah dedik
Eşhedüenla ilahe illallah
Hak MUHAMMED RESULULLAH dedik
Adını gönülden andık
Çünkü onun nurundan olduğumuzu
Binlerce defa dedik

28 nisan 1972
Kevser’in verildiği
RESUL'ün denildiği gün Miraç günü idi
O gün RESULÜ'ne sunuldu
Kevser’i okuyan RESULÜ'ne tab olandır
Allah’ımın verdiğini
RESULÜ'nden dileyendir
......
Kevser Suresinin
Elden ele değil
Doğrudan RESULÜ'ne sunulduğu bilinsin
Her verilen meleği eli ile geldi
Kevser Suresi doğrusuna verdi

10 ağustos 1972
Hz.Asiye günün yorumunu verdi;
Sevgiyi onda gördüm
Saygıyı onda gördüm
Gelenin göçenin sözcüsü bildim
Rabbinde alemleri bilen
Cümlesini bağlayan
Gönlü ile toplayan
Sadece odur
O kim derseniz
Allah’ımın RESULÜ'dür

19 ağustos 1972
Hiçbir çiçek Gül kadar sevilmez
Meleklerin döndüğü
Gülleri koktuğu
Gönül gözü açık olanlarca görülür
Gül; Hz.MUHAMMED’i temsil eder
Onun sevgisine hürmeten
Dünya gülleri
Melekleri etrafında toplar

10 Eylül 1972
Hz.MUHAMMED sav ilmin özüdür
Ona sadece bir perde verilmedi ki
İlmini vereyim desin
Onu, ilmin özü yarattı

20 Eylül 1972
MUHAMMED Aleyhisselam Hazretleri
Öz olarak yaratıldı temsilci değil

28 Eylül 1972
Allah’ımın emirleri
Kur'an’da verilmiştir
Kur'an ile kainatın sırrı derilmiştir
Ne var ki anahtarı
HZ. MUHAMMED sav efendimize verilmiştir
Sırrına sadece o vakıftır
Gerekeni kuluna bildirmiştir
Ümmet-i Muhammed’in şefaatçisi olduğu için
Sırrının anahtarı ondadır

28 Ekim 1972
Kainatı kurdum, GÜNEŞ'i verdim
Güneşin vergisine kullarımı serdim
Onunla olun
Onda bulun
Onunla erin
Bana öyle gelin der Yüce Allah’ım

2 Kasım 1972
Masa aş için
Döşek uyumak için
Eğer gerekli yeri yoksa
Eşya olmaktan çıkar
HABİB'i O’ndan bunu dilemiştir
Eşyanın aslını bileyim
Hataya düşmeyeyim diye

3 Kasım 1972
Selam olsun sizlere
Dizler dursun düzlere dedi
ALİ geldi:
Gelmeyi diledim
Allah’ımın izni ile
HABİBİ'nin selamını getirdim
Kaynayan kazandan nasip alsınlar
Kaselerini kepçe ile doldursunlar
Her oluşta bizi bilsinler
Bildikleri gibi bulsunlar
Umutsuzluk ummayanda olur
Allah’ımın affını bilmeyende olur
O’nun kulu olana
Şefaatimiz namütenahi olduğu bilinsin
Kulunun yokluğuna kıyamaz denilsin
Yarattığı eğitir
Kulunun hatasını öğütür
Gam edilmesin
Buluşmak yok mu? denilmesin
Buluşacağız, kavuşacağız dedi
Cümlenizi kucakladığını söyledi

l6 Kasım 1972
Gelişten göçe kadar
Kul yolunu seçer
Hangi ulunun yolunu seçeyim diyen şaşar
Çünkü yol ulunun değil Yüce’nindir
Örnek alayım
Öyle olayım diyeceğin tek varlık
HAZRETİ MUHAMMED’dir
Her ulu onun bir tek vasfı ile
Yolunu bulmuştur
O bütün vasıflarını
Bünyesinde toplamıştır
Her bir ulu onun yolunun tozunu tamamlar.

