Ali

23
Olduğunuz gibi kalınız, dünyayı YAZAN’a bırakınız!
O ne yazdığını bilir! O, her kulu için hayır olanı verir!
Almayı dilersen; olduğun gibi kal,
kendinden kendini sil, her zerreni kainata böl.
Dilediğin, kement olmasın kenet olsun!
Kir ne giyside ne göğsüde olmasın,
komşuya tozun dahi varmasın.
O zaman, aldığın sesi cevaplayabilirsin.
Niyazdır dillerde, namazdır hallerde,
güller gizlidir gönüllerde.

Ali

7
 'BİR olduk, SEN’deyiz; BİR olduk, yöndeyiz; en güzel gündeyiz.'
Yoğun geldi selamı
. Attığınız her adım, bilmeden getirmez.
‘Bu mu? Değil mi?’ denilmesin, her satır açık alınsın.
DOST BİR’dir, buldu isen. DOST arayan, HAK’tan halka yürüyendir. DOST seni dostları ile buluşturur, dostları ile oluşturur.
BİR’liği bulduğun halde, eğilene değil yönelene döneceksin.
Eğilmek, yerden verileni bildirir;
yönelmek, kainatı buldurur, bulduğun halde oldurur.
Eğilene geldim, yönelene güldüm, bilmeyene sordum.
Bilmeyen bilene öğreticidir. Yanılma yok.
‘Bilen bilmeyene öğretir’ dersiniz. Bilene sorun bildiği nedir?

NAS suresi okunsun. (Ne zaman, ne için okunsun?)
Bağdan aldığın, belden bulduğun, sözden sildiğin;
seni sana buldurur, insanı insan ile oldurur.
Bilen bilmeyene eğilirse, gününü hayırda geçirir.
Saymayın hayır diye işlediğinizi, YARATAN bilir;
sormayın ‘Hayırda ne vardır?’ ALLAH’ım verir.
‘Sayarsam, düzene güzel görünür.’ diyene de ki:
‘Düzeni güzel yapan, GÜZEL'in kendisidir.'
Ali

4
Yoğun çalışan, aldığına alışanı düzende görsün.
Üç söz ile geleceğim, her an oluşanı göreceğim.

Her an, BİR’likte olunuz. Her an yapınızı O’na bağlayınız!
Her an, dün ile günü birbirinden ayrı etmeye,
her zerrenizi ayakta tutmaya çalışınız, çalışa-çalışa alışınız!
Öyle alışınız ki, bende beni değil, O’nu göresiniz!
Bakmadığın çiçek, senden geleni siler.
Baktığın çiçek, senden geleni hıfzeder, yayınlar.
(Akımın yeri dolar mı efendim bunun?)
Kement atılan atı tutarsan senindir, tutmazsan doğanın.
Çiçeği seversen senden gelen her titreşimi hıfzeder.
‘Sevmezsem ne olur?’ denilir.
Çiçek doğanın olur, kendine kendinden verir.
Ne güzel olaydır ki, senin sevgini nakletsin.
Kapalı kalmadı kapı, yarıda kalmadı yapı.
Birliği kurduk bilenlerle, sevgiyi bulduk bölenlerle,
düzeni bulacağız kalanlarla.

Ali

23
DÖRT KAPI’yı bilsinler,
sadece RESULÜ’nden gelene uysunlar.

‘Kimden aldım?’ dediğin günde,
el ele oluştuğun, DOST ile buluştuğundur.
‘Gemiye yer bulayım.’ diyen, limana girer.
Ali

18
Her ata binemedim, her katta kalamadım.
Çiçek-çiçek açacak, böcek her çiçeğe uçacak,
kötü iyiden kaçacak.
‘Kötü var mı?’ diyene sözüm:
Bize ‘Var mı?’ diyen, her gün olaylara nokta koyuyor ise,
sorguya düşmemeli.
‘İyi’ dediği de ‘kötü’ dediği de, kendi malzemesidir.
Her zerre hayra yöneliktir. Kendini bilmeyi dene.
ALLAH’ımın YÜCE ADI ile başladığın her olay,
sendeki perdeyi aralar.

