Mümin
10
Mümin kul şaşmaz.
Şaşarsa kalmaz, karı çok olmaz.
Cezadır çektiği, mümin kul olduğu için.
Mümin olmasa, yolu bilmese uyarılmaz,
yol verilmez.

28
Mümin olunca, günler yaşanır.
ALLAH’ım ne güzel vermiş,
kulun dünyasını süslemiş.
Görüp bulana,
‘Yarattın şükür.’ diyene ne mutlu.

11
Yanarken yanmalı, yunarken yunmalı,
ALLAH’ın verdiğine katlanmalı;
mümin kulu isen, yolunda gideni isen.
‘Ben ALLAH’ımın mümin kuluyum,
her dileğim olmalı,
ALLAH’ım beni duymalı.’ diyen
kökten yanılır.
ALLAH’ım duyar, kulunu görür,
münasip olanı verir.
Mümin kul, dünyada el üstünde midir?
Elbet açarım.
Huzurun manası,
hiçbir düğümün olmayışı mıdır?
YUNUS’a göre huzur;
ALLAH’ına şüphesiz inanmaktır,
olan düğümü hayır diye çözmektir.
Elbet hayırdır.
Hayır olmasa,
ALLAH’ım o düğümü oraya atmaz,
kulu derde katmaz.
Mümin kulun yaptığı;
ona hayır diye inanmak, sabırla çözmek.
Huzurun, dilediğin olunca gelecek mi?
Huzuru kul yaratır.
‘ULU kul.’ dersin,
ULU kulun düğümü yok mudur?
YUNUS

18
İsteyene vermek, ne büyük sevap.
Mümin kulun yoldaşı çok olur,
yumuşak kulun haldaşı çok olur,
olmuş kulun niyazı çok olur.
Ne var ki, olmuş kulun dileği,
kendi için değil, kefili olduğu kulları içindir.
Dilekleri, onun için makbuldür.

14
Mümin olmak, namazla değil niyazladır.
Niyaz; ALLAH’ımın ADI’na söz etmemektir,
SÖZÜ’nden çıkmamaktır.

6
ALLAH’ımın her mümin kulunun,
müminin üstünde,
kulunun bünyesinde bir üstünlük mevcuttur.
Kiminin gözde, kiminin kulakta;
kimi elde, kimi dilde olur.

12
Bedduadan mümin kul uzak durur.

17
Mümin olmak,
ders almakla değil gönül koymakla olur.
‘Hafız.’ denir, KUR’AN derlenir;
o kul mümin midir?

2
Mümin;
   münasip yolu bilir,
   HAK YOLU’nda bulunur,
   kulu için yorulur,
   ahirette görülür.

3
Ne serdedir, ne yerdedir, ne yeldedir.
YÜCE’den gelen EMİR’dedir!
Mümin kulun niyazı;
serde olmaz kurur, yelde durmaz üfürür,
yerde olmaz toprağa karışır.
Gönülden alınır, ALLAH’ıma iletilir.

13
Olgunluk, mümin kulun yoludur.

6
Kul kuldan ayrılmaz, ayıran mümin olmaz.

8
NUMAN der ki:
“Mümin olmak, el bağlamakla değil,
ALLAH’ıma gönül kapını açmakladır.”

1 temmuz
Mümin kul yol bilir, sözünü eden kula elini verir.

28
Mümin kulun sofrası açık.
Aşı bol veren kol, alan el;
YARATAN YÜCE ALLAH’ımın.

Cennet, cümle mümin kulların olduğu yerdir.
CENNET-İ ALÂ, ALLAH’ımın HUZURU’dur.
 ‘Mümin’ demekte amaç;
namaza duran,
kul önünde
‘ALLAH!’ diye feryat edeni düşünmeyin.

1 Ekim-1
Mümin olan, her olaya hoşnut olur.

25
AŞK’tan nasip alan ALLAH’ımın kulu,
mümin değil midir?

Mümin yolun doğrusunu arar,
bilmediğini bilene sorar,
bilenden aldığını hayra yorar.