07 aralık 1972
Kainatın verdiğini, kulu eğittiğini
Mümin olan her kul bilir
Yolunu gece yıldız ile alan
Günde yönünü gölgesinden bulur
Güneş’ten maksat RESULÜ değil mi?
Onun Yolu’nda olan kendini bulmuş olur
Kendini bulan yönünü tayin eder
Nasıl ki güneşin verdiği
Gölgesinden bulduğu gibi
Yıldızın vazifesi, güne çıkarmaktır

14 Aralık 1972
Kâl halin ötesidir
Dünyadaki kulun en yüksek mertebesidir
O da sadece bir kuluna nasip kılınmıştır
RESULÜ'ne
Kalemi verdim eline denen ayet odur

05 ocak 1973
Eyvallah diyelim
Her sözü öyle bağlayalım
Eyvallah’ta selamet görüldüğü
Hz.MUHAMMED efendimizden gelmiştir
Kitabına yazmıştır

8 Ocak 1973
Efendimizin selamı ile geldim
Onun sözünü verdim;
Uyumayın, gönülden dağılmayın
Cemiden yüzümü değil özümü arayın
Saçımı değil yazımı tarayın, dedi
Bana öyle izin verdi
Onlar ileyim, beni bilirler ise
Onlar ileyim, Allah’ım derler ise
Onlar ileyim, bilseler bilmeseler
Onlar ileyim, deseler demeseler
Onlar ileyim, yansalar yanmasalar
Onlar ileyim, sönseler sönmeseler
Dünyaya geldiklerini bilsinler
Bildiklerini unutsunlar

29 Ocak 1973
Adem’de görmedin mi?
Havva’da duymadın mı?
İbrahim’e sormadın mı?
İsa’ya bakmadın mı?
Musa’dan almadın mı?
MUHAMMED’e uymadın mı?
Öyle ise
Kimi kimden ayırayım
Hangi kulu kayırayım der mi Yüce Allah’ım?
......
Musa sarayı terk etti
İsa kainatta noktayı buldu
Hz. MUHAMMED çölü yol etti kumu bir etti
Adem’den bugüne alemi bağlattı
Düğüm O’ndadır

08 Nisan 1973

Bezm-i Ezel’de kulun kaderi yazılıdır aşkı değil
Aşkı oradan yazılaydı
Ne Hz.MUHAMMED mağaralarda olur
Ne İsa çarmıhta görülür
Ne Musa Tur Dağına varırdı
Aşk O’ndan meşk O’ndan der otururdu
Halbuki hepsi O’nun aşkını aradı
En son, aradığını gönlünde buldu
Mademki her kul O’nun nuru ile gelmiş
Aynı şartlarla bezenmiştir

15 nisan 1973
Ali’yim
Allah’ımın adına
RESULÜ'nün şefaatine
Günün doğuşuna verilen hükme
Büyük Allah’ım,
Yazının en güzelini görmeyi nasip ettin dedim
Başımı yere koydum
Hükmün adaletinde adının cemi vardır
Olmadık yazıyı yazmaz
RESULÜ'nü adından ayırmaz
Şefaati O’ndan bildik
O’nun hürmetine sığındık
Azim O’nun
Şan O’nun
Resulü O’nun
Cümlemiz O’nun
Müymin olan bilir
Hz.Alicümlenize selamet diler
Ummayı değil bulmayı denesinler
Allah’ımın emirlerini
RESULÜ'nden alsınlar
Her haline uysunlar
Kayguyu silsinler dedi

03 haziran 1973
Namazın sünnetini kılar
RESULÜ'ne hediye edersiniz, neden?
Onun cümleye dağıtacağını
Sizleri onlarla karşılayacağını bildiğiniz için
Demek ki hürmetimiz cömertliğinden

20 Haziran 1973
Şeytanın varlığı soruldu
Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah’ın
Olmadığı yer şeytanındır
Madem ki
Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah’ın
Olmadığı yer yoktur
Şeytana da yer yoktur
O da sadece Allah’ımın yarattığı bir var olandır
Kuran’ın yazdığı gibi
Kulunun çözdüğü gibi değil

