

Bir anda her
zerreye HÜKMÜ’nü ileten, O.
Her anda kulunu yöneten, O.
Yerden göğe bilir
de, ömrünü RABB’im YAZMAZ mı?


O, senden de, cümleden de merhametli
sevgili,
yargısında sadece AFFEDİCİ olduğunu düşünmedin
mi?


SEN vermesen ALLAH’ım;
kul almaktan
vermekten bilemezdi,
SEN’i arayacağı yeri bulamazdı.
Her kapıyı AÇARSIN,
önce KENDİN geçersin,
KENDİ’nden kendine bileni SEÇERSİN.
Şükür ALLAH’ım SANA!


RABB’im bensiz, ben RABB’imsiz olamadım;
Bağına
girdim, O’ndan başka bulamadım;
‘ALLAH!’ dedim, AŞK’ına doyamadım,
doymayı da dilemedim.


Çalılar eğildikte selama durdu, neden?
Bende olan O’nu
gördüğünden…
‘YA RAB!’ dedim,
‘Her birimiz BİR olsak, DOST
bağında buluşsak;
şüpheleri siler miydik, kayguları böler
miydik?’
Ağaçlar söyleşti, dediler ki;
‘Şüpheler silinseydi,
kaygu kalır mıydı?’
EYVALLAH dedim, kaygudan uzak kaldım.


Sevgili, sevenlerindir; RAB, bilenlerindir!

Ne yargı yeterlidir, ne sargı tutarlıdır;
RABB’im, dilediği
anda, dilediği handa,
doğruyu bilen ile, doğruda kalan ile,
gönülden gönüle akan ile beraberdir.
Dayanmayı, donanmayı;
kandil ile
aydınlanmada değil,
NUR’u ile NUR’lanmada bulalım,
akan suda sevgi ile
kalalım!


Güneş’e baktık, delice dedik zeytini yaktık,
her fidanın suyunu
döktük, SEN’den aldığımızı ben ile söktük.
Gördük ki; benden beni sökmek
için, SEN’i bilmek gerekli!
Aldığımızı bildiğimiz kadar, vermeyi de
bilmek gerekli!
Şükür RABB’im bildiğimize,
SEN’i bilip
benliğimizi sildiğimize,
aldığımız ile günümüze
geldiğimize.

Sevgide aradığımızı Sevgili’de bulduk,
menekşeyi tevazuu ile
örnek aldık,
açılan kapıda HAK ADI’na kaldık.

Sevgi, kulluğu bildiren;
DOST, HAK yoluna götürendir.
Bilse bilmese, RABB’im kulunun yanındadır;
her yarattığının
canındadır; ‘Derman.’ dediği an, tenindedir.
O’nu bilen kulu, ÖZ’den sözden ayırmaz!
‘Bilmeyen kulu?’ demeyin, ham meyveyi yemeyin!
Bilen de, bilmeyen de;
RABB’imin
gözündedir, yazında kışındadır.

Tezgah ta SEN, tezgahtar SEN;
üreten SEN,
yürüten SEN,
bağladın bizi gönülden.


Elim-ayağım, birbirine eş değil;
yüreğime
baktım, yerde olan taş değil;
gönüllerle buluştum, hiç birisi
boş değil;
GÜZEL'den GÜZEL RABB'im,
SEN'den uzak olmak hoş
değil;
seni-beni ayırdı ise, bu bendeki baş değil.


ALLAH'ıma emanet olunuz,
geliş-gidişe
inancınızı bağlayınız,
umutsuz
kalmayınız!
Umutsuzluk, inkardandır!
O'nun KAPISI her kuluna açıktır!
Kimi er
gelir, kimi geç kalır,
her var edilen er-geç O'nu bulur.
Varlığınız BİRLİĞİ’ndendir,
sevginiz gürlüğünden
olsun;
her kapı
açıldıkta, yüzünüze gülsün.
O; zenginden güler, fakirden güler,
hastadan
güler, ustadan güler.
O'nun güldüğünü bilelim,
‘O'ndan!..’ diye
her adımda güzele gelelim!
|