Nokta-nokta BİR oldu, aka-aka gür geldi;
bilene rahmet, bilmeyene zor geldi.
SELAMI’nı getirdik, ADI ile götürdük.
Yazmayı bilen değil, süzmeyi bilen,
yerini bildiği halde bulandır.
SELAMI’nı aldınız, iletici olunuz.
‘Konuk gelmedik.’ diye birbirinize bağlı kalınız.
‘Zoru aştık.’ deyiniz, kolaya şaşmayınız.
‘Anlat...’ denir ‘oradan, ne DEDİ’yse YARATAN.’
Üç yerden söz edelim, üç yoldan koz alalım.
Diyelim ki, ‘Yapı BİR’dir, BİR kalacak; kapı dörtten gelecek;
her kapıdan giren, aynı konutta yerini alacak.’
(Dörtten murat nedir?)
‘Her yol BİR’dir.’ dediysek,
DÖRT KİTAB’ı verdiysek;
kapı-kapı dolaşsan da aynı konutta BİR’leyeceksin,
tek söz ile gürleyeceksin.
RESULÜ’nden aldığın gibi,
KUR’AN’da bulduğun kadar alışacak,
oluşacak, her gelen ile buluşacaksın.
Yerden göğe alacaksın, gökte yeri bulacaksın.
Değirmen döne-döne öğütür,
ALLAH’ım kulunu yana-yana eğitir.
Ne candan geçelim, ne dünden geleni açalım.
‘Dergah’ dedik, bildi isek cümlemiz kucaklaşalım.
Söylendiği yerden, kumun elendiği bilinsin.
Sözden söze değil, el-el ile öğünsün.
Şükürde selamet, hamdda keramet vardır.
Kaynak ararsan bulursun, sular ile gark olursun;
öylece ‘Şükür ALLAH’ım!’ der,
her zerrende aldığın ile övünürsün.
Çölde susuz kaldı isen, ‘DOST oldum ALLAH’ım,
her zerrem ile diledim.’ dersen,
çöl ortasında suya kavuşursun, ALLAH’ıma hamd edersin.
Her niyazın, ALLAH’ımın İZNİ ile başlar,
izin ile devrini tamamlar.
YÜCE olan ALLAH’ımın ADI’na sıdk ile bağlandım.
Her sözümü, bağlılığım ile noktaladım.
RESULÜ’nün verdiğidir, ALLAH’ımın gördüğüdür.
Selam cümlenize! Selam cümlesine! Selam cümlemize!
Ali

27
Günün gelişini, düzen buluşunu dilenen hale getirmek,
sizlerden daha önce istendi.
Denildi ki, ‘Önce kendi aranızda kenetleniniz.
Güzel çirkin demeden, hata kusur bulmadan,
çiçek bulsan yolmadan.’
Az yiyin, az uyuyun, her satırı doya-doya okuyun,
bilginizi cümle ile dokuyun.
(z: Cümle ile dokumaktan murat,
diğer canlar ile istişare mi, başka bilgiler aramak mı?)

Birliği kurmak!
DOST KAPISI açıktır, şahit istemez.
Verilen görevin yorumu yapılmaz, beklenir.
Kamuya hizmet, konuya girmektir.
Hizmete girmek, konuyu görmektir.
Her biri birbirine bağlıdır.
Sağdan sola eğildik, mümin dilinde övüldük,
HAK önünde eğildik.
Ser verdik, sır aldık, cümlede O’nu gördük.
Her adım yerinde olacaktır,
her görevli, görevini yaptığı halde kutlanacaktır.
Asla şüpheniz olmasın.

