KUR’AN dahi, tam çözümünü bulamamıştır. Her çözen, kendi düşüncesine göre çözer. Üzümün tadı, hep bir mi gelir. Gah tatlı, gah ekşilik verir. Sirke de üzümdendir, şarap ta, şurup ta. ![]() Eşitte, sevimsizlik vardır. 'Çeşitte, uyumsuzluk var!' denilse de: değer verdiğinden, güzel çirkin yorumunu gösterdiğinden, eşitlikten güzeldir. Güzellik, eşitte değil çeşittedir Çeşitte güzeli bulalım, eşitte sevgili aramayalım. Gerçeğin eşitlikle değil, çeşitle güzelliği görülür Soğuk sıcak olmasa, acı tatlı vermese, O'nu nasıl bulurdum, O'nda nasıl erirdim? Kat-kat yol aldık, her kulunda çeşitli hal gördük. ‘ALLAH’ım en güzeline uydur’ dedik. ‘BENİMLE olan BENİMLE bulur’ denildi. Buluşta eşit değil çeşit vardır. Ben bende olanı sende ararsam, en büyük hataya düşerim. Çünkü ALLAH'ım yarattığı hiç bir kulunu eşit değil, çeşit yarattı. Eşitlik ararsam, şirke düşerim de şaşarım. (Sizin tutumunuza aykırı değil mi?) Eşitlik sadece sevgide olmalı, saygıda olmalı. Küçüğü büyüğü sayarsam, seversem, kulluğumu yapmış olurum. ![]() Gayrete düştü isen, düzene şaştı isen; bilelim ki, güzellik çeşittedir. Eşitliği her kulu diler, taşı toprağı eler, gine de çeşitte karar kılar. Çünkü, yazılan çeşittir, sadece gönüller eşittir. ![]() Yoksulun yokluğu elbet niyaza gelmez, kainat eşitte kalmaz. BEHLÜL ![]() “Soğuk olmazsa, sıcaktan beklemezsin, dağılanı toplamazsın. Birbirine eşitler, düzene göre çeşitler.” dedi, YAHYA EFENDİ ![]() Gideni geleni elemedik, oluru olmazı belemedik, kimseyi kimse ile denklemedik! ![]() Unutulmasın, güzellik çeşittedir. Eşit gelen her konuda gönül çeşit arar. Gözünde sadece mavi veya yeşil rengi görmek kulun gerçeğe uyumunu sağlayamaz, bilincine bağlayamaz. Onun için kainat fırkalara bölünmüştür; elbet bilgi olarak. Gerçek bilim, âlemlerin tamamıdır. Aynı sofrada oturur, aynı aşı ayrı-ayrı pişiririz. SÜMBÜL ile HACI BEKTAŞ ![]() "...Her tezgahta aynı bez dokunmaz, RABB’in kurduğu tezgahta kumaş tükenmez! Kurdu isen tezgahını, kendin bulursun pazarını." dedi, HAMZA DOST “Kitabım okunurken bir satıra daldılar, bin satırda kainatı buldular. Buldukları, beni bana anlatan kainat idi. Her yaratılmış kendi kainatını okusa, milyonlara satır getirse; ne biteni, ne iteni görürlerdi. Aldığın kadar dolarsın, bulduğun yerde dönersin.” dedi, MUHİDDİN ![]() OSMAN’a gizli ilmini sorsan, der ki: “Ömrünün her dilimi birbirine eşit olsa, gelip-geçen mevsime benzersin. Çeşit ile kendine dönersin, çünkü sen yaratılmışın en kutlususun. Her dilimin öbüründen mükemmel haldedir ve o mükemmellik sadece kuldadır. Kulluğun kutluluğunun idraki, seni bir öteye, daha-daha öteye götürür.” |