Göz
17
 verdiğini çirkin de görsek severiz,
gözümüzün hatasına kızarız.

4
Aydın yoldan ışık alan,
karanlık yola bakmaz, baksa da görmez.
Aydınlığa alışan göz, karanlığı seçmez.
Göz NUR’dur.
NUR’a el atana, ne mutlu.

9
Gözde sert kas gördün mü?
Göze hükmeden nedir?
Yolun yolcusu, gözün elçisi.
Sarayı kuran, en değerli ne olduğunu bilmez.
Değeri, NUR oluşundandır.
Beyine ileten de gözdür.
‘Körde nasıl?’ dersen;
körün görme hassasını,
ALLAH’ım başka yerine verir.
Elden ziyade kulağa. Sesi şekillendirir.

13
Göz mü görür, gönül mü yürür?
Gönül yürümeyi diledi mi, göz arkadan gelir.

20
Gözde NUR dedik, bedende pencereyi gözde gördük.
Kulun gözüne bak, niyetini müşahede et;
aynen gönlündekini verir.
Ne var ki; o gözü de görecek, göz gereklidir.
ALLAH’ım, ADINA gelenlerden RAZI olsun.
Gelişimiz gönüllerinize, yanan ateşedir.
Gözü pencere dedik;
eğer ışığın yanıyor ise penceren aydınlıktır,
ışığın yanmıyor ise penceren karanlıktır.
Sen ışığını yak ki, aydınlık gören gelsin seni bulsun.
Hiçbir kul karanlığa iltifat etmez.
Kâmil kulun etrafı niye kalabalık olur?
Elbet ışığı bol olduğu için.

8
Gözlerde nur olmasa,
‘Görüntüde aksaklık vardır’ denir.
Gözün nuru demek odur.
Bedeni verelim, ney misali.
Her gözde nuru aydınlatalım.
Gözden girdik,
‘Cümleyi gören O’dur’ diye aydınlattık.
Eğer ‘Gören gözüm SEN’sin’ dersen,
NUR’unu aydınlatmış olursun.
Gören gözün, elbet O’dur.
Bedenin açık penceresidir.
Kapama ki görebilesin.
‘Neyle kapayım, nasıl açayım?’ dersen;
nefsin kapar, mantığın açar.

18
Yumuşak yol bilenin, kandili daim yanar.
Gözünü, nuru desek, NURU’na uyanın,
PİRİ olduğunu görürüz.
Eğer gözünü hak olandan ayırmazsan,
kulu-kuldan kayırmazsan; kandilin sönmez derim. Açılmadık kapıyı merak etme, neden kapalı deme. ‘Olmuyor’ dediğin her olayın,
olması hayır getirmediğinden olduğunu bilesiniz.
‘YAR’dan geçemem’ dersen;
kulunun yolunu gözleme,
gözünün nurunu, başka kulun yoluna harcama.
‘Göz benim, nuru benim,
göreceğim kendi yolumdur.’
de, oraya ver.

1 nisan
Gözden almazsan, gönüle verebilir misin?

21
Yumuşak olmaktan maksat, göze bakmaktır.
Gözden almadığın, gönülden bulmadığındır.

23
NİYAZİ (EL MISRİ) der ki:
“El ile, övünülür de dövünülür de.
Dil ile, övülür de sövülür de.
Göz ile, görülür de örtülür de.”

4 nisan
Göz nurdur, O'nun haliyle hallenen PİR'dir.

23
Gözlerde hayır, güzel görmededir.

13
Göz göze bakmaz, birbirini görmez.
Ne var ki, iki göz birbirinden ayrı görmez.

Gözden aldığınızı ÖZ'den veriniz.

23
 'Göz ile almayı, ÖZ ile bilmeyi denedik,
olayda duyanı sınadık.' diyene de ki:
ÖZ'de olanın gözden verdiği bilinir.

13
Gözümüz sözümüz, ÖZ'ümüz ile açılır

21
Baş gözü bakar, gönül gözü yakar.
YUNUS

19
Gözün gördüğü kadar genişler,
ÖZ’ün sevdiği kadar genişler.
YUNUS

7
ÖZ'ün, sözün, gözün BİR olsun.

İzde değil, gözdedir olum.

30-1
YUNUS’um sözü ÖZ’e bağladı:
“Göz YAZANI, ÖZ YARATANI bilir.
YAZAN da YARATAN da elbet BİR’dir.
Ne var ki; göz sergiye bakar,
ÖZ’e bakanın  gözü sergiden kalkar.
Çünkü göz, sadece çizileni görür;
ÖZ ile kul, kendini binada bulur.”

22
Üç renk, bilgiye güç verir; yeşil, mor, sarı.
Maviyi, bulunduğun odada daim tut;
gözlerini dinlendirir.
Seyreden her göz, mavi ile dinlenir.
Koyuya değil, hep açığa önem veririz. EYVALLAH.
Gözün dinlendiği yerde, gönül beslenir.