
namazdan-yudumdan
daha münasip eden gönüldür.
Namazı kılarsın, yükünü atarsın;
bilinmez ödeyemezsin.
Gönül yoluna, mümin kuluna,
ALLAH’ımın YÜCELİĞİ’ne;
hepsi silinir, mertebe alınır.
Gönül gönüle uysa,
gönüller hoş tutulsa, sevabı büyük.
ALLAH’ımın yapısı, kulun gönlü KABE yapısı.
KABE’yi tavaf mümkün ise, ne mutlu gidene;
değilse, ne mutlu gönül kırmadan yaşayana.

Mescitte kılınan namazla
camide kılınan namazın farkı olur mu?
Olmaz elbet.
Namaz yerinden değil derinden olmalı.

Namaz nerde olsa kılınır.
Cami, ALLAH’ın değil kulun binası.

Namazın sözü edilir, kula ağır söylenir.
Kul, kul için etmez ibadet,
yumağını sarana güzel hitap et.
Yalvardığın gün; ALLAH’ına ibadetin sayılır,
vardığına tutulur, yolun öyle verilir.
Borcunu bilirsen, yolunu yürürsen,
ALLAH’ın kuluna sevgi gösterirsen;
en büyük ibadeti yapmış olursun.

Namaz, vakit hoş geçirmek için değil,
ALLAH’ına varmak için kılınır.
Namazdan maksat, ALLAH’ımı anmak değil midir?
(Namazda-niyazda sesli okumak mı gerek?)
Ağızın değil, duyacağın kadar sesin olmalı.
Namaz, gönülle değil bedenle kılınır.
Ağzında sesin duyulur.
Her azanın vazifesini yapması gereklidir.
Gönülle namaz kılınmaz, ALLAH’a varılır.
Namazı kılarsın, gönülle de ALLAH’ına varırsın.
Kendi dileğin olanı gönülden dersin, duanı edersin ALLAH’ına varmak için.
Yaptığını diyeceksin, duyacaksın.

Minareye çıkana, ALLAH ADINA çağırana;
yol münasip olursa, camiye varılırsa,
namaza durulur, dünya günü silinir.
Silmediysen ne vardın,
ALLAH’ımın ADINA ne durdun?
Dünyayı silemezsen, gönülle varamazsan;
müezzin için mi namaz kılarsın?

Mümin olmak, namazla değil niyazladır.
Niyaz; ALLAH’ımın ADI’na söz etmemektir,
SÖZÜ’nden çıkmamaktır.

Unutmayın,
MERYEM namaz ile ALLAH’ıma varmadı.
Yalnız niyazı, bin namaza bedeldi.

Namazını kıldıysan, orucunu tuttuysan;
borcunu ödedin, yükünden kurtuldun.
Aradıysan, yolunu buldun.
Ne var ki, namazla değil.

OMAR der ki:
“Kırk yıl namaz kılanla,
kırk yıl niyaz edeni gördüm;
sayelerinde yolumu öğrendim.
Dedim ki; ‘Namaz ayrı, niyaz ayrı;
nasıl ikisi bir yol aldı?’
HİKMETİ’nden sual edilmez,
ALLAH’ıma AŞK’tan başka bir şey ile varılmaz.
AŞK’sız kıldığın bin namaz,
AŞK’la kıldığın bir namaza eşit olamaz.
Elbet olamaz.
Benim AŞK’la
kıldığım bir namaz,
beni YÜCE’ye götürdü.
Onun kıldığı AŞK’sız bin
namaz,
olduğu yerde bırakır.
Yalnız AŞK’ınıza siz ölçü vurmayın,
‘Ben senden aşığım’ demeyin.
Ölçü ne sende ne bende,
yalnız YÜCE’de."

Namaz, kulun beden borcu.

AŞK’ın mevsimi olmaz,
amade olan beklemez.
Yalnız demeyin ‘Namaza durmayan,
mümin değil midir?’.
Yolumuz, borcumuz dolayısıyla kalmaz.
Kılan, ‘Kendi borcum ödendi’ diye huzur bulur.
(Namazı) ‘Kılamadım’ diyen, borcundan ezilende;
borcunu yarıya indirir,
ALLAH’ımın AFFI’na mazhar kılar.
MELEKLER, kılamadığın namazı kılar,
kılmadığını değil.

Namaz borcun.
ALLAH’ımdan İZİN alırsın,
borcunu vazife neticesinde ödersin.
Vazifenden kalıp, namaza kendini vermedikçe;
kılmaktan uzak kalmak, daha iyi değil mi?
Çünkü hem vazife yarım, hem namaz yetersiz.
Çünkü namaz, sende değil, sen namazda.
‘Borcumu ödeyim, çabucak üstünü örteyim’ dersen,
ikisi de yarım kalır.
Ne biri, ne öbürü yerini bulur.

Ahiret ne el bağlayanın, ne diz bükenindir.
Ahiret gönülden ‘ALLAH’ım’
diyenindir.
El bağlamak, diz bükmek, bedenin selameti;
gönlünü
ALLAH’ıma açmak,
CAN’ının selametidir.
Borcunu ödersen, gönlünü
açarsan;
hem bedenini,
hem gönlünü selamete götürmüş olursun.
tatlı sözün verdiğini
doksan dokuz vakit namaz vermez.
Namaz, ibadet kulundur; kul, yolundur.
ALLAH’ım; iyi-kötü, güzel-çirkin,
her kulunda sarılır.
İbadet eden kul da, ALLAH’ına sığınır.
Kul vardır, sadece gönülle sarılır;
kul vardır, hem gönülle hem bedenle sarılır.
Ne var ki, namazı korkudan değil,
AŞK’tan kılmış olsun.

Namaz, bedenin bütün azaları ile kılınır.

Namaz sorulur, ‘Vakti?’ denir.
Namazı vakitte kılarsan,
sevabı büyük olur.
Açayım. ‘Kılarım’ dediğinde,
sözü uzatmış olursun.
O saate kalacağını ne bilirsin?
Bağırarak kıldığın namaz,
sergiye konan satılık mal gibidir.
Defterin dolması değil,
gönüllerde kalmasıdır önemli.

Namazı, ‘Borcum’ diye kılarsın,
borcunu ödemiş olursun.
AŞK ile kılarsan, NURU’na varmış olursun.
Yalın dilin ne ise, gönül onu söylesin.
Namaz emredildiğince,
KUR’AN’da yazıldığıncadır.
Niyaz, yalın dilincedir

Namaz ile değil, niyaz ile varılır

Orucu da namazı da,
sadece ALLAH’ım için kılınız ve tutunuz.
Kurbandan, zekattan ne bekledi isen;
aşureden de onu bekle.