20 Temmuz 1973
(Soru:Lailahe illallah Muhammedür Resulullah’ın bulunmadığı yer şeytanındır” diye buyuruyorsunuz. Bu İslami bir düstur olduğuna göre bu inancı paylaşmayan diğer dinler mensupları acaba şeytana mı yaklaşmış oluyor?)
Sorunuz alındı
RESULÜ'ne iletildi
Cevabı makamından geldi:
Allah’ımın lisanı gönüldedir, gönül lisanıdır
Onu sadece
O çözer, O alır, O verir
Onun için
İster Hıristiyan
İster Musevi
İster putperest olsun
Yeter ki Allah’ım desin
Mademki Allah’ım RESULÜ'nü kendinden ayırmaz
Allah’ım diyen RESULÜ'nü de anmış olur


27 Temmuz 1973

Dinlerin üzerinde durmayın
Allah’ıma şükür
O’nu bildik, RESULÜ'ne uyduk, dediğin an
İslam olursun elbet
Ne var ki
Her Kelime-i Şahadet getiren İslam mıdır?
İslam olmak, RESULÜ'nün her haline uymaktır
Her halinden biri Fahr-i Kainat oluşudur
Cümleye kucak açmıştır
Öyleyse o haline de uyalım
Aradan perdeyi silelim
Her kulun gönlünü Allah’ıma bırakalım

25 ağustos 1973
Ben her an Allah’ım ve RESULÜ ile
Beraberim demek için
Evliya olmak gerekmez
Ne var ki adı ile değil
Varlığı ile beraber olmak
O’nun ol dediği
Kulluğu sınırladığı yerde bulunmak
O’nun ile beraber olmaktır
Kulluk sınırlı mıdır?derseniz
Elbet

03 kasım 1973
(Kuyruklu yıldız geçerken dünyaya çarpıp kıyamet mi olacak?)
Kıyameti RESULÜ vermemiş
Bizden sözün sohbeti dilenmiş
Gelen yıldız olsun

18 ocak 1974
Resulüne uyanın
Bildim seni diyenin
Secdeye ilk baş koyanın simasıdır
Hz.Hatice

04 nisan 1974
(Mevlid Kandili)
Selam ile geldim
Cümleye verdim
Yunus Aleyhisselam Hazretleri selamını getirdi
(Hz.MUHAMMED efendimizden)
Gülünden yol açıldı
Kainat öyle günde seçildi
Senden, benden, cümleden
Gönül dolusu selam götürdü
Sayanın sayısı kadar
Sevenin sevgisi kadar yakın oldu
Günde cümlenin günahı silindi
Sevabına bölündü dedi
Yerini söze verdi

05 nisan 1974
Adem’de bildik
Havva’da duyduk
Hz. MUHAMMED’e uyduk
Cümleyi selamladık

26 nisan 1974
Cennetteyim dediğim
Aranızda olduğum andır
Yolumuzun yoldaşı
Kullarının haldaşı
Kimdir? derseniz
Elbet Hz. MUHAMMED
Verilen, ondan
Onun getirdiği Kuran’dan

26 Temmuz 1974
Yanılan odur ki;
MUHAMMEDİ dedi ayırdı
Çünkü
Ne Hz.İsa, Ne Hz.Musa “Ayır” demedi
Bildiğim yol budur
Gördüğüm kul budur
MUHAMMED yolu
Cümlededir kolu
İsa, Musa elele
Cümlesi bir çembere

26 temmuz 1974
(Resim verildi)
Güzel, en güzel
Sen güzel, ben güzel
Ne var ki
O en güzel
İki alemin biri, cümlenin Piri
Hakk’ın HABİBİ
Şefaati üzerinizde olsun
Müslim, Gayri Müslim Kundağında sarılsın

24 Mart 1975
Doğuşun kutlandığı gecede
Doğanın selamını alınız
Ten gibi beni ansalar
İlle Allah deseler
Ter misali nefsi akıtsalar
Geliş buluş an gibidir
Aşamayacağım demesinler
Su gibi akar ümmetim denilen yere
Kul çağrıldığı yeri bilir şüphesiz gelir
Ümmet bendedir
Cennet sendedir
MUHAMMED cümlede
Günün, gecenin yargısı
Kulun kaygusu olmasın
Allah'ım demeden gelmesin
Allah'ım demeyen var mıdır?
Öyle ise kalan yoktur
Gerçek bilenindir
Bilen kim?
Yaratan, yaratıp gözeten, gönderip çağıran
Allah'ım demeden çağırmaz
Çağırdığında gidenden şüpheye düşülmez dedi
Gönülleri yokladı

