Omar

3
‘Münasip midir?’ deme, kula sorma.
Münasibi kul ne bilir?
Alın yazını kim okur senin için?
Kul kulun ne nasibini, ne geleceğini bilmez.
‘Bilirim.’ diyene inanma.

omar

11
Muamma olan göze görünmez,
görünen muamma olmaz.

omar

9
Adaleti içinde duyan, ‘Adam sende.’ demeyene;
hak korumaya kalkma.
Kalkarsan; hem sen, hem o zararlı çıkarsınız.
omar

16
ADEM’den ömür, MERYEM’den sabır,
OMAR’dan adalet, EBUBEKİR’den sahavet dileyin.


10-2
‘Hep bana.’ diyen, hepsini bölüşendir;
hepsini bölüşen, ‘Dünya.’ diye savaşandır;
‘Dünya.’ diye savaşan, boşuna uğraşandır.
Dünya ne sende-ne bende, ne gelende-ne gidende;
dünyaya gelende, AŞK’ı gönüle doğanda.
Dendiği gibi, döndüğü gibi.
K
âinat senin, sen kimin?
Şarabı içersin; sen mi içtin, şarap mı seni içti?
Sen içti isen, suyun akışına uydu isen; güzel.
Şarap seni içti ise, çukurunda boğdu ise; büyük kayıp!
O zaman, ‘Dünya.’ diye savaştığına yanarsın.
omar

7-3
Yerini bulan cemiyette, kumunu eler kainatta.
YARATAN’ı neden severim?
YARATAN’ı gördükte, RUH bedene girdikte.
omar

27
Adaleti, ne kuldan ne koldan arama.
Kul da vasıtadır.
Kati olan her olay, yerini doldurur.
Kati olan her olay dedim.
Kul için yanlış gibi görünse de;
ALLAH’ımın ADALETİ tecelli etmiştir,
olay yerine oturmuştur.
omar

22
ALLAH’ım öyle YÜCE ki, kulunun her duasına bakar.
Ne var ki ‘Alsın gitsin, ne hali varsa görsün.’ demez,
kuluna hayır olanı verir.
omar

7
Kulun terazisi olan,
ALLAH’ımın AŞKI’na düşendir. ‘YM’ diyelim.
Kulun terazisi nedir?
Ölçüye vurmak değil elbet;
kula kulu buldurmak, hatasını bildirmek.
Almayacak kula, sohbet nasip olmaz.
omar

10
Hak, kulun elinde ise;
yerden bulur alır, gine de ona sahip olur.
omar

9
Kulunun kolunu zorlama ki, gönlü darılmasın.
‘Sonumuz Gül Bahçesi.’ derseniz,
elbet Gül Bahçesi’ne gidersiniz.
Aynayı duvara çevirme, boşluğu duvarda bilme,
yanlış gördüğüne gülme.

omar

27
Sözde ağzın şekline değil, zikrine değer verin.
Sahtelik gönülden gelmesin, bedende şekil almasın.
omar

10
Gönlünü ALLAH diye açan, kainatta doğruyu seçendir.
Çünkü ALLAH’ım yardımcısız bırakmaz,
‘ALLAH.’ diyen kulunu yanıltmaz.
Olacak şahit istemez.

omar

12
Müsait olmayan, ‘Niyazdan uzak kaldım.’ diyen;
gönle niyaz etsin.
Dilin varmadığı yerde; gönül alır, aldığını iletir.
Niyaz, gönülde olduğu müddetçe, değerini arttırır.
Güzellik her verdiğinde.
Yuyanın verdiği, güzeli gösterdiğidir,
göremeyene uyandırdığıdır.
Kolunu aç da gör, yerini seç de gör.
Görgüden uzak kalan, yaratılana hata arayandır.
Aslında hata, hatayı arayandadır.

omar

15
Adalet saçın aldı ise, ALLAH’ıma sığın.
‘Hak bende.’ diyorsan; ona giden köksüzdür,
sende kalan çöpsüzdür.
Kaderin çizilişi hatasızdır.
Kul yanılır, ‘Kötü kaderin kuluyum.’ der.
Dünyada harcamadığın, unutma ki seninle gider.
omar

2
Sözün değeri, gönül ölçüsündedir.
‘Nasıl?..’ dersen; mütedeyyin, kulun nüfusuna yazılmaz;
olaylarla yolun gidişine uymayanın, düğümü çözülmez.
Varsın ‘Hatalısın.’ desin.
(Kime söylüyorsunuz?) Alan bilir.
 ‘Ayağım dar gelmesin, pabucum sıkmasın.’ dersen,
dar gelen yazılmaz.
Dem yerinde, han yolunda, el-elinde.
Söz edilmesin, eni-boyu açılmasın, olacaktan kaçılmasın.
omar

