

Dünya halinde O sende, göçünde sen O’nda.
‘Dünyayı sileyim mi,
SANA geleyim mi?’ dersen;
“GÜNÜNÜ BEKLE, GÖNLÜNE AŞKIN SONSUZUNU EKLE.”
DER.

Selam olsun, ALLAH’ımın ADI cümlenizde kalsın.

YÜCE TANRI’m, yarattığı her kulunu gözetmiş.

... olumsuz
gördüğün her olayın,
ALLAH’ımın görgüsüne göre
hayra yöneltilenden
olduğunu biliriz.

Değerinin büyüklüğü ADI’nda, ADI’nın yadındadır.
ADI’nın
yadı, kulunun gönlündedir.

... gördüğümüz her var olan,
O’nun sadece gölgesidir.
Aslını görmeye, kul bedeni dayanamaz.

Çiftçi toprağı sürer, işçi ekini
derer, her kul topraktan bekler.
Gönüller, DOST’u gözler.
Gördüğün O
değil mi,
suçladığın dahi O değil mi?
O seni GÖZLER, O seni BEKLER.
O’nu bütün gönlünle sev ki, sadece O seni SARAR;
VERDİĞİ her KARAR,
kulun hayrına yarar.

Her muradın kapısı, O’nun
ADI ile açılır;
her eşikten, O’nun ADI ile geçilir;
dünyadan ahrete, O’nun
ADI ile göçülür;
minareye, O’nun ADI için çıkılır.

Dert dediğinin dahi sahibi ALLAH’ımdır.

Seven, sevdiği
için O’nu yakın bilir.
Sevmeyen, kendi O’ndan uzak kalır.
SEVGİSİ’nden
kayguya düşülmesin.

Yaratılan TEK BİR’dir, bir binadır.
Bölersen; kainat SIFATI’dır,
TANRI dedik ZATI’dır,
‘ALLAH!’ dedikte, ZATI ile SIFATI.


'Gönlüm MEVLÂNA ile.' diyene;
MEVLÂNA’nın
sevdiğini sevdin mi,
gönüllerde HAK ADI’nı buldun mu,
gönlünün kanadını
her kuluna açtın mı?

HAK,
arayanındır.
Elbette bulur, yanında kaydını yaptırır.

Miyyarını bilen O, kulunu gözeten O, yazıyı yazan
O.

‘Nerde olursak olalım, O’nun ileyiz.’ diyelim.

Ben O’ndan mıyım, yoksa O’nda mıyım?
O’ndan idim, O’na geldim.
Sen de
O’ndansın, O’na geleceksin.

Şahit isek VARLIĞI’na, düşmeyelim gönül darlığına.


El-belde
oldukça, bende YAR bulmaz;
dil söze acı kattıkça, YAR’dan selam alamaz.


O, YARATAN; O’ndan olan, yaratılan.

KENDİNDE OLAN’ı kulunda böldüğü, bilinenden midir?
Bende olan sende
kalmaz, sende olan öbüründe ermez.
Her bölünen, bölendendir, bölündüğü
yerde birbirine katandandır.
Yani çarpandan, hepsini toplayandan.
|