Sıfat-ZAT
21
Cümle kul, zatının koruyanıdır.
Kullarının cümlesinin KORUYUCUSU’dur.
O'ndan başka KORUYUCU yoktur.
Yanılıp kimseden koruyuculuk dileme,
ALLAH’ımdan başka.
Her türlü KORUYUCULUK VASFI’nı,
ZATI’nda toplamıştır.

4 aralık
YARATAN’ım korusun.

7
ALLAH’ımın ZATI, kumun yerde oluşu;
ALLAH’ımın SIFATI, kula sırtını verişi.

16-2
Hoş gördüm,
‘ZATI’na AŞK’ım,
SIFATI’na hürmetim gereklidir.’
dedim

5
CAN’dan geçtik, CANAN ile bir olduk,
O’nun AŞKI’na düştük, PİR olduk,
beden ile CAN’ı ayırdık.
Bedende SIFATI’na hürmet ettik,
CAN’da ZATI’nı bulduk.

26-2
gönül, her ne kadar kum misali ise de,
kristal kadar naziktir de.
Kırılanda değil, kırandadır kayıp.
Kırılan sıfattır, zaten yok olmaya hazırdır.

2 nisan
Gelmeyi YM dedik,
her sohbette ALLAH’ımın ADI’nı andık.
Yaprakta SIFATI’nı gördük,
‘Topraktan yeşerir.’ dedik.
25
Hürmetimiz SIFATI’na,
AŞK’ımız ZATI’na,
yolumuz GÜLÜ’ne,
günümüz Doğuşu’na kapı açar.

30
Yaratılan her varlıkta O vardır.
Gönlünde ZATI,
bedeninde SIFATI mevcuttur.
Gönlünü ZATI için,
bedenini SIFATI için pak tutmalısın.

27
Çevreni dolayanı gör,
gör ki İHLAS’ı bilesin,
SIFATI’ndan O’na varasın.
Gördüğün ne bir çiçek, ne bir böcektir.
Kainatı YARATAN’da,
SIFATI’nı BİLDİREN’de,
olaylar ile dolduranda;
sevilmedik ne var ki?

18
Yetmeyen YÜCE’den gelmez,
olmayanın varlığı aranmaz.
VARLIK, YÜCE’nin ZATI’nda;
VARLIK, YÜCE’nin SIFATI’nda;
VARLIK, YÜCE’nin “OL!” DEDİĞİ’ndedir.
ALLAH’ımın ZATI’nda vardır.
SIFATI’nda şu anda sen var mısın?
Elbet varsın, çünkü sen “OL!” dediğisin,
O’nun NURU’ndan VERDİĞİ’sin.

26
ADI’nı bildik, SIFATI’nı sevdik,
ZATI’nda BİR olduk.
AŞKI’na düştük

Sen sadece O’ndansın.
O’ndan gelenle kucaklaşmak;
dünyada selameti bulmaktır,
O’ndan gelenin ötesine varmaktır.
Odun ile kömür halidir.
Odun hali, SIFATI’nda halleşmek;
kömür hali, ZATI’nda buluşmak.

11
Yumak olmadan örülmez,
dünyaya gelmeden görülmez,
ZATI’ndan SIFATI bilinmez.
SIFATI’nı göreceksin,
düğümünü çözeceksin;
ancak ZATI’na öyle varacaksın.

19
‘Kaftanı sırtına aldın mı,
dünyayı tek mi buldun?’ diyenlere sözüm.
Dünyaya tek gelmedim.
ZATI’nda olduğumu bilerek geldim,
SIFATI’na gülerek katıldım.
ADEM

29
Cemde SIFATI’nı,
CEMAL’de ZATI’nı gördük.

SIFATI’nda,
af edilen her kulun adı bulundu.

11
Herşey O’ndandır,
O’nun ZATI’ndadır.
Kainat O’nun SIFATI’nda,
O’nun GÖLGELERİ’ndedir.
Gölgeden maksat,
suya baktıkta aksini görürsün.

14
Aslında ZATI ile var olduk,
SIFATLARI ile varlığımızı bildik.
O’na dönmedik mi?
Demek ki O’ndan ayrı değiliz,
ve O’ndan gayrı değiliz.

22
Madem ki O’nun SIFATLARI’na malikiz,
mutluyuz-kutluyuz.
Çünkü O’nun kuluyuz.

17
 O, kainatın bütünüdür.
Olan, O’nun SIFATI’dır.

1 şubat
Sevgiden uzak kalan,
kainatın sıfatına hürmet etmeyendir.
SIFATI’nı bilmeyen,
ZATI’nı dilemeyendir.