Düzende YAZILAN’a uymak gereklidir kazılana değil.
(ç: Kazılandan maksat nedir?)
YAZILAN, düzendir; kazılan, düzeni bildiğince kurayım diyen.
Boş tarlayı kazmaya çalışmaya benzer.
Ekilecek toprak kazılır, elenir, bellenir.
‘HAY’ ile hâl birlikte düzen verir; kulu kendini öylece bulur.
Ali

24
ALİ’den geldik söze, durmadan verdik size.
Elbet vereceğiz, her halinizden hoşnut kalacağız.
Varlık olmak: ‘Her yaratılan, varlık değil midir?’ denilir.
Varlık; kainatta yer alan, yerini bulan ve olduğu gibi kalandır.
Her kulu vardır, varlık değildir. Varidat.
Ali

27-1
‘Aydın olanlar.’ dedik, YUVA’ya müjdeledik;
aldığınız görevlerde yardımcı olduk.
ALLAH’ım RAZI olsun, hatalar sözde kalsın.
Biliniz ki her aydın kulu, en güzeli diler, en güzeli ile dolar.
Ne var ki; kabı ile hizmet verir, sadece kabından sorumludur.
Her bir zimmet, elimizdedir.
Zahmet yolunuzda olsa bile;
himmeti gelişir, rahmeti erişir,
gine de her kulu kabınca bölüşür.
1-Aldınız, doldunuz, sergilediniz; öyle ise hizmettesiniz.
Hizmette iseniz, tevazu ilkeniz olsun.
2-Sevdiniz, sevildiniz, hazmediniz.
Meyveyi buldunuz, cümle ile paylaştınız,
hikmetine eriştiniz, ziynettesiniz.
3-Kıymeti, yaratılan her zerrede biliniz.

Ali

2 ocak
Her sözün düğümünde gelişen görülür,
BÜTÜN’de bilinen okunur.
Alacağın her sözü birden bire düşün, güdeceğini değil.
Yerden göğe bildiğiniz, söz ile ÖZ’ü bağladığınız,
gerçeği yoğun yapısı ile uyguladığınız bilinir.
‘Kapılarda düşünmek değil, umut ile bekleriz.’ diyene sözüm;
‘Yumuşak olanın, kapıda düşünmeye yeri yoktur.
Olur, gelir, bulur.’
Az yediğin O’ndandır, az dediğin O’ndan olsun,
yolunu bekleyen kayguyu silsin.
‘Dağdan taştan beklemem, sudan aştan geçemem.’ diyene de ki;
‘Her zerreden bekleriz, aşı suyu ekleriz.’
Göz göze bakmasa da, derede suyu akmasa da,
düzenin aykırılığı ondan değil.
Yüz yüze bağlanır,
söze binden on bine yüz bine milyona eklenme ile girilir.
Açalım geçelim, hepimiz bilgimize uyanı seçelim.
Ali

7
Yol geçene, kul seçene niyazdadır.
‘Dağlar erimedi mi? Yollar taşmadı mı?’ diye sorarlar.
‘Yoğun kayda geleni, ‘Söz ver, söz al.’ diyeni;
erlikte sayamadım, bilgide soyamadım’ diyene de ki;
‘Bilgiyi görgüyü ayıklamadan, sadece olduğu gibi alalım;
‘Ne güzel.’ demeyi bilelim;
kemer dar gelse de, ‘Sabır.’ deyip bekleyelim.
Alacağımız, bilgi ise EYVALLAH;
amma görgü, her kulun kendindedir.
Bilgi, ayrıya düşmez;
görgü, kişiden başkaya taşmaz,
biliyor isen gördüğüne şaşmaz.
Her satır gerçektir, karşılığı asla yoktur,
müsveddesi yapılmamıştır.
Tek söz, tek satır, tek kelime, tek harf.
Sayfayı çevirdiğin an, olanı görürsün.
Ali

10
MEYDAN açıktır gelene, sofra açıktır bilene.
‘ALLAH! ALLAH!’ deyip gülene, selam olsun.
Her adımda anılansın, aşkınla yanılansın, gönüllere konulansın;
senden benden geçtiğiniz gün, bizim ile bir olansın.
Güzel günler geldi çattı, ANILANLAR nasib attı.
Nefisteki gölgeler, O’nun ADI ile gizlendi saklandı yattı.
O’nun ile BİR’deyiz, O’nun ile GÜL’deyiz, O’nun ile yoldayız!
Karda ayak izi var, kulda HAKK’ın SÖZÜ var.
AŞK ile oluştuk, cümlenizde RESULÜ’nün gözü var.
Ali

