İlim
21
Dünya ilmi geçici, kuvvete bağlı.
Aldığını veremez, bu alemden ilgilenmez.
YM olsa da suyunu umduğu gibi almaz, yol vermez.

11
  Müyesser olmak;
kulun elinde değil, ALLAH’ımın VERİMİ’ndedir.
Elbet ilmi var.
İlim nedir? Var olan şeyin, izin nispetinde ispatı.
Benim verdiğim, kulun alışının ötesi.
GARİB’in ispatı, delili.
Almayı bileydi, ilmiyle denirdi.
Almayı bilmeden, vermeye yol aldı, kendini ispat etti.

14
Kuyunun verdiği suyudur, suyu eksilmez.
Ne var ki nehir gibi akmaz, dereye dökülmez.
Eğer ilmini kendine saklarsan, kuyu misali kalırsın.
Varsın nehire kol olsun, yeter ki ‘Deryaya’ desin,
gönlünü ona versin.
İlmine güvenen, kuyuya benzer.
‘Benim de suyum var’ der.

19
Kalem kula niye verilir? İrfana ersin diye. İrfan kimde olur? ALLAH’ımı bilende. Eline verilen kalem, hataya düşürmez. Yataksız sebze büyümez, vakti gelmeyen sebze çürümez. Yeterince alınmayan ilim, irfanın hazmına yardımcı olmaz. Yiyeyim, güleyim dünyayı bileyim diyen; kuyuyu kendine imtihan kapısı seçendir. Zanneder ki kendi diyecek, sonrada kendi sesini alacak.

26
Her öğrendiğin kelime O’nun ilmidir.
MERYEM

2 temmuz
İlmin hududu;
HAKK’ın elinde, alimin dilinde, mümin kulun gönlünde. İlmin hududu çizilemez, kainatın sırrı çözülemez.

7
Minareye müezzin çıkar, ezan okur; kimin için?
Elbet cümleye.
Ulema ilmini paylaşmazsa, ulema denir mi?
Paylaşırken, ‘Bende olanı vereyim’ derse,
ilimden habersizdir.
‘Bizim olanı açalım, hep bir olup söyleşelim’ diyen; KUR’AN’a uyandır.
YUNUS’um der ki:
“Ne ilmi belledim, ne pazar kolladım;
ilimde, ÖZ’ümden geleni söyledim.
ÖZ’üme VEREN’e uydum;
pazarda, elime geleni nasibim diye aldım.
‘Azına kanaat, çoğuna şükretmek gerekir’ dedim.
Kanaat, elbet şükrün ötesindedir.
Oymaya el atarız, gönüllere göz atarız,
her dileyen eli tutarız.
Dünyayı dileyene, bir pula satarız.
‘Dünya senin mi ya YUNUS?’ derseniz;
madem kulu için yarattı, elbet benim.
Dünyayı dilersin, ‘Sat bana’ dersin;
al derim, dileyene veririm.
Kendini bulsun, dünyayı dileyene satsın diye.”

17
Minareye çıkmayan, ezanı okuyamaz;
ezanı okumayana, müezzin denemez;
dünyayı bilmeyene, gezgin denemez;
merkezi sormayana, yerindesin denemez.
Çatıyı örtmeden binayı bitiremezsin, içinde oturamazsın. İlmine girmeden, ‘Yolundayım’ diyemezsin.
‘İlmi nedir?’ dersen; O’nu bulman, O’ndan olanı bilmen, O’ndan gelene uyman.
İlim, kitapta değil gönüldedir.
Kitapta sadece erkan bulunur.

2 kasım
Öğrenmeye niyet ettiğin,
gücünün üstünde ise; gayret boşunadır.
Gördüğün, gönlünün aldığının ötesinde ise;
hayret boşunadır.
Öyle oldukta, ‘HAKK’ın MUCİZESİ’ dersiniz.
Olay, kulun gönül gözünün açılmasıdır.
ALİ’nin buluşu ilminden midir?
Elbet ALLAH’ımın İZNİ’nden.

22
Dilenen; ALLAH’ımın İLMİ midir, yoksa HİKMETİ midir? HİKMETİ burada, İLMİ oradadır.
Çözeyim diyen kulu, zordadır.
Gayret; İLMİ’ne ermek midir,
yoksa HİKMETİ’ni görmek midir?
İLMİ’ne elbet eremezsin, vermedikçe;
HİKMETİ’ni göremezsin, ermedikçe.
Ermek; tekamül etmek midir,
yoksa gömleğinden sıyrılmak mıdır?
Gömleğini sıyır ki göresin, RUH’un açıklığına eresin.
Her kulun RUH’u paktır, çünkü onu veren HAK’tır.
Alacağın vereceğin O’nadır, ereceğin göreceğin O’dur. O’ndan geldik, O’na döneceğiz.
Sıyrıldı isek; dünyada öleceğiz, ölmeden bileceğiz. Bileceğimiz nedir? O’nun SIRLARI değil, kendimiz.

