Akım
2
Tekamül, sadece fikirdedir.
RUH yapısı,
kulun ALLAH'ı ile arasındaki oluşumdur.
Yapıya konan her taş, yapıyı bütünler.
Nesilden nesile gelen kulları da
ancak bu yapıya harcını katar.
‘Yeni gelen nesil akıllı oluyor,
tekamül onun ile çözülüyor’ diyene söyleyim.
Kulun yapısı her an yenilenmekte dedik,
daha önce verdik.
Her an ölür, her an dirilir.
Kulun dünya ile kainat arasındaki irtibatı,
çeşitli akımlarla yönetilir.
Ana rahmine düşen bebek ÖZ’ü,
ananın günde aldığı akımlarla gelişir.
Elbet hiç bir ana, dün alınan akımla
bugün aldığı akımı birbirine katamaz.
Çünkü geriye dönemez.
‘Akım, günden güne değişir mi?’ denilir.
Elbet değişir.


Denildiği gibi akım yoluyla beslenen fikirler,
beden yapısında yerini bulur.
Beden yapısı ile beslenen bebek,
elbet günün akımını bünyesine alır.
Bu günün akımı ile beslenen ana,
yavrusuna elbet dünkü akımını aktarmaz.
Olay budur.
Afrika’da ana yavrusuna, kendi aldığı akımı verir.
Yavrunun akıllılığı, tekrar-tekrar gelişten değil,
dünyadaki oluştandır.


7
Elektrik nedir? Olumsuzluğun kayıtlı hali.
‘Olumsuzluk nedir?’ dendi.
Elektrik akımı elle tutulmaz, gözle görülmez,
kayıtlı hale gelmedikçe. (Nedir?)
Güneşin verdiği, dünyada kardığı,
‘Kozmotik oluşum’ diye adlandırılan.
Dünyanın neşrettiği, güneşin haşrettiği bileşimler;
elektrik akımını oluşturur.
Pozitif akım yerden, negatif akım güneşten gelir.
Geliş oluştur.
Oluşturan buluşturur.
Havada, suda her an akım mevcuttur.
Asıl olan, akımdan RUH’u ayırandır.
RUH enerji yüklüdür.
Ne var ki elektrik denilen değil.
Beden, RUH’un kablosudur.
Nakil değil mekandır, kainata imkandır.


16
Her kulun sevgi derecesinde akımı olur.
Bu akıma ara istasyon karıştı mı, parazit olur.
Bilirsin, biz GARİB’i bu parazitten koruruz.

8
Üstünlük, akımın çokluğudur.

25
NASRETTİN HOCA geleydi, derdi ki:
“Sendeki akım, zamanımdan kalma mı?
Akımın gündeki değeri, sana göre çok üstün.
Bendeki akımı oraya vermek için;
üç vilayet akımı bir araya gelse, kontak eder.
Evet, çok zayıf kalır. Yanar, karanlıkta kalır.
Ana merkez buradadır.
Oraya en çok binde, yüz binde biri iletilir.
Size verilendir miktar. Akımın ana merkezi buradadır.
Kul merak içindedir, öğrenmek hakkı.
RUHLAR akıma tabi olurlar.
Bazı RUH az akım alır, bazısı çok.
Ayrıdır, her kul kendi akımını kendi alır.

4
Elden-koldan-beyinden aldığını veremezsin.
Verilen akımla, beynin yumuşaklığı ölçülebilir mi?
Beyin alım merkezidir. Vermek, akıma tabi değildir.
Şu demektir. Beyin, trafo merkezidir.


9
Beyni düşündün mü, yapısına göz attın mı?
Ne gördün, neden yumuşaktır?
Sert akım alır da ondan.

5
‘Şaşırmış’ dediğin kulun elinden tutman gereklidir.
‘Neme lazım’ diyen, kendi de eğridedir.
Ne var ki, el verirken ağaca yapılan oyma misali.
Akımın yükü her kulda ayrı tezahür gösterir.

25
Gönülden gönüle, akım vardır.

10
Kulun akımı yerine göre güneşten üstün gelir.
Elbet kul güneş için yaratılmadı amma,
güneş kul için yaratıldı.

31
akımda dahi iki kuvvet vardır.

