‘Gel’ demeyene karışma, sormayana söyleme. Ağıza, YUVA’ya sahip ol. Ağıza sahip olmak, yalnız küfür sözü ile olmaz. Alemin işine karışmak, yoluna söz etmek, anında düşündüğünü dışarı vermek; ağıza sahip olmayanın işidir. Anında söz etmeyin, düşünün tartın. On dakika düşün, bir kelime söyle, kimseyi kırma. Çok söyleyen düşünmeyen, kırıcı olur. Adına, yoluna, yanına, yönüne sakın yanılıp yumak sarılırken düşman katma. Kendin kimseye deme ki, sana da demesinler. YUNUS Ağız, dünyaya açılan bedende kapı. ![]() Ağıza gelen, gönülden akandır; ham çıkan, elekten kaçandır. Tekrar-tekrar eleyin, ağıza öyle havale edin. ...acı söz deme. Söz söze yol verir, susmak saygıyı arttırır, susan da bakan da kazanır. Ağzın yolu gümüşse, söz de öyle çıkar. Yumuşak söz, altın gönülden akar. Sözün güzeli yudumun alınışına, yudumun güzeli gönüle konuluşuna göredir Bakma hasta sözüne, uyma sözün düzüne. Öyle söz olur ki, sağ-sol düşünmeden söylenir, ok gibi gelir gönlüne saplanır. Öyle söze uyma, duyma. ![]() Ses veren ses alır, yolunu öfkeye çevirir. Öfke kula iyi değil. Dünyayı da ahireti de kaybettirir. Sözünü iki düşün bir söyle. Söylediğini tartıya koy, kötüyü dirhem et, sözünü kendine emanet. Kendin kaldırırsan başkasına naklet. ...kulu kuldan ayırmayın, ‘İyi’ diye kayırmayın, kulu sözle batırmayın. Kula kulun sözü acı gelir, gönül kırılır. Sözü söze vurmayın, olayı yüze vurmayın, gönülleri kırmayın. Gönülden değil bilirim, ağız yolunu bozmayın. Söze gül verirsen, güldürürsün; söze söz katarsan, ağlatırsın Sizin için mühim olan; sözünüzü düşünüp söylemeniz, büyük sözden kaçınmanızdır. ![]() Sözün değeri; gönül süzgüsünden süzüldük te kıymetlenir, ağızdan döküldük te değil. ![]() Kulun hamı da olur, sohbeti tatsız gelir; olgun kulun her sözü gününe göre olur, onun için tatlı gelir. Az der, özünü verir. Su güzel içilir, söz güzel seçilir; ne var ki, acı söze yumuşak yuvada yer olmamalı, ağızı sıkı tutmalı. Meyveyi, müsait dersiniz, yumuşak olsun ağza gelsin; neden sözü ham sarf edersiniz? ‘Umulduğundan kalabalık’ dediğim zaman, gönüllerin bağlantısını izah etmiştim. Olgunluğu, yalnız gönülde günde aramayın, dilde de olgunluğa varın. ALLAH’ım öyle bir yapı kurmuş, ağızı kapı demiş. Girenin olgununu düşünürsünüz, neden çıkanı oldurmazsınız? ‘Ben böyleyim’ demek kolay. Pişen aşın, kolayı değil zorlusudur lezzetli olanı. ![]() Elmiş yumağı saran, dilmiş gönülü hoş eden. Diline bak, pas tutmasın. Kapamaktan değil, pas yapmasın diye yağlanır. Konuşma öyle yapılır. ![]() Dilinde sözü oldur, onu sepete doldur. ![]() Dil güzeldir, nameyi okurken; dil acıdır, duyguyu verirken. ![]() Açık konuşmak, ALLAH’ımın EMRİ’dir. ![]() ‘LOKMAN’ dediğin, geldi yoluna dedi ki: “El elinden, kul dilinden bulur, hayrı da şerri de.” Kulun ardından pencere açmak, ileri-geri söz etmek yersizdir. ![]() söz, mayalı hamura benzer; ne tarafa çekersen, öyle şekil alır. Ağıza düşen AŞK, çiğnenen sakıza benzer; sana güzel gelir, dinleyeni bıktırır. Sözün tatlısı, kulun atlısına benzer; tatlı söz, atlı misali götürür, acı söz, yaya bırakır. Papağan konuşur da kötü müdür? Değil. Ne var ki bazı konuşması kulun başına dert açar. Bilmez ki dert olacağını, bilse demez. Kul da konuşur, kötü niyetli değildir. Ne var ki konuşma, bir başka kulun yumağına düğüm atabilir. Onun için dört taraflı düşünün. Sözünüzü bohça misali sarın ki, açıklık kalmasın. Bir yanından sarkmasın. Dünyanın gecesini yıldız, kulun gönlündeki geceyi söz süsler. YUNUS NİYAZİ (EL MISRİ) der ki: “El ile, övünülür de dövünülür de. Dil ile, övülür de sövülür de. Göz ile, görülür de örtülür de.” Bedenin hizmeti budur. İkiden birine uymak. ![]() Hal ile verenin zordan korkusu olmaz. Dil ile verenin yoldan korkusu olmaz. YUNUS ...her sözünde pişirmediğin kelimeyi yeme! Sözünü, ocakta susuz tencereye döktüğün su gibi söyleme, beklet öyle söyle! ‘Karşımdaki?’ dersin; karşındaki kızgın tencere ise, ani su dökme! |