
olgunluğa erken gir, girmeyi vazife bil.

Olgunluk; yolunu şaşana elini vermek,
önünden taşı almaktır.
‘Bırak gitsin ne hali varsa görsün’ denirse;
taşa çarpar, senin yolunu da kapar.

Olgunluk; sevmede, hatayı dürmede,
yükseğe koymada, geçeni unutmada.

olgunluğa dünya gününde erdik.
Doyasıya sevdik, ölesiye özledik,
VARLIĞI’nı gönülde duyduk.

Dünya adı geçici, kul dünyada göçücü.
Olgunluktur, beraber seninle gelici.

Olgunluk, gönüldedir.
Ne elde, ne dilde, ne yazıda, ne kalemde.

olgunluk öfkeyi bastırır.

Olgunluğu, yalnız gönülde günde aramayın,
dilde de olgunluğa varın.
ALLAH’ım öyle bir yapı kurmuş,
ağızı kapı demiş.
Girenin olgununu düşünürsünüz,
neden çıkanı oldurmazsınız?
‘Ben böyleyim’ demek kolay.
Pişen aşın,
kolayı değil zorlusudur lezzetli olanı.

Her olayın sarsıntısını, olgun karşılamak gereklidir.

Olgunluk, elbet elde değil gönülde.
Ne var ki; eli-dili gönüle uydurursan,
huzuru bulursun.
Huzuru havada suda değil, kendinde ara.

Olgunluk, mümin kulun yoludur.

Olgunluk, ne yaşta, ne başta; gönüldedir!

Olgunluk, ne elde ne dilde; kulun gönlünde.
Gönül nerede? CANAN’da!

Olgunluğu her kul idrak eder.
Erginlik, her kula nasip olmaz.

Olgunluk; güzele güzel demekle değil,
her yaratılanda güzellik aramaktadır.

Olgunluk; ‘Her şeyi bilirim’ demek değil,
her yerin bilenini bulup danışanındır.

Olgunluk nasıl bulunur?
Ben değil, ‘Cümle’ deme ile.

Güzellik, sevilendedir, sevendedir;
olgunluk, verendedir.

olgun kul,
ehli değil ise dümene durmaz.

Sen olgun ol ki, olgununu bulasın.
Sen olgun isen,
karşında olanın hatasına uymazsın,
ve onu da olgunlaştırırsın.

Suya giden, ‘Yumuşak olayım’ diyendir,
olgunluğu gönülde arayandır.
Dumanı gönülden at ki, olgunluğu bulasın.

Olgunluk; suçlu aramak değil,
hatanın kökünü bulmaktır.

‘Ağarmadık saçın, hükmü sayılmaz’ dersen,
saç ile değil gönül ile.
Kulun olgunu seçilir.
Seçen ne sen ne ben;
elbet YÜCE’dir.

Olgunluk, her olayı hoşgörü ile karşılamaktır,
katı geleni yumuşatmaktır.