17
Parlayan her yıldız ÖZ’e sayılır, gözle soyulur.
Kayıtta var ise, her adımda sarılır.
Deriden geçmeyen, denizden uzak kalmaz.
Meyhaneye gitmeyen, cemaate uymaz;
gayretten değil, hikmettendir.
Çokluğu paylaş ki, TEKLİK’e talip olabilesin.
Çoklukta bulmadı isen, asla TEKLİK’ten söze hakkın yoktur!
Ayları bilirsen, on birde biri ile olabilirsin.
Haftalara uydu isen, yılları görebilirsin.
On birde bir, senin benim değil cümlenindir.
Öyle ise, cümle ile BİR olmayan, O’ndan değildir!
Her devirde O’nu bilelim,
bilelim ki yeni gelecek devreye kalmayalım.
Asayiş, her kulun kendi yasası değildir.
Kainatın Kanunu kulu bağlar, uymayan elbet ağlar.
Ağlasa ağlamasa, gelecek devreyi bekler. ‘Nasıl?’ denilir.
Kuyuya bağlanan dönme dolapta, devrinde dolmayan kova,
dönüşü bekler, dolar amma gecikir.
‘Ya kova delik ise?’ denilir; o zaman ehil elde tamir gereklidir!
Oyalı yemeni başta, dilenen yazı taşta;
alırsa havada yol, yolculuk kuşta…
‘Sabır!’ diyelim söze, DOST ile alıştık güze.
YARATAN, günde verir, günü günde öğretir;
yosun olsa denizde, birbirine gösterir.
Selam getirdim size, selam ile girdim söze.
Katı gelen her düze; oturalım zor gelmesin,
katılalım, kar gelmesin,
 YAHYA misali hizmette dara düşmesin!
Düzden soruverenler, olayları seriverenler;
aldıkları ile verdiklerini teraziye koysunlar…
‘Hazırım!’ derlerse, görgüde kalan her zerreyi katkısız bulsunlar.
Ne elesinler, ne elensinler, ne dolasınlar, ne dolansınlar…
‘Hazırım!’ demek için; her zerrende nefis kırıntısını silmen,
kendin ile kainattaki her zerreyi bilmen gereklidir.
MİRAC’ında RESULÜ’ne, hazırlığı hakkında sorulduğunda;
‘Gayretteyim ALLAH’ım!’ denilmiştir.
Hayrete gelmeden, gayret olmaz!
Ali

21-2
Gönülden akışanı, kainatta yakışanı, seni sen ile bulabilirsin!
Muayyen günün gelişi arayana verilecek,
gönüllerde her olanla duman O günde silinecek!
Gölgeden aşacağız, aştığımız her adımda GÜZEL’e ulaşacağız;
dağdan dağa ses versek, düzde buluşacağız;
RESULÜ’nün Selamı’na cümlemiz kavuşacağız.
1- O günü vereceğiz, O’nun ile olunuz!
2- O günde, gönüldeki BİR’i bulunuz!
3- Her bir sözü, HAK KANTARI’na vurunuz!
Ali

