Omar

27-2
Her aldığını veremezsin, duymayana.
Duvarı aşamayan, duymayı bilmez.
Duymaktan maksat;
çiçeğin verdiği, rüzgarın getirdiği değildir.
Duymak; alabilmek yeteneğine sahip olmaktır.
Neyi? Kainatta olan, var ile var olacağı belirten,
değişmeyen yorumları iletebilen kulu, duyabilendir.
Duyduğunu alır, bildiğini iletir. Çünkü duyguda şekil yoktur.
Halbuki, iletilebilen, kalıp ile anlatılandır.
'Nasıl?' denildi. Çiçeği diyelim. Çiçekten duyulan anlatılır mı?
Sadece görülen anlatılır, rengi şekli boyu.
Görüntü, yerden sayılır; geyik misali sevgi ile sarılır.

omar

23
Ters geleni, karşındakine göre ölçersen, düz görürsün.
omar

8 temmuz
Dumanı dağıt, hem bedeni hem gönlünü eğit!
‘Zor!..’ dediğin gerçektir.
Gerçeğe uymazsan, yolunu alamazsın.
Doğuşun günü gelişime yol açar.
Çam ağacı, ne kadar rüzgar yese yıkılmaz.
Neden? Dalını eğitir de ondan.
En ufak yelde dahi dört yöne sallanır, dalını esnetir.
Sorunu verdik; ‘Dumanını dağıt, kendi gönlünü,
bedenini eğit!’ dedik.
omar

8 temmuz
Aydın günde gelenden olur, gedik açıldıkta gelişe uyar.
Güzellik; adını vermek değil, ADI’na uymaktır!
Asmayı üzüm vermezse anmazsın,
ULU’yu sözün olmazsa duymazsın.
Niyaz her an olur, düşündükte;
niyaz her an olur, andıkta.
omar

24
Ya OMAR! Nerden geldin, nerde durdun,
kimden aldın?..' derseniz;
doğuşu, kainatın doğuşuna denk olandan,
ALLAH ADI'na bilmemişle cenk edenden.
Cengi, Adına denktir.
Sebepler yaratan, yarattığını sebepler gölgesine oturtan,
hakikati sebeplerle bulduran;
elbet YARATAN'dır, GÖZETEN'dir,
PEYGAMBERLER'i ile KENDİ'ni dileten, dile söyletendir.
Gayretin yeri; hale uydukta, olacağı bekleyendir.
Günü andık niyazlarınızdan.
SALAVAT eksik kalmasın,
'Dert!..' denmesin, olaylar olumsuzluk ile anılmasın!
Sözüm ÖZ'üm sizlerle, niyazım sizlerde.
omar

18 eylül
Kulun dört yönü vardır.
Dördün biri gönlüne, biri haline,
biri yoluna, biri de görüşüne açıktır.
Dönüş odur ki, dört yönü bir eder,
AŞK ile katıldıkta kulu PİR eder.
(Bu dört haline AŞK'ı da katarsan
PİR olursun, öyle mi?)
EYVALLAH.
'Dönüşten maksat, nedir?' denir.
Yol ehli 'Sema' der, gönül ehli 'Nema' der.
İster sema ister nema, gidilen yer HAKK'adır!
'Aramayı deneyim mi?' denilir. Kulluğun gerekliliğidir!
(Aramaktan murad nedir?)
Düzeni kurmaya, düzeye gelmeye,
yuvaya dönmeye gerektiren arama.
Yol ehli dönmez, hal ehli sönmez.
'Yanayım!' diyene de ki:
'Kül olmayı bilmez misin, bilenden sormaz mısın?'
Sevelim, sevdikte her hali hoş görelim!
Açalım gönlümüzü, diyelim halimizi.
Aç, açlıktan dert yemez, yerini bildi ise;
kul, geceden şikayet etmez, gelene inandı ise.
ALLAH'ıma emanet olunuz, sorulanı aldınız biliniz.
ALLAH'a ısmarladık.

omar

1 ekim
Attığımız her adım yolu kısaltır.
Ner
var ki, el ele olsun el ile gelsin.
omar

