Sema
3 ekim
Duaları, yerinde okuyun.
Dualar gönülden, semalar kutuptan olsun.
Dönmek değil, varmak gerek.
Mümin olan koşsa da,
‘ALLAH’ deyip yalvarsa da; semadır.
Oturmakla varılmaz mı,
ALLAH gönülden anılmaz mı?
ALLAH'a varmanın ölçüsü-duası yok.
‘Müminim.’ demekten çok,
gönül açmak gerekir.

23
elbet sema demek,
kendinden geçmek.

6
andığımız varlık ALLAH’ımız,
YARATAN’ımız.
Severiz, anarız,
yumuşakça yanarız,
sarıldıkça döneriz.
‘Mevlevi.’ dersiniz,
heykeli koyarsınız.

8-1
‘CAN’ dedik geldik,
CANAN’ı andık;
ney sesi duyduk,
dönmeye daldık.
Dalmadık,
neyden gelen sesle coştuk.

23
Ayılmak niyetine dünyaya geldik,
geldik güzellik gördük,
ALLAH’ımın YOLU’nda dönerek yolu bulduk.
Derseniz, ‘Döndüğünde neyi gördün?’
AŞK’ın delisi, yolun VELİ’si neyi görür,
DOST’una nerde varır?
Bir tek nokta varıştır,
dünya kula barıştır.
Amade oluş, yolu biliştir.
İşte dönüş, noktanın kutbunu buluştur.
Kutup, ALLAH’ımın NURU’nun olduğu yerdir.
Bir tek nokta,
gelmiş geçmiş,
dünyada gönünü yitirmiş
cümle kulların bir olduğu noktadır.
Nokta nedir bilir misiniz?
Gelmiş geçmiş cümle kullarının
RUHLAR’ının pres edilmiş şekli.

22
Sağ el ile aldığını, sol el ile ver.
Verdiğini, diline verme, aklına koyma.
Bir elin versin, öbürü unutsun.

14
‘MEVLEVİ’ denende,
kul sema edende;
gayesi, dünyanın dönüşünü taklit değil,
yumağı çözüşe delildir.

11
Yudum-yudum içerek,
AŞK ile dönerek,
semada oldum.
Olayların hepsini,
kendi bünyemde gördüm.
Dönüşü her kul dener amma,
her dönen MEVLEVİ değildir.
MEVLEVİ dönüşü;
dünyada nadir görülen hortuma benzer.
Döndüğü yerde, her şeyi siler.
Gidiş, tek bir noktadır;
varış, sadece O’nadır.
‘Döndüm’ deyip
kendini O’na varmış gören nice kullar;
ya sel ile, ya yel ile,
kaybolur gider. 

25
Meyhaneci sunsa,
kulundan bulsa, deneni tutsa;
kulun mu hatası, meyhanecinin mi?
Kulun hatası.
Kul yanasıya dönerse,
meyhaneci ona yaklaşabilir mi?
Yumuşak yol verdik,
yanasıya dönmeyi öğrettik.
ALLAH’ım; dönüşte, anışta, görüşte olsun.
Yanan ateşe kül vermesin.

2 eylül
 Secde kulun ahıdır, rüku vahıdır.
Dönüşü, secde-rükudan gelişidir.
‘Nasıl?’ denilir.
Secde-rüku, O’nadır;
dönüş, O’nun ile oluştur.
Semadan maksat, alış-verişi gönüle katıştır.
Aldığını gönüle aktar.
Gönülde durmasın.
Bir elden gelsin, gönüle girsin,
öbür elden versin.
Çağıranı değil, cümleyi görsün.

13 şubat
Herkes kendi yerinde bir daire çizer,
olduğu yerde döner-döner, genişler.
Maddeden çıkıncaya kadar döner.

18 eylül
OMAR der ki:
"Kulun dört yönü vardır.
Dördün biri gönlüne,
biri haline,
biri yoluna,
biri de görüşüne açıktır.
Dönüş odur ki,
dört yönü bir eder,
AŞK ile katıldıkta kulu PİR eder.
 (Bu dört haline
AŞK'ı da katarsan PİR olursun, öyle mi?)

