Ali

5
Yozun-kozu olmaz,
kulun yolu kalmaz, ALLAH’ım İZİN vermez.
Kaderime uydum diyen, uymazsa ne yapar?
Yaptığın değil,
ALLAH’ımın vergisinde hatasızlığını bilmesi gerekir.
Ali

26
Elin kılıcında ise, gönlün kolunda olsun;
olumun sarsın, elinden kainat alsın.
Gemiyi yürütene ‘Niyaz et!’ dersen,
‘ALLAH’ım fırtınadan koru.’ der.
Asmayı dikene sorarsan, üzümünü bol diler.
Her dileyen, kendi yönünü alır.

Ali

18
(Dördüncü soru: Büyü nedir? Büyü bir güç müdür?
Eğer büyü bir gerçekse, gücünü nerden almaktadır
ve bu güç hayra yönelik midir?)
Oymayı oyan mı, duvarı ören mi değerini buldurur.
ALİ der ki: “Dengeyi bozan, ADI’na yazan değildir.”
Dengeyi bozan, niyetini yargı ile süzendir.
Yargıya düşmezsen,
olandan ne kulu ne yolu sorumlu tutmazsın.
Sorunun cevabı daha önce verildi,
‘Vakit gelmeden ölmezsin.’ denildi.

Dördün cevabını Dört ile verdik, dört satırda dürdük.
Koyun ile kuzuda, ne aradık kazıda,
‘Sorgu...’ dedik durduk yazıda.
Bellekte olmazsa, küllükte ara.
Küllükte bulmazsan, yolunu tara.


19
Gerçek inandığındır,
var olanı bildiğindir, gönlüne aldığındır.
‘Giydiğim nedir?’ dersen, okuduğundur.
Ayak götürür, iznini alırsa;
gönlün götürür, AŞK’a düşürürse.
‘Sahibim.’ dediğin, ne canındır, ne kanın.
Unutma, kainata yazıldı, bozulmaz kanun.
Elbet geleceksin, geldikte güleceksin.
Çünkü aslını bulacaksın.
‘Bilinen...’ denmesin, umulandır.
Unutulmasın, gelmeden bilinmez, gelen dönmez.
‘Genişlik nerde?’ denir.
Ne eninde ne boyunda.
Alanına ölçü bulmaz, tavanına direk vurmaz,
dünya ölçüsü yerinde kalmaz.
‘Nasıl olsa, nerden bilse?..’ denir.
Alemin varlığı gönül boyutunda kalmaz.
‘Ne demek?’ dendi?
Kul gönlüne ölçü vurur, var olanı sevgisi ile alır.
Kulun kendince gönül boyutudur.
Aslında ölçü dünya halidir.
Ne sevabın harabı olur, ne günahın serabı.
Sadece dünyada huzura ölçü vurulur.
Günah işleyen ile işlemeyen kulun huzuru elbet bir olmaz.
‘Neyin ölçüsünü alalım, kimden soralım?’ denir.
KUR’AN’da yazılan kulunun kanunudur.
‘Bilmeyen?..’ denmesin.
Komşuna sorsan, bir kelime alsan;
olumuna sevap katarsın.

Ali

13
Bulutun renginden kaygu alma,
yağmurun şeklinden ölçüde kalma.

Ali

22
Elmayı dörde bölsen, dörtten birini alsan, öbürü haram mıdır? Olumsuzluk biri dörde bölmek, birini alıp üçünü inkar etmek.
Olay budur.
Cümlenizin yolu MUHAMMED Yolu’dur.
EBUBEKİR, OSMAN, ALİ, OMAR.
O’nun dörde bölünmüşüdür.
Birini alsak, öbürlerini inkar haktan mıdır?
HAKK’ın YOLU’ndan mıdır?
O’ bizim, biz O’ndan.


22
Gönüller dolusu selam ile geldim.
Geldim selam ile, yazdım kalem ile. ALİ’yim!
‘Yeniyi eskiyi bildik, cümleyi bir aldık.’
diyenden ALLAH’ım RAZI olsun,
sevaplar teraziyi ağıra kaldırsın.
Dağ yolunu aşanın, dar geçitten koşanın;
ALLAH’ım yardımcısı olsun.
Cümlesi andılar, anılandan olsunlar.
TEVHİD dillerinde, O’nu bulsunlar.
Olsunlar, dolsunlar, AŞK ile dolsunlar.