16-1
AŞK’ımı miyar alan, halini benden bilen,
RESULÜ’ne, beni benden aldığını ileten
MEVLÂNA’nın sözünde ÖZ’ünün NURU görülür.
Dünya gününde niyazı:
‘ALLAH’ım, OMAR’ın AŞK’ıyla beni bezet,
RESULÜ’ne öyle uzat.’ derdi, öyle dilerdi.
Dileğinin direği, öyle doldu yüreği.
Niyazının verdiği diye;
AŞK’ı, OMAR’dan RESULÜ’ne iletildi.
Bildi, dünya gününde öyle aldı.
‘Öyle değil mi?’ denir.
Her kulun AŞK’ı gönlüncedir.
Niyaz, AŞK’ın çokluğundandır;
dilemek, gönül tokluğundandır.
‘Dilemek, istemek değil mi,
isteyen tok sayılır mı?’ denir.
Dilenen O’dur.
omar

10
Savaşın yargısı mağlubiyette olur, şarkısı kazanınca söylenir.
Öyle oldukta; ne kaybeden, ne kazanan yoruma girmez.
Sadece savaşın gayesi bilinmeli, yolunda sohbeti olmalı.
Gedik yolu örtüyorsa, duyanın yönündedir.
Nasıl?.. Duyanın görgüsü açıktır.
Ozan şarkı söyler mi,
aşık ağaç oyar mı, saza sırtını dayar mı?
Odun güçlü olursa,
elde duman verirse, görenin yorumu nedir?
Kimi ısınacağa der, kimi aydınlanacağa.
omar

12 şubat
Güneşin verdiğini,
gölgeyi sildiğini görebiliyorsan, kulusun.
Gecenin örttüğünü, güneşi arattığını bilebiliyorsan,
kulunun olmuşusun.
Güneşin verdiğini her kul görür.
Kulluğun olmuşu, gecenin örttüğünü bilebilmededir.
Açık olan bildirir, örtülen oldurur.
(Gece sözcüğü batın manasında mı kullanılmıştır?)
Madde örtüsü, sır; mana örtüsü, kalemdir.
Şerh ile muteber edilmeyen, saygıya layık görülmez mi?
Sarih olan her algı yorumdan uzak tutulmalı,
kalemde kainatın notu bilinmeli.
Altın gümüşten sorulmamalı, kömür sahradan aranmamalı.
Deryaya ister nehir ile, ister yağmur damlası ile gelsin;
sorguya verilmemeli.
Gönül yolda, dilenen kolda, kendini soran kulda.
Aldığı yudum-yudum HAK’tandır, kendini bilsin paktandır.
Sarsa sarmasa, yorsa yormasa,
aldığından şüpheye düşmesin, gördüğüne şaşmasın.
omar

18
Yoğun çalışanın aldığı elbet azınlığa yetmez,
kumda tahıl bitmez.
Toprağımız ellensin, bellensin,
ekilen gün beklensin.
Doğuştan uyanın, yorumu duyanın yanındayız bilsin.
(Resim verilir: HAZRETİ OMAR)
Günümüz güzele,
gönlümüz ne ezele ne ebede nokta koymasın.
Her an bilinsin.
Geçen, gelene kucak açsın.
Bağlandı, çözülmesin.
'Resim kim?' denilir.
Adıma verdim.
omar

1 mart
Şerden kaçayım diyen, şerri kendi yaratır.
ALLAH'ım yolunu öyle aratır.
Nardan tane alanın, zordan şikayeti kalmaz.
Ayyaş olanın kainatta çiçeği solmaz.
Neden? Her olayı hoş gördüğünden.
Daire çizersen görürsün,
bir uçtan başlarsan aynı çevrede dönersin.
Genişleyebildikçe açılır, cümleye yönelirsin.
Kesitli çizersen, dönüşler olur, dönüşlerde durulur.
Bilmece değil. Denilen ÖZ'ün çözümüdür.
'Niyetin kesitsizse.' niye denilir? 'Nasıl?' dendi.
Olumsuzluktan uzak kalmaz, kesitte çare bulmaz,
daireye talip olur, doğuş öyle bilinir.
Dağınık düzene gönül konmasın.
SAHİP OLAN'dan, verdiği gibi göreceği,
her olayı hayır yolda öreceği bilinsin.
'Somut yargı...' denildi, niyaza öyle duruldu.
Kainatın soracağı, sorumsuzu düreceği bilinsin.
'Dizimi yere verdim, niyaza öyle durdum;
olana niyaz ettim.' dersin.
ALLAH'ım niyazını olumluya bağladı,
her kulunu hayır yola eyledi. ALLAH'ıma emanet olunuz.
omar

2
Yargıç yerini bilir. Olaylar düzeyinde kararını verir.
ALLAH'ım olayları görür.
Hak olanı, HAK yolunda gideni; ayırır, doyurur.
HAK'tan ayrı kalanın yerini, dağılana getirir.
Müsterih olunuz. Eli elde biliniz.
omar