26
‘Nerden neyi koparalım’ demedik,
mümin kulda yobazlık görmedik.
Mümin olmak;
ALLAH’ımı gönülde bilmektir,
kainatta bulmaktır.

2 haziran
Mümin ‘Yolcuyum.’ der,
mürşit ‘Hancıyım.’ der.
Hancıyı yolcu bilir, yolcuyu kolcu bilir.
MÜRŞİT-İ KAMİL, kolcudur.

25
“...Mümin olmak, ‘ALLAH’ım!’ demekle kalmaz.
Verdiklerinde kul bir şey bulmaz ise.”
dedi, HOCA NASREDDİN

10
Hata aranmadıkça, her kul mümindir.
Hataya düşüldükçe, af dileyen,
‘ALLAH’ım!’ diyen, mümin kulun yardımcısıdır.
Mümin kula yardımcı olan kul da mümin olur.

16
Camiye gittim, diz büktüm diyen her kul;
kulluğa layık mıdır?
Mümin olmak;
VEREN’i bulmakla,
VERDİĞİ’ni sevmekle yol alır.

3
Mümin olan bilir,
MÜRŞİD-İ KAMİL yolu bilendir,
dileyene verendir.
MÜRŞİD-İ mümin,
‘Yolum nedir?’ diyendir,
bilene sorandır.

11
mümin kulusun, yolunda yürüdükçe

Camiyi bina eden mi,
yoksa orada gönlünü açan mı mümin kuldur?
Elbet gönlünü açan.

‘Mümin oldum.’ diyen,
andığı her kulun gönlünü hoş edendir.

20
Mümin; sadece
‘YARATAN’ım!’ diyendir,
VERDİĞİ’ne uyandır.
MUSA da mümin,
İSA da, MERYEM de,
cümle yaratılan da.
Mümin kul vardır, müslim kul değil.
YUNUS’um der ki:
“Bin müslim, bir mümin edemez...”

10
Mümin, yolun uzununa niyet eder.

2
Cemiyete üye olan,
kaidesine uymaya mecburdur.
‘Uymayım.’ dersen;
haklı bile olsan, cemiyet seni ezer.
Mümin olmak, sadece secdeye varmakla değil.
Cemiyete uymak ta, müminin vazifesidir.

8
Mümin olmak için,
dört duvarın dibine oturmak gerekmez.
Soylu soysuz biliyorsan,
kim gelirse gülüyorsan,
altın gümüş bağlıyorsan;
‘Mümin kulusun’ derim.

16
Yüzler yola dönerse,
kuşlar dala konarsa,
odun ocakta yanarsa;
mümin kulu olursunuz,
HAK SÖZÜ’nü bilirsiniz.

6
FATIMA’nın selamını,
ALİ’nin kelamını cümlesine veririz.
Selam, HAK KELAMI’dır.
‘Ya mümin.
Sende olan ile sen yükümlüsün,
sende kalan ile sen hükümlüsün.
EMRİ’ne uydu isen,
elde olanı dağıt,
beni seni sil de nefsini eğit;
DOST dediysen kuluna,
hali ne olursa olsun, unut.
(Kini, nefreti silelim mi?)
EYVALLAH.’ dediler

19
Müymin olan her kuluna çiçeklerden sunarız,
‘ALLAH! ALLAH!’ dedikçe bulduğunu umarız.
PİR SULTAN ABDAL

24
“...Müymin olan, akıl mantık cevherini kullansın,
desin ki; ‘Ağaç var, gölgesine girerim,
Güneş’i öyle seyrederim’
Aldığım RESULÜ’nden olsun,
beni bende bulsun!”
dedi, PİR SULTAN ABDAL

9
“...müymin olan, senin ile beni BİR bilendir,
DOST KAPISI’nda kini silendir,
aldığını vermeyi huy edinip
her dileyene bölendir.”
dedi, PİR SULTAN ABDAL

6 temmuz
Müymin; yolun bekçisi değil, hakçısıdır.
‘Ben bilirim.’ diyenler,
bekçiliğe taliptirler.