![]() MEVLÂ’mın SIRRI’nı niyazımda buldum, O'na varmaya duacı oldum. ![]() Duanı ALLAH için yapasın, SIRRI’na ermek için değil. ALLAH’ımın SIRRI O'nundur, sana ne verir? ![]() ALLAH’ım akıl vermiş, dünyada çok sır saklamış; aklını yorsun, arasın bulsun diye. ![]() Dünya günümde an geçmedi, ALLAH’ıma sığındım. ALLAH’ımla arama dünya yükü koymadım. Dediğim, yolumun sırrıdır. ‘Sırrı.’ dediğim gizlilik değil, görene açıktır. Çeyrek dünya alınmaz, dünya sırrı çözülmez. Bize dünya sırrı değil, ahiret yolu gerek. Dünya sırrı izince çözülür, gezince değil. ![]() sohbet, dendiği yerde kalmalı, kulun sırrı kula verilmemeli. Günde denen değil. Kul, derdini dedi ise, sırrını sana açtı ise; dediği sende kalsın. ![]() (Sırlarımı saklamam, içine kapanık olmam; iyi midir?) Sorun yerinde. Olduğu gibi aldın, verilene uydun. Sırrını ALLAH’la paylaş. Kulun vereceği, sadece sözüdür; ALLAH’ımın vereceği, derdine çözümdür. ALLAH’ım, sırrını saklayan kulunu sever. ![]() Sebebini bilmediğin olayın sorgusuna düşme, üstü örtülü olanın altını deşme, dünyanın sırrına değil, kainatın sırrına bak. ![]() ALLAH’ımın SIRRI’na aklın ermez. ![]() Kainatın sırrı, bir kulun aklı ile bulunmaz. KABE’nin sırrı KABE’de gizlidir. Kulun sırrı, gönlünde gizlidir. Her sır anahtarı, ULULAR’ın elindedir. ![]() ALLAH’ıma ‘İlle sırrını bana bildir.’ denilmez. Çünkü SIR, O’nundur. Sen de O’nun sırrısın. Seni sorana, kendini bildirebilir misin? Kendini kendin çözebilir misin? Neden EVLİYA sırrını açtıkta yok olur? Yaptığı da EMR-Ü İLAHİ iledir. ALLAH’ım onu, tapılmaktan kurtarır. ALLAH’ım onu kuluna bildirir. EMRİ’ni onda oldurur, ve göçünü anda gösterir. ![]() ‘ALLAH’ımın SIRRI’nı çözeyim’ demedim. Diyenden olmayana; ‘ALLAH’ım RAZI olsun, huzuru yuvasında bilsin’ dedim, duacı oldum. ![]() İlmin hududu; HAKK’ın elinde, alimin dilinde, mümin kulun gönlünde. İlmin hududu çizilemez, kainatın sırrı çözülemez. Kainat; ADEM’den bu yana, gelmiş göçmüş cümle kulların sayısı kadar sır saklar. Her doğan kul ile, yeni bir sır doğar. Onun için, kainatın sırrı çözülemez. ![]() Gerçekten maksat, SIRLARI değildir. Her var olan açıktır, ne var ki sır sendedir. Zorladığın kapı, sana ikinci kapıyı gösterir. Orda gücün kesilir YUNUS ![]() Olandan ötesini desem bilemezsin, kabına sığdıramazsın. Gelenden-gidenden, sır sorsan, sana diyeceği şudur; ‘Ben de sırrım.’ ![]() Yer mi güzel, ser mi? Yer, yabana; ser, çobana; sır, varana gereklidir. YUNUS ![]() Daha önce soruldu: 'Gelenler, tüm sırları bilir mi, her olanı görür mü? 'O'ndan oluş, sırlarını biliş değildir. Ufku geniştir, sırrı değil. Mertebe denilen odur. Dağda yukarı attığın her adım, sana daha geniş görüntü verir. RUH'lar hafifledikçe yükselir-yükselir. Elbet en yüksekte olan diğerlerini görür. ALLAH'ımdan aldığı kadar verir amma, cümle sırlarını değil. Sırlar, sır oldukta alınır. Güneş, her doğuşta görülür. Ne yıldızlar, ne ay, ne de güneş kendi sırrını bilir. Kul kendini bildi mi? Yaratılış sırrını buldu mu? Halbuki KİTAB'ı eline verildi; 'Senin sırrın!' denildi. 