21
Aradan çekilen, çokluğu terk edenden ise, çağırınız!
YÜCE ALLAH'ım öyle diler.
Affediniz hatası var ise.
Nidaya ses vermezse;
'Ömür bitecek, yolun nasıl yetecek?' deyiniz.
Giden yoruma uyarsa, gönlünü aramıza koyarsa;
selamet dileyiniz, her fırsatta arayınız!

omar

6
Düzende bulduğum, özen ile verdiğimdir.
Özen ile verdiğim, cümleye serdiğimdir.
Sadece dünya günümde AŞK'ımın kökünü bulamadım,
kimden geldiğini bilemedim.
ŞEMS'i gördüm, ondan sandım. Çiçek ile böcekten bildim.
Kuyu ile havuzu gördüm, 'Yolum oradan mı?' dedim.
Dolana-dolana deryayı buldum.
Deryayı buldukta, katreyi dahi sarmaktan uzak kalmadım.
Yeni'den aldığımı, günümüze verdiğimi OMAR'dan bildim.
Öylece onun AŞK'ı ile AŞK'ımda eşitlik buldum.
Delice yazdım, delice söyledim,
doluca sevdiğimi gönlümce dedim.


şubat
'Ne katı ol kırıl, ne yumuşak ol ezil.' diyene de ki:
Katı ufalır, kırıla-kırıla; yumuşak ezilir sevile-sevile.
Sözün edildiği asla kulun ezildiği değildir.
Ayağın kumda gidişi, kumun ezilişi midir?
omar

11
Atını ağaca bağlayan, uykuda aydın rüya görür.
Atını çayıra salan, uykuda korkuda kalandır.
Adımda günü sayalım, her verilen sesi duyalım.
Ayağın gidişidir, günlere açılışıdır.
Vergimiz açık ise, aldığımız bilinendir.
omar

4 nisan
ER'de sezen, kulda süzen aranır,
doğan güneş dilendiği yerde taranır.
'Nasıl oldu, nerden geldi?' dediler,
açık yerde düz ovada buldular.
'O yanın düzeni, güzeldir YAZAN'ı.' dediler.
omar

4-1
Omuzdan ötemde duman kalmasın;
'Yolum.' diyen kulu, niyazsız olmasın.
Diledim GÜL'ünden, çiçeğin solmasın;
gönlüne güzelden başkası dolmasın.
Dün, bu gün, yarın BİR'dir.
'Değil.' dersen, gönlünde kirdir.
Paklan düşünden, saklan taşından.
omar

13
Attan söz eden, taya göz eder.
Aynayı eline alan, kendine dönendir.
Dört günden ötesi aransın.
Gerçek değişmez, bilmiyen alışmaz, olmayan çalışmaz.
Dünden güne gelişen, aldığı gibi oluşandır.
omar

19
Aşmadığın yol bilmediğindir,
almadığın ses duymadığındır,
vermediğin söz demediğindir.
Geldiğine bildiğine olduğuna göre sözün varittir.
Dünyaya gelişte, YARATAN’a uyuş vardır.
Her EMRİ kuluna kardır.
omar

13
Ağır yüke talip olan, galip olduğunu günden bilsin.
Çünkü ALLAH’ıma sığınan, asla yardımsız kalmaz!
omar

30
Ağırlığa söz eden, eksiğini kapasın, sözü ÖZ’e bağlasın.
Göz açılır semaya, el atılır yamaya, aldık verdik cümleye.
omar

13
Sabık, düzenden ayrı; sakıt gayrıdır.
Cümlesine niyaza görevliyiz, görevlisiniz!
(‘Sabık düzenden ayrı, sakıt gayrıdır.
Cümlesine niyaza görevliyiz, görevlisiniz!’
denmesinden daha geniş olarak ne anlamamız gereklidir?)
Düzeni bilip uymayan, düzeni hiç bilmeyen.
Bilendeniz bilendensiniz! ALLAH’ım cümlenizden RAZI olsun.
Her kulu seherde kainata kapı açsın!
Her an O’nadır. Tecelliler açıktır, açık gelecektir!
‘DOST yapısına talibim ALLAH’ım,
talebim cümle içindir!’ deyiniz.
Görülen çok açık olacaktır, gizli kalmaz!
Birbirine aktarılacaktır.
omar

25
Meleklerin varlığı kulda siler darlığı,
dileyelim açsınlar perdeyi silelim körlüğü.
Elin kadar yakın, dilin kadar uzaktır.
Her taht cümlenin bahtını gizler,
her kul kendini hali ile besler,
bilen bilmeyen olmayan kayguyu gözler.
'Olmayan kaygu nedir?' denildi:
ALLAH'ım her kuluna gözlediği defterini verir,
ne var ki kul özlediğini diler, kaygu böylece başlar.
(Bu nefisten midir?) EYVALLAH!
(Bu kaygu 'O gün' adlı kaygu mu?)