Ali

2 ekim
Ben-sen, onlara, sevene-sevmeyene;
geldik vermeye, su kabını doldurmaya.
Geldik gidesiye, ömürler bitesiye.
NUR’dan yolumuz, verdik elimiz.
Çatıya örtü olsak, gayrete cümle gelsek,
GÜLÜ’nden Selam versek.
Gölgeye çekilmeyin, güneşten kaçınmayın.
Yakmaz, gerçek dönmez. Gidenin dönüşü asla olmaz.
BİR denir BİR’de kalınır.
HAK’tan gelen, HAKK’a dönecektir, dünyaya kanacaktır.
Kansa da yansa da, sonunda uyanacaktır.
Uyanış biliştir.
Acıyandan olma, O’ndan gelene;
sakınandan olma, O’ndan verene.
Gelen gider, kalan sana öder.
Sakınma verdiğini.
Acımadan değil, paylaşmak niyetin olsun.
Selam aldık, selam verdik; getirdik götürdük.
Alsınlar-yansınlar, dönüş aynen bilsinler,
karşılayan bulsunlar.
Ali

12 mart
Atın götürdüğünü, akıl getirir.
Otun olmadığı, atın durmadığı yer yaratılmamış değildir.
Sahibini bilmeyen, kendini bulmayandır.
İpe mendil sermeyesin, gerdiğini küçük görmeyesin.
Danışılanın, atlasa atılan düğüm misali,
nakış gibi işleneceği bilinsin.
(Danışılan kim veya ne?)
Dünün, günün, yarının düzeni.
Gönül, altın kase mi? Ömrün atlas saşe mi?
Seçimi sende değil; güzel çirkin diyesin.
Unutma, elinde ne varsa içine onu koyasın.
'Sen bana, ben sana.' demeyesin.
Sen, sende olanı son damlaya sunasın.
'Kasem boş kaldı.' deme.
Boş giden, uymayan dolu gidenden yeğdir.
"Doğuş, cümlenin niyazına ek; buluş,
cümlenin niyetine denk olsun." Dedi, RESULÜ Selamı'nı iletti.
"Gökler onlara açılsın, eller HAK diye tutuşsun;
alacak, onların olsun, verene YARATAN'ım uydursun."
ALİ'yim selam, ALİ'yim selamet,
ALİ'yim keramet dedim, verileni bildirdim.
YA ALLAH, YA ALLAH, YA ALLAH.
Cümlemiz dedik Selâh.
BİR'sin, BİRLİĞİ'ne uyduk, uyanlarla birlik olduk;
ağaç dikimini baş aldık, geniş yönde beş olduk.
ALLAH'a emanet olunuz.

Ali

24
Yer gök nefes alanın,
yer gök ALLAH diyenin, yer gök yolumu bilenin.

Ali

27
ALİ’yim, geldim;
uyan ile BİR oldum, veren ile el tuttum,
verenden ALLAH’ım RAZI gelsin dedim.
Şartlar dizisine değil, gönül özgüsüne uysun.
İbadetini yalnız ALLAH’ıma desin, AŞKI öyle tatsın.
AŞK; masal değil, hakikattir.
O’nu bilmeyen dilemez. Diledi isen aşıksın.
‘Niyazım ne olsun?’ der. Niyazın çerçevesi olmaz.
Dilediğin gibi niyaz et. ‘YA ALLAH.’ de, feryat et.
Ali

18
Çoğunluk olan yerde birim, sevgidir.
'Güzele uyanlarla, ADI'nı ananlarla bir olalım.' diyene,
'Birlik gönüllerde kuruldu.' dedim.
Ağacı dikildi, meyvesi beklendi.
Gönül ağacı elbet.
Doğuşu arayan, görüşe uysun;
görüşe uyan, deyişi bilsin.
Ağaç, yaprağı kadar sayıya gelir,
gölgesi yaprağı kadar büyür.
'Yolumuz yolun mu?..' denir.
Madem ki RESULÜ'nden aldık, 'EYVALLLAH!' deriz.
'Alacağım SEN'den olsun,
göreceğim RESULÜN’e uysun ALLAH'ım!'
deyiniz, duacı olunuz.
Ali