5 temmuz
AŞK ile geldik söze, duralım dedik dize.
Sözümüz cümlenindir, gönlümüz HAK ile, yolumuz halk ile.
Kanmadan yürüdük geldik, yanmadan arayıp bulduk,
RESULÜ ile konuya girdik.
Girdiğimiz her konuda, kulunun sözü vardır.
ALLAH ADI anıldıkta, RESULÜ’nün gözü vardır.
Cümle ile, cümlede BİR’liğe durur.
Cümle için, HAK HUZURU’nda gönlünü açar.
Her zerresinde, tek-tek kulunun hizmetini seçer.
O’na O’nun ile vardığını,
O’na O’ndan gelen ile oluştuğunu gösterir.
O YEMEN’dedir, hizmet eri değildir!
O YEMEN’dedir, himmet kârı değildir!
O YEMEN’dedir, kulu ile tek tek sözleşmeye girmez!
O YEMEN’dedir!
Her var edilen, sorumlusunu bulur!
YEMEN’de görevlerin,
ALLAH’ımın EMRİ ile RESULÜ’nün Mührü ile
görevliler vasıtası ile, seçilmiş olan kullarına iletilir.
(RESULÜ, YEMEN’in genelkurmay başkanı mıdır?)
ALLAH’ımın RESULÜ, makamının ölçüsü yoktur!
YEMEN’den alınan görev, talib olma ile değil,
oradan gelen talep ile verilir.
(‘Ora’ neresidir?) Asmayı dikersen, üzüm alacağını bilirsin;
o, senin talip olduğun görevdir.
YEMEN’den gelen talepte,
dilediğini değil sadece verileni alırsın.
Öyle oldukta, her an,
seçilmiş olmanın hizmeti ile himmetine nail olursun.
Hizmetine her katılan, himmetten nasip alır.
Gönüllerde yapıcı görev alalım,
SAHİBİ’nden gelen EMRE uyalım!
‘Talib olursak, hata mı?’ denildi.
Kulu, sadece seçilme hakkına sahiptir, seçmeye değil!
‘Aldığım her EMRE uydum!’ diyenler, himmetinden nasip alırlar. YEMEN’den gelen EMRE uyarak,
HAK YOLU’nda adım-adım RESULÜ’nün Şefaati’ne yaklaşırlar.
Kulu için en büyük mutluluk budur!
Elbet verilen EMİR’de RESULÜ’nün Mührü vardır.
Her biriniz DOST yapısına bürününüz,
DOST KAPISI’nda görününüz!
O günün mutluluğu, sözde değil gönüldedir!

1-Saydığım kadar sayılırım.
2-Sevdiğim kadar sevilirim.

3-Uyduğum kadar övülürüm.

  Öyle ise kulluğumu öyle bilirim.

Ali



18
DOST KAPISI arayanlar, her düzende güzelliği tarayanlara,
YEMEN’den selam getirdim.

Baktım kulun yoluna, dedim bilenin haline.
MEYDAN bulan gelişir, has kulları buluşur.
DOST KAPISI’nda göründük, yeşil renge büründük,
HAK LİBASI sarındık.
BİR’de BİR’liği bulalım, VELİLER’de ayrıya düşmeyelim!
Ali

11
Atıma yön versem, katından gün görsem,
sizlerle sohbette kalsam, selamını getirdiğimi bildirsem.
Bağlamadım dağılanı, götürmedim eğileni.
Gelecek görecek, güzel olana adın verecek!
Söz, senden benden gelişir, RESULÜ’ne ulaşır;
sevgi, gönülden gönüle bulaşır; arttıralım, eksiltmeyelim!
DOST yapısını; çatısını örtmeden bırakmayalım!
Her aldığımızı O’ndan bilelim, asla söze söz katmayalım!
Kalmaktan maksat, dağılmak değil;
dönmekten maksat, eğilmek değil;
yaprak dökülse de, mevsimden gayrı değil.
Ağaç bütündedir, bilen gölgesindedir!
Ali

28
O gün, niyazını bu günden alır. O gün, her kulu niyazı ile gelir.
Yerden gökten, cümlemiz sevinç bulur.
Bağladığımız eller, söylediğimiz diller, her an açacak güller.
Yaprağı seçeceğiz, kul olup geçeceğiz.
Aldık sizden selam, dilenen yere ileteceğiz.
Yoldan selam verene, DOST haline girene;
dayandığı kapıda aşık olup görene;
el verdik, sözünü diledik.
Denildi ki: ‘Dağlar ayakta kalsın, sular dilendiği kadar çağlasın.
Her güzel AŞK’ı gönlünü dağlasın.
RESULÜ’nün selamını alan her kulu;
dilediği yönde gönlünü bağlasın,
Güneş’e uzun baksın,
gölgede çerağ yaksın, bağda üzüm toplasın.
DOST diye her kuluna.
ALLAH’ım RAZI olsun, mayayı, cümlesi gerçeğe uygun tutsun.
Ali

4
'DOST yolunu açacağız, günü geldi soylu olanı seçeceğiz.
Niyazımız, cümleniz ile.'

