![]() VEREN’in kullarıyız, akıl alan dölleriyiz, RAHMETİ’nin selleriyiz. Seller, akar-akar-akar, yumağınca için döker. Selli sular nice çöpü, çeker-çeker-çeker. Netice; deryaya tertemiz ulaşır, çöpü kıyıda kalışır. ![]() ‘RAHMETİ bol olsun.’ dersen, zahmetine katlandın mı? ![]() NUMUNESİZ YARATTIĞI’nda, her kulunu GÖZETTİĞİ görülmez mi? Eşine rast gelinmeyen her olaya, ‘RAHMETİ’nden.’ denilmez mi? ![]() ‘Ya YUNUS.’ dedim, ‘Sal ile deryaya açılmadık, buğday olup toprağa saçılmadık, dünyada köprü olup geçilmedik. ‘ALLAH!’ dedik AŞKI’na düştük, AŞK’ımızı mangaldaki kor gibi deştik. Ne var ki; vardık ‘ALLAH!’ dedik, döndük kul gönlüne rahmet misali düştük. ![]() Şebnemde kainatın RAHMETİ’ni bulursun. Başarı nerdedir? ‘Günümü ADI’na açtım.’ diyende. Yoksa ‘Gayreti kuşandım, dünyayı döşendim.’ diyende değil. Oymayı dileyen dedik, incide rahmetin olumunu gördük. Daha önce verdim ya. Şebnemde kainatın RAHMETİ’ni bulan, incide olgunluğuna erendir. RAHMETİ’ne erende dahi, dünyanın mihnetini görendir. Denir ki, ‘HAKK’ın RAHMETİ ile yıkanmış-paklanmış, pür-ü pak olmuş; dünya mihneti onu nasıl bulmuş?’ Mihnet dediğin rahmetin müjdecisidir, kaderin elçisidir. ![]() Hiç bir zahmet, rahmetsiz kalmaz ![]() 'RAHMETİ bol olsun, bolluğu bilen gelsin.' diyene de ki: RAHMETİ her an boldur. Uyan alsın, alan görsün, gördüğü gibi olsun, şahı gönlünde bulsun. Senden aldığını dileyene versin. 'Senden bana, benden ona.' desin. ![]() RAHMET HAK'tan, zahmet kulundandır. Elbet her zahmet değerini bulur, değeri kadar RAHMETE nail olur. HACI BEKTAŞ ![]() Birliği bilmekte, birliğe uymakta, birlikte selameti bulmakta; kulun zahmeti değil, HAKK'ın RAHMETİ vardır. PİR SULTAN ABDAL ![]() Dost zahmete 'Rahmet.' der. KAYGUSUZ ![]() kulu-kulu ile RAHMET'e erer ![]() (Cümlenin hayrına okunacak dua nedir?) Daima rahmet dilemek! “RAHMETİNLE yıka bizi.” ![]() RAHMETİ sizlerle sizlere dağılır, ZAHMETİ ile her birinizi eğitir ![]() HOCA selamladı yürüdü. Gönüllere selam verdi, güzel günde cümleniz ile oldu, zahmette olana rahmetini sundu. ![]() Dağlar gelse eğilse, yollar gözümde bükülse, RAHMET buram-buram dökülse; alabilirsen senindir! ALLAH’ım, nasibini her an gönderir; RAHMETİ asla kesilmez. PİR SULTAN ABDAL ![]() “Atı yola süreceğim, buğday tarlasına gireceğim, sahibine soracağım; ‘RAHMET mi, zahmet mi?’ RAHMET olmasa zahmete gerek kalmazdı, zahmet rahmetsiz bilinmezdi. Öyleyse O verecek, ben bileceğim; O görecek, ben soracağım, böylece kulluğum ile övüneceğim.” dedi, YUNUS’um ![]() ne sağırda, ne körde, zahmet görmeyiniz. ALLAH’ım her zahmete RAHMET’ini ekler; kulundan, kulluk hizmetini bekler; bilmeyenin hatasını saklar; O’na yöneleni paklar. ![]() RAHMET, kayıtsız şartsız her var olana gelendir YUNUS ![]() “Değdiğim her çalıda, heybenin tozu kaldı; yerden göğe baktım da, aklımda RESULÜ’nün sözü kaldı. Dileyin de RABB’inizden RAHMET’ini, görürsünüz kaldırır üzerinden zahmetini.” dedi, EYYÜB’üm ![]() YAHYA söze yerden aldığı ile katıldı, gökten aldığı ile sevindi. RAHMET. ![]() Kimi halden hale gelir, kimi daldan dala gezer, kimi gerçeği bilmez yalana küser; RABB’im, sanmayın yarattığından RAHMET’ini keser. ![]() “...RABB’im RAHMET vermese, kul bostanı sulamaz.” dedi, EYYÜB ile gelen BEHLÜL’üm cümlenizi selamladı. ![]() “...RAHMET’ini VERDİĞİ kadar aldım taşırmadım.” dedi, ADEM dünden güne selamını iletti. |