Komşu komşusu ile hemhal ise,
her komşu mahallesi ile hemhal ise,
her mahalle obası ile hemhal ise,
kaygu cümlesi arasında paylaşılır,
ufalır-ufalır, kaybolur.
'Altın tastan su içmezsek, toprak tastan içeriz suyumuzu.
Tadı değil adı değişir.' dediler,
sizleri de elde olan ile su içmeye çağırdılar.
(YEMEN'dekiler mi?) EYVALLAH!
'Elde olan nedir?' denildi.
Önemli olan kabın değeri değil, akan suyun geliridir.
'Açan çiçek solmayacak, içen kulu kalmayacak,
az gelse 'Daha!' dense, dolan bardak boşalmayacak.' dediler,
cümlenize akışı müjdelediler.
omar

26
DOST ham sözü keser, düşman olgun söze küser,
yol her gelene susar, yolcu adım-adım varacağa basar.
Hancı bekleyendir, hancı uğurlayandır, hancı ağırlayandır.
Ne hansız ne hancısız yoldan yolu bulamazsın.
(Hancılar YEMEN’dekiler mi?)
Duraklama.
omar

4
Asla ağaca taş atmayın, her zerresi davacı olur.
Bedeni bakımsız bırakmayınız, her zerreniz davacı olur.
Çiçeği böceği sevgisiz bırakmayınız, davacı olur.
‘Beden nasıl bakılır?’ denilir.
Bebeğine nasıl bakarsan, bedenine de öyle bak.
omar

17
Ne ince dokudum, ne seferden sehere okudum.
Bilen ile bilmeyenden aldığımı, güzel olur diye bekledim.
Beklediğin günden yaydığın güne kadar sayıyı bulacaksın,
sözümüz HAK’tır bileceksin.
Diyeceksin ki: ‘Ne ağrı, ne çağrı; O’ndan geleni bozamaz;
kendini yerden gökten yukarı görenin dumanını silemez!
ALLAH’ıma emanet olunuz.
omar

18
Üç taşı birbirine vurmayalım,
güzel olsun diye hiç birini kırmayalım!
Kapısına, yapısına, akçesine sahip olsun;
mümin kuluna gelen her söz, yerini bulsun!
ALLAH’ıma emanet olunuz.

omar

3
“YA ALLAH dedik, cümlenizi selamladık.
Kendinden aldığın her konuyu, olaylardan ayırma.
Gönlünde elediğin bilgiyi duyurma;
eledikten sonra sergile;
elemezsen, önce kendini yargıla.” dedi,
OMAR sözden aldığın ile güzeli bulduğuna sevindi.
Ayrıda kalmadığı her zerreden,
YARATAN’ın dilediği halde kaldığına,
cümleniz ile kalmak dilediğine inanın diye söz etti.
Çölden geldi, kum bildi, geçit vermeyen dağları düz etti,
OMAR selamladı.

7
Başımdan eksilen her telden sorumlu isem,
tenimde akan ter ile bağımlı isem;
kendimden mesulüm,
RABB’ime her zerremin hesabını vermeye mecburum,
mecbursun, mecburuz.
Koruduğum kendi zerrem kadar,
seni de korumakla mükellefim.
‘Adaletine sığındım ALLAH’ım, her zerrem ile koru beni.
Korumaya muktedir olmamı dilerim.’

omar

11
ÖMER’den söz ettiysek,
EBUBEKİR’e sözümüzü verdiysek,
OSMAN ile gerçeğe nokta koyduysak,
ALİ ile nefesleri paylaştıysak;
RESULÜ’ne ulaşalım,
HAK ADI’na çalışalım diye…

Hacı Bektaş

11
Yaprak-yaprak açacağız, kanat takıp uçacağız;
MİRAÇ geldi, bilgimiz ile gerçeğe geçeceğiz;
ayna alıp elimize, kendimizden kendimize bakacağız.
Niyaz edelim, dört duvarı açık tutsun.
Niyaz edelim, bilgimize bilgi katsın.
Niyaz edelim, güne kadar olan hatalarımızı silsin.
Niyaz edelim, bilen bilmeyen RESULÜ’ne dönsün.
Niyaz edelim, kulu kendini bilmediği güne yansın.
Burda yansın ki, MİRAC’ını bugünde bulsun.
omar