Düğüm geldi çözülecek, günü geldi çizilecek.
Çöken duvar tamir oldu, sancağımız dikilecek.
Kumda ayak izi, kulda HAKK’ın SÖZÜ, cümlemizin yerde dizi.
Elimizi bağladık, ‘ALLAH!’ dedik ağladık.
Dağlar eğildi durdu,
deryalar eklendi geldi, akan sular beklendi gördü;
YEMEN’de, cümlemiz selama durdu,
RESULÜ dört yönde niyaza vardı.
Dedi ki: “Dağlar ezmesin, dalgalar gezmesin,
toprak dağılmasın,
kulu HAK’tan başka eğilmesin,
başına aldığını bedenine sormasın,
gelen tozu kötü diye yormasın,
ERENLER adına HAK’tan aldığına inansın!”
Komşu dosttur, konuk dosttur, Alem dosttur,
el alem de dosttur ayırmayalım!

Ali

2 şubat
Niyet kurunuz, şüpheyi siliniz, el ele geliniz.
Ali

24
Arif olan; senin gökte gördüğünü kulunda görür,
tarife bildiği yerde katılır.
Meydana DOST gelir,
meydanda post bulur, her sözde nokta kalır.

Bağlamadan dilini, söylemeden halini, eğilmeden belini;
tarif ile gelemezsin, ‘ALLAH’ım!’ demeden kendini bulamazsın.
Her kandil, bir-bir yanar.
Kendini bilmeden, kandilini yakamazsın.
O kandil ki, bakana değil, yağını dökene hizmettedir;
yolunda başını eğene, gerçeğin bilgisini açar.
‘ALLAH! ALLAH!’ diyelim, verdiği aşta DOST KAŞIĞI tutalım,
‘Bir sende, bir bende’ diyelim,
yandığımız ateşe gölge vermeyelim.
Ali

5 nisan-1
Aslına söz etmeden yol verdim,
her yaratılanda gerçeği gördüm.

Zerreler söz ettiyse; yumuşak olandandır, kendini bulandır.
Diz üstüne oturdum, gönülde kayguyu bitirdim,
bilgimdeki gerçeği götürdüm,
her öğütte RESULÜ’nün sözüne  ÖZ’ünden kattım.
BİR’liğe çağırdı, BİR oldum;
DOST’luğa çağırdı, cümle ile DOST kaldım.
Zerreler ile BİR’ledim, birlenmeyeni zorladım.
Yerden göğe adım-adım RESULÜ’ne uydum,
her birinizin sesini o’nun bilgisi ile duydum.
Ali

5-2
Gayrette kulun emeğini gördük,
derman dileyen kullarının çevresini sardık,
her var olana sorduk: ‘Kulluğun kutluluğunu bilir misin?
Kendinde olan ile, yaratılmışlığın
mutluluğunu yaşar, yaşatır mısın?’
Öyle ise, ALLAH’ım senden razı olsun.
Bilenden geldik, bilen ile verdik;
YARATAN yarattığına olan sevgisi ile,
cümle yolları dileyene açtık.
Selam olsun, kulu her öğütte RESULÜ’nün halini bulsun.
Dertler geçicidir, yıpranmış dalı biçicidir.
Biçilen dal yenilenir, kendinde olan ile,
kendinden isteneni verir.
Dağlar aşınırsa, yollar taşınırsa;
gelen gidendendir, hizmette güzelliği güdendendir.
Dostlar, BİR’liğe talib olunuz, BİR’likte galib geliniz.
Yapraklar nasıl bir ağacı bütünlüyor ise,
sizler de bir amacı bütünleyiniz.
Gerçek, amacınızdır.
Dostluk gün-gün değişmez, gelişir.
Selam! Selam! Selam!
HAK ile HAKK’a varsam,
HAKK’ın DİVANI’na dursam, diyeceğim ki:
‘Ben cümle ile BİR’lendim,
dünya gününde cümle ile gürlendim,
gah güldüm, gah zorlandım.
Ne olursa olsun, gönüllerde RESULÜ’nün adı kalsın.
Ali