18
Akımın özelliği nedir. İki zıddın bir oldukta verdiği.

27
İdrak bedenden nakleder. ‘OL!’ denen, var olandır.
Ne var ki, beslenmeyen atmosfer, akım ile doludur.
Akım almayan RUH uykuludur.
Dünyaya geliş, akım alıştır, uykudan uyanıştır.
RUH’un bedenden ayrılışı, akımın ötesine geçişidir.
Ne var ki, artık her RUH, akım ile yüklüdür.


Bilmek için, uykudan ayılmak gerekir,
akım ile yüklenmek gerekir.
Kulunun MELEKLER’den üstünlüğü,
akıma gerçek diye baktığındandır.
Verilen akıma RUH, bedensiz olarak dayanamaz.

30
Söz ile Öz bağlanır, güzellikler söylenir.
Ne var ki, kainatın düzeni akım ile denetilir.
Her an, her zerre akım ile yenilenir tazelenir.
Akım; gönlünde duyduğun AŞK'ın,
yuvanda yediğin aşın oluşumunu tazeleyen olaydır.

Çözüm aranır, 'Atom' denilir, zerrelere bölünür.
Yine de çözüm sadece arayana verilir.
'Akım' denildikte çözüm, kulun bilgisinin çok üstündedir.

MERKEZ

'Akım dediğine ne isim verdik?’ denilirse;
susuz bırakmayan, havasız olmamayı,
yeniye yeniyi katmayı bilen güç diyelim.
Bilen güçten maksat; YÜCE ALLAH'ımın EMRİ'nde olan, kainatın düzenine baraj kuran,
dönen ile söneni anında birbirine bağlayan güç.
Elbet HAKK'ın tecellisi.
İşte o güç her doğanı
bir gün evvel doğandan bilgin kılan güçtür.
Bilginden maksat elbet alim değildir.
Bir bilene, iki bileni üstün sayar.
Ne var ki, her seveni bilenden üstün kılar.


Akım, sevgi yüklüdür, bilgi yüklüdür.
Ne var ki, her kulun kendi şeklidir.
Kulun niyetinde şekil alır.
Her var olanda tecellisi görülür.
Uymayı deneyelim dediğimiz odur.
Sevgi buldurur, uyanı oldurur.
Unutulmasın, geriye dönüş değil,
her anı yaşayış vardır.
Her an, kuluna bildi ise kardır.
Yüz ile verilen, akım ile sezilen odur.
Rüyayı güne bağlayan, olayda kulu eyleyen düzen;
akımın tesiri içindedir.
'
Gece ile gündüzde nasıl tecelli eder?' denildi.
Değişen sadece kulun düzenidir.
'Niyazın gecede sevabı çoktur' denilen,
katıksız alınan akımdır.
'Katıksız nasıl?' denildi.
Yumuşak kulunun düzenine uymayan,
hali halini bulmayan;
yalnızlıkta uyar, uyduğu anda duyar.
Duymaktan maksat, güzellik gönlüne dolar.


16-1
Sorguya yol açan, yoğun çalışmaya giriş halidir.
Soğuk sıcak demeden, yolu çamur görmeden
açacağın yolda, tutacağın elde genişlik,
elbet akımın artmasına yol açar.

16
bitkide devamlı sevgi akımı, verici akım vardır.
'
Akım almamış bir RUH kalmaz' dedik,
daha önce verdik.
Denenmiş olmaz.
Her kul gelir akım alır, öylece kendini bulur.


17
Her kul belirli olduğu halde,
-beden düzeninde-
bilemediği ölçüde RUH'u ile dolaşır.
Ne var ki, gezintiler,
aynı akıma uyan RUHLAR'la buluşmadır.
Beden, hali ile duyamaz.

8
BİR olan, BİR'liği bulan her kulunun
sarıdan aldığı bilinsin.
Sadece akımdır.
Bendeki sendeki,
dost olan cümledeki akım aynıdır.