2 Mayıs 1975
Azalan çoğalan değerini
Her güne bulduran
Adını Ebubekir diye verendir
Anamdan babamdan aldığım beni
GÜL’ümden aldığım gönlümü eğitti dedi
Selamladı gitti

22 ağustos 1975
Cümlemizin yolu
MUHAMMED yoludur
Ebubekir, Osman, Ali, Omar
O’nun dörde bölünmüşüdür
Birini alsak
Öbürlerini inkar haktan mıdır?
Hakk’ın yolundan mıdır?
O bizim, biz O’ndan

27 Ağustos 1975
Havadan melekler sorumludur
Hepsinden RESULÜ
Dördün tamamı o’dur
Melekler yaratanın Yarattığına hizmette

10 Ekim 1975
Ya RESUL'üm verileni yaymak vazifendir
Kolaylamak bizden, denildi
RESULÜ’ne öyle verildi
Günde verilen elden ele yayılandır
Elbet ağacın kökünden alınandır

12 Mart 1976
Doğuş cümlenin niyazına ek
Buluş cümlenin niyetine denk olsun dedi
RESULÜ selamını iletti

04 nisan 1976
Gerçek; olandır, Kitaba yazılandır
Yazıldığı gibi okuyan gerçeği bilir
Kim bilir? dersen
Yazan dedik
RESULÜ yazıldığı gibi okuyan
Yazıldığı gibi nasıl okunur? nasıl bilinir? dendi
Kur'an'ı aldı, yazıyı bildi, kainatı buldu
Kulu ile hemhal oldu

21 temmuz 1976
Yorumlar güzel
Dökülür gazel
Renk, ses yorumdan geçer
Ya Allah dedim
Üç gül ile verdim
Hz. MUHAMMED, Kur’an’ı Azümüşşan ve Aşk
Aşk olmadan alamazsın
Alamazsan bilemezsin
Bilemezsen olamazsın
Olum için üç gül gerek

24 Temmuz 1976
Dörtten birine yol sorsan ayrıdan vermez
RESULÜ'nden ayrı kalmaz

......
RESULÜ’nün gidişi
Hak ile buluşuşu
Gidenin kendine değil
Ümmetinin yerinedir
Ümmetinin yönünedir
Gidenin yeri yönü belli
Her kulu olunca o’nunla halli
Elbet selam alacak
Allah’ım layık mıyım? diyecek
Her kul, layık olduğunu bulur, görür
......
Sebepler yaratan, yarattığını sebepler gölgesinde oturtan

hakikati sebeplerle bulduran elbet Yaratandır gözetendir
Peygamberi ile kendini dileten
dile söyletendir

10 eylül 1976
Hali inkar edene de ki;
Hal RESULÜ’nün yapısı
Kula açık kapısı
O’nu örnek alalım
Onun ile bulalım

01 ekim 1976
Sevmeyi Omar’dan aldım
RESULÜ’nden bildim
Ali’den gördüm
Osman’dan dürdüm
Ebubekir'den yumak misali sardım
Kuşak misali, belden bele sarıldım

l6 Ekim 1976

Elim üzerinizde
Aşkınızı vasıtasız sununuz dedi
RESULÜ selamladı
Cümlenize selam olsun,
Aşkınız vasıtasız iletilsin

27 ekim 1976
Şefaat ya RESULÜ dedik
O’nun hikmetinden aldık
Neyi aldık denilir?
Selamı bizlerde
Kelamı Hz.Ali’de

12 aralık 1976
Mah nedir? Şah kimdir? denilir
Mah; Gelişten dönüşe
Aydın gönülle bakan
Şah; Gönüllerde çerağ yakar,
Mah alan, Şah veren
Güneş ile Ay
Manaya verirsen
RESULÜ ile miracını bilen Ehlibeyti
Günümüz onlardan ışık alır
Gecemiz onlarla aydınlanır
Yeni’yi dediğimiz odur