31
Örülmüş duvarda hata ararsan,
duvarı indirmen gerekir.
Eğer indirmeyeceksen, hatayı unut.

omar

27
Diktiğin ağaca, su ver gölgede.
‘Neden?’ dersen; su ile güneş, birbirine verir ateş.
İki ateş bir olursa kavurur.
Onun için biraz su, biraz güneş gereklidir.
‘Aynı manada değil mi?’ denir, değildir.
Biri farz, öbürü sünnettir.
Ne var ki, her ikisi de şarttır.

omar

4
Yargıya memur edildim,
madde ile maddeden sorguyu buldum.
Mana ehline KUR’AN’ı verdim,
kendi yargısını kendisi yapsın diye.
Çünkü mana ehli, madde ile yargılanmaz.
Mümin olan bilir.

omar

20 haziran
Varlığına beni mi katmaya çalışırsın?
Ben O’ndanım.
Bedenimi uydurmayı,
ALLAH’ımın izninde olmaya adadım.
Gücün benden öte mi?
Ona de ki ‘Şeytan madem suçuna ortaktır,
neden sevabını da paylaşmazsın?’
Hatan oldu mu; şeytana uydum dersin,
sevabını kendine mal edersin.
Suç da sevap da, kulun sadece kendinindir.
Ne alınır, ne satılır, ne de paylaşılır.
omar

8
 Manayı, madde ile değişmeyiz;
‘ALLAH ADI’na!’ dedik mi, sözümüzden geçmeyiz;
yüze verdik mi, arkaya dönüp kaçmayız.
Daldaki elma haldedir.
‘Ne demek?’ denirse, olgunluktadır.
Müşaade, YÜCE’nin; uymayan değil, gecenin.
Gönüller aydın olsun.
omar

7
Savaşı sulhu temin için düşün ki, muvaffak olasın.
omar

15
Ummadığın olursa, ‘Bu nedendir?’ der misin?
O’na sual eder misin?
Yağmuru bekledin yağmadı,
ümidini kestin ‘Ekinim yandı.’ dedin.
Sabaha kalktın, yağmuru buldun; sual açabilir misin?
Her olmadık gibi görünen,
olumunda kulu şaşırtan O’ndandır.
Onun için hiçbir olaya sual açmayalım,
‘Neden olmadı?’ diye suçlamayalım,
sonra ‘Nasıl oluştu?’ diye şaşkınlığa düşmeyelim.
Dile düşürür, ölçülere vurur.
Olaylar olmasa, kullar ne ile ölçü alır?
Göre-göre ağaca vurursun.
Hata sende mi, ağaçta mı?
Ne ağaçta, ne sende, ne de O’nda.
Çünkü hata, O’ndan sadır olamaz.
Olaylar; niyetin olgunluğunu, kulun hamlığını,
ALLAH’ımın YAZDIĞI’nın ne denirse densin
bozulmayacağını gösterir.
Merdaneyi, hamura değer vermek için kullanırsın.
(Merdane olayları mı temsil ediyor?) Evet.
Konuşan da O, konuşturan da; bize ne düşer.
Olumun mayalıdır, geçtiğin yol kayalıdır, vardığın sahilidir;
ayağına takılan, takılacak olan her taş, HAK YOLU’nun halidir.
Ne var ki; kumda yürüyenin ayağına, neden zarar verir bilinir.
Kumda ayak gömülüdür, taş ona nasıl vurur?
Sadece yolunda durur, elbet zarar vermez.
omar

21
Suyu susuza sor ki, sana kuyu açsın;
ondan yol dile, önüne geçsin.
Kumda iz arama, çünkü örtülür;
dağda dizini vurma, bertilir;
giden ile gelenden sorguya düşme,
yumağına düğüm verir.
omar

5
HAK elde, HAK dilde, HAK gönülde oldukça;
gayrısını selamete götür.
Götür ki; elin-dilin-gönlün, vazifesini yapmış olsun.
omar

10
Pencereni geniş aç ki, görüşün örtülmesin.
Kapını güneş yönünde seç ki, gölgede kalmasın!
omar

9-2
Aşını, eşini, düşünü dile verme!
‘Alacağım, aldığım SEN’den, verdiğin EYVALLAH’ de.
Yağan yağmur, esen rüzgar;
yaprakları dökse, yerde çamur birikse; söze verme.
Altın tabak, bakır tabağa denk olmasa da;
içine konan aş, ne olursa olsun, mideni doldurur.
Ağacın gölgesi, seni dinlendirir; asla yolundan alıkoymaz.
Ne var ki, daha önce dendiği gibi; önce gerçeğe uy.
ALLAH’a emanet olunuz.
omar

9
‘Uydum.’ diyenin, sözüne değil ameline göz atınız.
Uymadı derseniz, uygununu anlatınız.