27
İlim, bilmektir;
   bilmek, görmektir;
   görmek, bölmektir;
   bölmek, maddeyi zerrelere ayırıp,
   hiçbirşey bilmediğini anlamaktır.

20 kasım
İlim, bilmeye değil çözmeye gereklidir.
Ne var ki, verilen kadar.
‘Yedi yerde bilindim, yedi sohbette bulundum’ diyen ‘Onsekizbin Alem’in kaçta kaçını bilmiş olur?

16
‘Doğuşun dengi nedir?’ dendi.
Doğuş çokluğa dönüştür, dönüşte buluştur.
Geceyi açabilir misin, akıl gücün ne kadar üstün olsa? Asayiş senden gelir sanma.
Düzeni buldukta, dumansız kaldıkta tekamül;
bedenin yapısına hüküm verdirir, kapısına değil.
Tekamül bilimdir, İLMİ’ne uygun.
İlim nerden gelir, nerde bulur, nerde kalır?
Aynayı eline aldıkta, ‘İlimde gördüm’ der misin?
İlim kula buldurur, kulu oldurur, doğuşa götürür.
Doğuş; kendini, ÖZ varlığını buluştur.
ÖZ dendikte söze yer yok.
Dünya sözdedir, dünya gözdedir,
dünya bizde değil sizdedir.
Biz ÖZ’de, siz sözde.
Ne var ki söz ÖZ’e getirir.

24
Sırdan maksat bilimdir, şaraptan maksat ilimdir.
Bildikçe, sırrını çözersin.
Bilim manayı, ilim maddeyi söyler.
Dünyayı çözenin,
yolunu çizenden olduğunu bilmek, kulluktur!
Aydan soran ilme yönelir, kainattan soran bilime.

1 nisan
Sürat yapıya kapı olmaz, yol arabayı sürmez.
Araba için, önce at gereklidir.
'Olayım’ diyen, olmayı dileyene;
önce bilim, sonra ilim gereklidir.
Bilmeden olamazsın, olmadan göremezsin,
görmeden veremezsin!

5
Dün ispat edilmiş denilen, bugün silinir.
Yeni bir terim kurulur, gelecek günde o da silinir.
Yeni görüşler, yepyeni buluşlar açıklandık ta;
bugün ispat ettiğin her olay, kendi kendini siler.
Bilim, gün-gün ilmi siler.
Bilim hakikat, ilim mantık!
Ben dünya gününde,
kendimde çözemediğim bilime vardım.

30
'Her hale uyarım, her sözü duyarım, her yolu bilirim.' diyenden uzak dur.
Çünkü; ilimin, bilimin sonu gelmemiştir,
hududu çizilmemiştir.
YUNUS

30
"...Alacağını değil vereceğini düşün!
Her kul mutlaka alır, çünkü YARATAN’ı bilir.
Vereceğin ilmindir, elbet aldığın bilgindir."
dedi, YUNUS’um

13
Her adım sözedir, her bilim gözedir, ilim ÖZ'edir.

20
Taç giyse kral dese, bilene ayak uyduramazsa,
taçtan tahttan ne alır, dileyene ne verir?
Taç, bilim olsun, taht ilim versin, cümlenize gülsün.

21
bilim tasında ilim aşı yenilir,
güzel, yerine daha güzeli getirir,
her gün bilineni götürür, bilinmeyeni getirir.

26
Düşünce, sevginin anahtarıdır.
Düşünmeden ilmine eremezsin, bilenden olamazsın! Bildiğin zaman, sevgisiz kalamazsın.

18
Kulluk ilmin, talip olma ile başlar.

3
“ ‘YA ALLAH’ dedik, girdik söze.
Dilenen sözü verdik size.
Kapalı hiçbir konu verilmemiştir,
kainatta yeri olmayan, derilmemiştir.
Öyle ise gizli olanı değil, açık geleni arayalım.
RESULÜ’nün sözünü tarayalım.
İlmi, nerde ararsan, orda bulacaksın.
(RESULÜ’nün sözünde mi?)
Gökte arayan buldu, yerde arayan buldu,
deryada arayan buldu.
Ne var ki, asla nokta konulmadı;
kainatın her zerresine varılmadı.
Kimden kime nasip verildi ise, orada gerçek açıldı.
Her günde açılacak; gölgeden öylece geçilecek.”
dedi, HAMZA DOST

6
Yerden göğe bilim, gerçek yönde ilim.
YAHYA

4
ALLAH’ım, İLMİN, SEN’in BİLGİN’de kalmış;
noktanın milyonda biri, her bir kuluna dağılmış.
HAMZA DOST