4
CAN’ımız CANAN’da,
gözümüz CEMALİ’nde,
güzellik her gördüğümüzde.
Ne var ki, her gördüğümüz sadece SIFATI.
Aradığımız, ZATI.
SIFATI’nı bilelim ki, ZATI’nı bulalım.

6
OSMAN’ın halifeliği,
OMAR’ın halifeliğinden üstün mü?
Birinin adaleti, öbürünün celadeti,
HAZRETİ ALİ’nin kuvveti,
HAZRETİ EBUBEKİR’in sahaveti.
ALLAH’ımın, kendilerine LÜTFETTİĞİ
SIFATLARI’ndandır.

8
CAN bende, ten sende, bulalım kainatta.
‘CAN bende’ denende,
CANAN’ı gönülde bilendedir.
Ten sende denende,
SIFATI’nı dünyada görendedir.
 
8
Ben sözü sıfatına verdim, özüne değil.

9
YUŞA der ki:
“Gelip gördüğüm, kâl ile bulduğum,
her vergisinde ‘Şükür ALLAH’ım’ dedim,
nasibin ile sıfatlandım.”

21
Kendi hatasını örtmeye çalışan, VELİ kul olur.
Evliyalığı çalışması ile değil, bilmesi ile alır.
Bildiğini bilemezsin, bil ki yaratılanı bölemezsin.
Yaratılan TEK BİR’dir, bir binadır.
Bölersen; kainat SIFATI’dır,
TANRI dedik ZATI’dır,
 ‘ALLAH!’ dedikte
ZATI ile SIFATI.
TANRI dedik, söz ile izahını verelim.
 ‘TANRI’m!’ dersin, sadece O’na hitap edersin.
‘TANRI’yım’ diyebilir misin?
Asla, çünkü SIFATINDAN’sın.
O’na döndükte, bedenden sıyrıldıkta;
sen de O’sun.
O sende olmasa,
O’nu sana bildiren nedir?

21
Tuz, deryanın madde hali dendikte;
deryanın sıfatı söylenmiş olur.
VEREN’in verdiğinde,
madde olsa dahi SIFATI vardır.

2 eylül
sevilenden ol, SIFATI’nı üzerinde bil.

27
VASFI’na değil ZATI’na dönünüz.

Vasıf nedir?
Doksandokuz’dan biridir.
VASFI’na ermek, elbet güzeldir.
Ne var ki, niyaz ile değil vazife ile.

18
Sevgi SIFATI'na, AŞK ZATI'nadır.

11-1
YÜCE ALLAH'ım, her dilediği an
SIFATLARI ile kullarına KENDİNİ gösterir.
'CELAL sıfatı, CEMAL sıfatı'

27-1
YUNUS’um söze geldi:
“Yaza kışa bakmadan,
geleni kapıdan çekmeden,
aldığın halde vereceksin;
ne hatalı görecek ne olanı sileceksin,
ALLAH’ımdan dileyeceksin.
‘RAHİM ve RAHMAN olan ALLAH’ım.
Beni SEN’den ayırma,
onu bana kayırma;
SIFATIN’la besle beni,
nefesinle sesle beni,
GÜZEL ELİN’le süsle beni.
SENİ SENDE,
SENİ bende bileyim,
cümle ile BİR’liği kurayım.’
diyelim...”

16
(Ölümden sonra,
zerreler RUH ile ne zaman birleşir?)
   ERMİŞLER’de hemen;
diğer kullar için zaman içinde.
(İnkarda olan biri için, durum nasıl?)
En geç altmış dört yılda RUH’la birleşirler.
(Bu altmış dört yıl,
onlar için uzun bir zamandır elbet?)

   Evet.
(Bu altmış dört sayısının bir manası var mı?)
Evet.
HAZRETİ MUHAMMED’in yaşam süresi;
ana rahminde ve dünyada.
(RUH ve zerreler birleşince, ne oluyor?)
NUR KABE’si.
NUR sofrası.
(Biraz daha açar mısınız?
KABE nedir, sofra nedir?)

KABE; ZATI,
SOFRA; SIFATLARI.
Kristal avize düşün;
Ortasındaki ışık; NUR,
çevresine yedi rengi verir.
RUH ve zerre,
ALLAH’ın SIFATLARI’nı alıyor.
(Yedi renk, ne manayı alıyor?)
Yedi kademe ve onsekizbin alem.
Bu kademe ve alemlerde idrak,
tekamülüne devam ederler.