EYVALLAH.
'Dönüşten maksat, nedir?' denir.
Yol ehli 'Sema' der,
gönül ehli 'Nema' der. İ
ster sema ister nema,
gidilen yer HAKK'adır!..."

28
Sema.
‘Coştum yanarım, AŞKI ile dönerim’ dedikte;
dünyayı silenden olasın, gönüle cümleyi alasın.
Yolum budur bilesin.
Açacağın ocak, tüteceğin bucaktır.
Açacağın kucak, bulacağın dost yuvasıdır.
MEVLÂNA’yım bildiğin gibi.
Gönlüne aldığın gibi.
Andığın an beraberim.
AŞK’a düşüp döndüğün gibi.
Andığın an beraber döneriz,
beraber yanar,
beraber yandırırız.

5
Değişen kainatta her var olanın döndüğü bilinir.
Nasıl ki, dünya da dönüyor.
Her var olanın bir ekseni var demiştik.

Ben dünya gününde,
kendimde çözemediğim bilime vardım.
'MEVLANA müzik, raks, resim getirdi' dediler,
benden beni ayırdılar.
Aslında asla inkar edilemeyecek olan
üç gerçeği hayatıma verdim.
Dönüşümle, her zerrenin dönüşünü bulduğum,
müzikte sesin HAKK'ın olduğunu,
resimde her yaratılanın baki kaldığı
zerrelere bölündüm.
(İlk dönüşünüz nasıl vaki oldu?)
Zerrelerle bulundum,
zerrelerde BİR oldum.
Onlar döndü, ben döndüm,
atomun bölünmesi misali.

29
Dönüşün oluştuğu,
MEVLÂNA'nın HAK ile buluştuğu;
sen değil ben değil, biz diyerek ulaştığı haldir.
(Sema mı, göç mü, yoksa uykudaki hal mi?)
Sema.

6 nisan
Dünyaya söz eden,
demde oluşana uysa,
sevgiyi çiçek misali yaysa;
dönen AŞIK misali,
ÖZ'ünü görürdü,
ÖZ'ünde erirdi.

27
Gerçek güne dönersen,
gerçek yönde yanarsan;
'Ben bendeyim yönden aldım,
ben O'ndayım ÖZ'den buldum.' dersin,
gönlünce yerini bildiğin halde dönersin.

12
Varlığına gerçeğin özünü aradığına
niyetini açtığın an,
seni alır götürür;
sema odur.
Her talib,
bilsin ki olacaktır galib!

28-1
“AŞK’ı ile yana-yana,
gönül ile geldik hana;
ışığında döne-döne,
‘Sema’ dedik olan hale.”
dedi, VELED

4 haziran
  “Her zerrem semaya gelmiş,
semada olan cümlesine katılmış;
her bir nefes aynı anda,
aynı zanda BİR’lenmiş.
(Kadir gecesinde olay bu mudur?)
EYVALLAH.
“OL” DEDİĞİ anda,
“BİL” DEDİĞİNE yazdırdığı,
“GÜL!” DEDİĞİ ile
her zerreyi GÜL’lediği o gece;
her zerre hücresi ile bağımlılığını düzenler,
eksik geleni tamamlar.
‘Her yaratılmış mı?’ denir.
EYVALLAH.
RAHMETİ’ne göz ettik,
gözlemine söz ettik,
o günde bekleyen her zerremiz adına
verdiğimiz sözü tuttuk.
Sözünü tutandan olunuz,
her zerrenizde aldığınız nasibi
birbirine katınız!”
dedi, YUNUS’um selamladı.

Her niyaz, bu gece geçerlidir!
‘Satır-satır olsa da,
her harfine bin bir MELEK gelse de,
sevabına ortak olsalar’ denilir,
ayrısız-gayrısız kaynaşılır.