6
'Düşündüğüm olaylar?' dersiniz,
her an düşüncelerinizi neşredersiniz.
Size kapalı gelen bize açıktır.
Soru, yersiz değil.
Denir ki: 'Herkes düşüncesini neşrediyor.
Alırken, karıştırmıyor musunuz?' Asla.
Akım, eşit aralıklarla sergilenir.
'Alıcı verici hataya düşerse, yargılanır mı?' denildi:
Hata dünya halidir, kulun nefis yoludur.
Dayanmayı bilen, dünyada gülendir.


12
Her alış veriş, kendini bilmene yardımcıdır.
Gökte ve yerde bilinen senden sana iletilendir.
Her yıldız altı günün dengidir.
Yedinci günün doğuşu, aydan alacağı,
güzeli öyle bulacağı bilinir. Elbet bizim bilgimizdir.
Nedir dendi: Altı gün yıldızların,
yedinci gün ayın tesiri altındadır.
Yedinci gün hangisidir dendi: Cuma.


Dünyayı bilenin, ayı yakın görenin günleri sayması,
devrini yapısına göre çözmesi;
elbet kulun kendi bilgisine sığmaz.
Günler yönlerini yıldızlardan alır.
Kulun bilgileri, öylece birbirine eklenir.

(Yönden murat nedir?)

Gördüğün, yıldızların neşrettiği akımlar.
Her gün aynı akımı alsa dünyanın düzeni olmazdı.
Değişen akımlar gelişen düzeni kurar.
Bu olay da kuluna yarar!
Yıldızların verdiğini söyler misiniz diyene sözüm:
Elbet vereceğim. Ne var ki günde değil.
Ay'dan alınan nedir dendi:
Ay her zaman sevgi neşreder.
Yani neşrettiği akım, yapıcı birleştirici
-emsalini ayırmaksızın bir tutucu-
titreşim şeklinde dağılmayan enerji nakleder. Dağılmayandan maksat; toz değil, hazdır.
YUNUS

şubat
Dünya gününü cumadan verelim.
Aydan aldığı, kulunun haline uymasını dilediğidir.
Aydan gelen enerji, buhar şeklinde yoğun gelir,
her kulu nasibini alır.
Eğer bedende yapıcı etki kaldı ise, birbirine eklenir.
‘Gözle görülür mü?’ denildi.
Görmeyi dilersen görürsün.
Sadece, kendinde asla menfi akım bulunmasın.
‘Menfi akım nedir?’ dendi. Olumlu, olumsuz.
Kulun her olayı, olumlu yönden görmesi gereklidir.  Olumsuz görmeye alışan kul,
bedene menfi akım yükleyen kuldur.
Her yazımızda ‘Olayları güzele alınız’ dediğimiz odur.
Gülü dikeni ile, toprağı çamuru ile,
toprağı taşı ile seversek,
aydan gelen yoğun enerjiyi görmüş oluruz.


20
'Katı gelen söz açmaz,
dağlar taşlar yol açmaz'
diyene sözümüz.
Katı geleni yumuşatalım,
dağları taşları yola bağlayalım.
Güneşte olumlu gün başlar. 'Ne demek?' dendi.
Sevgisizlik akımı sevgiye dönüşür.
Her kulu 'ALLAH' diye konuşur.


17
Körden sorsan, sesten tanır.
Sağırdan sorsan, yüzden tanır.
Göçenin tanışı, yaratılıştandır. Elbet konuşur.
Ne var ki ses ile değil. Bileceğiniz hal ile verelim:
'Us' ile konuşur.
(Ustan murat, akıl değil mi DEDE’ciğim?)
EYVALLAH.
(yahut bizim telepati dediğimiz?) Akım.
Doğuşta başlar, ölüşe kadar yerini alır.
Vardığı yerde, kendini bulur.
Elbet, getiren us değildir.
Nerden alsa, kimden bilse,
gönül kapısı beden yapısını verir.


22
Zerreler madde ile verilir, mana ile beslenir.
Gönlünü öyle aç ki,
madde olan her zerren mana akımın da erisin.
ALLAH’ım, her halde
akım alamayan kullarını korusun.


29-2
Akıl akım ile çalışır.

