İsa

6
Oluşum gelişim ile değil elbet, yazıda bildirilişindendir.
Kök ile bedende, sürüyü güdende aranan;
körden sorulan mıdır, ölü ile diride bilinen midir?
Verilen görevden, YAR ADI'na sevininiz!
'Görev aldım...' diye övününüz!
Ne var ki, gurur asla!
İsa

6
(Resim verilir: İSA, EVLİYA ÇELEBİ, MERYEM)
Selam ile geldi,
dost olan dost giden cümlenize de İSA resmini verdi.
İNCİL'den alındığı  gibi verilir.


13
Gerçek günü bilelim, yönümüzü bulalım.
Her olayda, kendimize verilenden hisse alalım.
El ele verilirse, kulları görülürse;
yaralar sarılır, gönüller bir olur.
İsa

17-1
Kumda iz, kulda söz, elde koz varsa;
düşünmek yersizdir.

İsa

20
'Gedik açıldıkta, TOKTAY verildikte,
düzende görülen değişik.' dendi. 
Değişen, düzen değil verilendir.
MEVLANA, YUNUS, cümlesi verileni gönlünce yazar,
gönlünce çözer.
PEYGAMBERLER kesin söz getirirler.
Verilenin değişeni ondandır.


20
Yapıya girdiği, duvarı ördüğü,
kainatta adını İSA diye verdiği günden
gelişe kadar değişen,
sadece görgüdür denirse de, genişlik bilgidedir.
Bilenin gördüğü genişliğe götürdüğüdür.
El ele verdik mi, 'Sorun' deyip paylaştık mı;
iletilenin yeri, yumuşak yoldadır.
Meryem

10
Cihan seninle olsun, senin gönlün YÜCE'de kalsın.
Her kulu vazifeye kalksın!
'Halde olduk, geldik, aldık, sevdik, verelim.' denilsin,
daha önce verilen ortama girilsin!
İsa

10 mart
Yer gök ilminde, ayrıntı görüştedir.
Gerdiğin ipte sözü alırsın,
verdiğin yansıda kendini bulursun.
Demek ki, yer gök birbirine eşittir, görüntüsü çeşittir.
Bilgiyi görgüyü bağlasan, yargıyı silsen, bulguya varırsın.
Taradığın toprak sana verir, taramazsan kuru mu kalır?
Yeşil renge bürünen, o zevk ile görünen yaratılmış.
Bilinen sanadır, banadır,
onadır ve birbirine eklenen halkayadır.
İsa

7 nisan
Geldik, bilsin; verdik, görsün.
Dar gelen bizden, 'Sarp.' diyen sözden olmaz,
kainat sevgisiz dönmez, yazılan asla silinmez!
Bilgiler, kul deyimince bölünmez!
BİR'dir BİRE uyar, BİR'dir BİR'de duyar,
BİR'dir BİRLİK'te doyar.
ALLAH'a emanet olunuz.
İsa

13
Ayağım basmasa da, demette yerim vardır;
yoruma vermezlerse, cümleye sözüm vardır.
'ALLAH'ım!' diyen, alacağını bilsin,
'Doğu-Batı el ele versin!
MERYEMOĞLU İSA yolu göstersin.'
derlerse, sesimiz yücelir.
Her varolan, O'ndandır;
ne MUSA, ne İSA, ne MUHAMMET'tendir.
PEYGAMBERLER düzendendir, cümlesi YAZAN'dandır.
Öyle olduğu halde, 'Senden, benden' diyenin,
ham meyve yiyenin;
ne geçmişi, ne geleceği anılır, öylesi her anında bunalır.
Seni-beni silelim, 'Bizden bize.' diyelim!
Bizde
, sevgi akımı yoğunlaşır; elbet, tekrar bize dönüşür.
Kaynağı bulabilmek için, önce doymak gerekir.
Susuzlukta, sadece elinin yettiği yere bakarsın;
doyduk ta gözünü etrafa yayarsın,
o zaman kaynağın doğduğu yeri ararsın.
MEVLANA, kaynaktan nehire ulaştı,
dolaştı-dolaştı, cümle ile BİR oldu, doldu taştı.
Hala taşmakta, sevenler için koşmakta.
Her gördüğünü alır, her dileyene verir;
oyunda bulduğunu, oyun ile verir;
doğuştan aldığını, versin diye yetiştirir.
İsa
 
31
Kuzu koyun meleşir, kulu kulla halleşir.
'Aldık, verdik.' diyelim,
TOKTAY diye anıldık, söze girelim.
İki göz birbirine eşittir, kaş ile göz çeşittir.
Kimden kime geldiğimiz,
kimden neyi bulduğumuz sorulur.
Kaşık elde olduğu, sohbette bulunan her kulu
çorbaya kaşık çaldığı müddetçe;
sözümüz vardır, var olacaktır,
kainat bilmeyene dar olacaktır.
Kayıtta her adı anılan,
sevgi ile birbirine bağlı olan her kulu,
ötekine sevgi yayar, her seven verilene uyar.
Deste BİR'dir, BİR'liktir, sevgi BİR'de çokluktur.
DOST diyelim, her varolanı sevelim.
Sadece kutuya dolan altını değil,
çiçeğin yozunu tozunu sevelim.
Dumanda kötüyü değil, gelecek güzeli görelim.

İsa

19-2
MUSA'da sen,
İSA'da ben,
MUHAMMED'de biz varız!