Gene uymazsa, kılıca el atınız.
‘YA ALLAH!’ deyip uzatınız.
Rast geldikte HAKK’ın ELİ’dir.
‘Gelmedi.’ dersen, elini indirirsin.
‘Adalet ortada.’ dersin.
Çünkü kararı verecek O’dur.
Verdiğini alacak O’dur.
Düzene uyduracak da O’dur.
Bilmeyene bildirecek de O’dur.
Bin düşmanım olsa da;
ALLAH’ıma dayandı isem sırtımı,
kimse gelip alamaz pırtımı.
omar

21
Çizilenin görüldüğü, kaderin örüldüğü,
adım gidildiği, nasıl inkar edilmezse;
olayların kadere yazıldığı da, asla inkar edilemez.
Madem yazılmış, niye her olana isyan edilmiş?
Daha güzel yazan mı var? Yazılanı bozan mı var?
Olanı olduğu yerde alalım, HAK en güzel yazar bilelim.
Niyet kurmayalım, olsun ayalım.
Aymayı çok evvel verdim, tane-tane gösterdim.
Vereceğini gösterir, gitmesen de ayağına getirir.
Bulayım diye aramaya hacet yok.
Bulacağını, ALLAH’ım karşına çıkarır.
Bulmayacağını; kainata çember çeksen, gözünden kaçar.
Kulu şifa bulacak ise, ALLAH’ım verdiğine uydurur,
geçeceği duyurur.
Dumanlar dağılsın, niyazlar edilsin,
söz bohçaya konulsun kaldırılsın.
Söze-söz katmak, geçmişi gelecek ile karıştırır,
kulun dumanını artırır.
omar

24
Oyna, bildi isen; söyle, gördü isen. Bildiğinden kaçma.
‘Yerimden olurum, gözden silinirim.’ dersen;
kaçtığın an, gönüllerden silinirsin.
Bilen demezse, bilmeyen kimden öğrenir.
‘Umduk.’ denir, olmazsa üzüntüye düşülür.
Umduğun olmadıkta; hata sende mi,
umduğunu vermeyende mi?

omar

27
Günün yorumu, saysın sorumu.
Akana çanak tuttun mu?  Çukura kum döktün mü?
Sorumsuzluk dileyene ‘Sorumlusun.’ dedin mi?
Kayguyu silesin, olana gülesin.
‘Dileyen gelsin, dileyen kalsın.’ dersen;
sözün cevabını özünde bulursun.
‘Al beni.’ diyene elbet kapı açılır.
‘Sil beni diyene, danışılır.’ dersen,
sözümüzün alındığını görürsün.
Sözün özünü vereyim.
‘Gününü sayacağım, ötesinde kapıyı örteceğim.’ densin.
Sayılı günün, olayla dönüşeceği görülür.

omar

18
Gönülsüzlük zenginliğe, gönüllülük enginliğe götürür.
Her meyva erdikte yenilir.
Ermeyene turfanda denilirse de, tadı ancak erdiktedir.
Sözü edilen, kainatta erdiği bilinen,
adları duyulmamış olsa dahi,
vergisinden eksilmeyen ULULAR’ın,
geçende vereni ile güne geleni yargısız söz alır.
‘Ne demek?’ dendi.
Günün yöntemi, gelenin vergisine dolaylıdır.
Asla yargıya yer vermez.
Hummalı gününde gelen, huzur verendir.
Savaş gününde gelen, kuvvetine dayanandır.
Gelen, günün yöntemine uyandır.

Çünkü BİLEN, YAZAN’dır.
omar

22
Elmayı dörde bölsen,
dörtten birini alsan, öbürü haram mıdır?
Olumsuzluk biri dörde bölmek,
birini alıp üçünü inkar etmek.
Olay budur.
Cümlenizin yolu MUHAMMED Yolu’dur.
EBUBEKİR, OSMAN, ALİ, OMAR.
O’nun dörde bölünmüşüdür.
Birini alsak, öbürlerini inkar haktan mıdır?
HAKK’ın YOLU’ndan mıdır?
O’ bizim, biz O’ndan.


22
Bir sevap, bin günahı götürür, kulu aydın getirir.
omar

19 eylül
Ayırdığın her danede,
HAKK’ın vergisini gör, gördüğünü gözet.
Dal yere düştü ise, saz et.
Atayım dersen, verdiği sese kulak takmadın derim.
omar