![]() ALLAH’ım her kuluna bir benlik verdi. Onu değiştiremezsin. Uğraşmak yetmez, gücün olmaz. Benliğine kıymet verirsen, kazanırsın. Neyi mi? ALLAH’ımın kulunu ![]() Benden uygun söz istedin, ‘Ben’in tarifini sordun. ‘Benden ben alınır’ dedim. (Neyi kastettiniz?) Beden değil. Bedende yara olursa ne yapılır? Benlik, bedendeki yaraya benzer. Bıçak gerekirse vurulur, temizlenir tedavi edilir. Bu da ALLAH’ımın LÜTFU’na ermiş kullarına layık görülür. Yara, gönülde olmasın. ![]() YUNUS’um niye gelir? Sana niye el verir? Yalnız ‘Ben’ demekten sakın. ‘Ben kuvvetliyim’ deme. Ağızla değil, gönülle. Ağız yolu ile kula 'Kuvvet benden değil, ULU’mdan’ dersen; şaşar, şaşkın bakar. Bırak kul seni kuvvetli bilsin. Sen gönlünle ‘YUNUS’um, ALLAH’ımın İZNİ ile, kuvvetimi senden alırım’ de. Kuvvet derken, her türlü kuvvet ![]() Sende sen olan nedir, bilir misin? Mantık. Benlik gibi. Bende ben olan nedir, beni meydana veren nedir? Mantığım. Ben mantığımı ne yolda kullanırsam, o yöne giderim. Mantık, ALLAH VERGİSİ’dir. Ne var ki, kullanmak senden. Benlik, kula göre değişir. Mantığına sahip olan kul, kendini dünyaya kabul ettirir. Benlikle değil. Benliği başının üstüne alıp gezersen, kaybın büyük olur. Benlik seni ezer, gün gelir başına ağırlık verir. Benliği ayağının altına alırsan, gün gelir senin ağırlığının altında ezilir. Benliği ayağının altına alan, iradedir. Yoksa ne senin, ne de senden gelenin, ALLAH’ımın VERGİSİ olduğu unutulmaz. Su gelir, akar gider; söz gelir, yıkar gider; gün gelir, çöker gider. Çöken nedir? Çöken, kulun geçen ömrü. Kul gelir, göçer gider. Peki, kalan nedir? Kalan, senden sen olandır. Benden ben olan ne kaldı. İyi ya, senden de sen olan kalır. İsmin. ![]() Kapısını kapayan kul, yuvasının sultanı olur. Memleket sultanı da, yuvasının sultanı da; benlik kaygusuna düştüğü anda eşittir. ![]() Sevdiğin yerde değil, duyduğun yerde ara. ‘Neyi?’ dersen benliğini. Sevmek kulun beden yapısına göre değişir. Kimi çiçeği, kimi böceği sever. ![]() Kuşu kafese niye koyarsın, sesini alasın hoş vakit geçiresin diye. Sesini almasan, kafese koymazsın; benliği silmezsen, kendini bulmazsın. ![]() ALLAH'ım kulunu hatalı hatasız sever, olanı olmıyan ile dener. Olmıyan olana hizmette, sanılmasın yalnız olan kıymette. ![]() 'Ben' diyen her kulu, 'BEN'DEN!' diyeni bilsin! Bilsin ki, bende tek, ayırıma düşmektir. ALİ ![]() Ne güzelmiş, bilenler, benliğini silenlerle beraber olmak. SARI ANA ![]() "...Nefsinin avucuna girme, sen avucunda sakla. Benliğini kimseye emanet etme, kapısında bekle. ÖZ’ün sözünün gerçeğine uysun, sözün gerçek ÖZ’ünü versin." dedi, RABİA ![]() Ayağıma düzen verdim, yolumu buldum; YAZAN’a uydum, kendi gölgemden benliğimi sordum. Gölgem bana dedi ki; ‘Güneş’ten alırsan yere gölgen düşer, benliğin nefsine uyarsa, taşar, o zaman yolun gidişine yolcu koşar’ YUNUS ![]() Verdiğini almadan yolun açılmaz sanma, benliğe düşmeden vergisine zan ile kanma! Benlik; varolan ile arandaki duvardır! Duvarı aşmadan, zan ile ölçüye vurma ![]() "...Gölgeyi silelim de, RAHMET’i görelim; benlikten gelene, ‘Yükü sildik’ diyelim; DOST’luğu, kendimiz ile kendimizde kuralım." dedi, KAYGUSUZ ![]() Doğruya selam verelim, önce kendimizde olanı saralım. “Her izde her sözde benliği sildiğin an, gerçeğin ışığını görürsün.” dedi, KAYGUSUZ ![]() “Bayrağı, kale bulamadım dikeyim, fistanı suyun verdiğinden başka alıp giyemedim, el ile aldım, dil ile söyleyemedim. Çünkü zamana bağlı kaldım, benlik çanağını DOST bulup kıramadım. Gün geldi HAVVA ile söyleşiye, kuşlar ile paylaşıya girdim; o zaman bende olan beni buldum. BAĞIŞLAYAN ADI’nı dilimden düşürmedim, RAHMET’ini VERDİĞİ kadar aldım taşırmadım.” dedi, ADEM dünden güne selamını iletti “Bir olsa, birde kalsa, insan kendini bilmez; çok olanı hep bulsa, kendinde olanı görmez. (İkisi beraber mi olacak?) EYVALLAH!” dedi, KAYGUSUZ |