![]() Günün dengi bir olmaz, günü güne uymaz. Sevindiğinde şükür, üzgün günde hamd. Hamd ki, daha kötü değil. ![]() elini açıp şükür edersen; yenisini dilemeye yüzün olur OMAR ![]() Sorana sormayana, haline şükretmeyene de ki; ‘Dilemek almak değildir, bilmek almaktır.’ Verilene şükretmek, ALLAH’ını sevmektir. ![]() Aldığını, gününde sevindiğini, anında ALLAH’ına şükrünü yap ki; dilemeye yüzün olsun, ödemeye gücün olsun. ALİ ![]() Dilemek; ALLAH’ı bilmektir, YÜCELİĞİ’ne ermektir, her an O'nu anmaktır. Ancak, verdiğini hayır bilip, şükür etmektir. ![]() Eskiye değil, yeniye gideriz. Mevsimi gününde yaşarız. Nimetini yedikçe ‘Şükür.’ deriz. ![]() Sevmediğin anda, şükür etmeye niyetin olmaz. ![]() Şükür, arttırır eksiltmez. ![]() ‘Yumuşak nasıl olalım?’ derseniz; VEREN’in VERDİĞİ’ne şükrederek, niyetine uymasa da. ![]() Sahanın da duru su dahi olsa; yüzün gülsün ki, ALLAH’ım suyunu iki kat arttırsın. ![]() Fakir yer, ‘Şükür.’ der doyduğu için; zengin yer, ‘Şükür.’ der bulduğu için. ‘Konuk gelse, aşıma ortak olsa.’ diyenin şükrü iki kat artar. ‘Neden?’ derseniz, aynı aşa duacı arttığı için. ![]() YUNUS’um der ki: “At ile at konuşsa, kul buna şahit olsa; muhakkak ki duyacağı tek kelime, ‘YARATAN’ım SANA şükür.’ Koyun ile kuzu meleşse, diyeceği gene aynıdır...” ![]() ALLAH’ıma şükür eden, mutluluğa layık olandır. ![]() ‘Yetmeyeni dileyelim.’ derseniz, yeteni bulanı görmedim. ‘Yeter ALLAH’ım verdiğin.’ diyen kul; yerini bulmuştur, tahtını kurmuştur, bahtını yumağında görmüştür. ![]() YUNUS’um der ki: “Ne ilmi belledim, ne pazar kolladım; ilimde, ÖZ’ümden geleni söyledim. ÖZ’üme VEREN’e uydum; pazarda, elime geleni nasibim diye aldım. ‘Azına kanaat, çoğuna şükretmek gerekir.’ dedim. Kanaat, elbet şükrün ötesindedir...” ![]() Nimet verildikte, kıymetini bölenin CANAN’a şükrü bol olur. Ne var ki; nimet her an verilmekte, kul nimetin içinde yoğrulmakta. Bir şükürle, vergiye kanar mısın? ![]() ALLAH’ıma, her var olan için şükredelim. ![]() 'Şükür.' diyelim, şükürde selameti bulalım. ![]() Şükürde selamet, hamdda keramet vardır. Kaynak ararsan bulursun, sular ile gark olursun; öylece ‘Şükür ALLAH’ım!’ der, her zerrende aldığın ile övünürsün. Çölde susuz kaldı isen, ‘DOST oldum ALLAH’ım, her zerrem ile diledim.’ dersen, çöl ortasında suya kavuşursun, ALLAH’ıma hamd edersin. ALİ ![]() RABİA sözü aldı: “Uzun yolda yürüdüm, dost elinde öğrendim, her lokmamda ‘Şükür RABB’ime.’ dedim, çünkü ne yediğimi bildim...” ![]() “...‘YA RAB!’ dedim, bir fistana sarındım, bir destanla arındım, HAK ADI ile korundum. SENDEN SANA şükürler olsun, SENİ bilen kulları soframıza gelsin.” dedi, RABİA selamladı. |