23-2
MUSA tohum;
İSA toprak,
MUHAMMED eken...
'Yeni';
MUHAMMED'in ektiği,
bizlerin biçeceğidir.
Verdiğini herkes biçebilir mi?..
Kimi biçecek,
kimi harmanlayacak,

kimi değirmene götürecek.


23
 Ne YUNUS ne MEVLANA,
ne İSA ne YUŞA birbirine eklenmez,
her biri ayrı kapıdan beklenmez;
ne var ki, RESULÜ ile denklenmez!


24
TOKTAY ile geldik,
‘Nizam.’ dedik saydık,
TOKTAY’ın sözü ile yapıya beklenen taşı koyduk.
(Beklenen taş nedir?)
Beklenen taş nedir? Koyu renkte, nizamı ahenkte;
özlenen gözlenen, binası nazardan gizlenen taştır.
SAHİBİ, RESULÜ eli ile koydurur,
içinde olanları saydırır, çünkü hırkası ile giydirir.
Meryem
Secde ALLAH’ım!
İsa

18
MUSA gelse yoluna, İSA girse koluna;
MUHAMMED ile bilecek, kendinde olana dönecek.


27
Yerden aldığın taşı, öğüt.
       Sevgi ile, aldığın başı eğit.
       Gönülde bulduğun gerçeği,
sadece kendin bil kendinde kal.
İsa

2 şubat
RESULÜ her birinizi NUR’landıracak, şüpheyi siliniz.
İsa

6
MERYEM ile İSA’ya, selam olsun MUSA’ya.
Cümlenin bilgisinde, RESULÜ’nün gölgesinde;
secde MERYEM’den oldu, İSA hayale geldi.


7
Bir hurmayı yedim de, ‘Şükür ALLAH’ım.’ dedim;
binbir emek sonunda TOKTAY ile bilindim.
Bağlı diller çözüldü, kötü diller çizildi, acı niyet ezildi;
ne benden, ne TOKTAY’dan,
sadece RABB’imin EMRİ’nden.
TOKTAY adına diller, güzel çirkin dediler;
kimi ermiş meyveyi, kimi hamken yediler.
ÖZ’ümüz O’nun ile, sözümüz O’ndan geldi,
her fani çeşit dilde varlığımızı söyledi.
Ben bilgimde sakladım, VAREDEN’in dizisini;
TOKTAY açık söyledi, RABB’imin YAZGISI’nı.
Ne bağlı dilden aldı, ne görmez gözü buldu,
RABB’imin EMRİ ile açıkladı;
her adımına ‘HAY’ dedi yürüdü,
derman dileyen kulu RABB’ine havale etti.
Meryem

18
(Resim verildi: İSA ALEYHİSSELAM)
Yolların düzenine görgüsü ile gelen,
KİTAP ile bilinen TOKTAY.


1 şubat
Üç tas aldım elime; biri altın, biri gümüş, biri de bakır idi.
Yumuşak yolu bilene, altın tası ver.’ dedi, TOKTAY.
Elde altın tas ile dolandım durdum.
Sonunda altın tası uçan kuşlara verdim.
‘Yumuşak yolu kuşlar mı bilir?’ dediler,
kuldan esirgediğimi sandılar.
‘Kuş, kanadına tası alamaz, yerde kalır,
giden gelen alır.’ dedim.
‘Gümüş tası, bilgisini sunanlara ver.’ dedi, TOKTAY.
Aradım taradım en son balıklara sundum.
‘Balıktan başka veren yok mu?’ dediler.
‘Her yaratılan, kendinden kendine saklar;
balık, derya içinde deryaya geleni bekler.’ dedim.
Bakır tas elde kaldı;
gelen suya tas ile daldı;
giden, tası eline aldı.
Meryem

7
TOKTAY’ın bir yol açan,
MUSA ile Nil’den geçen,
günden güne gerçeği seçen
ümmetlerin varlığına göz atalım,
güzelliğine dostluğumuzu katalım.
Meryem

23-2
TOKTAY yolda kalsaydı, MERYEM onu bulsaydı;
kimden kime söz gelmezdi.
Analık oldu sorum, HAK’tan geleni gerçek ile yorun.
Bildiğim düzeni aklımdan çıkardım,
bulduğum düzende güzel olanı serdim,
MERYEM adını her taşın üzerine yazdım,
dileyene nasibi kadar verdim.
Meryem

14
Gel eyleme girelim, seyirde cümlesini görelim,
bilgimizi taşa toprağa verelim.
İsa
‘ANA, OĞUL…’ dediler,
fındık ceviz yediler, taşı ele aldılar,
ÖZ’den ÖZ’e görgüye düştükten sonra geldiler.
Meryem

14
TOKTAY’a selam versen, erdiği günü bilsen;
dağlar taşlar erirdi.
EBUBEKİR’i bilsen;
kar tanesi dolardı, her kul gönlünü ak ile belerdi.
Yunus

14
Dumandan uzak kaldık,
her yaratılmışa güldük,
cümlesine selam verdik.
Ebubekir   İsa

12
iİSA’ya sordum: “Sevgide mi saygıda mı?”
     Dedi ki: “Sevgi olan saygıyı bilendir.”
Ali

24
NUH’un verdiğini, MUSA’nın gördüğünü,
İSA’nın gerdiğini bilendeniz,
İBRAHİM ile YAKUP’a verendeniz,
cümle alem ile BİR’liği kurandanız.

Adem