Katıldık sözünüze,
YEMEN’den ÖZ’ünüze, perde kalksın gözünüze.
Niyazımız niyazınız ile olsun, gönüller TEVHİT ile dolsun.
Bilenden bilmeyenden, sorumlu değilsiniz.
HAK KATI’nda, her kulu BİRLİK’e dönsün.
ali

9
Verdiğine ördüğüne,
cümle kulu gördüğüne iman ettik;
güvendik, RABB’im SANA dayandık.
DOST KAPISI açsın, desin ki;
‘Bol üzüm yiyeceğim, her üzüm tanesinden şifamı alacağım.’
Naneyi üç demet kaynatsın, altı bardak suya katsın,
her öğünde içsin, yerden göğe inandığı ADI ile kendine gelsin,
‘HAY’ diye-diye niyazına geleni bilsin, asla şüphe etmesin,
kumdan gelen her adımda YEMEN’in EMRİ’ne uysun.

omar

12
OMAR’a sordum: “Dumansız kalsınlar?”
     Dedi ki: “Neden duman alsınlar?”
ali

7
BİR’den geldik, BİR’e döneceğiz,
aldığımız İZİN kadar cümlenizi götüreceğiz.
Akıl ile gönlünde mantığın uyum görüyorsa,
kaderini aldığın ile örüyorsa;
‘ALLAH! ALLAH!’ diyelim,
aynı sofrada müjdelenen hurmayı yiyelim.
Beklemeyi bilenlere, yaprak-yaprak gelenlere,
dost yüzüne gülenlere,
her yaratılmışta DOST halini görenlere
müjdeler olsun!
ali   omar

5 aralık
Adaletin; nefsinden gelenin yorumu olmasın,
kimsenin hakkı kimsede kalmasın;
sofrada yediğin her lokma varlığına hizmettedir,
‘Yetersiz.’ denilmesin!

omar

1 mayıs
Üç lokma üç ER ile paylaşılır,
her hizmette RABB’im için çalışılır.
Adımını atan, yardımını cümle için satan,
bilgisini her sevene katan;
bayramdadır, seyrandadır, zoru siler meramdadır.
omar

4 haziran
Ay’dan-yıldızlardan çok, her kulu aldığı güzelle tok.
Görgüyü, bilgin ile bütünle;
‘Yeterli!’ demeden, kendi gerçeğini tanımla!
Doğru olan, o gün yazılandır; senin için ve cümle için.
YAZDIRDIĞI KİTABI, cümleye oldu HİTABI.
Dilediğiniz hali YAZDI,
-(Dileten de O olmuyor mu?)-,
sözünüzü defterinize kazdı.
Günde sözünden dönme,
gelen günde ‘Neden?..’ diye yanma!
“DİLEDİĞİNİ YAZDIM, NİYE AHDİNİ BOZDUN?”
DERSE YÜCE RABB’imiz, nice olur halimiz?

omar

12
(DÖRT HALİFE, DÖRT KUTUP mu idi?)
Hayır, değil! HALİFELER’in görevi başka idi.
HAZRETİ MUHAMMED’in zamanında,
DÖRT HALİFE ve SAHABELER’in kabları
YÜCE tarafından genişletildi.
Yoksa onlar, HAZRETİ MUHAMMED’in
o NUR’una dayanamazlardı.


27
Dört duvarda dördünün adı yazılır,
çatısı RESULÜ'nün muhabbeti ile örtülür,
bildiğin her konu adilane tartılır.
Ne derlerse-desinler,
elinden olandan, gönlünde olanın
daha büyük olduğuna inansınlar.
Gönülden-gönüle yapraklar okunur,
elden-ele gerçek dokunur.
Ona de ki: ‘Bildiğimi HAK'tan aldım,
ÖZ'ümde katıksız olanı buldum.
Kiminde olan örtüye asla gözüm değmedi,
DOST ADI'na aldığımı benden başkası bilmedi.’
Derman dileyen her kulu,
yöneldiği gün RABB'ime, bulacaktır yolu.
omar

9
OMAR ile yol bağladık, gayrette birlik olduk;
yerde olan ile gönülde kalanı birbirine ekledik;
değmeden ipteki çamaşıra, yanında yürüdük.

yahya   omar