1 mart
Niyazımız gönüllerde, sohbetimiz cümlede olsun.
ALİ'yim yol aldım, gönüllerde hal buldum.
Halden yerimi sorana; KUR'AN dilinde,
VARAN gönlünde olsun.
Seven sevdiğini, 'YA ALLAH!' desin, selamını göndersin.
Sevenin sevdiği; kanına canına yakın olanı, gönüle dolanı,
ALLAH'ımın RESULÜ'dür.
Selamı ile geldim.
"Kaybolanı cemde buldum, cahilde sildim, alimde böldüm,
güneşe serdim, hepsini BİR gördüm." Dedi.
Ne cahile küfr, ne alime remz tanıyın.
Hepsini bir görün. Hepsinden bir alın.
Küfrü cahilde silersin, şerhi alimde bölersin.
Öyle olduğunda; cahil de verir, alim de.
YA ALLAH, LAİLAHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH.
Yerden gökten söz bilen, AŞKI'nda ÖZ'ü bulan;
RABB’ine KALEM, ümmetine KUR'AN olan.
Ali

23
YUVA açık olanda,
her dileyen gelende, açık sözü verende;
kutluluk vardır, mutluluk vardır.
Kılıç keser, namert küser;
uymayan, uyulan günde derde düşer.
Derdimiz olmasın, HAK ADI dilden düşmesin.
'RESULÜ Şefaati'nden mahrum bırakmasın.' diyene de ki:
RESULÜ ne küsenden, ne kesendendir, Şefaati cümlededir.
AMİN.
Aldık geldik, 'ALLAH'ım güldür.' dedik, duacı olduk.
Ali

30-2
Yol bizim, söz sizin. 

Sözümüzün özünde, O'nun SESİ vardır.
Gürlük hürlüğü getirir.

Hür olanda, sevenin yorumu görülür.

‘Gel.’ diyene bağlansan, ‘YAR.’ diyenle eğlensen,

her yanına su versen çok mudur?

Gelişimiz verişimiz, 
eğiteni dürüşümüz, 
dağıtanı görüşümüz,

öğütenden soruşumuz
 ayna misali olur.

Değirmen döner, 
düzenini bulur.

RESULÜ’nün Selamı’nı getirdik.

Gelenin yazısı,
 silenin kazısı olur.

ALLAH’ım her olanı GÖRÜR.

Gördüğü gibi 
ördüğü yönde sever.

Sevende alanın örgüsü vardır.
‘Neden?’ denilen odur,
 düzende örgüye uyan.
Yargıda sayfayı açmayalım, 
YAZAN’a bırakalım. 

ÖZ’ümüzde dahi 
değeri silmeyelim, ‘Ben neyim?’ demeyelim.

Yakışan O'ndandır, 
seven O,
 sevilen O, 
sevdiren O. 

Öyle olduğu bilinsin, 
kesin yargı silinsin.

ALLAH’ıma emanet olunuz.

Vergimiz yolunadır, kullarının hayrınadır.

Selam! Selam! Selam!
Ali

8-2
Giden gelen olurum,
 gelenleri bulurum.

Sevenden SEVGİLİ’ye selamı iletirim.
Selam sizlerle olsun, 
gönüller AŞK’la dolsun,

gideni geleni seveni bilsin.
Gül ile bülbül ile, 
dayandım her hal ile.

Güvendiği yerdeyim, sevende-anandayım.
Anan ile beraber, gönülden halleşiriz.

Gönülde bulduğumuz, 
yandığımız erdiğimiz bilinir.

Bilenlerle bulunur.
 Selamı sizlere iletir.
'Yenide buldular, yenide aldılar;
olduğu gibi bildiler, 
bildiği gibi sevdiler.'
Ali

2-2
Dert derde katılır, dert yolda atılır.
ALLAH'ıma emanet olsun,
gideceği adada şifayı bulsun, kayıtsız kalsın.
'Gerçeği bileyim, davamı düreyim.' diyene de ki:
'Demir tavında dövülür, kulu sevgisi ile övülür.'