23
Her akım alanın,
yaratılış biçiminde hizmete girdiği bilinir.
Onun için; önce yoğun çalışalım,
nefiste dilenen hale alışalım.
O zaman,
gelen akımın yorumunda hataya düşmeyiz,
ne gelirse gelsin şaşmayız.
Kendini bildi isen, dikenini sıyırdı isen,
çam misali oldu isen; aldığın akımı olumlu iletirsin,
dilenen yerde denenmiş halde şüpheni silersin.
Akım, her kulda vardır.
Kanat açan gökte uçan kuşta dahi.
Alıcı olduğunuz, aldığınız trafoyu bildiğiniz gün;
sileceğiniz her gölge, DAYANDIĞINIZ’a ulaştırır.
YUNUS

19
Hizmeti sizlerle birlikte yürütelim diye
ALLAH’ımdan EMİR aldık,
ÜRETEN’i sizlerle bağladık.
Elbet dağıtan olacaksınız.
‘Üreten kim?’ denilir. GARİB.
Sözden aşalım, hizmete koşalım.
Doydum diyene aş vermezsin,
yoruldum diyene taş vermezsin.
Köşeye yer veren ile el ele olunuz.
(Altılar mı?)
EYVALLAH!
Dört yönde selvi misali boy ile durunuz.
Çınar misali genişleyiniz.
(GARİB’in ürettiği mesaj mı, sevgi akımı mı?) 
Elbet sevgi akımı. Mesaja da dökülen o değil mi?
Her konu, kendini olay yerinde açar.

‘Alacağım’ dediğini değil,
dağıtacağın malzeme seni zengin eder.
YUVA’mız her olayın çözüldüğü mekandır.
VARLIĞIMIZ O’nun emrettiği makamdır.
Asıl olan mekana ve zamana bağlı kalmayandır. Mekanımız, her dileyene açıktır.
Açık geleni güne kadar aldınız, aldığınız ile doldunuz; vermeye mecbursunuz!
Emir bizden değil ALLAH’ımın verdiğindendir.
Eğer aldığınızı vermezseniz,
yüküne katlanamayacak ağırlık sizleri bekler.
Çünkü, yüklendiğiniz akım dağılmadıkça,
olduğu yerde, olduğu binayı sarsar.
‘Günüm yeterli değil, işim biterli değil’ diye
kendinde olanı kendinde bırakırsan,
ALLAH yardımcın olsun.


28
Akımın menfi geleni, bedeni sarsar.

15
‘Nasib ALLAH’ diyeceğiz, HAK ADI’na gireceğiz.
Mümin olan bilir, nasibi gür gören,
istese istemese katılır, senin ile dilediğine atılır,
çünkü akımımızda düğüm vardır.
(‘Düğüm’, kopmazlık anlamında mı?)

EYVALLAH. ALLAH’ımın DÜZENİ’nde,
köşe noktalarda değişik gelen akımlara düğüm atar. Akımlar, gidiş gelişlerde
negatif pozitif çaprazlar oluşturur.
Çaprazların çatıştığı köşelere denk gelen eşler,
asla ayrılamaz.
Onun için, ‘Olanı, olduğu gibi al’ dedik,
daha önce verdik.
Düzeni kuracak ALLAH’ımdır.
Denk gelmeyen akımda, zaten duramazsın.
(Amaç farkından dolayı mı?)
EYVALLAH.


22
Sevgi, elbet akımdır, müspet akım.
Toplulukta, ne verilirse o alınır.
‘Kin, nefret geçersizdir’ denirse de,
sevginin olmadığı yerde menfi akım iletilir,
o da bulaşıcıdır.
KAYGUSUZ

10
Akım, çekim birbirinin eşitidir
MERKEZ

"...Her akımın çekimi,
kendi çekirdeğinin özünde düğümlüdür."
dedi, MERKEZ’im


12
(KUTUPLAR’ın akımı düzenleme işini
biraz daha açıklar mısınız?)
HAZRETİ MUHAMMED’den bizlere gelen Akım’ı,
DÖRT KUTUP tanzim ediyor.
DÖRT KUTUP bu akımı düzenlemezlerse,
bizler (cümle) bu akıma dayanamayız.