Şükür
6
Günün dengi bir olmaz, günü güne uymaz.
Sevindiğinde şükür, üzgün günde hamd.
Hamd ki, daha kötü değil.

22
elini açıp şükür edersen;
yenisini dilemeye yüzün olur
OMAR

9-1
Sorana sormayana, haline şükretmeyene de ki;
‘Dilemek almak değildir, bilmek almaktır.’
Verilene şükretmek, ALLAH’ını sevmektir.

22
Aldığını, gününde sevindiğini,
anında ALLAH’ına şükrünü yap ki;
dilemeye yüzün olsun,
ödemeye gücün olsun.
ALİ

27
Dilemek; ALLAH’ı bilmektir,
YÜCELİĞİ’ne ermektir,
her an O'nu anmaktır.
Ancak,
verdiğini hayır bilip,
şükür etmektir.

17
Eskiye değil, yeniye gideriz.
Mevsimi gününde yaşarız.
Nimetini yedikçe ‘Şükür.’ deriz.

20-2
Sevmediğin anda,
şükür etmeye niyetin olmaz.

17
Şükür, arttırır eksiltmez.

12
‘Yumuşak nasıl olalım?’ derseniz;
VEREN’in VERDİĞİ’ne şükrederek,
niyetine uymasa da.

4 ağustos
Sahanın da duru su dahi olsa;
yüzün gülsün ki,
ALLAH’ım suyunu iki kat arttırsın.

25
Fakir yer, ‘Şükür.’ der doyduğu için;
zengin yer, ‘Şükür.’ der bulduğu için.
‘Konuk gelse, aşıma ortak olsa.’
diyenin şükrü iki kat artar.
‘Neden?’ derseniz, aynı aşa duacı arttığı için.

11
YUNUS’um der ki:
“At ile at konuşsa, kul buna şahit olsa;
muhakkak ki duyacağı tek kelime,
‘YARATAN’ım SANA şükür.’
Koyun ile kuzu meleşse,
diyeceği gene aynıdır...”

1
ALLAH’ıma şükür eden,
mutluluğa layık olandır.

8
‘Yetmeyeni dileyelim.’ derseniz,
yeteni bulanı görmedim.
‘Yeter ALLAH’ım verdiğin.’ diyen kul;
yerini bulmuştur, tahtını kurmuştur,
bahtını yumağında görmüştür.

7
YUNUS’um der ki:
“Ne ilmi belledim, ne pazar kolladım;
ilimde, ÖZ’ümden geleni söyledim.
ÖZ’üme VEREN’e uydum;
pazarda, elime geleni nasibim diye aldım.
‘Azına kanaat,
çoğuna şükretmek gerekir.’ dedim.
Kanaat, elbet şükrün ötesindedir...”

21
Nimet verildikte,
kıymetini bölenin CANAN’a şükrü bol olur.
Ne var ki; nimet her an verilmekte,
kul nimetin içinde yoğrulmakta.
Bir şükürle, vergiye kanar mısın?

1 kasım
ALLAH’ıma,
her var olan için şükredelim.

13
'Şükür.' diyelim,
şükürde selameti bulalım.

18
Şükürde selamet, hamdda keramet vardır.
Kaynak ararsan bulursun, sular ile gark olursun;
öylece ‘Şükür ALLAH’ım!’ der,
her zerrende aldığın ile övünürsün.
Çölde susuz kaldı isen,
‘DOST oldum ALLAH’ım,
her zerrem ile diledim.’ dersen,
çöl ortasında suya kavuşursun,
ALLAH’ıma hamd edersin.
ALİ

23-2
RABİA sözü aldı:
“Uzun yolda yürüdüm,
dost elinde öğrendim,
her lokmamda
‘Şükür RABB’ime.’ dedim,
çünkü ne yediğimi bildim...”

26
“...‘YA RAB!’ dedim, bir fistana sarındım,
bir destanla arındım, HAK ADI ile korundum.
SENDEN SANA şükürler olsun,
SENİ bilen kulları soframıza gelsin.”
dedi, RABİA selamladı.