

(İnsanların diğer yaratılanlardan ayrıcalığı nedir?)
İçimizde O var.
Ve O’nu
idrak edebiliyoruz.
ALLAH’ı idrak edebilmemiz için bedenli olmamız şart!
Diğer bedensiz canlılar O’nu
idrakten yoksunlar.
(ALLAH’ı anlatır mısınız?)
ALLAH, çok büyük bir güç
kaynağı.
(Kainatı neden yarattı?)
Kendini seyrediyor.

BİR’likte çok bilgi, TEK’te toplanır,
kulun bilincinde katlanır.
Tefekkür;
her kulun tek-tek bilincini
yoklaması,
RABB’in ZATI’nı RUH’unda
saklaması,
GÜLÜ’nü o hal ile koklamasıdır.

‘Kaçmadım kaçamadım EMİR O’ndan
geldiyse,
tutmadım tutamadım niyeti O verdiyse,
görmedim göremedim kaderime
yazdıysa.’ denilir.
ALLAH’ım kulunun dileğinde,
belleğinde,
kaderinde, elindeki defterinde


O senin ile senden değil, sen O'nun ile
O'ndansın.

O kadar büyük
bir enerji ki YÜCE TANRI

Gaye toprağa girmekse gireceksin.
Gaye tezgahı görmekse, göreceksin.
Gaye
aldığını vermekse, vereceksin.
Amma önce kendini bileceksin,
kendinde O'nu
bulacaksın,
cümleyi O'ndan diye seveceksin.
'Kör müsün göremedin,
dil misin
diyemedin, sen nasibini yiyemedin.'
diyene de ki:
'Gözü-dili veren O, yazı-güzü gören O, her seherde gelen O!'

ALLAH'ım her kuluna kendini bildirmekten aciz
değildir.

YARATAN'ı yarattıkları ile bil.

Bundan şundan gelmedik, ‘Düzen aykırı!’ demedik;
güzel ile çirkini ayırmadık, selam ile kulluğuna talip olduk.
O’ndan
geldik, O’ndan bildik, öylece O’nu bulduk.
O nerde?
Ben, beni bildiğim
yerde;
ben, seni sildiğim günde;
ben O’na erdiğim yönde.

O, O’ndan,
O’na, O.


O’na dönen her
kulu ile sevinir-sevinir.
Sevinen de O’dur, seven de, sevilen de O’dur!


O seni bilir, O senden seni görür.


O’nun ile O’ndan O’na.

Sensin yaratılan, sende YARATAN


ALLAH ADI
BİR’den BİR’e oluşturur,
ne var ki her biri kainatta dolaştırır.

ÖZ’ünde O var, sözünde O olsun;
gözünde O var,
gönlüne O dolsun.

‘Senden seni arayan kimdir?’ denilir.
Seni
sana VEREN’dir!


YARATAN senden seni alır, sana
KENDİNİ bildirir.

Her yerde BİR’dir, her kulda VARDIR, her kula
YAR’dır.

O, O’nu bilen iledir!
O ‘O’ndan!’ diyen iledir!
O, her
yarattığı iledir!

‘ALLAH’ım, her an benimlesin SENİN ile olayım,
SEN’den
gelen ile dolayım!


Kendine O’nun ile olduğunu inandır,
o zaman huzura
kavuşacaksın.
Diyeceksin ki: ‘ALLAH’ım asla hak olanı haksıza bırakmaz.
GÖRENDİR, BİLENDİR, SABRINA GÜVENENDİR.
Soyluyu soysuzdan
AYIRANDIR.’
Konu budur. Soylu kulunu soysuz ile bir etmez.
‘Soylu kulunun
hakkını yiyim.’ diyeni PİR etmez;
asla, yanına YARDIMCI katmaz.

ALLAH’ım her an her kulu ile beraberdir.
ÖZ’dedir, sözdedir, gözdedir;
kul kulluğunu bilirse ilgisindedir.

Düşündüm
durdum:
Ne kökte, ne gökte.
O bende, bilgimdedir!


RESULÜ’ne
dönmeden O’na varamazsın.


‘RAHİM ve RAHMAN olan ALLAH’ım.
Beni
SEN’den ayırma, onu bana kayırma;
SIFATIN’la besle beni, nefesinle sesle beni,
GÜZEL ELİN’le süsle beni.
SENİ SENDE, SENİ bende bileyim,
cümle
ile BİR’liği kurayım.’ diyelim.
Cümlemiz ak ile karayı
bildiğimize gönülden inanalım.
İman edelim ki; O GÖRÜCÜ’dür, O
VERİCİ’dir,
O hatalarımızı af dilersek silicidir.

|