Mertebe
23
Yumak muadildir hayata.
Adalet muadildir, ahlaka.
Ahlak muadildir mertebeye.
Mertebesine göre, damağındaki atâya göre.
Damaktaki atâ,
ağızdan gönüle kadar olan büyüklük.

11
Yandık, ‘ALLAH!’ dedik, mertebemizi bulduk.
Kulun mertebesini veren ALLAH

7
‘Çok yol bilirim, ALLAH'ı anarım’ diyen,
kendini ulu gören yanılır,
uçuruma adım atılır.
Kul mertebesini bilmez,
ALLAH'ım EMRİ’nden çıkmaz.

9
Mananın gölgesi, kulun mertebesine göre.
Mertebesi yükseldikçe, gölge netleşir.

14
RUH’u olan pak;
dünyadan kazançlı döner,
buradan mertebe alır

25
Gönlünü yoklarsın, katını anlarsın.

6-1
kulun mertebesi ölünce tartılır.

8
Müstahak olduğun mertebeni,
bu dünyadan aldın.

Ağamın aldığı dualar,
ona katını hazırlar.

18
Katına göre görgü.
Aşağı kat yukarıyı bilmez.

21
Çalış dönüşe ki, dilediğin istasyona bilet alasın.
Her kul dünyadaki hazırlığınca yol alır,
ne var ki buranın ölçüsü gönüldür.
YUNUS

25
Layık olmayana mertebe verilmez,
ALLAH’ımın YOLU’nda
mertebe alan geri çevrilmez.

8
mertebeye yatırım yapsın.

15
Mertebe gösterilmez kula.
‘Müstesnası yok mu?’ dersen;
ALLAH’ımın LÜTFU’na ermiş kullar,
elbet müstesna.

17
Sevdiğim kadar buldum,
öyle mertebemi aldım.
Her kul sevdiği nispette yücelir.

21
Mertebe;
niyaz ile değil, gönül ile alınır.

12
Kendini ALLAH’ıma adayan,
‘Kuluna hizmetim olsun’ diyen her kul;
 ister Hıristiyan,
ister Budist olsun mertebesini alır.

16-2
Cumaya gönülde yer verse,
olanı görüp örtse,
mertebesi bir merdiven daha artsa

17
Nasıl ki ilkokulu bitiren,
yüksek okul imtihanına girerse
nelere katlanır,
bu da öyledir.
Neden katlanılsın?
Zamanı gelince merdiven çıkılsın.
Sizin dileğiniz,
alt basamaktan birden yukarı varmak.
Çok zorludur.
Onun için adım-adım çıkın,
neticeyi bulun.

20-2
Medine, gitmeyi dilediğiniz.
Doğuşu-oluşu-göçü
umduğumuza erdirse ALLAH’ım,
elbet seviniriz.
Ne var ki, dilersek, gönülle de varırız.
ALLAH’ım gönülle varışı nasip etsin,
kulunu layık görsün.
Mertebe; gitme ile değil,
varma ile alınır.

22
ALLAH’ım, her kuluna mertebe bildirmez.
Kulun dileği, öğrenmek değil,
varmaya çalışmak olsun.

13
Kul ‘Mertebe aldım’ demez, ölçüsünü sormaz.
Soran, ‘Öndeyim’ diyendir.

Uçak yerden kalktığında,
dünya ışığından uzak kalır.
Kul da göçünde, dünya ışığından ayrı kalır.
Orada ancak mertebesi derecesinde ALLAH’ı iledir. Mertebe dünyada alınır.
RUHLAR ferahlık bulur,
dünya kulunun aydın RUH’undan.
‘Kulunu görsün,
dünyada mertebesini versin’ deriz,
ALLAH’ıma duacı oluruz.

17
Her gelen, geldiği gibi olduğunu,
‘ALLAH’ımın takdirinden’ der;
kendi dünya dolayından aldığı mertebeye,
kayıtsız şartsız boyun eğer.
Çünkü öyle bir MAKAM’dadır ki,
adaletin hak olduğu,
kul hakkının en önde geldiği yerdir.
Hiçbir kul, ALLAH’ıma isyan ettiği için
mertebesinden düşmez.
Af dilemesi yeter.
Sadece kula ettiğinin cezasını görür.

2 ocak
Mertebenin ölçüsünde değil,
verginin ölçüsündeyiz.

25
Dilerken sadece O’na varmayı düşünün,
mertebeyi almayı değil.
Öyle düşündüğünüz an,
muhasebeye düşmüş olursunuz.
Onun kulu ile muhasebesi asla olmaz.
Hesabını verecek olan kuldur.

27-1
'O'ndan oluş, sırlarını biliş değildir.
Ufku geniştir, sırrı değil.
Mertebe denilen odur.

18 eylül
Kulu, sevgi ve hoşgörü tamamlar.
Amma, ne sevgi hoşgörüyü,
ne hoşgörü sevgiyi getirmez,
ayrı-ayrı meziyetlerdir.
Her ikisini bünyesine alan kul,
kulluğun kademelerine göz kırpan kuldur.

6
Sevdik cümleyi ölesiye,
seveceğiz, sevdikçe yükseleceğiz.

25
Çocukları düşününüz.
Önce okula gider öğrenirler,
sonra çalışmaya başlarlar.
Önce merhale, sonra mertebe.

3 haziran
'Mertebem nedir?' diyene de ki:
Gördüğün sevdiğin kadar bakışın.

24
Ayıran dünya bilgisidir,
buluşturan ruhun görgüsüdür,
seven sevdiren kulun mertebesidir.