
 Geleceğin yazısı, günden hazırdır.
Düzeni kuran, kurduğu düzende görevleri veren O’dur.
Sözün düzenini, biz
veririz.
 SEVGİLİ
der ki:
"Seni senden sorarım, seni BEN ile sararım, BENİ sende ararım.
Sen
senden sorumlusun; sen BEN ile yorumlusun.
Güzeli bilirsen, karanlığı
silersin."

 Varacağım makam O’dur, her olayı O’ndan bilin.
Seveceğimiz sadece
O’dur, her kulunu O’ndan bilin.
O’nun YOLU sadece BİR’dir, her yolun
sonunu O’na bilin.

 ‘ALLAH’ım!’ dediğin, O’nun ADI’na niyet kurduğun
her olay;
yolunu taşsız bırakır, kapalı denen kapıları açar.
 Dört mevsimi bilirsen, üç öğünde bulursan,
her güzele
talib olursan;
seni sende bileceksin, seni bende,
beni O’nda bulacaksın.
 Her an yenilenen her zerre, O’nu da yeniler.
Duran hiçbir
zerre yoktur.
 Kendine kendini sorarsan, kendini O’nun ile yorarsan,
gerçeği
bulursun.
 Kul
BİR’liğe-ER’liğe O’nun ADI’na bürünmezse,
O’nun hali ile
görünmezse;
ne yoldadır, ne GÜL’de!

 ‘Geldim!’ diyenin nefesinde, ‘Bildim!’ diyenin kafesinde,
O’nun YAZISI vardır.
 O’nun ile olduğum, cümleyi O’ndan bildiğim günde;
‘Bilmece?..’ dediğimi sildim, ‘Yorumsuzluk.’ dedim güldüm.

 Ağacın
her dalına, kulunun her haline,
‘O’nundur! O’ndandır!’ dedim;
sevgimi
sakınmadım, ‘Ne oldu?’ deyip bakınmadım.

 ÖZ ile verdiğini, ÖZ’den
alan O’dur ebedi;
ne var ki, sözü silen de O’dur;
bedendeki katıyı alan da,
arttıran da O’dur!

 Her devirde O’nu bilelim,
bilelim ki yeni gelecek devreye
kalmayalım.
Asayiş, her kulun kendi yasası değildir.
Kainatın Kanunu
kulu bağlar, uymayan elbet ağlar.
Ağlasa ağlamasa, gelecek
devreyi bekler.

 Kafes SENİN, nefes SENİN, heves benim mi?
Gönül SENİN, güzel SENİN, çirkin benim mi?
Ne yarattı isen SEN’den,
sadece ÖZ’ümde olan bilgi benden.
Doğuş odur; ÖZ’ümde olan bilgiyi
bulmak.
Bulduğum an SEN’den geleni, SEN’de kalanı;
ÖZ ile gözde
düğümleneni bilmek bana aittir.

 ... kendimde O’nu gördüm. O’ndan O’na selam verdim.


Sen senden sorumlu isen,
ALLAH’ım cümleden
sorumludur!
 ALLAH BİR’dir, BİR’dedir! Seven kulu,
O’ndadır!

 YARATAN O, yapı da kapı da
O,
kendinden kendine dönersen gine O!
 Kul isem O’ndan geldim, kulluğumu bildi isem O’na
yöneldim.
Elbet kutluyum O’nun ile, elbet mutluyum bilgim ile.

 Her söz elenir, her birinizden özlü sevgi
beklenir.
‘Özlü sevgi nedir?’ denildi:
Birbirini yermeyen, birbirinde hata
görmeyen,
BİR’den gelene sormayana;
ALLAH’ım SEVGİSİ’nden
dilediği kadar ulaştırır.
Ona özlü sevgi denir.
RABB’imi, her kulu
sever.
RABB’ini, yarattıklarını seven, özlü sevgiye sahiptir.
 SEN’i bende buldum,
SEN’inle cümlede oldum.

 Her yerden, her gönülden ALLAH’ımın ADI
anılır;
anılırsa, yanına gelir sanılır.
Ansan da anmasan da yanındadır;
‘Nerdedir?’ dersen, zannındadır;
gönülden aldı isek, biliniz ki ordadır.

 Ne dün ayrıda idik RABB’in ile,
ne
bugün, ne de yarın ayrı kalacağız.
Dünde günde yarında, RABB’im her an
yanında

 "ALLAH’ım,
O’nu bilen iledir, düzeni veren iledir;
YUNUS ile gölgeyi sildik, aldığını
seven iledir.”
dedi, MERKEZ’im her adımına
ALLAH’ımın RIZASI’nı diledi,
selamladı.

 YARATANIN ŞANI’ndandır,
bir diyene bin verir, ‘ALLAH.’ diyen gün görür.

 Her zoru yenerim, ADI ile girersem,
her sırrı
ararım, gerçeği ADI’nda bilirsem.

 Varız ALLAH’ım SEN’den geldik,
her anımızda SEN’i
yanımızda bildik, gönlümüzde bulduk, yaratılmışlığımız ile övündük,
YARATAN’a dayandık,
şükürler olsun ALLAH’ım.
 Doğru eğri bilinir,
kainatı YAZAN
ile okuyan sevilir,
bildiğini dokuyan övülür.
Devran SEN’den ALLAH’ım,
ferman da SEN’den;
MERYEM verdi ise düzenden, her okuduğu YAZAN’dandır.

 BUYRUĞU, sana bana değil cümleyedir.
(HAKK’ın EMRİ?) EYVALLAH.
Korur kayırmaz, sever ayırmaz,
zoru
verse de kolayı çevirmez.

 Koyun besledim, sütü var diye;
atı besledim,
yüküm var diye.
Gidip gelene selam verdim,
VAROLAN’ı nerden bildiğini
sordum.
Kimi yerden, kimi gökten, kimi azdan, kimi çoktan dediler,
kendinde
olana bakmayı bilmediler.
Benden olumsuz gelen, sende noktayı bulur,
her kulu
açtığı yönde görür.

 O; O’na hizmet edenden RAZI’dır.
Secde O’na, rüku O’na, sevgi
O’ndan sana.

 Cümle bağlar bir olsa, cümle kullar hep gülse,
sevgi
ile kainat dolsa, işte cennet ordadır.
Dost olalım, dost kalalım, her
varolanı dost bilelim. Diyelim ki,
‘Seni beni YARATAN, cümle yarattığını
GÖZETEN,
SEN’sin ALLAH’ım.
Yerde gökte anılan, her zerrede sanılan, SEN’sin
ALLAH’ım.
San ile aldık, son diye bildik, zanda SEN’i bulduk ALLAH’ım.’
Cümlede
uyum gördük, niyaza öyle durduk.
Selam olsun, RESULÜ’nün selamı cümlenizi
bulsun.
 Nane yaprağı alsam, DOST KAPISI’na varsam,
'Benden.'
diye sunsam gülerlerdi,
RABB’imden aldığımı bilirlerdi.

|