01 Mart 1977
Ya Allah Lailahe illallah Muhammedur Resulullah

Yerden gökten söz bilen
Aşkında özü bulan

Rabbine kalem, ümmetine Kur'an olan

01 mart 1977
Sordunuz resim kimdir?
RESULÜ'nün ondördü

02 nisan 1977
Kur'an; RESULÜ'nün yeniye uy dediğidir
Ağaç misali;
Dalını, yaprağını, çiçeğini dileyene ver dediğidir
Aldığımı bilemedim
Verdiğimi düremedim deme
Alanın bileceği, serdiğini düreceği gün elbet gelir

23 haziran 1977
RESULÜ şefaatinden Mahrum bırakmasın diyene de ki;
RESULÜ ne küsenden Ne kesendendir
Şefaati cümlededir

03 eylül 1977
Hal ile dediğin
Beytine bağlandığındır
Beyt; RESULÜ'nden gelen
Ali ile dağılan
Dört yön diye bilinen düğümüdür
RESULÜ yolumuzun güneşidir
Beyti aşkımızın ateşidir
Sahabeleri yolumuzun ışığıdır

3 ocak 1978
Elbet alınan RESULÜ'ndendir
Selam ve gelen her kelam

12 mayıs 1978
Can, canan ile, can, cümle ile oldu
Selam diye diye geldi:
Ya Allah Ya Allah
Adımız RESULULLAH
Akdeve ile geldik
Yuvada selam selamet gördük
Her gelen her alana
Yazanı verdiğimiz gün bildirdik
Hatice analığı dedik
Doğuştan elimiz verdik
Çok diyene adını
Az diyene yolunu gösterdik
Akdeve'yi bilenler
Sahibine uyanlar
Gönlü zengin bulanlar
Hal ile uyanı, yol diye geleni açık aldılar
Fatıma’nın sevgisine adını verdiler
Allah’a emanet olunuz
Doğuştan alanı biliniz
Kuvvet elden değil gönüldendir
Şahadet sözden değil izdendir
Her kulu bizdendir, bizden olsunlar
Gelmez diyenler, yarını beklesinler
Geçici yolu değil seçici kulu deneriz diyene
O’nun sözüdür;
Seçen benim, seçilen sen
Gören benim, görülen sen
Yazıyı yaz denildi
Aldım sizlere verdim
Yazıyı yazana devrettim
Dağıtanı aradım
Eğiteni sordum;
Bilmeyene şefaat bizden dedim
Yazıyı verene gününde ilettim
Hayırdır, hayır olacak
Hayır günü bilecek
Cümleniz yazanı yazdıranı tanıyacak
Allah’ım sizlerle
Allah’ım yolunda olanlarla
Allah’ım cümleyle birliği kuranlarla
Selam! Selam! Selam! diyelim
Hep bir gönülden tekbir getirelim

20 temmuz 1978
Denenmiş dediğimiz
Gönülden verdiğimiz
RESULÜ'nü ilk bilen
Hamza Dost eşi Hatice
Resimlerini verdiler
Selam olsun dediler

13 ağustos 1978
Her varolan O’ndandır
Ne Musa ne İsa ne MUHAMMED’dendir
Peygamberler düzendendir
Cümlesi yazandandır
Öyle olduğu halde
Senden benden diyenin
Ham meyve yiyenin
Ne geçmişi ne geleceği anılır
Öylesi her anında bunalır

13 Ekim 1978
Her alış onun verdiğindendir
RESULÜ ile verdiği cümleye gönderdiği açıktır
Aşamadığımız yerde Allah'ıma sığınır RESULÜ'nden yardım dileriz
Onun şefaatına niyaz ederiz

19 ağustos 1979
Kur'an kuluna Kulu vasıtası ile gelir
RESULÜ'nden öylece bildirilir
Arada sözün yapısını değil
Kapısını açan meleklerdir