Çağırışım gerçektir. Adaya dedim, büyüğünü demedim.
Geçenin yargısı, sevenin sorgusu yolda kalmaz,
ALLAH'ım seven ile sevileni bölmez.
Ali

15
(Siz de Mesnevi'yi aynı yolla mı aldınız?)
Elbet. HAZRETİ ALİ'den yardım aldım.
Ne var ki günümde değil, göçümde bildim.
'Kendi AŞK'ımı söylüyorum.' dedim,
bir de baktım kainata tercüman olmuşum.


6
Dar geçit bize değil, zor uyum hale değil.
Karşı koyan eğilmez, 'ALLAH!'..' diyen bükülmez,
su destide dökülmez.
Aldığın bilgide, verdiğin sevgide kaygu aranmaz!

Ali

13
Sahibiyim dediğin hiç bir mülk senin değildir, aklından başka.
Akıl ile bulduğunu nefsine havale etme!
Olduğun hal buldurur, bulduğun eğitir, eğiten öğütür.
'Dert...' denilen, eğitendir!
Ali

26
Sağ elden, gönül yoldan, her kulu halden bildik,
Selamı'nı getirdik.
Aldılar versinler, verimi görsünler.
Her ekilen tarlada, ekini ayırsınlar, cümle ile paylaşsınlar.

Ali

8
Kainat bir bütündür ayıramazsın.
Gelen giden sorguda.
Bilime uyan her kulu, O'nundur, O'ndandır!
Binanın taşını ayıramazsın,
bir bütün diye bildiğini, ölçüye vuramazsın.
Oluşta, buluşta aldığın;
varışta vereceğindir, verdiğin günde göreceğindir.
Selam'ı
(RESULÜ'nün) ile geldim,  RESULÜ'nden ilettim.
'KÂL' denilen, her halde bilinen, cemden yerini bileni,
bilene vereni, ADI ile bildirdim.' Dedi,
Niyaz sizlerin, yol sizlerin olsun, Şefaati cümlenizi sarsın.
'Ben.' diyen her kulu, 'Ben'den.' diyeni bilsin!
Bilsin ki, bende tek, ayırıma düşmektir.
Ali

2 temmuz
Aldığımız selamda, verdiğimiz kalemde;
denizden gökyüzüne, MELEKLERİ'nden PEYGAMBERLERİ'ne
ALLAH'ımın RIZASI dilenir, cümleniz ile cümlemiz hallenir.
'Kandil.' denildi, kandiller yakıldı.
Gönüller yıkılmasın, asla kin ile birbirine bakılmasın.
ALLAH'ım, yolunuzda ayağa takılacak taşlardan saklasın.
"ALLAH'ıma emanet olsunlar, gök ile yeri BİR bilsinler,
BİRLİK'te bulsunlar, beraber olsunlar,
'Can.' dedikte CANAN'a dönsünler,
CANAN için yansınlar, canlar ile olsunlar."
Ali

31
Yerden göğe selam.
DOST elinden görelim, DOST sohbeti kuralım,
AŞK ile BİR'liği bulalım, bulduğumuz her hale 'Şükür.' diyelim.
Aldığımız yerindir, AŞK'ımız derindir.
'Derde deva?' derseniz;
gönüllerde açılan, her olayda seçilen,
elden ele geçilen, bardaklara dökülen
 alış veriş birliktedir, her dilenen gürlüktedir.
Sevdiğimiz BİR'dir, Sevgili'miz O'ndan.
Sevgi dosttan dosta aşıldıkça, köprü misali geçilir,
geçtiği her yerde, bulduğu her kulda 'o'ndan nefes görülür.
Selamı'nı getirdik, cümle ile bildirdik.
Ali

29
Aydın isek gönülden aynaya bakarız,
gönülde olanı öylece dökeriz.
Kalan, cümleye yeterlidir.
Mermer düze getirir, olay dize getirir;
kulu bize buldurur, buldu ise oldurur.

Ali