"O"

20
Almayı-vermeyi bilenler;
gezmeyi-görmeyi, sevmeyi de bilsinler.
Dünya görüp bilmek için,
gördüğünü sevmek için, sevip de varmak için.
Seversen, varırsın.
Denir ki ‘Sevmezsen varmaz mısın?
ALLAH’ım kulunu zorlamaz, sevmediğini buldurmaz,
öyle bir yapı ki, düzeni bozulmaz.


30
ALLAH’ıma varış, bir merdivendir.
Ne kadar seversen, o kadar çıkarsın.
ALLAH’ım, cümle kulunun önüne sermiş o merdiveni.
Kim dilerse çıksın, ALLAH’ına varsın.
Çıkmayanın hatası kimin?
Kendi gönül yolunun.
Varlığına inananın, çıkmaması için sebep yok.
Derseniz ‘Merdiveni görelim.’;
 kul yapısına değil, ALLAH yapısına heves edin ki, göresiniz.
‘İnen olur mu?’ derseniz,
hiç merdiveni bulan inmeye heves eder mi?


7
Hiçbir kulun,
ALLAH’ımın yolundan yürüyüp de varamadığı görülmemiştir.
Demek ki ALLAH’ıma varmak, kulun isteğiyle olur;
kuluna vermek, ALLAH’ımın DİLEĞİ’yle olur.


17
MERYEM HAZRETLERİ;
ALLAH’ını bildi, O'na uydu, kaderine ALLAH’ı ADINA razı oldu. ALLAH’ımın, O'na dönük her kulu sevgilidir.


8
Kula verilen sözdür, huzura varan ÖZ’dür.
Beden gelir, CAN alır; görür, varır.
Nereye? Çağırıldığı yere.


9
MEVLÂM, verdiğine der ki, “KULUMDUR.”

17
ALLAH’ıma havale edilen olayda, kulu aracı koyma;
aracıyı koyan sen olma.


25
ALLAH’ımın hazinesi tükenmez.

23
ALLAH’ımın kuluna SEVGİSİ,
görmeyen kulunun nankörlüğüdür.


5
Sahibi olduğum CAN’ım, ALLAH’ım SEN’inledir.
SEN’den ayrı olamam, SEN olmadığın gün, ben yaşayamam.
Yanlış anlaşımasın, ALLAH’ımın olmadığı gün, elbet yoktur.
Dediğim şu. Sen anmadığın gün, senin için yaşamadığın gündür.


29
Görünen dağın ardında selamet bilinir. Dağı duman ardından görür, duman yolunu kapatır. Dumanı sıyır ki; dağı bulasın, adına varasın.
Selamet oradadır.

2
Kulunu ALLAH’ım, senden çok SEVER.
Verdiği vazifeyi bilir. ‘Kime versem?’ diye sormaz,
KENDİ’si seçer, yetiştireni gönderir.


20
Verilene AŞK, VEREN’den dolayı.
Varılan, VEREN’in cömertliğindendir.
Cömert olmasa, kulunun bunca ihmaline gücenirdi.


24
Nasıl ki sen kayığını dalgadan korumaya çalışırsın,
ALLAH’ım da seni tehlikelerden korur.
Yeter ki, sahipsiz kayık gibi başı boş kalmayasın.


21
Her kulda, ALLAH’ımın KENDİSİ vardır.

27
ALLAH’ım ADINA hep bir olduk, balık yumurtası misali.

29-1
Suyun aktığı yere kul toplanır.
Yumağına düğüm gerekmez, çünkü kul dolanmaya bırakmaz.
‘ALLAH’ım ADINA.’ der, her olayı ALLAH’ım ADI’yla çözer.


29-2
Aşın kıt ise, ALLAH’ımı sevmez misin?’ diyebilen,
ALLAH’ımın HAZİNESİ’nden nasip alandır.


30
Sözümüz ALLAH’ımızın ADINA olsun.
Kendi adımıza söz olmaz, olamaz.


11-1
Dünya kulundur.
Ahiret yolun bilenle, ALLAH’ım beraberdir.
ALLAH’ım her kulu iledir.
Ne var ki kul bilirse, ‘Boşluktayım.’ demezse;
ALLAH’ı ile beraberdir.


11-2
Sofra kurulur, çorba içilir, aşı yenilir, tatlı beklenir.
Gelişe yol buluş ta öyledir.
ALLAH’ımın ADINA gelmek;
RESULÜ’nü bilmektir, yolunu bulmaktır, bilene sormaktır.


16
ALLAH’ımın VERDİĞİ’ni idrak et, O’nu tanımana yeter.
Denildi ki: ‘Felsefesini ne yapayım? KENDİ’ni bildiğim yeter.’
Bildiğini bilmek için; felsefesine girmek,
VERDİKLERİ ile kucaklaşmak gereklidir, felsefesi odur.
VERDİKLERİ ile kucaklaşmak, ALLAH’ım ile kucaklaşmaktır.


22
Olsun kulu da bulsun,
kul O'na uysun, gönülde duysun.
AMİN.


27
YAR;
yumuşak yol alana, O'nu gönülden anana dönüktür.


5 aralık
Her EREN, ALLAH’ımı bulandır,
ne var ki göçtüğü an bilendir.


              

1 2 3 4 5 6 7 8 9