22 Şubat 1980
Gülden selamını alanlar
Gülden yolunu bilenler
Her gülde adını verenden değil
Çiçeğini derenden bilirler
Her gül denilir
Gülden maksat sorulur
Gülden güle
Cümle peygamberler anılır
RESULÜ tek fidan denilir
Cümlemiz onun çiçekleriyiz

15 mayıs 1980
(Soru: Bu halde RESULÜ'nün görevi ne oluyor?)Neydin, ne oldun?
Nerden aldın, nerden bildin?
Resulüne vergi
Resulüne görgü
Resulüne yargı
Var olan yoğun düzende
Adı ile anılandan görev Sorulmaz
......
(Silver Birch’ün bahsettiği Büyük Ruh, Büyük Parlak kimdir? )
RESULÜ

4 Ağustos 1980
RESULÜ
Katreyi bilen odur,
Katrede bulan odur,
Seyrine doyan odur

Yolluya yol veren, hallenip yol gösteren
Seyrinden gönüllere aktaran
Güne kadar her bilene dokutan,
Bilmeyene aratan

7 Ağustos 1980
Allah Allah diyerek
RESULÜ'ne dönerek
Sen bizde biz seninle olalım
Yolumuz Hak’kadır
Seninle bulalım

28 Ekim 1980
Dil dizer, dil ezer, dil sevgiliyi anarsa
Gönlünü süzer
Sen, sen ile O’nu an
Sen ben deme O’na dön dedi
YUNUS’um dört yönde
Yardımcı olacağını söyledi
Onu elden alacağız
Ali’nin sözüdür
O’na sevgiliden vereceğiz
MUHAMMED’in sözüdür
Onun ile dilediğine yardımcı olacağız
Yüce’nin emridir

04 ocak 1981
Altı atlı geliyor
Sağdan soldan veriyor
RESULÜ'nün nefesi
Kainatta gürlüyor

l6 Ocak 1981

Cümleyi elde gördük
Bahçede Gül’de gördük
Adını soranlara
Seven, Saran'dır dedik

17 nisan 1981
İsa ile Musa’dan
Adem ile Havva’dan
Nefes aldı söz dedi
Cümleyi mümin bildi
RESULÜ'ne uyana
Rabbim kulumsun dedi
Kuluyuz kulluğumuz kadar
Kuluyuz cümleyi sevdiğimiz kadar

30 Mayıs 1981
Dayanan yerde ise ağacı yüce olur
Dayanan yarda ise kainat güçte gelir dedi
Gecenin özünü üç söz ile verdi:
Gönül açık kalsın
Kulu kendinden başka her kulunu hoş görsün
Hatası ne olursa olsun affetsin
Senin benim değil
Cümlenin hayrına geleni söylesin
Unutulmasın her sohbet bizden verilir
Kulun isteğinden değil
Kula isteği veren
(Sizlersiniz değil mi?)
Eyvallah dedi RESULÜ
Sevenin sayanın
Yerden göğe hoş görenin Sayısı çoğalsın dedi
Niyazını cümlenize iletti
Gördüm öze gideni
Gördüm özden geleni
Gördüm öze yol vereni dedi
RESULÜgecede gecenin özünü verdi
Selam olsun ümmetime
Selam olsun kainatın her zerresine
Selam olsun deryanın katresine dedi
Cümleyi selamladı
Dört duvar yeterlidir, bilse bilmese
Dört hali geçerlidir, görse görmese
Dört yolu tutarlıdır, sorsa sormasa dedi
Kulun kula sorgusunu
Kulun kula yargısını
Hak’kın emrinden değil dedi
Hataya düşenlere niyaz etti
Allah’ıma sığınsınlar
Affı büyüktür
Erliğe soyunsunlar
Gerçek açıktır
Cümlenize selam olsun dedi
RESULÜ gerçek kapısında
Cümleniz için niyaza durdu
(Miraç için yeni bilgiler verir mi sevgili peygamberimiz?)
Göklerin açıldığı
Aymayı bilenlerin her kapıda
Kendini araması gerektiği gecedir
RESULÜ gecenin özünü verdi

17 haziran 1981
RESULÜ'nden selam aldık
Halini bildik ona uyduk
Celalini sevdik
Cemaline talip olduk
Satır satır gelenleri
Her zerremize
Oya misali işledik