'Oku bilesin, oku çözesin, oku çizesin.' dendi. (İkra?) EYVALLAH. Hala ne bilindi, ne çözüldü, ne çizildi. Kıyamete kadar okunur, bilindiği anda çözülür, çözüldüğü anda çizilir. İşte ona kıyamet denilir. KUR'AN'ın sırrı odur. KUR'AN da sırdır. Oku, oku, oku. 'Hangi dilde okusam?' denir. Hangi dilde çözersen. ![]() Sır, sormakla değil beklemekle açılır! ![]() kulun yaratılışı sırları çözmeye dardır. Kainatın tüm sırrı KUR'AN'da yazılıdır! Ne var ki her kulun yorumu ayrıdır. ![]() ÖZ'de sözde BİR olalım, kendimizi bilelim. Kainatın sırrını YARATAN'a bırakalım. Çünkü sadece DİLEDİĞİ'ne VERİR, DİLEDİĞİ kadar GÖSTERİR. ![]() Vergiyi, tasarrufun altına alamazsın, alırsan bulamazsın. Gerçek, yaratılışta açıktır, kul, perdelidir. 'Sır' denen, kainatta değil sendedir. Aynayı aldığında, nasıl ki kendini görürsün, kainatı da kendinde bulursun. 'Bulursun' demekten maksat, perdeleri açarsın, yani çözersin. ![]() Sende kainatın sırları vardır. Sende her varolan zerrenin sırrı vardır. ![]() "...Sır sendedir bende değil, ser sendedir bende değil, söz bendedir sende değil." dedi, KAYGUSUZ selamladı. "İki adım öteye bildiğindir, on adım öteye gördüğündür, yüz adım öteye duyduğundur." dedi, selamladı yürüdü. ![]() Sohbetleri açık-açık okursanız, satırlar arasındaki sırları çözersiniz. Verdiğimiz yazılar, bilinenin ötesindedir. ![]() ALLAH'ım gizli SIRRI'nı gizlediğinden değil, bilmeyenin görmediğindendir. RESULÜ'ne açılan, ALİ'ye de açıldı. ![]() HAK sırrını sana bana değil cümleye verir, cümle O’nu görürse. ![]() Renklerde, kainatın sırrı saklıdır. ![]() “Eğri odun düzelmez, gönül verdi çizilmez; ‘Yandım ALLAH!’ diyene, asla kapı kapanmaz.” dedi, YUNUS’um sözü aldı: “ER olduk gürledik, sırtımıza odun vurduk terledik, aldık-verdik, sırladık. ‘Aldığın nedir, verdiğin kime?’ denilir: ÖZ’ümü bildiğim gün, yeri göğü dolandım; aldığım bilgi ile, bedenimde sallandım. ‘Aldın, vereceksin.’ dediler, beni kuma urdular. ‘Tane tane sayasın, aldığına doyasın, her dileyenin gönlüne kıvılcım koyasın.’ Vermemek elde midir, bulmamak bende midir? ‘Gel!’ dedim her kuluna, ‘Sor!’ dedim ER kuluna, bilmiyen zor kuluna. ‘Bilenden olacaktır, gününü bekler.’ denilir, her kulu ile ÖZ’ünün meyvesi yenilir.” dedi, YUNUS’um selamladı yürüdü. ![]() Bilmediğin, senin için SIR ise de; bilindiği gün, açılandır. Öyle ise, günü gelmemiş konu; bilen için SIR değildir, bilmeyen için örtüdedir. Dağlara taşlara sorsan, gördüğüne yorarsın, bildiğin kadar kavrarsın. ![]() “Asi atı bağladım, ayağındaki yarayı dağladım; çoban gelsin bekledim, SIR dediyse sakladım.” dedi, YUNUS’um ![]() Saklı olan, saklayanın zimmetindedir: açık gelen, RABB’imin himmetindedir MERYEM |