![]() Sabır, güneş gibidir. Meyveyi olduran güneş, kulun sabrına eşittir. Kulun sabrı çok ise, güneşe denktir derim. ![]() Kulun akımı yerine göre güneşten üstün gelir. Elbet kul güneş için yaratılmadı amma, güneş kul için yaratıldı. ![]() YARATAN’ı bilelim, AŞKI ile yanalım, güneşe meydan okuyalım. Güneşin ateşi zahiridir görürüz. Kulun ateşini ne ile ölçebiliriz? ![]() Yıldız-ay kula ne verir? Güneş; aydınlatır, ısıtır, suyu kaynatır, yağmuru oldurur, toprağı buldurur. Ne var ki gine de, bilen kuldan büyük değildir. Çünkü güneş güneştir. Kul bildiğini bulur, yerine varır. ![]() Gökten gelen, yıldız mıdır ay mıdır; geceyi süsleyen, NUR mudur? Güneşin verdiğini, aydan geldiğini unutma. Açayım. Güneşin NUR olduğunu bilinir, NUR’undan ayı aydınlattığı görülür. Yıldızlar da Güneş’ten alır, kulunun gecesini süsler. Kulun gecesi nedir bilir misin? (Bir CAN ekler: Gafleti.) Hayır, uyanıkken görmediği. Verileni bilmediği, gafletidir. ![]() Görgüye varmaya nasibin olması, kulunun gönlünde Güneş doğması gerekir. Güneş ile ay misali, Güneş’ten olan yıldızlar misali. Kulunun gecesini yıldızlar- ay süsler. Gündüzde sormaya ne hacet? Gönlünde Güneş var ise, ayından aldığını bilirsin, ‘Güneş’ten gelir’ dersin. Yıldızları taklit eden, sokakta yanan lambaya benzer. Yıldızlar EVLİYALAR’dır. Yumağın demeti, Güneş, PEYGAMBER EFENDİMİZ, alemlerin PEYGAMBER’i; yeri değişmez. Aydan gelen, ALİ’ye uyandır; yıldızdan gelen, VELİ’ye uyandır. ![]() Gönüllerde soru vardır; sizler güneşi görür müsünüz? Bizler o kadar büyük NUR içindeyiz ki, sizin güneşi görüşünüz, bize gece yaktığınız kandil gibi görünür. Güneşte sadece kulu aydınlatan ateş mevcuttur. Bizlerdeki ateş, güneşten çok büyüktür. ![]() Ayda ne ararsın, bulduğunda ne görürsün? Aranan her sır, güneşte gizlidir. ALLAH’ımın sır kasasıdır. Dünyaya her verdiği hazine, güneşten değil midir? Olduran, gördüren, yandıran, yaktıran o değil midir? Kulunu aydınlatır, bedenini ısıtır. Onun sana gelen ışığının sırrını buldun mu ki etrafında ararsın, yıldızlara bakarsın? Yıldızlar da ondan almaz mı? Onun ile benliğini bulmaz mı? Elbet ay da güneşten alır. ![]() Güneşin olmadığı vakitte, aydan ışık beklersin; aydan gelmediğinde, yıldızlara bakarsın. Vakti ondan sorarsın, yönünde önüne katarsın. Güneş’in vergisi, yıldızlarda müşahede edilir. Sen aslında yıldızda Güneş’i gördüğün için ona uyarsın. Hiçbir yıldız, Güneş’ten başka bir yerden ışık almaz. YUNUS ![]() Yolunu gece yıldız ile alan, günde yönünü gölgesinden bulur. Güneş’ten maksat RESULÜ değil mi? Onun Yolu’nda olan, kendini bulmuş olur. Kendini bulan, yönünü tayin eder. Nasıl ki güneşin verdiği, gölgesinden bulduğu gibi. Yıldızın vazifesi, güne çıkarmaktır. YUNUS ![]() OMAR der ki: “Diktiğin ağaca, su ver gölgede. ‘Neden?’ dersen; su ile güneş, birbirine verir ateş. İki ateş bir olursa kavurur. Onun için biraz su, biraz güneş gereklidir. ‘Aynı manada değil mi?’ denir, değildir. Biri farz, öbürü sünnettir. Ne var ki, her ikisi de şarttır.” ![]() ‘Güneşe yakın olayım’ diyen, üst kademeyi dileyendir. Önce kendini güneşe hazırla. ![]() Duran suda, güneşin kaydı görülür. Akan suda, güneşin rengi silinir. Aslında ne kaydı yapılır, ne de silinir. Güneş geldiği gibi döner. ‘Nerden gelir?’ derseniz, dünyanın döndüğü yerden, kurulduğu günden. ![]() Güneşin verdiği vardığıncadır, kainatı sardığıncadır. ![]() Güneşte renkleri ararsın. Renkler güneşte değil, güneşin akıcı gücü ile yansıtır. 'Güneşin verdiğinde somut örnek vardır' dememiz, yerini bilen ile bir olmamızdır. 'Nasıl?' denilir. Güneş alıcı verici yansıtıcıdır. Değer ölçüsünü sorarsan, o da kainat ile beslenir. Güneş elbet çok güçlü bir enerji istasyonudur. Ne var ki, sadece alıcı değil vericidir de ve yansıtıcıdır. Kainattan ne verirsen alır. Yayılan sevgi, aynı zamanda nefret, dağıttığı aldığıdır. Her dağılanı neşreder. Onun için deriz, el ele veriniz, sevgi ile dolunuz. Yayınladığınız sevgi toplaşır, gine sizlere dönüşür. Güneşin verdiği akım hava ile karışıktır. (İnsan nasıl genç kalabilir?) Bol güneş ve hava, dileneni gerçekleştirir. Yerden suyu, gökten güneşi bil, hava ile kar. Gönlünde her yaratılan var ise, yüz yaşında da genç güzel kalırsın! ![]() güneş her zaman verimini yeniler. Yazda kışta ayrı değildir. ![]() Güneş sana bana değil cümleye verir. Güneş ona bakan her var olanı görür. Güneş, yürüyen ile yürür. 'Sarıyı benliğine almış, seveni sarı ile sarmış' dediler, kaynağını sarıdan aldığını söylediler. ![]() Cümleye niyaza duran, kendinde bulur, derya üzere olur. ALLAH; denizleri ovaları, dağları, mağaraları yarattı. Ama güneş; dağda, ovada, suda. ‘Mağarada yaşayım’ dersen, güneşi göremezsin, RAHMET’e eremezsin! Güneş kendi bilgisini vermek için dünya hizmetindedir. Dünyadan almaz, sadece verir. Işığında ısısında bilgisi vardır. ![]() Aydan yıldızdan değil GÜNEŞ’ten veririz, güneş misali her kapısını penceresini açanı görürüz. |