19 haziran 1981
Namaz Müslüman kullarına RESULÜü ile verilir
Gerektiği değil şartıdır

13 temmuz 1981
Günleri saya saya bulduk
Kulları seve seve olduk
Resulüne hali ile uyduk
......
Erenler bir kapıdır
Sanılmasın ayrılır
Hangi kapıya dursam
Resulüne uydum
Hangi yapıda bulsam
Resulünü duydum
Gerçeği öyle gördüm
Üç kapı bir olursa hayırdır
Üç yapı kalırsa hakikattir
Onun için;
Ne yapıya
Ne kapıya söz etmeyelim
......
Dostluk yayılsın dedik
Günün yorumunu
Yuvada verdik
Yeniye dönüş günündeyiz
Resulünün yönündeyiz
Selamını aldık
Sizler ile emrindeyiz
......
Ayaktayız hakikat çehresinde
Ayaktayız Resulünün çevresinde
Ayaktayız kainatın her zerresinde
Ayakta olunuz
Az yiyiniz az uyuyunuz dedik
......
Bilenden almak
Resulüne uyanı bulmaktır
Her gün onu okuyalım
Haline talip olalım

7 eylül 1981
MUHAMMED adına yerden göğü var etti

10 Eylül 1981
(Bir tebliğde Amin kelimesinin 
Allah-Muhammed-İnsan-Nur manalarını ifade ettiğini söylemiştiniz
. Bu dört kelimenin birbirleri ile ilgisi ve taşıdıkları hikmet nedir?)
Allah MUHAMMED ile insanı birledi
Allah MUHAMMED ile insanı nurladı
(Ya Muhammed sen olmasaydın felekleri yaratmazdım mealindeki ayetteki hitap 
Muhammed vasıtasıyla insana mı oluyor?)

Allah kuluna doğrudan kendisi vermiyor
enerjiyi Nur-u MUHAMMED kanalıyla insanlara veriyor
En baştan Adem'e de onun kanalıyla verdi
(Şu anda mevzu edilen Muhammed bedenli olan Muhammed mi?)
İnsanın onu bilmesi gerekti. O yüzden bir devre bedenlendirildi.
(O bedenlenince insanlara nuru kim verdi?)
Miraca kim gitti
Tanrı'nın gücü her şeye yeter
(Burada bir sır var ama)
Sır, onun dahi kendini bilmesi için bedenlenmesi gerekti
En büyük santral Hz.MUHAMMED
O kadar büyük bir enerji ki yüce Tanrı
(Yani santral değil de voltajı düşüren bir trafo mu?)
Enerjiyi tanzim eden
Fakat yüce Tanrıya varmak için herkesin muhakkak o kanaldan geçmesi lazım
herkes müslüman olacaktır sözünün manası budur
(Hazreti Muhammed insanın temsilcisi mi?)
Geliş ve dönüş aynı kanaldan
Sudan geldik su ile döneceğiz
Herşey bir damlanın içinde

28 eylül 1981
kemerde düğüm olmasın
Herkes bilsin ki
RESULÜ kamerden değil güneşten aldı, güneşten verdi
Has kullarına Allah'ımın  görevin ondan dedi
Yer verdi, sır verdi, ser verenle yolunu paylaştı
Dedi ki; Ondan sana
Dedi ki; Bizden söze, sizden bize akacak çekecek
Her bilen toprağa diz çökecek
Onun için günde Onun kurduğu düzene bakalım

29 eylül 1981(1)
RESULÜ
Düzeni sen kur, görevi alsınlar
Kapıya geldiler bilsinler dedi
Sorumluluk yüklenen her kulunu
Nuru ile nasiplendirdi

......
Soğukta yer,
Yağmurda duvar oluruz dedi
Ali cümlenize
RESULÜ'nün selamını
Gönlünün kelamını iletti
Candan canana kadar beraberiz

devamı RESULÜ(-2-)

Sohbetler Derlemeler
YAZICI


Derlemeler1968-2017yılları arasında
© Sabahat AKŞIRAY tarafından alınan sohbetlerden
  elde mevcut olanlara göre derlenmiştir